Ne zormus bu yuvaya basla(t)ma isi yaw. Kede gozume bakip okula gitme okula gitme diye agladikca pek bi suclu hissediyorum kendimi. Sabahlari direniyormus bayagi, bolca mizmizlik/aglama cabasi. Ustumu degisme, bezimi degisme falan diye. Kahvaltisini da dogru duzgun etmiyormus okula gitme diyip durmaktan. Aksamustu ayni sekilde mutsuz.
Ilk Cumartesi sabahi uzunca bir sure pijamasini cikarttirmadi okul nok diyerek. Ustunu degisince okula gidecegini dusunuyor cocukcagiz haliyle. Attaya gidecegiz, bak parka gidiyoruz demek de para etmedi. Okula gitme diye aglamaktan baska birseyi duymuyordu. Iki lafinin biri okula gitme idi gun boyu.
Birakirken ve alirken aglayacagini biliyorduk, hazirlikliydik ama ben evdeki kisma hic hazir degildim. Herseye mizmizlaniyor, uykusu bile etkilendi. Gecede 2-3 kere aglayarak uyaniyor, bazen yataktan da iniyor, cagirinca daha beter oldugu icin bekliyoruz geri gelsin diye. Evde oldugumda yanimdan hic ayrilmiyor artik. Yerde buldugu seyleri agzina almaktan uzun zaman once vazgecmisti, yeniden basladi. Ne bulursa agzina sokuyor. Elinden almam, bak eve gideriz falan demem de fayda etmiyor, hic istifini bozmadan baska bir seyi alip agzina sokuyor. Hadi eve gidiyoruz o zaman diyince de eve gidelim diyor, agzindakini vermeyi reddediyor.
Gecen haftasonu hayvanat bahcesine gittik, yerde buldugu bir kabugu agzina atip cignemeye basladi. Zorla aldim agzindan, biraz sertce 'hani agzimiza almiyorduk artik, nerden cikti bu simdi' dedim. Cevap: (aldigi yeri gostererek) 'budan cikti' :))
...Ben postu gonderemeden bir hafta gecti gene. Biraktigim yerde gonderecegim bundan sonra, varsin yarim olsun. Su bir haftada pek bir ilerleme kaydettigimiz soylenemez. Hala istemiyor okula gitmeyi. Sabahlari aglama krizi kalmamis ama yine mizmizlanma, arada hafifce aglama, bolca okula gitme deme devam ediyor. Adil birakirken agliyor hala. Olur da aglamazsa onda da boyun bukuk, omuzlar cokuk, kurbanlik koyun ifadesiyle bir gidisi varmis ki aglasa daha iyi diyor Adil, ici parcalaniyor adamcagizin. Aksamlari ben aliyoum, beni gordugu anda aglamaya basliyor. Bu hafta gun icinde de ara ara agladigini soylediler okulda.
Gunduz uykusu azaldi, evde uyudugunun yarisi kadar anca uyuyor orada. Yemesi eh iste. O alismadan ben hic alisamayacagim sanirim. Yaptiklari aktivite kagitlarini pek ovuyoruz, gururlaniyor o zaman ama hemen sonra kendine gelip okula gitme demeye basliyor.
Pazar, Eylül 20, 2009
Cuma, Eylül 04, 2009
Simdi okullu olduk
Tembellik gani, bekledim Bezen hanim yazsin diye ama onun isi basindan askin; bense izin kullanaim dedim 1 haftadir yan gelip yatiyorum evde. Efenim, bu haftanin tarihteki yeri ve onemi sudur bizim icin: Lara hanim yuvaya basladi. Sali gunu 22.ayinin dolmasina bir gun kala yuvasi acildi. Bezen de iki gun izin aldi. Tuttuk goturduk yuvaya. Bir suru oyuncak; onlara bakmaya basladi; derken "hadi byee" diyince fisek gibi kostu annesinin bacagina sarildi.
Velhasil durum boyle. Tabii sabahlari kahvaltisi; hazirlanmasi biraz uzun suruyor; bildiginden midir; iyice yavastan aliyor herseyi. Bakalim haftaya ben de ise baslayinca nasil olacak...
Sonra ogretmeni kucagina aldi, bizimki saskin saskin kim bu diye ogretmene bakip aglamaya basladi tabii. Derken biz ciktik; uzatmayin demislerdi. Gun gecmek bilmedi tabii. 3 olunca gittik, kapida bekliyoruz. Ogretmenin kolundan tutmus; tipis tipis geldi bizimki; sonra Bezen'i gorunce aglayarak kostu kucagina atladi tabii. Cocuk anlamiyor tabii, bir daha ailesi gelmeyecek saniyormus.
Sonra parka goturduk; guzel guzel bildigi yerden anlattik: 'anne baba ise gidecek; Lara okula gidecek; aksam anne baba isten gelecek, Lara da okuldan gelecek' filan diye. Bizim ki tabii 'Nok, anne ise gitmeyecek, baba ise gitmeyecek, Lara okula gitmeyecek' diye guzelce agzimizin payini verdi.
Velhasil, 2. gun ayni senaryo. Bu sefer ben aldm kapidan, aglayarak bana kostu. 3. gun annesi ise gitti; cikista gozleri onu aradi. Ama 'ise gitmeyi ve isten gelmeyi' anliyor. Aksam, hadi 'anneyi karsilamaya gidelim' dedim. Her otobus gordugunde 'anne' diyor; annesinin otobusle geldigini bildigi icin.
Bugun Cuma, sabah yuzunu asti yuvanin merdivenininde ama ogretmeninin elini tuttu; kendisi cikti merdivenleri ve gitti iceriye. Giderken ne kadar 'bye bye' diye seslensemde normalde yaptigi gibi geri donup, el sallamiyor. Ben birakirken, bolca 'aksam baba Lara'yi alicak; parka gidicez...' filan diyorum; tekrar ediyor, herhalde inanmaya calisiyor o da kendince.
Velhasil durum boyle. Tabii sabahlari kahvaltisi; hazirlanmasi biraz uzun suruyor; bildiginden midir; iyice yavastan aliyor herseyi. Bakalim haftaya ben de ise baslayinca nasil olacak...
Cumartesi, Ağustos 29, 2009
Ted Kennedy'nin Ardindan...
