Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 03, 2007

Her Gun Bir Sovyet Posteri


Bugun tesadufen gordugum bir blog ilgimi cekti, suraciga not edeyim dedim. Adi "A Soviet Poster A Day", "Her gun bir sovyet posteri".


Blogun aciklamasinda, Sovyet posterlerindeki grafiklerin kalitesinden, detaya inanilmaz onem verildiginden, kullanilan tekniklerin bollugundan vs. bahsediliyor ve her posterin arkasindaki oyku aktariliyor...
Tarihe merakli biri olarak, o kapali dunyaya bir parca isik tutmasi bakimindan ilgimi cekti.

Salı, Temmuz 03, 2007

Presidential "Ayip"

Bush kendisinden beklendigi uzere, Scooter Libby’nin hapis cezasini agir bulup affetti dun aksam. I. Lewis “Scooter” Libby, Vice President Dick Cheney’in Ulusal Guvenlik konusunda danismanlarindan biri idi. Irak savasi ile ilgili Bush hukumetinin skandallarindan biri federal suc olmasina ragmen gizli servis ajani Valerie Plame’nin kimligini basina sizdirmasi idi.

Sebep? 6 Haziran 2003’de New York Times da “What I did not find in Africa” adinda bir yazisi yayinlanan yazida Valerie Plame’in kocasi Bush hukumetinin Irak, Nijerya baglantisi hakkindaki istihbarati bilincli olarak savas icin bahane ettigini yazmisti…

NY Times yazarlarindan ve savas lehine yazilari ile bilinen Judith Miller onceleri kimden bu bilgiyi aldigini aciklamamis, hatta bu yuzden hapis yatmisti. O donem Bush, “sorumlusu her kim ise cezalandirilacak” filan diyordu. Ancak diger gazeteciler Scooter Libby’I isaret edince is cetrefillesti. Konu ile ilgili detayli bir dokuman var wikipedia’da.

Libby hapis cezasina carptirilinca, pek cok ‘unlu’ republican yargica “soyle iyidir boyle buyuk hizmet vermistir” turu yazilar gonderip hapis cezasina carptirilmamasini istemislerdi. Temyiz mahkemesi de “gecikmeden hapse gitmesi” kararina varinca, gozler Bush’a cevrilmisti. Sonucta Bush, bu islerin icinde. 2006’da 8 yargici politik sebeplerle isten atmasi uzerine medyada komik durumlara dusen Alberto Gonzales’I de cikmis savunmustu. Kendi ekibi soz konusu olunca tum yetkilerini kullandigi icin acaba “Presidential pardon” yetkisini kullanip onu da affeder mi diye soranlara hapis cezasinin kesinlesmesinden 5 saat sonra cevap geldi.

Digg’de gelen yorumlarda milletin nasil ofkeli oldugunu gorebilirsiniz. Yahu gelmedi su 2008, bir kurtulsak su adamdan. Yetti be!

Cuma, Kasım 10, 2006

Mavi mavi masmavi...

1994'den beri Amerikan Temsilciler meclisi (Congress) Cumhuriyetcilerin elinde. son yillarda Senato'da esitlik Cumhuriyetcilerin lehine bozulmustu. 2004'de cumhuriyetcilerin adayi George W. Bush baskanlik yarisini yeniden kazanip Cumhuriyetci tarafa yakin, tutuculugu ile un yapmis yargiclari Amerikan Anayasa mahkemesine atamaya baslayinca, bu memleketin civisi cikti demistik.

Komedyen Jon Steward'in America The Book kitabi hakkindaki izlenimlerimi buraya yazarken, Amerika'yi Amerika yapanlardan biri olan Alexander Hamilton'in tam da bu durumdan bahsettigini aktarmistim.

7 Kasim Sali gunu ara secimler yapildi Amerika'da. Temsilciler meclisindeki 435 sandalyenin tumu ve senatodaki 100 sandalyenin 33u icin yaristi partiler. Partiler diyorsam, Avrupa gibi bir degil. Amerika'da 2 tane buyuk parti var. Demokratlar (mavi, amblemleri: esek)ve Cumhuriyetciler (kirmizi, amblemleri: fil).

2001'den beri teror ve savasi cok iyi kullandi Cumhuriyetciler ama ozellikle Irak'taki cikmaz, Demokratlarin elini guclendirdi ve mutlu haber: Bu secimlerde her iki cephede de kazan Demokratlar oldu :) Senato'da durum 52 -48, temsilciler meclisinde 230 - 196 (henuz kesinlesmeyen yerler var).

