Çarşamba, Kasım 15, 2006

Biraz Ondan Biraz Bundan


Gecen aksam kasabamizda yeni acilan bir Turk lokantasina gittik: Enginar. Isten geldigimde Adil de yeni girmisti eve ve haftaici aksamlarinin cogunda oldugu gibi evde yemek yoktu. Enginar onerisini hemen kabul ettim tabi. Ama oncesinde gidip ara kablo bulmamiz gerekiyordu. Burda belli araliklarla (sanirim yilda 1-2 kere) itfaiye gelip evlere bakiyor, degistirilmesini istedikleri seyler varsa soyleyip sonrasinda tekrar kontrole geliyorlar. Bize son gelislerinde televizyon icin kullandigimiz ara kabloyu pek begenmemisler. Ara kablosuz televizyonu calistiramiyoruz ki biz. Evlere senlik binamizin prizleri de bi garip. Fislerin cogu durmuyor prizde, yere dusuyor hemen. Bir bu kabloyu bulmusuz zar zor duran. Aksam geldik ki kablo yok. Inanamadik tabi kabloyu alip goturmus olabileceklerine ama oyle gorunuyordu. Apar topar once Best Buy'a sonra Radio Shack'e gidip kablo arandik, aynisi olmasa da idare edebilecek birseyler aldik. Bu arada Eda-Murat ve Ilkay-Sibel ikililerini arayip Enginar'a cagirdik. Biz kablolarimizi toplayip dondugumuzde onlar coktan gelip sarap alisverisini bile yapmis olarak yerlesmislerdi masaya.

Rutherford 'dry town' olarak adlandirilan yerlerden, icki servisi yapan restaurant sayisi oldukca az. Bar yoktur mesela kasaba sinirlari icinde. Icki satan yerler var tabi. Ama her restaurana kendi ickinizi goturebilirsiniz, ona da kimse karismaz. Hatta bizim favori yerlerimizden Village Gourmet'nin icinde icki dukkani var, disari bile cikmak gerekmiyor alisveris yapmak icin:) O yuzden icki servisi yapmasalar bile her restaurantda sarapsa sarap biraysa bira bardagi vardir mutlaka. Belki simdi degismistir birseyler ama biz Turkiye'deyken buna izin vermezdi lokantalar kendileri satmiyor olsalar bile. Ya da ayrica ucret alirlardi onun icin. Birinde Istanbul'da bogaza nazir yeni acilan bir balik lokantasina goturmustu bizi bir arkadasimiz. Lokantanin icki ruhsati yoktu. Ama illa satis yapacaklar ya kahve fincanlarinda, kupalarda, cicekli su bardaklarinda falan geliyordu rakilar, cok komik gorunuyordu. Kimi kandiriyorlardi artik bilmiyorum.

Bu kadar yakinimizda Turk lokantasi olmamisti hic. Bir de pide yapiyor olsalardi dadindan yinmezdi valla:)) Pide lahmacun yok ama meze ve kebap var. Kebalari eh iste fena degil diyelim. Biz basta ekmek niyetine getirdikleri pidelere bayildik ama. En az 4 ekmek sepeti geldi gitti hala pidedeydi gozum. 7 verebiliriz sanirim 10 ustunden.

Birkac gun once Numan ve Kyoko ile bulustuk. Aslinda Goldman Sachs'de calisan Turkleri bir araya toplamaya calisan bir organizasyondu bu ama bir hafta ici aksami oldugundan midir nedir 8-9 kisi anca vardik. Yemek kisminda sayimiz biraz daha azaldi. Village'daki Boca Chica'ya gittik. Latin Amerika yemekleri yapiyorlar. Cok sevdim ben orayi. Sebzeli quesadilla'si olaganustu mesela. Herkes yemeginden cok memnundu. Sangrialari sayamadik gene, masa hic bos kalmadi. Kesinlikle tavsiye edecegim ve tekrar gidecegim bir yer. 8.5/10 (20 dakika dedikleri masayi 45 dakika beklemek zorunda kaldik, ordan biraz not kirdik haliyle:)).