Cuma, Ağustos 28, 2009
Onda Bunda Sundadir
Haftasonlari artik benimle beraber geliyor bagel almaya. Cok seviyor orayi. Iceri girer girmez bir masaya oturmak istiyor, kahvalti ediyoruz ya oraya gidince:) Alip eve donelim diyince de itiraz etmiyor ama. Yumurtanin beyazini hic sevmiyor kede. Bagelcidaki omleti severek yiyor ama.
Bunu firsat bilip omlet yapayim dedim ben de. Hatta Larayi da dahil ettim olaya, hani kendi hazirlayinca belki daha severek yer diye. Henuz islemiyor o taktik, erken galiba. Hadi omlet yapicaz diyince pek bir heyecanlaniyor, kosarak geliyor. Yumurtayi cirpma gorevi onun. Sozde tabi. Yumurta kutusunu yeterince hizli kaldiramissam icinden bir yumurta aliniyor, tabi ki kiriliyor, icinden akanlara ve kabuk parcalarina saskinlikla bakilip bir tane daha isteniyor, yok ya cevabini alinca ilgisini cirpiciya yoneltiyor. Cirpici yumurtaya giriyor, sonra oraya bulasan yumurta ele alinip inceleniyor, agiza goturulup tadina bakiliyor, derken yumurtanin icine el giriyor, biraz oyaniyor, elle tavaya ve tezgahin bilimum kosesine aktariliyor yumurta. O arada ben kurtarabildigimi cirpir tavaya aktariyorum. Ama tutturamadim bir turlu bagelci omletini. Benimkini yemiyor kede. Her hafta farkli bir sekilde deniyorum, henuz basariya ulasamadim. Azimliyim, bulacagim sevdigi omleti.
Havuzu 1-2 kere daha denedik, havuzdan korkuyor anladim ki. Ikinci denemede ustunu degistirmeye tesebbus bile etmedim evde, orada cevredekilere bakarken daha kolay giyer belki diye. Olmadi. Bagirdi cagirdi giymedi. Kenara oturup ayagini suya sokmaya ikna ettik en sonunda, hosuna gitti hatta girmeye de yeltendi birkac kez ama girmek icin bezini degismemiz lazim diyince nok diyip cekildi her seferinde. Ucuncu de bagirtilarina aldirmadan evde giydirdik, bir sekilde suya da soktuk. Once bana yapisik vaziyetteyken sonra rahatladi, kucagimda yuzdu falan, eve gitmek istemedi hatta ama tekrar gitmeyi kesinlikle reddediyor. O kadar ki, son sefer giderken yeni arabayla gitmistik (yuvaya basliyor kede haftaya. birimiz birakip digerimiz alacagimiz icin 2. araba sart oldu), o arabaya binmek istemedi sonraki bir hafta boyunca. Sonunda o binmemek icin aglarken bindirip bagelciya kahvaltiya goturduk onu, hani favori mekanlarindan birine gidelim de arabayi sevsin diye.
Simdi pek itiraz etmiyor binmeye ama her seferinde 'havuz nok' diyor binerken. Nasil asacagiz bu havuz korkusunu? Kendi haline birakirsam daha da artmaz mi, daha da bilincleniyor olacak sonucta. Gecen yaz bayila bayila gidiyordu, araya kis girdi havuzdan korkar oldu.
Pek dillendi, bicir bicir konusuyor, kelime haznesi de oldukca genis. Gecenlerde kitapcida onumuzden yuruyen 7-8 yaslarindaki cocuk icin once 'cocuk' dedi, biraz durdu 'padon cocuk diil kades (kardes)' dedi. Bakakaldim sen pardon mu dedin diye. Pek hosuna gitti oyle sasirmam, aksama kadar pardon diyip durdu sonrasinda.
Giyeceklerini kendi seciyor artik. Uyarilmistim bunun gelecegi konusunda ama 3 yas falan demislerdi bana, bu kadar erken beklemiyordum. Istemedigi bir seyi giydiremiyoruz. Lila rengi, askili bir elbise almistim giymiyor. Resim cekip cikaricam valla diyorum nok. Annem benim bebekligimden kalan 2-3 sey getirmisti, onlari giymeyi de reddetti. Birini gorunce aglayarak noook diye kacti hatta:) Siyahli beyazli askisiz boyundan baglamali mini bir elbiseydi halbuki, tamam begenmemis olabilir ama aglama tepkisi hakedecek kadar cirkin degildi canim. Elimde iki seyle gidiyorum artik yanina, birini begenmezse secenek sunayim diye. Ikisini de begenmiyor bazen, o zaman ya baska birsey buluyorum ya da digerleri kirli birini secmen lazim diye ittiriyorum, sonunda seciyor.
Aglayarak tepki verme demisken iki ornek vereyim de ben unutmayayim sonradan.
Buluttan nem kaptigi bir gun, dolabimi acmis benim askidaki kiyafetlerime bakiyor, yesil bir hirkayi cekistirerek:
- avi (mavi)
- o mavi degil hayatim yesil
- uvaaaaaa aviiiii uvaaaaaaa yesil noookkk
Banyoda basini yikacayagimiz ve bu yuzden durup durup agliyorken aglamayi biraktigi bir anda ilgisini cekmek icin yeni bir oyuncak uzatip:
- aa tatlim ordege bak kayiga binmis
- uvaaaaaa kaaaazzz uvaaaaaaaa (ordek degilmis o kazmis)
En zoru guldugunu gostermemeye calismak bu anlarda:)
Salı, Ağustos 18, 2009
Cumartesi, Ağustos 15, 2009
Pasaport
Sabah biraz gec kaldik evden cikmakta, hatun mizmizlanmaya baslamisti artik aciktigi icin. Once onun ayakkabisini giydirdim, benimkileri giyerken elimden firlayip acik kapidan disari cikti. ‘Sakin inme merdivenlerden, dusersin’ cumlemi tamamlayamadan aglama sesi geldi. Bizimki yerde iki seksen yatiyor. Tabi ki dinlemeyip inmeye kalkmis yeri boylamis, 3 basamak allahtan. Sonuc: sag ust tarafi ve kasin hemen ustu berelenmis bir alin, kanli bir burun ustu. Banyoda biraz temizleyeyim dedim ama izin vermedi, hem sinirli hem ac. Doyunca temizleriz diyip kahvalti yolunu tuttuk. Caninin acisi gecmisti sanirim ki bagelcida keyfi yerindeydi, pek keyifle yapti kahvaltisini. Sonrasinda biraz izin verdi burnunun ustune mudahale etmeme, en azindan dezenfekte edebildik.