Wikipedia'da hem Senato yarisi hem de Temsilciler Meclisi yarisi detayli anlatiliyor. Ha bu arada Senatorler 6 yilda bir seciliyor. Yeni secilenler 2013'e kadar senator olarak kalacaklar. Temsilciler meclisi uyeleri ise 2 yilda bir seciliyor.

2008'de Bush'dan da kurtuluyoruz. Umuyorum, yerine demokrat bir baskan secilir. anayasa yargiclari omur boyu seciliyor ve maalesef Bush 2 tane yerlestirdi oraya. Onun geri donusu yok. Bu iki yargicin hayatimizi nasil etkileyecegini ilerde gorecegiz...

Pazar, Ekim 22, 2006

Ramazan, Bayram ve Dilekler

Yarin Ramazan bayrami. Diger adiyla Seker Bayrami. Asil arapca adi ile "Eid El-Fitr" (Fitre bayrami)...

Sabah kalktik, aileleri bir arayip bayramlarini kutlayalim dedik. Kimi arkadaslarla maillestik, kimisi ile chatlestik. Eh artik Skype devri ya, kimisi ile tellestik. Buraya kadar hayat normal...

Sonra ODTU-MD listesinden gelen e-maillere baktim. Daha bir kac gun once, Ankara'nin gobeginde listeden bir arkadasimizin esnaf tarafindan sigara ictigi icin hastanelik edildigi haberini almis, uzulmustuk... Sonra, gazetelerden bir haber gecildi listeye. Ameliyat masasinda 3.5 yasindaki cocugu birakip iftara giden bir doktordan bahsediliyordu... Yine sigara ictigi icin yuzune tukurulen arkadasinin kendisini arayip bayramini tebrik etmesinden bahsediyordu Levent Resul Hoca, "celiskiler ulkesi Turkiye" derken. Din adina yapilan bu cirkinliklerin bitmesini diliyorum...

Daha bayram baslamadan trafige 48 kurban vermisiz... Yollarin iyilestirilmesi, azgin suruculerin kontrol altina alinmasi ve trafik canavarina verilecek canlarin kurtarilmasini diliyorum...

Isyerinden, Amerika'li Yahudi bir arkadasim, Orhan Pamuk'un Ingilizceye cevrilmis "kar" kitabini getirip, Turkce yazilan isimlerin nasil soylendigini sordugunda sasirmistim. Kitabi cok heyecan verici buldugunu soylemisti. Bilim alanindaki 3 Nobel odulunu de Amerikalilarin aldigi ve Edebiyat odulunu kazananin bir sonraki gun aciklanacagini okudugumda, "Orhan Pamuk artik bu yil kazanir" diye gecirmistim icimden...

Aldigini okuyunca hic sasirmadim ama Turkiye'den gelen "sevinemedim..." haberlerine sasirdim. Aklima, "biri tirmanip kazandan kurtulmaya calisince digerleri onu asagiya cektigi icin, icinde Turklerin bulundugu kazanin basina nobetci koyulmadigini anlatan fikra" geldi :) Tebrikler, Turkiye! Aykiri da bulsan, yazarlarin Nobel odulu alinca sevinebilecegin gunlerin gelmesini diliyorum.

Çarşamba, Eylül 13, 2006

Kitap: Confessions of an Economic Hit Man

Kitabi, "Bir Kiralik Ekonomistin Itiraflari" seklinde uydurukca cevirecegim. Yazari, John Perkins, bir ekonomist, sitesi www.johnperkins.org. Yaklasik 30 sene boyunca, Endonezya, Peru, Panama, Ekvator, Suudi Arabistan, Iran vs. gibi gelismekte olan ve dogal kaynaklari sebebiyle ABD'nin ilgisini ceken pek cok ulkede faaliyet gostermis. Kendi yaptigi isleri anlatiyor kitabinda...

"Petrol gibi dogal zenginlikleri olan gelismemis ulkelere gidip, eger dunya bankasi ya da benzeri ABD etkisindeki kalkinma bankalarindan yuklu miktarda borc alip, alt yapi projeleri uretilirse, ekonomilerinin kalkinacagina inandiriyordum. Bu ulkeleri alabildigine borclandiriyorduk. Ustelik bankalar borc verirken, projelerinin tasarimini ve gerceklestirilmesinin Amerikan firmalarinca yapilmasini da sart kosuyordu. Boylece Amerikan firmalari buyuk projelerle ihya olurken, aslinda o ulkede sadece bir kesimin isine yarayacak, yoksul ile fakir arasindaki ucurumu buyutecek devasa projeler yurutuyorduk. Bakim anlasmalari ile de para akisini garanti altina aliyorduk..."