Hazir yazmaya oturmusken ustunden yil gecmeden Halloween'den (cadilar bayrami) de bahsetsem iyi olacak:)) Bu yil ilk kez Manhattan'daki parade'i izlemeye gittim. Daha onceki yillarda ya isten cikamama ya baska planlarin olmasi gibi seyler yuzunden gidememistim bir turlu. Bu sefer isten biraz erken cikip gecenleri iyi gorebilecegim bir yeri erkenden kapmayi planlarken is arkadaslarimdan Gayle tum ekibi evine davet etti. Parade'in gececegi 6. Avenue'a bakan bir binada oturuyormus, daha guzel ne olabilirdi ki:) Tum gece hem yedik ictik hem de apartmanin bir cephesini nerdeyse tamamen kaplayan buyuk camlardan asagidaki yuruyusu seyrettik. Tam da o gun sevgili Berceste cadilar bayraminin tarichesiyle ilgili cok guzel bir yazi yazdi. Butun aksam ukalalik ettim tabi ben de bunu bile irlandalilardan almissiniz kendinize ait geleneginiz yok mu sizin diye:)) Bu yil 33. kez yapiliyordu bu Manhattan'da ve inanilmaz bir kalabalik vardi. Camdan uzanip baktigimizda asagi ve yukari dogru yogun ve sonu gorunmeyen bir insan seli vardi kaldirimlarda. Belli ana caddelerden arac trafigine de arada izin verildigi icin oldukca yavas ilerledi yuruyenler ama izlemesi cok zevkliydi, cok guzel kostumler vardi. Cektigim fotograflar cok basarili cikmadi ne yazik ki o karanlikta. Sansimiza hava da harikaydi. Hava pek guzel zaten bu ara, aman nazar degmesin. Ben saat 11 gibi ayrildigimda tum hiziyla devam ediyordu yuruyus, kisa zamanda bitecekmis gibi de gorunmuyordu. Ustteki fotograftaki ufakliklar kabilemizin genc uyeleri.

Canim arkadasim Mina'nin baby showeri vardi haftasonu. Organizasyonu Sim ustlendi, Mina baby shower isini pek sevmedigi ve klasik bir shower istemedigi icin pazar brunch yapmaya karar verildi. Turkish Kitchen'in brunchlari gayet iyi ama cok da kalabalik oluyor ayni zamanda. 30 kisilik yer ayirtmalari bayagi sorun olmus bizimkilerin. Brunch zamani restaurant zaten bos kalmadigi icin isletmeci pek isteksiz davranmis istedigimiz yeri ayirmak konusunda. En sonunda 1-3.30 arasi 30 kisilik yere zar zor ikna olmuslar. 3.30'da hemen kalkmamiz sartiyla tabi. Minik Maya'yi (babasinin deyimiyle pumpkin:)) tam noel gunu, 25 Aralik'da bekliyoruz aramiza.

3 yorum:

cem dedi ki...

bezen sizin orda yani nj'de bi 'dayinin yeri' isminde ufak turk lokantasi var, hic duydunuzmu?

luks felan degil ama aynen turkiyedeki bazi ufak fazla gosterisli olmayan lokantalardaki gibi yemekleri lezetliydi benim denedigim zamanlar. ozelikle arnavut cigeri ve lahmacunu. lahmacunu bayagi beyenmistim =)

ayni kaliteyi surduruyorlarsa denemenizi oneririm.

Adil Hindistan dedi ki...

Duyduk Cem, gittik de bir kac kere ama en son yemeklerden cikanlarin boyutlari artinca bu mutfakta yemek yenmez dedik.

cem dedi ki...

desene ilk zamanlarin kalitesi yok, bozmuslar. uzuldum.