Sonra da pasaport basvurusu icin postaneye gittik. Pek facali bir fotosu oldu. Cocuklar icin bir sandalye koymuslar, onun ustunde durmasi lazim foto cekilebilmesi icin. Tabi ki reddetti bizimki, inmeye kalkti hemen. Bu birkac kere tekrarlaninca masanin diger tarafindaki gorevliler seferber oldu Laranin ilgisini cekmek icin. Neyse zar zor durdurduk sandalyenin ustunde, ben de egildim bacaklarindan tutuyorum kendini atmasin asagi diye, hatun kipir kipir tabi. Birkac basarisiz denemden sonra fotograf cekilebildi, herkes derin bir nefes aldi. Hemen cikip parka gittik.
Hani dustu cani acidi ya, biraz dikkat eder bundan sonra belki diye dusunuyor insan ama bu modeler icin gecerli degil bu teori. Ne oldugunu hatirliyor, nasil uf olmustu kafamiz merdivenden dusunce diyince oldugu yere oturup kafasini yere degdiriyor, bu odu diyor ama merdivenden inmeye gelince yine tutunmadan inmeye calisiyor. Tutunman lazim diyince de indikten sonra donup tutuyor merdiveni.
Çarşamba, Ağustos 12, 2009
Çarşamba, Ağustos 05, 2009
Salı, Temmuz 28, 2009
Orda Neler Oluyor
En son panayir kurulacak yagmur yagmasa demisim. Yagmur sabahtan hem kabilenin bir kismiyla kahvaltiya gitmemize hem de oradan panayira ugramamiza izin verdi ama panayirda bi nane yoktu. Elmo balonu disinda heyecan verici hicbirsey bulamadik. Artik yorulmus olan kede de mizmizlik seviyesini artirmaya baslayinca eve zor attik kendimizi. Kahvalti iyiydi ama. Kede de bayagi iyi vakit gecirdi. Kahve kremasi minik kaplarda geliyordu, tum masanin bosalan kaplarini toplayinca bayagi oyuncak cikmis oldu ona.
Elmo ikinci favorimiz. Ilki Barney. Elmo’nun hemen ardinda Mickey Mouse var. Son birkac gundur bezini ama bak miki gelecek diye degistirebiliyoruz – bezlerin ustunde onun resmi var – huggies’i bu basarili seciminden dolayi kucaklamak istiyorum.
Madde madde yazayim bu sefer, bi ordan bi burden olacagi icin baska turlu yazilabilecek gibi degil zaten.
- Suya karsi ilgisizlik ve isteksizlik had safhada. Havuza gidelim’e cevabi hep nok. Henuz 1 kere goturebildik. Onda da swim diaperini giydirme mucadelemizi tum sokak duydu sanirim. Hatun tekmeler savurup ciglik cigliga aglarken en sonunda kapiya cikip o anda evin onunde oynamakta olan Batuya bakar da bagirmayi birakir diye dusunup disari yoneldik ama hic etkisi olmadi. Tutturdu giymeyecegim diye. E onsuz da havuza almiyorlar, buyuk olmanin verdigi avantaji kullanip iki kisi giydirdik cigiliklar arasinda. Bikiniyi giydirmeyi havuz kenarina biraktik ki orda hic itiraz etmedi. Saskinlikla havuza bakarken unuttu sanirim. Havuza giris de biraz olayli oldu, su soguk geldiginden sanirim agladi biraz istemedi once. Sonra hosuna gitti ama. Ciktiktan sonra daha diyip ikinci kez de girdi suya. Guneslenmekte olan 3 kizin yanina gidip onlerinde kipirdamadan durdu bir sure. Yabanci birilerinin yanina geldiginde oyle yapiyor. Basini yere egip hic kipirdamadan duruyor. Ona yaklasirlarsa agliyor. Yoksa oyle duruyor bir sure sonra kafasi hala one egikken bizi cagiriyor gelin beni alin diye. Kizlardan biri sarki soyledi bizimkine. Kafayi yerden kaldirmadan dinledi. Bitince bana donup gene dedi. Dedim bir daha istiyor. Kiza 3 sarki soylettik boyle boyle. Eve donunce anlata anlata bitiremedi kizlari ve kendisinin nasil yuzdugunu ama yine gidelim mi diyince cevap hep nok. Gecen yaz bayiliyordu halbuki, mayosunu gorunce heyecanla ayaklarini cirpiyordu.
Sadece o degil suyla oynamak da istemiyor. Bahceye su ve bilimum kap koyuyorum, azicik oynuyor birakip gidiyor sonra. Suyla oynayalim mi diyince de cevap nok. Minik bir sisme havuz aldim, bahcede doldururuz buyugune gitmek istemezse ona girer diye. Onun da yuzune bakmadi. Sisirip salonun ortasina koydum bakalim ne yapacak diye. Soyle bir bakti, bos havuzu kaldirip koseye goturdu, oraya birakti bir daha da yuzune bakmadi. Dolduralim mi Lara? Nok!
- Bagel seviyor, bayiliyor hatta. Her haftasonu gidip aliyoruz, bazen orda kahvalti ediyoruz, pek seviyor. Hep ayni yerden aliyoruz bagellari, cidden cok guzel yapiyorlar. Gecenlerde gozu dondu resmen bagel diye. Gabilya (oyle diyor) diye yikti ortaligi. O anda markette alisveris yapmakta olan Enginden istedik bir tane vazgeciremeyince. Zor bekledi o gelene kadar. Fakat bir lokma yedikten sonra ekmek dedi ve birakti bir kenara. Market bageli sonucta, bizim aldigimiz bagella alakasi yoktu tadinin, ekmek gibiydi cidden. Bacak kadar cocuk bile anliyor aradaki farki.