"Tabii bu ulkeler, 15-20 yillik sureclerde artik borclarini odeyemeyecek hale geliyorlar. Iste o zaman, Amerikan hukumeti isin icine giriyor ve diyetini istiyor. Artik o devlet, Amerikan'in etkisine girmis oluyor ve cesitli odunler vermek zorunda kaliyor."

"Bazen ABD (petrol) sirketlerinin arzu etmedigi biri bir ulkenin basina secilebilir. O zaman, kiralik ekonomistlerden biri gidip. masasina bir kursun koyarak seceneklerini sunar: "Size karsi calistik, ancak kazandiniz. Tebrikler. Artik ya bizimle birlikte calisirsiniz ya da ..."

"Eger, biz beceremezsek, arkamizdan CIA'nin cakallari gelir. Darbe ya da baska bir sekilde o kisi devrilir ya da bir kazaya kurban gider. Onlar da basarili olamazsa, isin icin ordu girer ve gencecik Amerikan askerleri olmeye ve oldurmeye gonderilir."

"Hugo Chavez'i Saddam kurtardi. Petrol sirketlerinin cikarlarina ters dusunce Cakallar devreye girdi. Basarili da oldular, kiskirttiklari petrol iscilerinin greve gitmesi ile 2002'de Chavez hukumeti duser gibi oldu ama 72 saatte Chavez durumu kontrol altina aldi. Artik ya bir kazaya kurban gitmesi ya da Ordu'nun devreye girmesini bekliyordum ki, Irak savasi ve Saddam'a cevrilen dikkatler sebebiyle kurtuldu."

Kitapta, 1941'de Ingiliz ve Amerika'lilarla is birligi yaparak babasi Reza Shah 'i deviren Riza Pehlevi'den uzunca bahsediyor. Thedore Roosevelt'in torunu CIA ajani Kermit Roosevelt Jr.'s 'in 1951'de Iran ulke Petrollerini devletlestiren basbakan Mohammed Mossadegh'a karsi Sah'in yeniden tahta oturtulmasindan bahsediyor. Iran'in nasil peskes cekildigi ve bu duruma karsi Islami hareketin yukselisinden taa bu gunlere gelmemizde nelerin etkili oldugundan bahsediliyor.

En onemlisi de, bugun ortada donen olaylarin aslinda pek cok insanin sandigi gibi komplo teorileri ile aciklanmasinin anlamsiz oldugunu, ekonomik modellerin, "ozgur ticaret anlasmalarinin", IMF ve Dunya Bankasi gibi kuruluslarin beceriksizligi ve bu yanlis sisteme inanmis, univesitelerde bu sistemleri okumus ogrenmis ekonomistlerin mevcut adaletsiz durumu korukledigi, zengini daha zengin, fakiri ise daha fakir olmaya ittigini anlatiyor.

New York Times'da uzun sure en cok satanlar listesinde yer aldi ve bence okunmasi gereken bir kitap. Turkce'ye cevrildi mi bilmiyorum. Amazon'dan 10$'a satiliyormus su anda (ISBN: 0452287081).

Perşembe, Ocak 26, 2006

Kitap: Our Endangered Values (Tehlikedeki Degerlerimiz)

Jimmy Carter, 1924 dogumlu 1977 - 1981 yillari arasinda Amerikan Baskanligi yapmis, demokrat bir devlet adami. Adini duyuyordum ama bu kitap ve daha sonra hakkinda okuduklarim ile daha iyi fikir sahibi oldum.

Once biraz kitaptan ogrendiklerimden bahsedeyim. Kitabin basinda uzunca bir sure Carter, dini inanclarindan ve bu inanclarin yasamindaki etkilerinden bahsediyor. Kitaptan ve sonra okuduklarimdan, oldukca koyu bir Hristiyan oldugunu ogreniyoruz.

Ancak Carter, devlet ve din islerinin birbirinden ayri tutulmasi gerektigine ve bu ikisinin birbirini manupule etmesi ile cok kotu sonuclar ortaya cikacagina inaniyor. Kendisi de koyu dindar olmasina ragmen 'Fundementalist' olarak niteledigi, 'ben hakliyim, Tanrinin yolundayim o zaman digerleri haksiz, onlarda benim dedigim gibi olmali' diyen, kadinlara ve kendisi gibi olmayanlara asagi ve kiymetsiz insanlar gozu ile bakan bu kesimin git gide Cumhuriyetci partiyi ele gecirdiginden ve Bush ile zirveye cikan bu durumun Amerikan ve tum dunya halklari icin felaket getirecek bir yol olduguna, Amerikan degerlerinin cignendigine inaniyor ve nicin boyle dusundugunu sayisiz ornekle acikliyor.

