Perşembe, Şubat 18, 2010

Postcrossing



Postcrossing. Bunu yeni ogrendim. Dunyanin her yerinden adiniza kartpostal gelmesini saglayan ucretsiz bir sistem. Once uye olup sizin gondermeniz gerekiyor. Ayni anda 5 kisiye gonderebiliyorsunuz. Kartlariniz yerine ulasmaya basladikca siz de sistemdeki yerinizi aliyorsunuz, size de kartlar gelmeye basliyor. Ne kadar cok kartpostal gonderirseniz o kadar cok kartpostal geliyor. Laranin adina uye oldum hemen. Gonderenlerden yasadiklari yere ait ilginc seyleri, gelenek goreneklerini vs paylasmalarini istedim profilinde. Biraz buyudugunde farkli ulkelerden adina gelmis, ona yazilmis bir suru kartpostal olacak. Fikir cok hosuma gitti.

Bunu duydugumda ilk aklima gelen ‘artik kartpostal kaldi mi ki’ oldu. New York’da farkli kartpostallar bulmak zormus mesela, ogrendim. 5-6 tane klasik NY goruntusu var, o kadar. O yine iyi, NJ karti bulamadim henuz. Insanlar profillerinde ne tur kartlar tercih ettiklerini yaziyorlar, bazilari hayvan, araba, cicek, tren karti istiyor mesela. Yok ki. Herkese NY karti gidiyor mecburen. Akvaryum, plaj, hayvanat bahcesi vs gittigimiz yerlerden kart toplayacagim artik. Haftaya Tolga geliyor, Fethiye kartlari istedim ondan da. Burada kart cok yaygin aslinda ama kartpostal degil. Varsa yoksa temali (dogumgunu, evlilik, dogum, emeklilik vs) ve yazili, kapakli kartlar.

Ankara’da kart pazarlari kuruldugunu hatirliyorum. Ozellikle bayram, yilbasi gibi ozel zamanlardan once. Kar kis demeden gider, musamba tentelerde birbirinden ayrilmis tezgahlardaki yuzlerce kartin icinde kendimizden gecerdik. Benim gibi e-mail bile yazamayan adam kart yazabiliyormus demek o zamanlar. Hey gidi.

Ilk kartimiz da gecen hafta geldi. Cocuklar gibi sen oldum gorunce. Yukaridaki onun resmi.

Salı, Şubat 09, 2010

27. Ay

Kede 27 aylik olmus. Dogumgununden beridir saymiyordum, ne zaman gecmis 3 ay. Bu ay albumde cok az resim var cunku resim cekemiyoruz artik. Makineyi ne zaman elime alsam cekmeee, bivak onuuu diye bagiriyor. O anda guluyorsa bile makinayi elimde gordugu anda aglamakli oluyor, birakmazsam bagiriyor gozler doluyor falan. Cok feci paparazzi muamelesi gormekteyim anlamadim ki nedir. O yuzden resim mesim yok efenim.

Hadi sen bizi cek diyoruz o da yok. Bazen makinayi almak istiyor ama biz de bir ucundan tutuyoruz diye kiziyor. Tepesi atti mi elinde ne varsa firlatma huyu var. O anda sakinse bile 3 saniye sonra birseye bozulmayacaginin garantisi yok ki guvenip makinayi eline verelim. Resimsiz yasayacagiz bir donem galiba.

Bu firlatma olayi en cok masada hasil oluyor. Onune koydugun birseyi istemiyorsa ve al diyorsa hemen alacaksin, ikinci kez soylemiyor cunku, almazsan ne oldugu hic farketmiyor aynen yeri boyluyor. Doymussa yine alip saga sola atmaya basliyor kalan yemegi. Bir de bize kizmissa o an, biliyor ki bizi kizdiracak bu hareketi, gozumuzun icine bakarak yere atip misilleme yapiyor.

Masadan yere indiriyoruz kendisini hemen, anlatiyoruz her seferinde yaptiginin yanlis oldugunu, biraz da kiziyoruz tabi. Surat bir karis dinliyor, ‘tamam mi lara?’ ‘tamam diil’. Bizim reflekslerimiz gelisti bu arada, ne yapacagini sezdigimiz anda atlayip aliyoruz onunden de her zaman yetisemiyoruz. Yavaas yavaas daha iyiye gidiyor, bi 100 kere daha soylersek bu is tamam herhal (!!??) :) Allahtan salonda yerler tahta.

Yemek secme olayi tavan yapmis durumda. Sac bas yolma halindeyim ben de. Cok istahli bir cocuk degildi zaten simdi iyice abartti yememe isini. Yemek istedigi seyler: makarna, findik fistik, biskuvi, simit, kek, borek. Bu kadar. Babaannesi sabahlari yumurtasinin yarisini biskuvi rusvetiyle yedirebiliyor, peynir yemeyi birakti, sutu de ancak kasikla biraz icirebiliyormus. Bizim olmadigimiz zamanlarda yarim tabak sebzeyi zor bela yine biskuvi yardimiyla yedirebiliyor kadincagiz. Benimleyken onu da yemiyor.

Makarna seviyor ya ona birseyler katalim dedik, hayir sade olacak. Peynirlisini bile yemiyor. Borek de mumkunse bos ve kuru olacak. Kiymali borek verdik evirip cevirdi baska bovek istiyom diyip geri verdi. Yilbasi aksami mezelerden yemisti, gorenler de bak ne guzel yiyor demisti. Ertesi gun agzina koymadi hicbirini. Hatta Balca sevdi diye o aksam cok yedigi mezeden yine yapip getirdi, yanina bile yaklastirmadi kede. Birine gittigimiz zaman bizi tamamen yalanci cikararak atliyor yiyecek birsey varsa, evde bin turlu rusvet, maymunluk, tehdit ise yaramiyor. Okulda yiyor allahtan, ogretmenleri yediriyor orada, onlara giki cikmiyor.