- Banyo isi zorlasmaya basladi. Yuzune su degdigi anda bitti diyip ayaga kalkiyor. Mumkun degil oturtamiyorsun ondan sonra. O yuzden tek basima banyo yaptirirken sacini yikayamiyorum. Ayaga kalkinca zaptetmesi cok zor, ayagi kayip dusecek diye korkuyorum, kipir kipir. Anca Adil varken yapabiliyorum onu. Adil de varsa, banyo diyince aglamaya basliyor. Biliyor ki o geliyorsa sac yikanacak, ciglik cigliga bir banyo oluyor sonuc. Biz bizeyken hadi dus alalim diyorum, dus esittir sac yok oluyor, nok diyor demesine ama geliyor yine de.
- 4 Temmuz kutlamalarinda havai fisekleri seyredelim dedik, istemedi kede. Iki gun oncesinden basladi havai fisekler. Hatta bir gecekini saniyoruz arka bahceden attilar, oyle bir gurultuluydu. Tam yatma hazirligindaydik o sirada biz. Lara cami actirtmadi bana, bakalim diyince kesinlikle karsi cikti. Ustelemedim ben de. Derken Adil geldi hadi bakalim diyip cami acti, ona itiraz etmedi, kucagimda geldi cama ve bakti. Ertesi gun daha uzaktan yine attilar, o kadar ses gelmiyordu bu sefer. Cami yine actirtmadi bana, Adil de yoktu bakamadik. Bana yapisip yatti yanimda bitene kadar, kalkmama izin vermedi. Asil havai fiseklerin oldugu aksam cami acik biraktim ozellikle ve basladigi sirada camdan bakiyorduk. Coook uzaktan tek tuk gorunuyordu ama sonuna kadar bakti. Bir ara arka bahceden maytap attilar, onlar birden gurultuyle yukselip patlayinca kendini yer atti, cok komikti ordaJ Sonra hemen kalkip cama yanima geldi yine. Hem korkuyor hem camdan ayrilamiyor. Sonrasinda gunlerce anlatti kendince. Simdi de ne zaman havai fisek desem buyk (buyuk) adam diyor.
Daha vardi ama unuttum iste. Bunu okuyunca Adil hatirlar belki onlari da yazarim.
Pazartesi, Temmuz 27, 2009
Salı, Temmuz 21, 2009
Icimiz Disimiz Yagmur Bu Yaz
Cuma, Temmuz 10, 2009
Ankara Ankara Guzel Ankara...
Boyle baslayan bir Ankara marsimiz mi vardi di mi? Konumuz o degil :)
Gecen Persembe'den beri tatildeyim = Evdeyim. Ilk iki gun zaten donusumde bitirmis olmam gereken bir programi kodlamakla gecti. Gerisinde de Lara ile oynarken zaman yavas ve guzel geciyor; sonrasinda birden hizla akip gidiyor. Netekim, Cuma oglen olmus. Ama konumuz bu da degil :)
Ben gunluk teknoloji haberlerimi Digg.com'dan alirdim. Artik pek oyle taze firindan cikmis haber bulmak zor. En hizli haber alma yontemi Twitter; ama onda da trendleri takip et; dogru adamlari bul takip et* vs derken, soyle sabah bir cay icip haberlere bakayim dediginizde gormek isteyeceginiz teknoloji haberlerini gormek mumkun olmayabiliyor. O yuzden oncelikle Techmeme, Mashable, Google Technoloji Haberleri , Hacker News vs gibi yerlere bakiyorum. Bildiniz, konumuz bu da degil ama yaklastik...
Microsoft Live Search'u degistirdi "Bing" cikti ortaya. Simdi Google Search'in uzerine gul koklamak gibi olmasin ama arada bir Google'da aradigim seyi bulamayinca; bir de Bing'de deneyeyim dedigim oluyor; eminim Bing'i denedikten sonra ayni sekilde dusunen bir suru insan vardir ki bu da Microsoft'un basarisidir. Arama motoru konusundaki en buyuk atilimlarini yaptilar. Ama iste sanssizlik; gecen hafta sonu Seattle'da bir yangin cikti ve Bing'in "Gezi" bolumu ile ilgili bilgileri tutan sunuculari devre disi kaldi.
Techmeme.com'da cikan habere gore Google'in arama motorlari'da bunu bulmus ve indexlemis; Bing diye aratinca cikan ikinci link'de "Su an ulasilamiyor" yaziyor. Gel gor ki sorun hemen ertesi gun cozuldu; ustunden 5 gun gecti. Google'un sanina yakisir bir durum degil ortadaki. Cunku normalde Google saatte bir guncelliyor Bing'den daha da az erisilen siteleri...
Twitter'da hem bir Bing hesabi hem de Google Search hesabi varmis meger. Microsoft'cular Google'culara laf atmislar ordan; "kardisim su indeksinizi arada bir guncelleyin" deyu...
Onlarin kavgasi beni ilgilendirmiyor. Asil ilgilendiren, ha evet konumus buydu, Twitter'da az once cikan bir nota gore Google cok guzel bir ozellik katmis arama motoruna. Bir sehir adi yaziyorsunuz, o sehri gosteren Google Maps'den bir haritanin yanisira; sheirle ilgili resimler cikiveriyor.
Google Maps'e "Ankara" yazip baktim; yuzlerce fotograf var. PicasaWeb'i kullaniyorsaniz; biliyorsunuz cektiginiz resimleri nerde cektiginizi yazabiliyorsunuz oraya. Acaba ordan mi aliyorlar resimleri diye baktim; degilmis. http://www.panoramio.com/ projesinden geliyormus resimler.... Nerden nereye demeyin! Geldigin yer degil; yolculuktur onemli olan ;-)
Pazartesi, Temmuz 06, 2009
Kazandibi Tarifi
Bezen hanim uzun bir zamandir guzel bir kazandibi tarifi ariyor, bilen eden varsa yazsin lutfen, cok makbule gececek :)
Cumartesi, Haziran 20, 2009
Iya Iya Gok
Pek sulu bir yaz geciriyoruz bu ara. Iki gun gunes varsa bes gun yagmur yagiyor. Laraya yagmur pantalonu aldim ama bir de yagmur botu gerekiyor gorunen o ki. Bunlar bittiginde soyle en nemlisinden bir sicak bastiracak gene imdaaat diyecegiz biz:) Hep bahar olan bir yere tasinmak istiyorum ben.