Jimmy Carter, bugun din adina yapilanlarin cogunun kutsal kitaplarda yazilanlarin secilerek kullanilmasiyla bir temele oturtuldugu ama bu temellerin kutsal kitaplardaki baris, sevgi, saygi, yardimseverlik, hosgoru gibi ana temalardan cok uzak fundementalist kavramlara dayanan, insanliga zararli isler oldugunu anlatiyor.

Din ozgurlugunden yana oldugunu anlatiyor. Kendi zamaninda Cin Halk Cumhuriyeti baskani ile yaptigi gorusmelerde, kapali kapilar ardinda, Cin'in insanlarina dini ozgurlukleri geri vermesini istiyor ve yazdigina gore de Cin lideri sozunu tutuyor. Bu kismini henuz arastirmadim, Cin ile ilgili kitaplari biriktiriyorum su aralar...

Jimmy Carter 2. donem baskanligina secilememis. Iran'da Amerikan Elciligindekilerin rehin alinmasi ile dogan 'rehine krizi' ve OPEC'in baskilari sonucu kotuye giden ekonomik gostergeler, 2. donem secilmesini engelleyen bas sebepler. Ancak baskanligi esnasinda, (kitabinda dini referanslar vererek anlattigi uzere) cevre sagliginin iyilestirilmesi, rekor sayida kadin ve azinligin devlet ve yargida gorevlendirilmesi, sosyal yasamin ve egitimin iyilestirilmesi, enerji tuketiminin azaltilmasi, insan haklarinin korunmasi, dunya barisinin saglanmasi, devlet harcamalarinin kisilmasi gibi Cumhuriyetcileri deliye cevirecek pek cok iyi is yapmis.

Baba Bush'un petrol baglantilari ve Iran Krizindeki tartismali girisimleri (October Surprise kitabinda anlatildigina gore Bush-Reagan kutbu Iran'lilarla gizli bir anlasma yapip krizin son ermesini engelliyor) acaba dedirtiyor insana.

Carter, gecen yil Kuba'ya gittiginde burda ozellikle sagci medyanin simseklerini uzerine cekmisti. Kitabinda bu konuya deginiyor ve Kuba 1960'larda Rus fuzelerini getirerek ABD icin bir tehlike arz ediyordu ama o gunden sonra boyle bir durum soz konusu degil, diyor. Amerika'nin Kuba'ya yaptigi baskinin anlamsizligina ve komikligine dikkat cekerek, bu insanlara zulm edilmesinin yanlis oldugunu vurguluyor.

Carter, ozellikle Afrika'da liderligini yaptigi insani yardimlar ve hastaliklara karsi mucadelesi, eski devlet adami olarak pek cok ulke arasinda baris gorusmelerine yardimci olmasi gibi sebeplerden 2002 yilinda Nobel Baris odulu almis. Kitabi okuyunca, keske butun koyu dindarlar onun gibi olsa diyorsunuz... ISBN: 0743284577

Perşembe, Ocak 05, 2006

Kitap: America The Book

Jon Stewart, Comedy Central'daki The Daily Show programi ile unlu bir komedyen. Yazdigi ve benim dinledigim "America The Book: A Citizen's Guide to Democracy Inaction" (sondaki kelime oyununa dikkatinizi cekerim: 'In action' hareket halinde, burdaki anlami ile aktif anlamina geliyor ama ikisini birlestirip `inaction` yapinca, Demokrasinin islemedigi anlami cikiyor), kitabinda kurulusundan itibaren Amerika'yi komik bir dille anlatiyor.

Kitap gercekten komik ama cevrilse esprilerin cogu kaybolur saniyorum: Ornek: You can't spell Tyranny without T (Tea gibi okursaniz ve ABD, Ingiltere'ye bagliyken Ingiltere'nin caydan aldigi vergiyi 2 cent arttirmasi uzerine Boston'daki 'Cay partisi'de Ben Franklin'in de icinde oldugu bir grup isyani baslattigini bilirseniz espriyi yakalayabilirsiniz.)

Aslinda ayni anda dinledigim bir baska kitap (Freakonomics) kitabinda da bu konu geciyor. Dunyanin bir ucundaki bir kelebegin kanat cirpisinin baska bir yerde tufana yol acmasi gibi o kitapta da onemsiz gorulen cok kucuk degisikliklerin nasil dunya tarihinde devasa degisimlere yol actigi isleniyor.