Yemedigi gibi icmiyor da. Su gunde bir cay bardagi icerse sansli sayiyoruz kendimizi, sut toplasan 1 bardak oluyordur. Meyve suyu sikiyorum ona da bakmiyor, sonunda ben iciyorum. Adilin cikolatali sutu olunca konu, durum degisiyor tabi, onu bayila bayila iciyor. Ama birseyli sut icmeye baslarsa bir daha sade sutu icmek istemeyecegini bildigim icin (bkz. kardesim) her zaman cikarmiyorum cikolatali sutu karsisina. Birkac ay once biraz daha iyiydi, en azindan tarhana corbasi severdi, nohut yerdi, arada bir baliga hayir demezdi falan. Dogumgununden beridir onlara da yuz vermiyor. Cok sinirleniyordum yemeyince, baktim bagirip cagirmaya basliyorum geri cektim kendimi. Ustunde durmayaya calisiyorum ama zor oluyor.

Takildigi sarkilar var. Old MacDonald'di bir ara. Sonra Twinkle Twinkle oldu. Skip to My Lou, London Bridge diye devam etti. Bir sarkiya takildi mi you tube'da buldugumuz her versiyonunu izliyoruz o sarkinin. Simdiki favorisi ilk gozagrisi ABC sarkilari. Listemizde en az 12 farkli versiyonu mevcut, hepsini izliyor yine yeni yeniden. Bir de Krtek the mole seviyor bu ara. 4-5 dakikalik bolumlerden olusan bir cizgi film. Cok sevimli, konusma yok. Katiliyor gulmekten kostebegin maceralarini izlerken.

Su ara en sik soyledigi sey: bivaz sova (biraz sonra). Lara altini degiselim – bivaz sova anne. Uyku saati geldi – bivaz sova. Sacini tarayalim – bivaz sova… O biraz sonra yapilacak isin sikicilik oranina gore hic gelmeyebiliyor.

Inciler:

- lara hazir misin
- hazivim diil

Eline televizyon kumandasini almis
- ben bunu bozcam anne

- kizim bardagini ben tutayim sen oynarken
- siki tut baba sakin dusutme
- duserse noolur?
- ovdek kiziv (kizar), fil kiziv, kelebek kiziv, baba kiziv, anne kiziv, kopek kiziv…(tum oyuncak hayvanlarini ve bizi saydi)

- cici kizlar yemegini yere dokmez
- dokuv (doker)

- sen kahvalti etmeye mi geldin prenses
- abla sana prenses dedi sen prenses misin?
- pivenses diil indistan

Uzaktan tren sesi duyuluyor
- tveni anneyle mi govcez babayla yoksa mi

- onlav gelmistilevdi

Salı, Ocak 05, 2010

Yilbasi

Yilbasi partisi bizim evdeydi bu yil. Kabilenin cogunu toplamayi basardik. Herkes birsey yapip getirince menu hemen cikiveriyor ortaya ve pek zengin oluyor. Lara genelde 8.30 gibi yatmaya cikiyor. Uyur uyumaz ona kalmis ama yukari cikiyoruz o saatlerde. Yilbasi aksami o kalabalik ve gurultude nasil uyuyacak acaba, basucunda white noise mu acsak acep diye dusunuyorduk.

Hani onu uyutmaya cikaracagim ya, ne zaman dalar da asagi tekrar inerim belli degil ya, cikmadan birseyler yiyeyim dedim ve iyi bir evsahibesi olarak herkesten once ben yedim:) Ve fakat kedenin baska planlari varmis, asagida parti varken yukari cikip uyumak da neymis. Peki dedik nasilsa bayilir bir ara. Sasirtti bizi, gece 1’e kadar oturdu nerdeyse. Ne yedigine de karismadigim icin abur cuburlarla pek bi hasir nesir oldu, keyfi cok yerindeydi. En son saat 11.30’da onune misir cipsi kasesini cekmis bir yiyor bir yere ufaliyordu:) Tatlilardan da kendisi yeter diyene kadar yedi eh o mutlu olmasin da kim olsun. Onu durup durup tikinirken gorenler ‘yemiyor diyorsun hani bak cok guzel yiyor’ diyorlar. Abur cubur veya tatliyi yiyor tabi, benim derdim yemek (= sebze, tavuk, sut, yogurt vs) yememesi. Koy onune cips, biskuvi, kek, cikolata sabaha kadar yesin.

Noel babamiz da mevcuttu. Cocuklar bayiliyorlar, heyecanla bekliyorlar gelmesini. Diziliveriyorlar dizinin dibine, tum sorularina cevap veriyorlar, tek tek sarki soyleyip hunerlerini sergiliyorlar sonra da hediyelerini alip olaydan kopuveriyorlar oyuncaklarinin basinda:) Lara o sirada Adilin kucaginda oturuyordu hic iplemedi noel babayi, kilini bile kipirdatmadi gorunce. Onceden soylemistik gelecegini gelmesin demisti. Ama hediye getirecek dedik getirmesin dedi. Biz noel baba boel baba derken ‘bi de Adil baba var’ diyip bayagi eglendirdi bizi:)

Saat 12 civarlarinda televizyonu actik, geri sayimi hep beraber yaptik. O siralarda biraz huysuzlasmaya basladi, ornegin iyi yillar lara diyince ‘iyi yillar diil’ diye cevap veriyordu kizarak:) Yarima dogru da iyice bos bos bakiyordu artik ama herkes gidene kadar inatla yukari cikmadi. Herkes gittiginde bile ayakta zor dururken hala ‘baney istiyom’ (barney seyredecekmis) diyordu:) Cok iyi dayandi valla o saate kadar. Parti kizi kede.

Çarşamba, Aralık 30, 2009

Kadam Adam

Gecen hafta kar yagdi. Bayagi da yagdi. Odamizdaki takvimin aralik ayi sayfasinda kardan adam var. Ona bakarak kardan adam sarkisi soyluyoruz ay basindan beri Larayla. Kadam adam diyor. Kar yagacak soyle yapacagiz kar yagacak boyle yapacagiz derken yagdi iste. Kar tulumu almistim kedeye, hani oynayacagiz ya cilginlar gibi karlarin icinde. Tuluma karsi bir antipatisi var yalniz hatunun. Bu aralar giyer diye aldigim kot tulumu da reddetti. Annemler giydirmeye calistiklarinda avaz avaz aglamis istemiyom diye. Kar tulumunu da yanina bile yaklastirmadi. Kendime not: tulumun fisini bul, iade et.