Bu sabah hayvanat bahcesine gidelim dedik. Ben 3 gundur soyluyordum, en cok ben istiyordum denebilir:) Yagacagim diye bagiran havaya ragmen gittik, hepi topu kalacagimiz 1,5-2 saat belki yagmaz diyerek. Biz gezmeye basladiktan az sonra yarmur basladi. Hafif hafif atistiriyordu basta, yokmus gibi davranip gezmeye devam ettik. Lara hayvanlara birkac saniye bakip 'ayyyy' diye sevgisini gosterip yerden tas toplamaya, calilardan yaprak koparmaya ya da yolda kosmaya gitti. Bazilarinin yuzune bile bakmadi.
Ayilarin oldugu yerde baraka gibi bir oda vardi, iceride bir duvar tamamen cam, ayilar da tam camin onunde, bakmak icin harika bir yerdi. Lara ayilara soyle bir bakip kenarda boydan boya sirali mutfak dolaplarini acmaya gitti. Tavanda donen fanla bile daha cok ilgilendi. Dolaplar da acilmayinca donup disari cikti. Ayilar pek bir oyuncuydu ama bizim kedenin ilgisini cekemediler. Yagmura ragmen bir saat kadar dolastik. Iyice hizlaninca da mecbur geri donduk. Gelince hava durumuna baktim bir hafta daha diyor. Yarin da panayir kuruluyor bizim kasabda. Umarim sabahtan yagmaz.
Kede ‘no’ donemine girdi bir suredir. Hersey no. Bir ara sabahlari no no diyerek aciyordu gozunu, cok komikti. Merdivenlerde ayak sesi duyuyordu mesela, sesleniyordu hemen: no no. En son no ile yok’u birlestirip ‘nok’u cikartti ortaya ki en favori kelimesi o bu siralar. Parka gidelim mi’nin cevabi bile nok:) Birinde gercekten hayir diyor olabilecegine inanmadigim icin o kadar cok sordum ki parka gidelim mi diye (ve her seferinde nok cevabimi aldim), Adil kizim anneni parka goturmemiz lazim diye dalga gecmeye basladi, ama hatun geri adim atmadi ve disari cikmadi valla. Zorlayarak kapiya goturme girisimlerim de bagrislarla geri puskurtulduydu pasa pasa evde oturduyduk
Kede ‘no’ donemine girdi bir suredir. Hersey no. Bir ara sabahlari no no diyerek aciyordu gozunu, cok komikti. Merdivenlerde ayak sesi duyuyordu mesela, sesleniyordu hemen: no no. En son no ile yok’u birlestirip ‘nok’u cikartti ortaya ki en favori kelimesi o bu siralar. Parka gidelim mi’nin cevabi bile nok:) Birinde gercekten hayir diyor olabilecegine inanmadigim icin o kadar cok sordum ki parka gidelim mi diye (ve her seferinde nok cevabimi aldim), Adil kizim anneni parka goturmemiz lazim diye dalga gecmeye basladi, ama hatun geri adim atmadi ve disari cikmadi valla. Zorlayarak kapiya goturme girisimlerim de bagrislarla geri puskurtulduydu pasa pasa evde oturduyduk
No cevabi almak istemiyorsaniz soru sormayacaksiniz, secenek sunacaksiniz dediler. Iyi peki. Altini anne mi degissin baba mi? Arabaya anneanne mi bindirsin dede mi? Pembe sortunu mu giymek istersin maviyi mi? Secenek sunup duruyoruz. Eee hani birini seciyordu bunlar mutlaka. Bu ona da nok diyip donup gidiyor:)) Simdi ne olacak?
Muzik dinlemeyi seviyor, favori 1-2 cd'si var. Onlar caldigi zaman anneanne ve dedeyi dans da ettiriyor mutlaka. Ben oralardaysam beni de surukluyor. Herkesin durmasi gereken bir yer var, Lara belirlemis. Tek tek gosteriyor kimin nerde duracagini. Sonra o durdugun yerde el cirpip salinman lazim. O da ortada durup eslik ediyor, sonra o arada gidip baska seylerle ilgileniyor, geri gelip iki el cirpip bir daha gidiyor ama arada kolluyor seni. Yerinden ayrilirsan ve uzun sure el cirpmazsan gelip mudahale ediyor:) 5-6 sarki boyunca bu devam ediyor:))
Ses cikaran araclardan hoslaniyor. Itfaiye, cop kamyonu, motorsiklet, ambulans...pek seviyor. Gecenlerde parktayken arka arkaya iki ambulans gecti bagirarak. Daa dedi kede, daha gelsinler dedik ama gelmediler, pek bozuldu agladi mesela. Cop kamyonu gececegi zaman ya kapiya cikiliyor hemen ya cama yapisiyor. Aksi gibi onlarin da saati degisti, kargalarla beraber geliyorlar sabah goremiyoruz.
Simdi gitmem lazim. Bunu post edeyim de gunlerce beklemesin yine. Baslikta old mcdonald had a farm e i e i oh'nun kede yorumu.
Cuma, Mayıs 15, 2009
Nehir

Cok olmadi kendisinden haberdar olali. Daha 2 yasinda ve kanserle bogusuyor yasindan beklenmeyecek bir olgunlukla. Su anda Amerika’da tedavi oluyor ve ama burada sigortasi olmayanlara vurun kahpeye seklinde davranildigi icin gelen masraf taleplerini tahmin edebilirsiniz. Annesinin gun be gun onunla ilgili haberleri ilettigi blogunun takipcisi oldum ogrendigimden beri. Iyi haberlerini okumak gunumu aydinlatiyor sabahlari. Simdilik alt etti gibi, insallah tedavinin devami da iyi gelir ve bu hastalik ileride torunlarina anlatacagi sevimsiz bir ani olarak kalir.