Yine dinledigim baska bir kitapta (1919 Paris konferansi ve dunyayi degistiren 6 ay), tarih profesoru Margaret McMillan, 1. dunya savasinin ardindan Paris'te yapilan 6 aylik baris gorusmelerinde alinan ve o zaman cok onemsiz gorulen kararlarin daha sonra nasil milyonlarca insanin olumu ile sonuclandigini aktariyor.

Her iki kitabi da bitirince buraya izlenimlerimi ve ogrendiklerimi yazacagim. Jon Stewart'in kitabi ise sonucta eglence olsun diye okunacak, hem gecmis hem de bugun ile dalga gecen bir kitap. Ancak cok guzel noktalara isaret ediyor. Ornegin 'Founding Fathers' olarak bilinen ABD'nin 4 baskaninin bugun olsa neden secilemeyecegini anlatirken gulmekten kiriliyorsunuz ama sakada gercek payi da var. Ornek:

Ben Franklin: 17 cocugun 10.su imis. Bugun olsa niye secilemezdi? "Hatunlara duskundu ve Isa ile ilgili olarak "Suphelerim var" demisti. Dolayisiyla Kizmizi eyaletlerden zirnik alamaz (Kirmizi eyaletler ile Dini gruplarlarin buyuk rol oynadigi Cumhuriyetcilerden bahsediyor)

George Washington: Ilk baskan, her konuda ilk. Olurken esi Martha'ya, olmeden kolelerini serbest birak dedi. Koleler buna pek sevinmedi cunku Martha 117 yil yasadi. Bugun olsa niye secilemezdi? Disleri bozuktu.

Alexander Hamilton: Federal hareketin ve Cumhuriyetci Partinin kurucusu. West Indies'de dogmustu. Ayrica duello yapma ve kaybetme aliskanligi vardi (Dulledo oldurulmesi ile dalga geciyor).

Jon Stewart, yahudi bir aileden geliyor ve Amerikan medyasinda oldukca guclu bir yahudi medyasi var. O da Bill Maher gibi demokrat ve yanlislari acik acik soyleyebilen sevdigim tiplerden biri. CNN'deki Crossfire programina katildiginda Jon Stewart programi yerden yere vurmustu. Sonucta 6 ay sonra program yayindan kaldirildi.

Yine kurulus gunleri ve bugun 9 yargictan olusan Anayasa mahkemesini (Supreme Court) anlatirken "Alexander Hamilton sistemi kurduktan sonra gururla 'sistem sadece ve sadece bir tek sekilde bozulabilir: partinin birini hem yurutme (ABD baskani), hem yasama (Kongre), hem de Senatoyu ele gecirip, boylece kendileri gibi dusunen yargiclari Anayasa Mahkemesine atamaya baslarsa...' Ardindan odadakilerin tumu bu utopyaya katila katila gulduler..." diyor ki aslinda Cumhuriyetciler hem kongre hem de Senato'da cogunlukta, baskanlari Bush ve kendilerine yakin birini Supreme Court'a atadilar bir digeri ne atama yolunda gidiyorlar. Bu konu ile ilgili bir iki yazi yazmistim (Bkz. William H Rehnquist Sizlere Omur ve
Sandra Day O'Connor).

Ahh, ahh, iste durum boole. Du bakalim... :)

Pazar, Eylül 25, 2005

Bisiklet Turu ve Walmart

Pazar sabahi Ilkay ve Sibel kahvaltidan sonra evlerine, Balkir, Engin ve Bezen de Manhattan'a dogru yola koyuldu. Ben, Bisikletimle yeni bir tura cikmaya niyetlendim ama NY Jets ile Jacksonville Jaguars arasindaki heyecanli mac uzatmaya gidip, Jaguars'in golu ile noktalanincaya kadar TV'nin basindan kalkamadim.

Sonrasinda Edmund Morris'in "The Rise of Theodore Roosevelt" kitabini dinleyerek yola koyuldum. 2 saat sonra kendimi Paterson'da "Yeni Toros"un onunde buldum. Ordan her zaman gittigimiz Turk pastanesine ugrayip Pazar aksaminin son ay coregini satin aldim. GPS'in yardimi ile eve donmem yarim saat surdu. Yine bir maratonluk yol gitmisim: ~40 Km :)

Sonrasinda Fortune dergisine goz gezdirdim. Walmart'in Katrina'ya cevabini anlatan kriz-yonetimi yazisi oldukca ilgincti. Agustos - Eylul doneminin kasirga donemi oldugu biliniyor. Walmart bu donemde musterilerin neleri satin aldigini incelemis ve henuz kasirga gelmeden hazirliklara baslamislar. Kendi meteroloji uzmanlari Hukumetten 12 saat once Kasirganin bolgeyi vuracagini bildirmis ve hemen bolgeye su, kuru buz, dayinikli tuketim malzemeleri sevketmisler.