- lara hadi disari cikalim
- cikmalim
- e kardan adam yapacagiz ya
- yapmalim
- kartopu oynariz
- no
- gel bak cok guzel karlar
- cikmicaaaaammm
- bohu

Hayir, cikartamadim. Buyuk cocugun hevesi icinde kaldi. Inatci kede cikmadi disari. Bu yaslarda pek hoslanmayabiliyorlarmis daha buyuk cocugu olan bir arkadasin dedigine gore. Ama ama karlari boyayacaktik, kardan adam yapacaktik, kar yaginca ben isi asacaktim kedeyle sokaga atacaktik kendimizi...Bir baska kisa kaldi galiba.

Bugun okul cikisi okul bahcesindeki karlarin icine girdi birazcik. Yururken dustu, elleri kar oldu. Soyle bi bakti ellerine, gelip ustume sildi ellerini sonra yine gitti karin yanina:) Azicik daha yurudu ustunde, tamam. Anne kucak alsana:)

Cuma, Aralık 25, 2009

Nuvel Baba

Eh, buralarda Aralik ayinda Noel Baba patlamasi yasaniyor malum. Hemen her alisveris merkezinde, sokaklarda, magazalarda birer adet noel baba mevcut. Laralarin okulda kucuk bir partileri olacakti ve cocuklar birbirine oyuncak alacakti, ama hediyenin kimden geldigi belli olmayacakti. Bize yine 2 yasinda bir erkek cocugu cikti kurada. Noel baba da gelecekti partiye, hediyeler onun cuvalindan cikacakti muhtemelen. Gorunce korkmasin diye onceden anlatmaya basladik noel baba gelecek laraya hediye getirecek diye. Resimlerini gorunce hemen taniyor pek de seviyordu. Kapi her caldiginda nuvel baba geldi diye kosturarak kapiya gidiyordu, o derece.

Partilerinin oldugu gun okuldan almaya gittigimde ogretmenine sordum nasil gecti diye. Korkmus boncuk noel babayi kocaman karsisinda gorunce. Aglamis biraz. Birkac metre yakinina bile gitmemis, fotograf cekemedik dediler:) Uzaktan izlemis. Heyecan falan kalmamisti yanima geldiginde. Noel baba geldi mi diye sordum 'geldi' dedi. Yine gelsin mi dedim 'gelmesin' dedi:) Aksam yatarken de ertesi gun okula gitmeyecegini soyledi 'Aya okula gitmiycek' (bir gun once 'aya okula gitcek nuvel baba gelcek' diyordu heyecanla:)) Noel baba gelmeyecek sen gidebilirsin dedim. Supheyle karsiladi once, birkac kere daha soyleyince ikna oldu gelmeyecegine, okula gitmeyi kabul etti :)))

Perşembe, Aralık 24, 2009

Aya


Kedenin konusmasi demisiz en son, ordan devam edelim. Lara oldukca erken basladi konusmaya, simdi de masallah her konuda laf yetistiriyor bize. Henuz dilinin tam donmedigi kelimeleri buraya not etmek istiyoruz ki ileride de hatirlayabilelim. Simdikilerden ornekler:

kavengi = kahverengi
aya = lara
mela = meral
umat = murat
adikilim = hadi bakalim
tekav = tekrar
avisek = havai fisek
tinkil = twinkle
situmu = see you tomorrow
ova soda = ondan sonra
bakaba= balkabagi
suvan = sogan
komacan = kocaman
badun = brother
ometen = ogretmen
pikmik = piknik
basaka = baska
akikoptev = helikopter
tefon = telefon
ecep = recep
skitiv = sticker
kadam adam = kardan adam
peymiv = peynir

Yumurtaya umuta diyordu bir ara simdi yumuta diyor. Balona banon diyordu simdi duzgun soyluyor. Kendine aya diyor. Yakin arkadasi Selin ona vava diye sesleniyor, o yuzden arada da vava diyor kendine. Cektigimiz videolari seyrediyor sik sik, Selinle olan videolari favorileri arasinda. Seyrederken anlatiyor bir yandan da soyle olacak boyle olacak diye. Ozellikle o videolari izlerken kendine vava diyor. Videolarda yaptiklarina da cok guluyor. Mesela suyu dokmus, ayagi takilmis, topu yanlis yere atmis, yaptigi kule yikilmis...katiliyor gulmekten.

Okulla sorunu kalmadi artk, alisti iyice. Sosyallesmesine yardimi oluyor tabi ama hala cok cekingen. Laralarin sinifi odanin dip tarafinda oldugu icin kapiya gelebilmesi icin bir yas buyuklerin sinifinin icinden gecmesi gerekiyor. Ilk baslarda arada baska bir cocuk varsa gelemiyordu, ogretmeni getirsin diye bekliyordu. Simdi cocuk varmis yokmus hic umursamadigi gibi yolunun ustunde cocuklarin oynadigi birsey varsa ona da basip geliyor:) Oraya alistigi icin rahat hareket ediyor tabi.

Dogumgunu pek o kadar rahat olmadi ama. Oyle cok kalabalik ortamlardan hazzetmiyor hatun. Dogumgununu evde yaptik yine, misafirlerimiz gelmeye basladigi sirada uyuyordu henuz Lara. Kabilemiz kalabalik, yalniz birakmadilar bizi sagolsunlar. O gun cok gec yatti ogle uykusuna, bizim de isimize geldi. Basucuna white noise actim asagidaki gurultu gelmesin diye. Uyaninca asagi gelmek istemedi once, yarim saat falan yukarida takildi(k). Sonra biskuvi rusvetiyle asagi indirmeyi basardik, bu sefer de merdivenin otesine gecemedik bir sure. Kucagimda izledi herkesi bir sure, ilerlemeyi reddetti. Sonunda mama sandalyesiyle bulundugumuz yer arasinda olanlar baska yere cekildi, biz hemen kosup mama sandalyesine oturduk. Ciddi bir yuzle oradan incelemelerine devam etti. Uzun sure de o sandalyeden inmedi. Pek kimseyi de yanastirmadi yanina. En sonunda kalabalik arasina karismaya karar verip de yere diger cocuklarin yanina oturdugunda millet birer ikiser gitmeye baslamisti. Mum falan da uflemedi tabi:) Balkira takti kafayi o gun. Bir yere gidecek, bakiyordu Balkir oradaysa gitmiyordu. O salonda oturuyor diye bir sure mutfaktan cikmadi mesela. Kafayi cikarip cikarip kontrol ediyordu arada hala orada mi diye:)