Perşembe, Mayıs 07, 2009
Rain Rain Go Away
Icimiz disimiz yagmur oldu. Cumartesi gunu biraz gunes yuzu gorduk o kadar. Ic karartici, karanlik bir hava var gunlerdir. Laracik cama yapisip "paka paka (=parka)" diye sayiklamaktan helak oldu. Anlamiyor tabi cocuk ne guzel cikiyorduk disari nooldu simdi diye. Yagmur yagmasi engel degil ki onun icin. Yaz yagmuru olsa benim icin de olmayacak ama serin bir yandan da. Evde oldugum saatlerde yagmiyorsa atiyoruz kendimizi disari. Yasadikca ogreniyor acemi annesi tabi, daha dun yagmur pantolonu ismarladim kedeye, su gecirmeyecek birsey olsun diyerek. Islak cimlerde bezine kadar islanmasi cok kisa suruyor yoksa.
Salı, Nisan 28, 2009
Ve bitti...
15 Aralik 2005 aksami World of Warcraft'i indirip kurmustum bilgisayarima. Bu gece nihayet "artik yeter" deyip; hesabimi kapattim. Soyle bir karakterlerime baktim da; oyunda harcadigim zaman nerdeyse 1 yil. Artik gece gunduz ne kadar vakit harcadigimi siz hesap edin.
Bu da bagimlilik yapan her sey gibi pek cok sey goturdu hayatimdan; sildim ve kurtuldum. Yasasin hayat :)
Pazartesi, Nisan 27, 2009
Sabah ofisde cayimi yudumlarken, arkamda birinin cep telefonu konusmasini duydum. Ofis arkadaslarimdan birini ziyarete gelen biriydi konusan ve esi ariyordu. Bize donup, "Binanin etrafinda bir ucak ve arkasinda iki tane F1 gorulmus; esim hemen orayi terket diyor; siz bir sey gordunuz mu?" diye sordu.
Hii, ne? diyip ilk reaksiyon olarak cama yoneldik ki disarida bir suru insan kosusuyor. Derken arkamizi donduk; bir kac kisi ofislerden cikmis (belli ki onlar da telefonla aranmis) bize dogru geliyorlar.
Derken biri koseyi dondu ve Jetler bizim binanin etrafindan sola kirdi; camlar sarsildi dedi. Bir digeri , ucak Air Force One (baskanin ucagi) imis dedi. Normalde hemen bir uyari gelmesi lazimdi ama o esnada hoporlerlerden ses cikmiyordu.
Derken bir kac kisi geldi ve ne olur ne olmaz kati bosaltin dedi. Biz hala disari bakiyorduk ki katin en yetkili iki mudur geldi. Tam o esnada hoporlerlerden, merak edilecek bir sey yok; NYPD ile gorustuk; fotograf cekiliyor anonsu geldi. Ama hemen ardindan alarmlar calmaya basladi ve mudurler; odalari kontrol edip kati bosaltin talimati verdiler.
Yeniden bir anons geldi ve merak edilecek bir sey yok; lutfen alarma basmayin dediler. Hemen gazete / TV sitelerine baktik; bir sey yok. Sirketin internet hattindan Twitter'a baglanti yok; ama Internete direkt bagli linux makinemden twitter'a girip "Air Force One" yazdigimda bir suru twit gordum.
3-5 kisi asagi inmemeye karar verdik ve twitter'dan hem ogrendiklerimizi paylastik hem de diger twittleri okuduk. Velhasil 2-3 farkli izah geldi ama bu olayla farkettim ki en hizli haber alma yontemi twitter imis! /Saygilar...
Pazar, Nisan 26, 2009
17. Ay
Update zamani:)
Isyerinde oldukca yogun bir Mart gecirdim ben. Mart ayi bizim en yogun ayimiz olmustur hep, izinler falan askiya alinir grubumuzda, hele son haftasi orda yatar kalkariz nerdeyse. H-1B basvurularinin 1 Nisan'dan itibaren kabul ediliyor olmasidir bu telasin nedeni. Bu yil oyle cok basvuru yoktu aslinda. Ama ekonomik kriz yuzunden firmalar avukat masraflarina da mirin kirin etmeye baslayinca maliyeti azaltmak adina avukatlardan ziyade saat ucreti onlara kiyasla cok daha az olan bizlere dustu isin cogunlugu. Normalde acildigi ilk gun dolar H-1B kotasi, bu yil ay sonu oldu hala %70 anca doldu.
Sirkette yeni yeni hissedilmeye baslandi bu kriz. Gecen yilin ilk yarisinda cok iyi is yapmisiz o bizi yilsonuna kadar goturmus. Ama bu yil zorlu olacaga benziyor. Onlem paketinin bir parcasi olarak maaslarimiza kesinti geldi. 3 yil onceki maasima dondum diyebilirim. Henuz kimseyi cikartmiyor olmalari iyi haber tabi. Kesinti icinse peki diyip donduk isimizin basina. Normalde istifa sebebi olur bu bazilari icin ama su kosullarda kimsenin giki cikmiyor. Gidecek yer yok ki. Maas kesintisiyle kalir umarim.
Lara 17. ayini doldurmak uzere. Bagimsizligini coktan ilan etti. Burnundan kil aldirmiyor. Hayir diyebilecegi hersey icin cevabi 'hayir'. 5-10 kelimesi var soyledigi, hayir en populer olani icinde. Hayir da demiyor aslinda. Cogu seyi 'hi' 'iih' 'iiiiiiiiih' ile anlatiyor. 'Hi' evet demek oluyor, o kolay. ''iiiiiiiiiiih' da hayir, o da tamam. 'iih'da biraz cuvalliyoruz iste. Birsey istedigi zaman parmagini uzatip 'iih' diyor. Cok genel yapiyor ama bunu cogu zaman. Mesela mutfaga dogru parmagini uzatip 'iih' diyor. Sessiz sinema oynar gibi o mu bu mu diye bulmaya calisiyoruz. Ilk seferde dogru tahmin edemezsek kiziyor, ikinci seferde de bilememissek cok kiziyor, ucuncu de bagirmaya basliyor artik.
Isyerinde oldukca yogun bir Mart gecirdim ben. Mart ayi bizim en yogun ayimiz olmustur hep, izinler falan askiya alinir grubumuzda, hele son haftasi orda yatar kalkariz nerdeyse. H-1B basvurularinin 1 Nisan'dan itibaren kabul ediliyor olmasidir bu telasin nedeni. Bu yil oyle cok basvuru yoktu aslinda. Ama ekonomik kriz yuzunden firmalar avukat masraflarina da mirin kirin etmeye baslayinca maliyeti azaltmak adina avukatlardan ziyade saat ucreti onlara kiyasla cok daha az olan bizlere dustu isin cogunlugu. Normalde acildigi ilk gun dolar H-1B kotasi, bu yil ay sonu oldu hala %70 anca doldu.