Kasirganin ardindan kapanan 126 magaza kisa surede tekrar isler hale getirilmis. Polise ve askere kursun ve kalacak yer temin etmis, ac insanlara magazalardan bedava yiyecek, icecek; giyecek bir seyi kalmayan insanlara elbise vermisler. FEMA'ya gonderdikleri 3 kamyon dolusu su, burokrasiye takilip geri gonderilince kendileri dagitim yapmislar. Nakit 17 Milyon dolar bagislamis ve verimlilig ile bilinen dagitim merkezlerini yardim icin seferber etmisler.

Medyada iscilerine afet sonrasi sadece 3 gun izin verdikleri icin elestirildiler ama tum iscilerine afetten etkilenmeyen diger Walmart magazalarinda calisma imkani tanimislar. Walmart bugun 1 milyonun uzerinde isci calistiriyor ve iscilerine sendika hakki tanimamalari yuzunden bence hakli olarak cok sert elestiriler aliyorlar.

Yazi Walmart yanlisi degil aslinda. Walmarti elestirenlerin bu guzel etkinlikleri ovdugunu ve Walmart isterse cok iyi isler cikartip Amerika'yi daha iyi bir yapabilir ama sorun istekli olmamalari seklinde elestirilere de yer veriliyor. The only Lifeline was the Walmart baslikli yaziyi Fortune sitesinden okuyabilirsiniz.

Pazar, Eylül 04, 2005

William H. Rehnquist sizlere omur...

1 Temmuz 2005'de ABD'deki en yuksek mahkemedeki (Supreme court) 9 yargictan biri olan Sandra Day O'Connor'in istifasinin bana dusundurduklerini yazmistim. Aradan gecen 2 ayda ne oldu? Bush beklendigi gibi, konservatif birini (John G. Roberts Jr.) aday gosterdi.

Ve 3 Eylul 2005 Cumartesi, gunu 33 yildir yuksek mahkemede yer alan ve gecen yil kanser oldugunu aciklayan William Hubbs Rehnquist Washington DC'deki evinde vefat etti.

Rehnquist, Richard Nixon doneminde, liberal bakis acisi ile mahkemede farkli bir ses, farkli bir goruste yer almali denilerek aday gosterilmis. Ronald Reagan, konservatifleri gozettigi donemde Rehnquist'i mahkeme baskanligina getirmis. Reagan ve baba Bush'un atamalari ile mahkemedeki denge yavas yavas konservatiflere dogru kaydi.

Rehnquist'in konservatif oldugunu biliyoruz ama konservatiflerin gundeminden dusmeyen 'kadinlarin kurtaj hakkini ellerinden almak', 'gay'lere yasam hakki tanimamak', 'olum cezasini tum ulkede yayginlastirmak', "dini - tabi ki Hristiyanliktan bahsediyoruz - okullara sokmak ve yayginlastirmak' vs. vs. gibi konularda her zaman sasmaz bir konservatif gibi davranmamis.

Dolayisiyla, Bush yonetimi bu firsati iyi degerlendirip sicili ile konservatif ajandadan sasmayacak yargiclari atama pesinde. Hem senatoda hem de mecliste Cumhuriyetciler cogunlukta oldugu icin bunu yapmaya gucleri de yetebilir.

Demokratlarin isi cok zor; cunku ellerindeki tek silah 'filibuster' denilen bir yontem. Bu yontemi, Turkiye'de kullanilan terimlere benzetmeye calisirsak, cesitli soru onergeleri verip, sonra bu soru onergeleri uzerinde bitmez, tukenmez konusmalara yaparak oylamayi surekli geciktirmeye benziyor.