Salı, Aralık 22, 2009

Geliyomiyo

Draft'de kalmis bu yazi, niye kalmis, saskoloz ben onu orda unuttugum icin:) 22 Eylulde kaleme alinmis kendisi, aynen gonderiyorum:

Kedenin konusmasi hizla degisiyor. Artik kullanmadigi veya dogru soylemeye basladigi kelimeleri biz de unutuyoruz zaman gectikce. Birkac tanesini not edeyim simdi de onlari bari unutmayalim:)

kangi = kahverengi
epitis = otobus
vavi = mavi
sa = sari
tunucu = turuncu
ipotun = hipopotam
kupmane = kutuphane
ambas = ambulans
gabilya = bagel

Gelmiyor, yapmiyor gibi olumsuz kelimeleri ilk baslarda olumlu halinin arkasina 'miyo' ekleyerek soyluyordu: geliyomiyo, yapiyomiyo:)

Hatunun bagimsizlik savasi tam gaz suruyor. Herseyi kendi yapacak. Yapsin tabi bir itirazimiz yok da boyundan buyuk islere de kalkisiyor ve akrep inadi tuttu mu tutuyor. Hep gittigimiz parkta iki kisim var, biri 2-5 yas digeri 5-12 yas icin. Bizimki bu ara 5-12 yas arasi icin olan kisimda fink atiyor. Merdivenle cikilan iki kisim arasina basamaklarla kopru yapmislar. Basamaklar havada duruyor gibi ve yuksekler, aralari da bos. Lara hanim tutturdu ki kendi gececekmis o basamaklari, kesinlikle tutmayacakmisim. Tutmaaa yadim (yardim) etmee diye bas bas bagiriyor. Atladigi ufak bi nokta var yalniz, iki basamak arasini kendi gecmeye henuz bacak boyu yetismiyor arkadasin. Denesin anlasin diyecegim ama dusecek ve duserken obur basamaga carpacak mutlaka ve arkasinda durma sansim olmadigi icin kotu dusecek diye korkuyorum birakamiyorum. Parkin ortasinda bir tantrum olayi hasil oluyor tabi. Son 3 seferdir oluyor bu mesela, ayni noktada bir bagirisma patlak veriyor. Baska birseyle ilgisini de cekemiyorum cunku takildi mi takiliyor hakkaten.

Hani yarim daire seklinde, ustune tirmandigimiz ve yurudugumuz aralikli demirler vardir ya, her parkin demirbasi, neydi onlarin adi, hah bi de ona tirmanacakmis kendi basina. Birisi henuz 2 yasinda bile olmadigini anlatabilir mi kedeye, ben anlatamiyorum zira. Git tirman diyorum, deniyor olmuyor cok sinirleniyor.

Kendi istedigi zaman yardima cagiriyor tabi, o zaman da gitmezsem kiziyor. Kaydiraklara kaydirak kismindan tirmanarak cikmak istiyor mesela ama kayip duruyor, iki denemeden sonra hemen beni cagiriyor anne yadim et diye. Ben gidene kadar cagirmaya devam ediyor.

Haftasonu plaja gittik. Pek sevdi. Kumlara ciplak ayak basmak istemedi once, kucagimda kalacagini bildirdi. 5 dakika sonra asagi inmis, kumsali gecip suya girmis, ayagina carpan dalgalara kikirdayip arada da tutmaa diye bana bagiriyordu. Suya iyice girmek istedi, mayon yok mayonu giy git diyince mayo nok dedi, cikti disari. Suya girilecek kadar sicak degildi hava zaten, mayosu da yoktu yanimizda. Peki dese de bu sefer olmazdi yani. Cok hosuna gitti dalgalarin ayagina gelmesi, uzun sure oynadi suyun kenarinda. Ayaklarini kuma gomduk, o da benim elimi gomdu. Daha sonra Lara mayosunu giyecek plaja gidecegiz suya kendi girecek annesi hic tutmayacak diye anlatinca tamam dedi, sasirdim. Hos neye yarayacak ki, plaj sezonu kapandi zaten. Gelecek yaz suya tepkisi ne olacak merak ediyorum.

Pazartesi, Kasım 16, 2009

Burunsal Muhabbetler


Sahne: dun gece yatakta, uyumadan hemen once

- Laracim burnun tikali mi?
- Tikali
- Acalim mi?
- Acmalim
- Ama nefes alamiyorsun bak
- Sen uyu!
- :)))

Sahne: 2 ay kadar once

- Laracim burnun tikanmis bak hadi acalim
- Nok
- Noku moku yok hadi bakalim
- Nooooooooo
- (biraz kizarak) Nefes alamiyorsun bitanem acmamiz lazim
- (agzini acip agzindan derin derin nefes alarak) Bak aliyom
- :)))

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Uc Uc Bocegim

Kede 2 oldu bugun. Dogumgunu partisi onumuzdeki Cumartesi. Ayrintilar da o zaman. Bu haftasonu cadilar bayramiydi, cakismasin dedik. Malum cocuklar pek bir yogun oluyorlar o gun, kostum giy, yuruyuse katil, kapi kapi dolas seker topla…Lara kostum giymeyi kesinlikle reddedip ne zaman konusu acilsa ‘kostum nok’ dedigi icin hic umitli degildik birsey giyeceginden. Ama ben yine de olur a diye bir ugurbocegi kostumu almistim. Gecen yil da ugurbocegi olmustu aslinda ama bulabildigim en az atraksiyonlu ve kostum degilmis gibi sunabilecegimiz bi onu buldum. Oglen sitede yuruyus olacakti, aa monta bak ne guzel diye diye onun 'nooo mavi mont istiyom' itirazlarini duymazdan gelip bir sekilde hatunu kapi onunde giydirdigimiz gibi kendimizi yuruyus alanina attik. Diger cocuklarin giydiklerine bakarken ustundekini unuttu neyse.