Sirkette yeni yeni hissedilmeye baslandi bu kriz. Gecen yilin ilk yarisinda cok iyi is yapmisiz o bizi yilsonuna kadar goturmus. Ama bu yil zorlu olacaga benziyor. Onlem paketinin bir parcasi olarak maaslarimiza kesinti geldi. 3 yil onceki maasima dondum diyebilirim. Henuz kimseyi cikartmiyor olmalari iyi haber tabi. Kesinti icinse peki diyip donduk isimizin basina. Normalde istifa sebebi olur bu bazilari icin ama su kosullarda kimsenin giki cikmiyor. Gidecek yer yok ki. Maas kesintisiyle kalir umarim.
Lara 17. ayini doldurmak uzere. Bagimsizligini coktan ilan etti. Burnundan kil aldirmiyor. Hayir diyebilecegi hersey icin cevabi 'hayir'. 5-10 kelimesi var soyledigi, hayir en populer olani icinde. Hayir da demiyor aslinda. Cogu seyi 'hi' 'iih' 'iiiiiiiiih' ile anlatiyor. 'Hi' evet demek oluyor, o kolay. ''iiiiiiiiiiih' da hayir, o da tamam. 'iih'da biraz cuvalliyoruz iste. Birsey istedigi zaman parmagini uzatip 'iih' diyor. Cok genel yapiyor ama bunu cogu zaman. Mesela mutfaga dogru parmagini uzatip 'iih' diyor. Sessiz sinema oynar gibi o mu bu mu diye bulmaya calisiyoruz. Ilk seferde dogru tahmin edemezsek kiziyor, ikinci seferde de bilememissek cok kiziyor, ucuncu de bagirmaya basliyor artik.
Sevdigi birsey oldugunda 'daa (daha)' diye belirtiyor istegini. Annesi gibi hamurisine duskun o da. Pilava bayiliyor bir de. Pilavi gayet guzel yiyor mesela ama diger yemekleri, meyvesi blenderdan geciyor hala. Agzina biraz puruzlu birsey geldi mi hemen itiyor yemegi, agzina koymuyor ardindan. Kusuyor bazen de. Anlamadim ki ben bu isi.
Adil veya ben, ozellikle ben, ortalardaysak cok yapiyor bunu. Biz varken yemek yemiyor mesela. Yemek zamani ortadan kayboluyoruz mecburen. Babaannesi de bin dereden su getirip yediriyor. Hep beraber masaya oturup yemek yiyebilenlere cok ozeniyorum valla, biz onu henuz basaramadik. Bana da yedirmiyor. Illa kaldiracak beni masadan. O yuzden birileri onu baska bir oadada oyalarken ben de alelacele yiyorum. Onunlayken telefonla konusmam da yasak, cok kiziyor. Hatta evdekilerden biriye oyle sohbet falan etmem de hi hos karsilanmiyor. Sadece onunla olacagim. Youtube veya park dendi mi beni satmasi 2 saniye bile surmuyor o ayri:) Ama onlar disinda siyam ikizleri olarak takiliyoruz.
Soylenenleri gayet iyi anliyor ama isine gelmeyenleri duymazdan geliyor. Gecenlerde altini degistirtmemekte israr etti. Sevdigi bir kitabi aldim elime, hadi altini degis sana bunu okuyayim dedim. Hemen yanima kosup oturdu okuyayim diye. Once altini degis oyle dedim. Soyle bir bakti yuzume, cekti aldi kitabi elimden, kendisi cevirdi sayfalarini. Bitince de inip gitti:))
Aksam rutinimiz hatunun istegine gore degisiyor. Bir ara sarkilar soyleyip ardindan masal anlatiyorduk. Once masallari kaldirdi, simdi sarki da istemiyor. Yattiktan sonra yataktan inmek yasak. Yere bir indi mi tekrar cikarmak cok uzun suruyor ve uykusu iyice dagiliyor cunku. Uyumayabilir istemiyorsa ama yatakta takilinacak. Tabi kede bu yasagi delmek icin elinden geleni yapiyor. Gecen ayki numarasi emzigi firlatip ‘tiii (=gitti)’ diyerek ardindan yere atlamakti. Ahh emzigim dusmus modunda. 15 aylikken kafasi buna calisiyordu ya 15 yasinda neler yapmaz bize bu. Emzik cok onemli bir parcamiz oldugundan onsuz yatmak dusunulemez bile. Madem attin yok sana emzik demek de tam uyku oncesi gereksiz bir inatlasmaya girmek demek, ondan once atlayip emzigi buluyordum.
Kede ve saz arkadaslari yan tarafta efem. Bu resmi cektigimde yataga mutlaka onlarla gidiyorduk. Hala onlarla gidiyoruz ama artik klanin kalanini da (4-5 oyuncak hayvan daha) aliyoruz. Kimse yerde yatmayacak. Bazen ek misafirlerimiz de olmuyor degil: camasir sepetinin kapagi, birkac lego, kitap, babasinin su siseleri...vs. Bir ara hepsini indirip kendimize yer aciyoruz:) Gece uyandiginda onlar yerde diye laf etmiyor simdilik, umarim boyle devam eder.
Tunellerden cok korkuyor. Gecen yaz hayvanat bahcesinde trene bindigimizde kisa bir tunelden gecmisti, orda da cok gerilmisti ama simdi daha kotu. Gecenlerde beraber New York'a gidiyorduk, mecburen tunele girdik. Uzun da bir tunel. Agladi, bagirdi, araba koltugundan kalkmaya calisti, zor zaptettim. Uglydolls gibi cirkin, kasi gozu bir yerde, keskin disleri olan oyuncaklardan da hic hoslanmiyor. Bir de oyuncak palyaco. Kesinlikle istemiyor oyle seyleri. Gerceginden de korkar herhalde su asamada.