Rehnquist nasil bir yargicti?
  • Oncelikle, ABD Anayasa Mahkemesindeki yargiclarin isi Anayasayi yorumlayip problemlere cozum bulmak degil de siki sikiya anayasada ne olup ne olmadigina bakmaktir gorusunde olan biri.
  • Eyaletlerin gucunu arttirip, federal hukumetin eyaletler uzerindeki etkisinin azaltilmasi gerektigine inanmis ve bu yonde pek cok karara imza atmis biri.
  • Olum cezasina carptirilmis insanlarin haklarini kisitlayan kararlara imza atmis, benzer sekilde yeni deliller bulunmasi durumunda davanin yeniden federal mahkemeye getirilmesine karsi cikmis biri.
  • Bush'dan daha fazla oy alan Al Gore'un Florida'daki usulsuzlukler uzerine actigi davada yeniden sayimi engelleyerek Bush'un Baksan olmasini saglayan konservatif 5 yargictan biri.
  • Dini gruplara federal hukumetin kasasindan yardim yapilmasini engellemeye calisanlara karsi cikmis biri.
  • Tecavuze ugrayan birinin federal mahkemeye basvurmasini engelleyen karara imza atmis biri.
  • ABD yakin tarihinin en unlu davasi olan ve kurtaj konusunda Amerikayi ikiye bolen 'Roe vs. Wade' kararinda, sonucun aksine kurtaj hakkina karsi duran bir yargic.
  • Kisisel ozgurlukleri kisitlayan, polisin gucunu arttiran pek cok karara on ayak olan biri.
Insan butun bunlara bakip, daha kotusu nasil olabilir ki diyebilir ama tutuculuk karakteri geregi, ozgurlukleri yuttukca buyuyen, buyudukce daha da tutucu olmak isteyen bir tarz.

Tutucu kesim 30 yildir ulkeyi kendine dogru cekiyor ama yetinmek soyle dursun, gucu arttikca daha da fazlasini istiyor. Daha once de yazdigim gibi Kurtaj, Rehnquist'e ve guclerine guc kattigi eyaletlerin cikarttigi engellemelere ragmen, Sandra Day O'Connor'in karari belirleyici etkisi sayesinden hala yasal bu ulkede ama nereye kadar bu boyle devam edecek, gorecegiz...

Cuma, Temmuz 01, 2005

Sandra Day O'Connor

Sandra Day O'Connor 1981 yilinda Ronald Reagan tarafindan "Supreme Court" (bizdeki Anayasa mahkemesi) uyeligine atanmis ABD tarihindeki ilk kadin yargic. 24 yil sonra bugun kendini emekliye ayirdi ve tum gun televizyonlarda bu konu konusuluyor...

ABD'yi bilmeyen biri icin bu olayin onemini kavramak biraz zor ama uzun vadede pek cok insanin hayatini etkileyebilecek bir konu! Neden mi? ABD bir hukuk ulkesidir ve ABD’yi ABD yapan temel oge Anayasasidir. Bu anayasayi yorumlayan 9 tane yargic, tum Amerika’lilari etkileyecek kararlar alirlar. Ancak, ABD’nin dunyadaki konumu dolayisiyla bu kararlar bazen sadece Amerika’lilari etkilemekle kalmiyor. Bunu birazdan acacagim ama biraz geriye gidip Amerikan tarihinin belki de en unlu davasi ‘Roe vs. Wade’ ve Sandra O’Connor’in davadaki rolunden bahsedelim..

Sandra O’Connor, Ronald Regan tarafindan bu goreve getirilirken, muhafazakarlari gozetecek, Cumhuriyetcilerin cizgisinde biri olarak dusunulmus. Gel gor ki, verdigi oylarin 2/3u muhafazakar yargiclarla ayni yonde olsa da bazen liberal yargiclarla birlikte olmus ve genelde 4-4 esitligi bozup karari belirleyen kisi olmus. Farkli zamanlarda farkli taraflarla birlikte olmasi yuzunden ‘swing vote’ yani ‘sagi-solu belli olmayan oy’ olarak adlandiriliyordu.

Roe vs. Wade’e gelirsek…ABD'deki devletcikler (eyaletler) kendi kanunlarini cikartirlar. Mesela, Texas kurtaji yasaklamis. 1970 yilinda Sarah Weddington adinda genc bir bayan avukat, muvekkili bekar bir bayan olan Norma McCorvey’in tecavuze ugrayip hamile kaldigi ve Texas kanunlari yuzunden kurtaj olamamasi nedeniyle magdur oldugu iddiasi ile bir dava acar. Bu gibi davalarda kurban elbette kimligini afise etmek istemiyor, o yuzden mahkeme, Norma McCorvey yerine takma bir isim kullaniyor: Jane Roe.

Sonradan davaya baska magdurlar da katiliyor. Dallas savcisi Henry Wade de kanunu savunan taraf oluyor (Roe Wade’e karsi – Roe vs. Wade). Bu dava ile ilgili yaziyi Wikipedia’da ve milyonlarca web sitesinden okuyabilirsiniz. Kisa keselim, Anayasa mahkemesi protestolar sunlar bunlar dinlemez ve 22 Ocak 1973 senesinde, 7-2 Roe’nun tarafini hakli bulur, kurtaji yasaklamanin anayasaya aykiri olduguna hukmeder.