Ilk giden bizdik ama sonra bayagi kalabalik oldu. Bizim pek cekingen, yabancilarin cok yakininda olmaktan hic hoslanmayan kede parade boyunca kucagimdan inmedi. Ben de yaprak olsaymisim keske, yapraga konmus ugurbocegi olurdu diye eglendik kendi aramizda. Bi ara prenses olan Selinle fotograflarini cekebildik o kadar, sonra hemen kucagima geldi yine, ciddiyetini hic bozmadi. Parade sonrasi sabahtan beri bagel diyip durdugumuz icin bagel sayiklayan Lara’ya gidip bagel aldik, yuzunun gulleri o zaman acti:)

Aksamustu Eminelere gittik, tayfanin cogu da ordaydi. Lara ilk basta yine bana yapisik otursa da sadece cocuklarin oldugu ust kata cikinca daha merdivenlerde atti kendini yere ve Alp'in oyuncaklari icinde kendinden gecti. Yemek olarak da borek ve tatli pay yiyince ooh keyfine diyecek yoktu. Gidip Mine'nin kucagina bile oturdu ki sik gormedigi birinin birak kucagini o kadar yakinina yaklasmasi pek ender gorulen birsey. Aksam 9’a dogru artik gitmemiz lazim, uyku zamani derken ‘gene gelelim simdi gelelim’ diyip duruyordu.

Bunu anlatmam lazim. Kede benimle yemek yediginde sebze yemeyi kesinlikle reddediyor. Annemle olunca yiyor. Ama ben ortalardaysam baska birinin ona yemek yedirmesine de izin vermiyor. Oyle olunca ben de haftasonlari o ogle uykusundan uyanmadan ortadan kayboluyorum ki kalkinca annem sebzesini yedirebilsin. Benim icin ise gitti, sut almaya gitti falan diyorlar, ben de o arada asagida takilip onun isi bitince disaridan geliyormus gibi gorunmeye ozen gostererek giriyorum sahneye. Dun yine ayni sey tekrarlanirken anne nerde diye sormus bizimkiler Lara yemek yerken. Ise gitti’yi duymayi beklerken anne asagida, yemegim bitince gelecek demis bizimki hic istifini bozmadan:)))) Maymuna bak sen. Biliyormus meger de caktirmiyormus. Heh. Biz de kandirdigimizi saniyorduk. Sucustu yakalanmis gibi hissettim valla. Suya goturup susuz getirecek bizi bu:)

Cuma, Ekim 16, 2009

Bisey Odu

Gece olmus, yatma zamani. Kede uyusun diye ben de yaninda yatiyorum (cogu zaman ondan once ben uyuyorum ama neyse simdi girmeyelim oraya:)). Hatunun uyumaya niyeti yok, bingo sarkisi soyluyor yatigi yerden keyifli keyifli. Derken oldukca sesli gaz cikariyor kede. Sarkiyi kesip oturuyor hemen. Gozler kocaman acilmis saskin saskin bakiyor etrafa. "Bisey odu" diyor. Gulmekten cevap veremiyorum bir sure. Sonra gaz cikardin diyorum. Karnini gosteriyorum, yedigi mamalarin bazen orada gaz yaptigini soyluyorum, ikna oluyor. "Gas cikmis" diyip yatiyor yeniden, ekliyor sonra "Sesi var kendi yok".

Hala guluyorum:))

Cuma, Ekim 02, 2009

Varan Bir

Eveeet Lara yuvaya baslayali yaklasik 3 hafta oldu ve elimizde su anda yuksek ates, burun akintisi, hayir duzeltiyorum tikanikligi (aksa daha iyi tabi, sivi hali kati halinden daha cekilebilir oluyor bu meretin, bas agrisi yapmiyor en azindan), hafif oksuruk ve bolca mizmizlik sahibi bir kede var. Bu tam bir haftadir boyle. Ilk gunler nerdeyse 6 saatte bir ates dusurucu veriyorduk, 3 gun sonra gunde bir kez yetmeye basladi diye seviniyorduk ki dun resmen basa geri donduk, surekli yukseldi atesi. Soguk alginligi diyor doktor, yapacak birsey yok, atesini kontrol altinda tutup gecmesini bekleyecegiz.

Istah sifir tabi hatunda, normalde bir ogunde yedigi miktari tum gunde zor yediriyoruz bir haftadir. O da yesin de ne yerse yesine dondu. Gecen gun yarim bardak su karsiligi biskuvi bile teklif ettim. Suyu istemedigi icin agladi. Yuzu kuculdu resmen. Dogru duzgun sivi almadigi icin bezler de kuru. Dehydrate olacak veya burun tikanikligi kulak enfeksiyonuna cevirecek diye endiseleniyorum bazen, olmaz umarim. Burnu gece iyice tikaniyor, uyuyamiyor dogru duzgun. Bir horluyor ki o burun yuzunden oyle boyle degil. Aglayarak uyaniyor uyuyamiyor sonra da. Burnunu actirmaya da yanasmadigi icin zor oluyor acma calismalari, cok da basarili olamiyor o avaz avaz aglarken. Dun gece bir ara aglamakli burnunu gosterip ‘gelmesin’ dedi (burnum tikanmasin oluyor Laraca).

Oksurunce bogazi agridigi icin eliyle agzini kapatip oksurmemeye calisiyor. Allahtan oksurugu cok degil. Ihlamur, bitki cayi vs denedim tabi ki icmedi. Balli sutten hic hoslanmadi, onu da icmiyor.

Yarin gene gidecegiz doktora. Lara gitmek istemiyor elbette. Ates ve hastalikla ilgili birsey soyledigimizde hemen doktora gitme diyor. Gecen haftasonu grip asisi yaptiracaktik guya kedeye, bu hastalik cikinca kaldi, bu hafta diyordum ama atesi hala var. Gelecek hafta insallah. Daha once hep korunakli ev ortaminda buyudugu icin hic boyle uzun sureli hasta olmamisti tabi.