Araba koltugunu one cevirdigimizden beri biraz daha rahat ettik. Yola bakiyor en azindan. Donemeclerde falan koltugun iki kenarina siki siki tutunuyor, en ciddi ifadesini takinip oyle bakiyor yola:) Koltugu ilk cevirdigimizde 7-8 dakika uzakta bir yere girmistik. Yol boyu koltugun kenarlarina tutunup gozunu yoldan ayirmadan kaslari catik bir halde gitmisti:))) Eh ben de arada birkac yerde saga cekip durmak zorunda kalmistim o haline gulecegim diye:)
Emzik su ara en iyi arkadaslarimdan biri benim, henuz biraktirmaya hic niyetim yok. Hala bir suru seyi agzina goturuyor. Ozellikle disarida buldugu hersey direk agizda. Elini agzina sokma demek kedenin kulagina sakin elini agzindan cikarma olarak gittigi icin hemen emzigi devreye sokuyorum boyle durumlarda. Eh agzi mesgulken elini sokamiyor:) Gerci cok ilgisini ceken birsey oldugunda emzik aninda yeri boyluyor o da ayri.
Adil veya ben, ozellikle ben, ortalardaysak cok yapiyor bunu. Biz varken yemek yemiyor mesela. Yemek zamani ortadan kayboluyoruz mecburen. Babaannesi de bin dereden su getirip yediriyor. Hep beraber masaya oturup yemek yiyebilenlere cok ozeniyorum valla, biz onu henuz basaramadik. Bana da yedirmiyor. Illa kaldiracak beni masadan. O yuzden birileri onu baska bir oadada oyalarken ben de alelacele yiyorum. Onunlayken telefonla konusmam da yasak, cok kiziyor. Hatta evdekilerden biriye oyle sohbet falan etmem de hi hos karsilanmiyor. Sadece onunla olacagim. Youtube veya park dendi mi beni satmasi 2 saniye bile surmuyor o ayri:) Ama onlar disinda siyam ikizleri olarak takiliyoruz.
Soylenenleri gayet iyi anliyor ama isine gelmeyenleri duymazdan geliyor. Gecenlerde altini degistirtmemekte israr etti. Sevdigi bir kitabi aldim elime, hadi altini degis sana bunu okuyayim dedim. Hemen yanima kosup oturdu okuyayim diye. Once altini degis oyle dedim. Soyle bir bakti yuzume, cekti aldi kitabi elimden, kendisi cevirdi sayfalarini. Bitince de inip gitti:))
Aksam rutinimiz hatunun istegine gore degisiyor. Bir ara sarkilar soyleyip ardindan masal anlatiyorduk. Once masallari kaldirdi, simdi sarki da istemiyor. Yattiktan sonra yataktan inmek yasak. Yere bir indi mi tekrar cikarmak cok uzun suruyor ve uykusu iyice dagiliyor cunku. Uyumayabilir istemiyorsa ama yatakta takilinacak. Tabi kede bu yasagi delmek icin elinden geleni yapiyor. Gecen ayki numarasi emzigi firlatip ‘tiii (=gitti)’ diyerek ardindan yere atlamakti. Ahh emzigim dusmus modunda. 15 aylikken kafasi buna calisiyordu ya 15 yasinda neler yapmaz bize bu. Emzik cok onemli bir parcamiz oldugundan onsuz yatmak dusunulemez bile. Madem attin yok sana emzik demek de tam uyku oncesi gereksiz bir inatlasmaya girmek demek, ondan once atlayip emzigi buluyordum.
Tunellerden cok korkuyor. Gecen yaz hayvanat bahcesinde trene bindigimizde kisa bir tunelden gecmisti, orda da cok gerilmisti ama simdi daha kotu. Gecenlerde beraber New York'a gidiyorduk, mecburen tunele girdik. Uzun da bir tunel. Agladi, bagirdi, araba koltugundan kalkmaya calisti, zor zaptettim. Uglydolls gibi cirkin, kasi gozu bir yerde, keskin disleri olan oyuncaklardan da hic hoslanmiyor. Bir de oyuncak palyaco. Kesinlikle istemiyor oyle seyleri. Gerceginden de korkar herhalde su asamada.
Araba koltugunu one cevirdigimizden beri biraz daha rahat ettik. Yola bakiyor en azindan. Donemeclerde falan koltugun iki kenarina siki siki tutunuyor, en ciddi ifadesini takinip oyle bakiyor yola:) Koltugu ilk cevirdigimizde 7-8 dakika uzakta bir yere girmistik. Yol boyu koltugun kenarlarina tutunup gozunu yoldan ayirmadan kaslari catik bir halde gitmisti:))) Eh ben de arada birkac yerde saga cekip durmak zorunda kalmistim o haline gulecegim diye:)
Emzik su ara en iyi arkadaslarimdan biri benim, henuz biraktirmaya hic niyetim yok. Hala bir suru seyi agzina goturuyor. Ozellikle disarida buldugu hersey direk agizda. Elini agzina sokma demek kedenin kulagina sakin elini agzindan cikarma olarak gittigi icin hemen emzigi devreye sokuyorum boyle durumlarda. Eh agzi mesgulken elini sokamiyor:) Gerci cok ilgisini ceken birsey oldugunda emzik aninda yeri boyluyor o da ayri.
Unutuyordum, gunduz uykusu teke dustu. Bu da kayitlara girsin lutfen.
Pazar, Mart 01, 2009
Resim Zamani
...ve gururlu ressam.
Ikinci resim calismamizda kagittan ziyade kollarini, ustunu, benim kollarimi ve pantalonumu boyamayi tercih etti. Fotografimiz cekilemedi ama bir sonrakine once makinayi hazir edip sonra resme baslayacagiz. Boyayi yemek de daha cok ilgisini cekti bu defa. Boya dedigim de, yiyecegini bildigim icin, yenilebilir malzemelerden olusuyor. Ikidir yogurt+kakao kullaniyoruz mesela. Adet yerini bulsun diye arada bir boya o, yenmez falan dedim ama zerre kadar iplenmedim. Bu sefer baktim boyayi yiyor, yediremedigim seyleri boya yapmaya karar verdim:) Bir sonraki rengimiz yesil olacak mesela. Agzina sokmadigi avokadoyu bir de boya olarak sunayim kendisine bakalim ne diyecek:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)