O gun bugundur bu dava ABD’de turnusol kagidi muamelesi gorur. Kisisel ozgurluk, secme hakki diyen Demokratlar Roe’nun tarafini, ‘degerler’ diyen hristiyan muhafazakar Cumhuriyetciler ise Wade’in tarafini tutar. Is burda bitmemis tabii. O gun bugundur hristiyan – evangelist – muhafazakar taraf bu hukmun degistirilmesi icin ugrasiyor.

Amerika 1950’lerin Amerika’si degil. Gittikce saga kayan, sahinlesen, ‘Corporate America’ lafinin hakkini vermek istercesine buyuk sirketlerin daha da buyuyup gucunu arttirdigi, kisisel hak ve ozgurluklerin daha da azaldigi bir ulke olma yolunda gidiyor.
Bundan 40-50 sene once tum Anayasa Mahkemesi uyeleri Liberal iken, Demokrat baskanlar cok seslilik adina kendi donemlerinde Muhafazakar isimleri aday gostermisler. Muhafazakarlarin ne yaptigini soylemeye gerek yok. Yavas yavas liberaller sahneden cekiliyor ve daha muhafazakar bir yargic toplulugu tum Amerikalilarin hayatini degistirecek kararlar aliyorlar. Simdiye kadar ki tum denemelerde 5-4 Roe galip geldi ve 5. kisi Sandra O’Connor oldu.

Bir ilginc not daha dusup, biraz daha genis acidan bakalim. Gecenlerde CSI'in bir bolumunde Grissom soyle bir laf etti: “ Ne oldugumuz hic degismez ama kim oldugumuz surekli degisir”. Jane Roe yani Norma McCorvey de George W. Bush gibi sonradan ‘dine’ doner, koyu bir hristiyan olur ve kurtaja karsi cikanlarin safina katilir. Aslinda tecavuze ugramadigini ve avukatinin kendisini kullandigini iddia etti. Hatta bir iki yil once kararin iptali icin anayasa mahkemesine basvurdu ama basvurusu ‘makul bir zamanda’ itiraz etmedigi gerekcesi ile kabul edilmedi.

Konu elbette sadece kurtaj degil. Daha bir iki gun once ‘MGM vs. Grokster’ davasinda teknoloji firmalarini ve programcilari uzen, Hollywood’u sevindiren bir karar cikti Anayasa mahkemesinden. Bu karara gore, lisansli bir urunu kopyalama ya da kanunsuz bir sekilde dagitimina izin veren teknolojileri ureten firmalar, bu urun yasal amaclar icin de kullaniliyor olsa bile dava edilebilecekler. Aslinda cok basite indirgedim, daha karisik bir durum ama sonucta Cumhuriyetcilerin arkasinda oldugu is dunyasinin sevindigi bir sonuc.

Ote yandan, 1984 yilinda Universal Studios, betamax’in kopyalamaya izin vermesi sebebiyle Sony’e karsi actigi davada Sony vs. Universal City Studios Anayasa Mahkemesi ‘kisisel kullanim amacli olarak Televizyon yayinlarinin kopyalanmasinin yasal olduguna’ karar vermisti. Dedigim gibi Anayasa mahkemesinde alinan bir karar o andan itibaren insanlarin hayatini etkilemeye basliyor. Bu kararin ardindan piyasaya cikan tum ‘kayit’ cihazlari bu karardan etkilendi. Gittikce muhafazakarlasan bir anayasa mahkemesinden boyle bir karar cikmasi belki de artik daha zor.

George W. Bush ortadan birini secer mi gibi anlamsiz ve iyimser sorular soruluyor ama Bush’un seceresi ortada. Koyu muhafazakar ve parti cizgisinde birini aday gostereceginden eminim.

Perşembe, Nisan 21, 2005

Irak'tan Resimler

Photogallery
Bu linki Orkut'ta Amerikan Politikalarinin tartisildigi bir grupta gordum. Biri 2003 yilina ait fotograflar oldugunu soyledi ama nerde ne zaman cekildigine dair fazla bir ipucu yok, sadece resimlerin isimleri bir seyler soyluyor.

Yine bugun, ODTU-MD listesine Amerikan askerlerinin Irak'tan cekilmesini isteyenlerin doldurabilecegi bir dilekceyi iceren bir sitenin haberi geldi. Geri kalmadim, doldurdum tabii...