Ates dusurucuyu bu kadar sik kullaniyor olmaktan hic memnun degilim, umarim atesi cikmaz artik. Davranislarindan anlasiliyor atesin cikip indigi, mizmizligi da ayni oranda artip azaliyor. Okula gitmedigi icin memnun ama bayildi bir anda evin icine kapanmis olmaktan. Disari cikmak istiyor, hava da sogudu birden aksi gibi, daha kotu olmasin diye cikamiyoruz. Daha oyle elisi projeleri, aktiviteler falan gibi seylere ilgisi olmadigindan oyalamak zor oluyor mizmizken. Resim yapmasi bile en fazla 1 dakika. Yarin sabah atesi olmazsa doktor oncesi kahvalti edelim bir yerde istiyorum, hosuna gider kedenin. Bakalim.

Iyice anneci oldu. Evde iki dakika gozunun onunden ayrilirsam agliyor. Dun ben isten gelmeden once yaklasik 50 dakika camin onunde aglamis ki hic yapmamisti boyle birsey.

Sagdan soldan duydugum ve okudugum kadariyla bu kis biraz boyle gececek. Okula basladiklari ilk yil cok hasta oluyormus bu modeller. Bari bagisiklik kazansa da bir ise yarasa cektigi bu sikintilar boncugun.

Perşembe, Ekim 01, 2009

Green Kart Loto Basvurulari

Bezen hanim'dan gelen bilgiye gore, ABD icin Green Kart loto (DV - 2011) basvurulari bugun basliyor ve 30 Kasim'a kadar surecekmis. Bekleyenlere duyurulur.

http://www.dvlottery.state.gov sitesinden yarin itibariyle basvurularin baslayacagini soyluyor. Basvuru icin gereken her turlu bilgi su linkte var. Cok basit bir is, kendiniz hakkinda 15 tane soruya cevap veriyorsunuz ve belirtilen sekilde cekilmis bir fotografinizi upload ediyorsunuz. Kimseye gidip para kaptirmayin, gidip basvurunuzu yapin siteden.  Bol sans.

Pazar, Eylül 20, 2009

Okul Yolu Zor Olur

Ne zormus bu yuvaya basla(t)ma isi yaw. Kede gozume bakip okula gitme okula gitme diye agladikca pek bi suclu hissediyorum kendimi. Sabahlari direniyormus bayagi, bolca mizmizlik/aglama cabasi. Ustumu degisme, bezimi degisme falan diye. Kahvaltisini da dogru duzgun etmiyormus okula gitme diyip durmaktan. Aksamustu ayni sekilde mutsuz.

Ilk Cumartesi sabahi uzunca bir sure pijamasini cikarttirmadi okul nok diyerek. Ustunu degisince okula gidecegini dusunuyor cocukcagiz haliyle. Attaya gidecegiz, bak parka gidiyoruz demek de para etmedi. Okula gitme diye aglamaktan baska birseyi duymuyordu. Iki lafinin biri okula gitme idi gun boyu.

Birakirken ve alirken aglayacagini biliyorduk, hazirlikliydik ama ben evdeki kisma hic hazir degildim. Herseye mizmizlaniyor, uykusu bile etkilendi. Gecede 2-3 kere aglayarak uyaniyor, bazen yataktan da iniyor, cagirinca daha beter oldugu icin bekliyoruz geri gelsin diye. Evde oldugumda yanimdan hic ayrilmiyor artik. Yerde buldugu seyleri agzina almaktan uzun zaman once vazgecmisti, yeniden basladi. Ne bulursa agzina sokuyor. Elinden almam, bak eve gideriz falan demem de fayda etmiyor, hic istifini bozmadan baska bir seyi alip agzina sokuyor. Hadi eve gidiyoruz o zaman diyince de eve gidelim diyor, agzindakini vermeyi reddediyor.

Gecen haftasonu hayvanat bahcesine gittik, yerde buldugu bir kabugu agzina atip cignemeye basladi. Zorla aldim agzindan, biraz sertce 'hani agzimiza almiyorduk artik, nerden cikti bu simdi' dedim. Cevap: (aldigi yeri gostererek) 'budan cikti' :))

...Ben postu gonderemeden bir hafta gecti gene. Biraktigim yerde gonderecegim bundan sonra, varsin yarim olsun. Su bir haftada pek bir ilerleme kaydettigimiz soylenemez. Hala istemiyor okula gitmeyi. Sabahlari aglama krizi kalmamis ama yine mizmizlanma, arada hafifce aglama, bolca okula gitme deme devam ediyor. Adil birakirken agliyor hala. Olur da aglamazsa onda da boyun bukuk, omuzlar cokuk, kurbanlik koyun ifadesiyle bir gidisi varmis ki aglasa daha iyi diyor Adil, ici parcalaniyor adamcagizin. Aksamlari ben aliyoum, beni gordugu anda aglamaya basliyor. Bu hafta gun icinde de ara ara agladigini soylediler okulda.

Gunduz uykusu azaldi, evde uyudugunun yarisi kadar anca uyuyor orada. Yemesi eh iste. O alismadan ben hic alisamayacagim sanirim. Yaptiklari aktivite kagitlarini pek ovuyoruz, gururlaniyor o zaman ama hemen sonra kendine gelip okula gitme demeye basliyor.

Cuma, Eylül 04, 2009

Simdi okullu olduk

Tembellik gani, bekledim Bezen hanim yazsin diye ama onun isi basindan askin; bense izin kullanaim dedim 1 haftadir yan gelip yatiyorum evde. Efenim, bu haftanin tarihteki yeri ve onemi sudur bizim icin: Lara hanim yuvaya basladi. Sali gunu 22.ayinin dolmasina bir gun kala yuvasi acildi. Bezen de iki gun izin aldi. Tuttuk goturduk yuvaya. Bir suru oyuncak; onlara bakmaya basladi; derken "hadi byee" diyince fisek gibi kostu annesinin bacagina sarildi.

Sonra ogretmeni kucagina aldi, bizimki saskin saskin kim bu diye ogretmene bakip aglamaya basladi tabii. Derken biz ciktik; uzatmayin demislerdi. Gun gecmek bilmedi tabii. 3 olunca gittik, kapida bekliyoruz. Ogretmenin kolundan tutmus; tipis tipis geldi bizimki; sonra Bezen'i gorunce aglayarak kostu kucagina atladi tabii. Cocuk anlamiyor tabii, bir daha ailesi gelmeyecek saniyormus.
Sonra parka goturduk; guzel guzel bildigi yerden anlattik: 'anne baba ise gidecek; Lara okula gidecek; aksam anne baba isten gelecek, Lara da okuldan gelecek' filan diye. Bizim ki tabii 'Nok, anne ise gitmeyecek, baba ise gitmeyecek, Lara okula gitmeyecek' diye guzelce agzimizin payini verdi.
Velhasil, 2. gun ayni senaryo. Bu sefer ben aldm kapidan, aglayarak bana kostu. 3. gun annesi ise gitti; cikista gozleri onu aradi. Ama 'ise gitmeyi ve isten gelmeyi' anliyor. Aksam, hadi 'anneyi karsilamaya gidelim' dedim. Her otobus gordugunde 'anne' diyor; annesinin otobusle geldigini bildigi icin.
Bugun Cuma, sabah yuzunu asti yuvanin merdivenininde ama ogretmeninin elini tuttu; kendisi cikti merdivenleri ve gitti iceriye. Giderken ne kadar 'bye bye' diye seslensemde normalde yaptigi gibi geri donup, el sallamiyor. Ben birakirken, bolca 'aksam baba Lara'yi alicak; parka gidicez...' filan diyorum; tekrar ediyor, herhalde inanmaya calisiyor o da kendince.

Velhasil durum boyle. Tabii sabahlari kahvaltisi; hazirlanmasi biraz uzun suruyor; bildiginden midir; iyice yavastan aliyor herseyi. Bakalim haftaya ben de ise baslayinca nasil olacak...

Cumartesi, Ağustos 29, 2009

Ted Kennedy'nin Ardindan...


Uzun uzun yazmak gelmiyor icimden su anda; arkasindan goz yasi doktugumu hatirladigim tek politikaci Ted Kennedy...

Not: Bu mesaji yanlislikla teknoloji bloguna koymusum; onun yeri burasi.

Cuma, Ağustos 28, 2009

Onda Bunda Sundadir

Disarida yine yagmur yagiyor tabi ki. Nerdeyse tum yaz oldugu uzere. Lara gibi soyleyeyim: gene gene. Tum haftasonu yagacakmis, yine kapali mekan aktivitesi bulacagiz yani. Gecen hafta Connecticut'daki akvaryuma gittik, gayet guzel zaman gecirdik. Balkir ve Minalar da geldiler CT tayfasi olarak, iyi oldu. Cok sevdi kede, gene buvaya dedi cikarken. Cok eglenmisse yine gelelim mi'nin cevabi gene buvaya. O anda egleniyor gozukse de fazla hoslanmamissa cevap nok. Kitapci, Ikea, bagelci ve supermarket gene buvaya kategorisine girmeyi basaran yerler. Hayvanat bahcesine nok demisti mesela son gittigimizde. Yagmursuz ve/veya aninda ustumuze yapisan nem olmayan bir haftasonuna denk gelirsek insallah, bir daha gidecegiz bakalim bu sefer ne diyecek.

Haftasonlari artik benimle beraber geliyor bagel almaya. Cok seviyor orayi. Iceri girer girmez bir masaya oturmak istiyor, kahvalti ediyoruz ya oraya gidince:) Alip eve donelim diyince de itiraz etmiyor ama. Yumurtanin beyazini hic sevmiyor kede. Bagelcidaki omleti severek yiyor ama.

Bunu firsat bilip omlet yapayim dedim ben de. Hatta Larayi da dahil ettim olaya, hani kendi hazirlayinca belki daha severek yer diye. Henuz islemiyor o taktik, erken galiba. Hadi omlet yapicaz diyince pek bir heyecanlaniyor, kosarak geliyor. Yumurtayi cirpma gorevi onun. Sozde tabi. Yumurta kutusunu yeterince hizli kaldiramissam icinden bir yumurta aliniyor, tabi ki kiriliyor, icinden akanlara ve kabuk parcalarina saskinlikla bakilip bir tane daha isteniyor, yok ya cevabini alinca ilgisini cirpiciya yoneltiyor. Cirpici yumurtaya giriyor, sonra oraya bulasan yumurta ele alinip inceleniyor, agiza goturulup tadina bakiliyor, derken yumurtanin icine el giriyor, biraz oyaniyor, elle tavaya ve tezgahin bilimum kosesine aktariliyor yumurta. O arada ben kurtarabildigimi cirpir tavaya aktariyorum. Ama tutturamadim bir turlu bagelci omletini. Benimkini yemiyor kede. Her hafta farkli bir sekilde deniyorum, henuz basariya ulasamadim. Azimliyim, bulacagim sevdigi omleti.

Havuzu 1-2 kere daha denedik, havuzdan korkuyor anladim ki. Ikinci denemede ustunu degistirmeye tesebbus bile etmedim evde, orada cevredekilere bakarken daha kolay giyer belki diye. Olmadi. Bagirdi cagirdi giymedi. Kenara oturup ayagini suya sokmaya ikna ettik en sonunda, hosuna gitti hatta girmeye de yeltendi birkac kez ama girmek icin bezini degismemiz lazim diyince nok diyip cekildi her seferinde. Ucuncu de bagirtilarina aldirmadan evde giydirdik, bir sekilde suya da soktuk. Once bana yapisik vaziyetteyken sonra rahatladi, kucagimda yuzdu falan, eve gitmek istemedi hatta ama tekrar gitmeyi kesinlikle reddediyor. O kadar ki, son sefer giderken yeni arabayla gitmistik (yuvaya basliyor kede haftaya. birimiz birakip digerimiz alacagimiz icin 2. araba sart oldu), o arabaya binmek istemedi sonraki bir hafta boyunca. Sonunda o binmemek icin aglarken bindirip bagelciya kahvaltiya goturduk onu, hani favori mekanlarindan birine gidelim de arabayi sevsin diye.

Simdi pek itiraz etmiyor binmeye ama her seferinde 'havuz nok' diyor binerken. Nasil asacagiz bu havuz korkusunu? Kendi haline birakirsam daha da artmaz mi, daha da bilincleniyor olacak sonucta. Gecen yaz bayila bayila gidiyordu, araya kis girdi havuzdan korkar oldu.

Pek dillendi, bicir bicir konusuyor, kelime haznesi de oldukca genis. Gecenlerde kitapcida onumuzden yuruyen 7-8 yaslarindaki cocuk icin once 'cocuk' dedi, biraz durdu 'padon cocuk diil kades (kardes)' dedi. Bakakaldim sen pardon mu dedin diye. Pek hosuna gitti oyle sasirmam, aksama kadar pardon diyip durdu sonrasinda.

Giyeceklerini kendi seciyor artik. Uyarilmistim bunun gelecegi konusunda ama 3 yas falan demislerdi bana, bu kadar erken beklemiyordum. Istemedigi bir seyi giydiremiyoruz. Lila rengi, askili bir elbise almistim giymiyor. Resim cekip cikaricam valla diyorum nok. Annem benim bebekligimden kalan 2-3 sey getirmisti, onlari giymeyi de reddetti. Birini gorunce aglayarak noook diye kacti hatta:) Siyahli beyazli askisiz boyundan baglamali mini bir elbiseydi halbuki, tamam begenmemis olabilir ama aglama tepkisi hakedecek kadar cirkin degildi canim. Elimde iki seyle gidiyorum artik yanina, birini begenmezse secenek sunayim diye. Ikisini de begenmiyor bazen, o zaman ya baska birsey buluyorum ya da digerleri kirli birini secmen lazim diye ittiriyorum, sonunda seciyor.

Aglayarak tepki verme demisken iki ornek vereyim de ben unutmayayim sonradan.

Buluttan nem kaptigi bir gun, dolabimi acmis benim askidaki kiyafetlerime bakiyor, yesil bir hirkayi cekistirerek:

- avi (mavi)
- o mavi degil hayatim yesil
- uvaaaaaa aviiiii uvaaaaaaa yesil noookkk

Banyoda basini yikacayagimiz ve bu yuzden durup durup agliyorken aglamayi biraktigi bir anda ilgisini cekmek icin yeni bir oyuncak uzatip:

- aa tatlim ordege bak kayiga binmis
- uvaaaaaa kaaaazzz uvaaaaaaaa (ordek degilmis o kazmis)

En zoru guldugunu gostermemeye calismak bu anlarda:)

Salı, Ağustos 18, 2009

Yazi Tekrarlayabilir Miyiz Lutfen...


...bunu saymak istemiyorum ben.

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

Pasaport

Kedenin pasaport macerasini atlamisim. Bu aralar yaw soyle 3-5 gunlugune adalardan birine kacsak mi acep diye geciriyoruz aklimizdan. Havuza girmeyi reddeden Larayla deniz kenarina gitme hayalleri kurmak ne derece mantikli o da ayri tabi ama olsun. Ve fakat kedeye bir pasaport lazim. Tembelleigimizden erteleyip durdugumuz pasaport isini halledelim dedik gecenlerde Adil de ben de izinli ve evdeyken. Malum ikimizin de basvuru sirasinda orada olmasi gerekiyor. Gidecegimiz yer bagelcinin cok yakinininda ve Lara da bagelcida kahvalti etmeyi cok seviyor olunca sabah once kahvalti sonra pasaport diye yaptik plani.

Sabah biraz gec kaldik evden cikmakta, hatun mizmizlanmaya baslamisti artik aciktigi icin. Once onun ayakkabisini giydirdim, benimkileri giyerken elimden firlayip acik kapidan disari cikti. ‘Sakin inme merdivenlerden, dusersin’ cumlemi tamamlayamadan aglama sesi geldi. Bizimki yerde iki seksen yatiyor. Tabi ki dinlemeyip inmeye kalkmis yeri boylamis, 3 basamak allahtan. Sonuc: sag ust tarafi ve kasin hemen ustu berelenmis bir alin, kanli bir burun ustu. Banyoda biraz temizleyeyim dedim ama izin vermedi, hem sinirli hem ac. Doyunca temizleriz diyip kahvalti yolunu tuttuk. Caninin acisi gecmisti sanirim ki bagelcida keyfi yerindeydi, pek keyifle yapti kahvaltisini. Sonrasinda biraz izin verdi burnunun ustune mudahale etmeme, en azindan dezenfekte edebildik.

Sonra da pasaport basvurusu icin postaneye gittik. Pek facali bir fotosu oldu. Cocuklar icin bir sandalye koymuslar, onun ustunde durmasi lazim foto cekilebilmesi icin. Tabi ki reddetti bizimki, inmeye kalkti hemen. Bu birkac kere tekrarlaninca masanin diger tarafindaki gorevliler seferber oldu Laranin ilgisini cekmek icin. Neyse zar zor durdurduk sandalyenin ustunde, ben de egildim bacaklarindan tutuyorum kendini atmasin asagi diye, hatun kipir kipir tabi. Birkac basarisiz denemden sonra fotograf cekilebildi, herkes derin bir nefes aldi. Hemen cikip parka gittik.

Hani dustu cani acidi ya, biraz dikkat eder bundan sonra belki diye dusunuyor insan ama bu modeler icin gecerli degil bu teori. Ne oldugunu hatirliyor, nasil uf olmustu kafamiz merdivenden dusunce diyince oldugu yere oturup kafasini yere degdiriyor, bu odu diyor ama merdivenden inmeye gelince yine tutunmadan inmeye calisiyor. Tutunman lazim diyince de indikten sonra donup tutuyor merdiveni.

Çarşamba, Ağustos 12, 2009

Icguveysinden Hallice

Yagmursuz tam 2 gunumuz var bu hafta, daa ne isteriz :)

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

Hava mi Diyorduk


Yazmiyorum su anda ne diyor oldugumu siz anlamissinizdir :)