Partilerinin oldugu gun okuldan almaya gittigimde ogretmenine sordum nasil gecti diye. Korkmus boncuk noel babayi kocaman karsisinda gorunce. Aglamis biraz. Birkac metre yakinina bile gitmemis, fotograf cekemedik dediler:) Uzaktan izlemis. Heyecan falan kalmamisti yanima geldiginde. Noel baba geldi mi diye sordum 'geldi' dedi. Yine gelsin mi dedim 'gelmesin' dedi:) Aksam yatarken de ertesi gun okula gitmeyecegini soyledi 'Aya okula gitmiycek' (bir gun once 'aya okula gitcek nuvel baba gelcek' diyordu heyecanla:)) Noel baba gelmeyecek sen gidebilirsin dedim. Supheyle karsiladi once, birkac kere daha soyleyince ikna oldu gelmeyecegine, okula gitmeyi kabul etti :)))
Cuma, Aralık 25, 2009
Nuvel Baba
Partilerinin oldugu gun okuldan almaya gittigimde ogretmenine sordum nasil gecti diye. Korkmus boncuk noel babayi kocaman karsisinda gorunce. Aglamis biraz. Birkac metre yakinina bile gitmemis, fotograf cekemedik dediler:) Uzaktan izlemis. Heyecan falan kalmamisti yanima geldiginde. Noel baba geldi mi diye sordum 'geldi' dedi. Yine gelsin mi dedim 'gelmesin' dedi:) Aksam yatarken de ertesi gun okula gitmeyecegini soyledi 'Aya okula gitmiycek' (bir gun once 'aya okula gitcek nuvel baba gelcek' diyordu heyecanla:)) Noel baba gelmeyecek sen gidebilirsin dedim. Supheyle karsiladi once, birkac kere daha soyleyince ikna oldu gelmeyecegine, okula gitmeyi kabul etti :)))
Perşembe, Aralık 24, 2009
Aya
Kedenin konusmasi demisiz en son, ordan devam edelim. Lara oldukca erken basladi konusmaya, simdi de masallah her konuda laf yetistiriyor bize. Henuz dilinin tam donmedigi kelimeleri buraya not etmek istiyoruz ki ileride de hatirlayabilelim. Simdikilerden ornekler:
kavengi = kahverengi
aya = lara
mela = meral
umat = murat
adikilim = hadi bakalim
tekav = tekrar
avisek = havai fisek
tinkil = twinkle
situmu = see you tomorrow
ova soda = ondan sonra
bakaba= balkabagi
suvan = sogan
komacan = kocaman
badun = brother
ometen = ogretmen
pikmik = piknik
basaka = baska
akikoptev = helikopter
tefon = telefon
ecep = recep
skitiv = sticker
kadam adam = kardan adam
peymiv = peynir
Yumurtaya umuta diyordu bir ara simdi yumuta diyor. Balona banon diyordu simdi duzgun soyluyor. Kendine aya diyor. Yakin arkadasi Selin ona vava diye sesleniyor, o yuzden arada da vava diyor kendine. Cektigimiz videolari seyrediyor sik sik, Selinle olan videolari favorileri arasinda. Seyrederken anlatiyor bir yandan da soyle olacak boyle olacak diye. Ozellikle o videolari izlerken kendine vava diyor. Videolarda yaptiklarina da cok guluyor. Mesela suyu dokmus, ayagi takilmis, topu yanlis yere atmis, yaptigi kule yikilmis...katiliyor gulmekten.
Okulla sorunu kalmadi artk, alisti iyice. Sosyallesmesine yardimi oluyor tabi ama hala cok cekingen. Laralarin sinifi odanin dip tarafinda oldugu icin kapiya gelebilmesi icin bir yas buyuklerin sinifinin icinden gecmesi gerekiyor. Ilk baslarda arada baska bir cocuk varsa gelemiyordu, ogretmeni getirsin diye bekliyordu. Simdi cocuk varmis yokmus hic umursamadigi gibi yolunun ustunde cocuklarin oynadigi birsey varsa ona da basip geliyor:) Oraya alistigi icin rahat hareket ediyor tabi.
Dogumgunu pek o kadar rahat olmadi ama. Oyle cok kalabalik ortamlardan hazzetmiyor hatun. Dogumgununu evde yaptik yine, misafirlerimiz gelmeye basladigi sirada uyuyordu henuz Lara. Kabilemiz kalabalik, yalniz birakmadilar bizi sagolsunlar. O gun cok gec yatti ogle uykusuna, bizim de isimize geldi. Basucuna white noise actim asagidaki gurultu gelmesin diye. Uyaninca asagi gelmek istemedi once, yarim saat falan yukarida takildi(k). Sonra biskuvi rusvetiyle asagi indirmeyi basardik, bu sefer de merdivenin otesine gecemedik bir sure. Kucagimda izledi herkesi bir sure, ilerlemeyi reddetti. Sonunda mama sandalyesiyle bulundugumuz yer arasinda olanlar baska yere cekildi, biz hemen kosup mama sandalyesine oturduk. Ciddi bir yuzle oradan incelemelerine devam etti. Uzun sure de o sandalyeden inmedi. Pek kimseyi de yanastirmadi yanina. En sonunda kalabalik arasina karismaya karar verip de yere diger cocuklarin yanina oturdugunda millet birer ikiser gitmeye baslamisti. Mum falan da uflemedi tabi:) Balkira takti kafayi o gun. Bir yere gidecek, bakiyordu Balkir oradaysa gitmiyordu. O salonda oturuyor diye bir sure mutfaktan cikmadi mesela. Kafayi cikarip cikarip kontrol ediyordu arada hala orada mi diye:)
Salı, Aralık 22, 2009
Geliyomiyo
kangi = kahverengi
epitis = otobus
vavi = mavi
sa = sari
tunucu = turuncu
ipotun = hipopotam
kupmane = kutuphane
ambas = ambulans
Gelmiyor, yapmiyor gibi olumsuz kelimeleri ilk baslarda olumlu halinin arkasina 'miyo' ekleyerek soyluyordu: geliyomiyo, yapiyomiyo:)
Hatunun bagimsizlik savasi tam gaz suruyor. Herseyi kendi yapacak. Yapsin tabi bir itirazimiz yok da boyundan buyuk islere de kalkisiyor ve akrep inadi tuttu mu tutuyor. Hep gittigimiz parkta iki kisim var, biri 2-5 yas digeri 5-12 yas icin. Bizimki bu ara 5-12 yas arasi icin olan kisimda fink atiyor. Merdivenle cikilan iki kisim arasina basamaklarla kopru yapmislar. Basamaklar havada duruyor gibi ve yuksekler, aralari da bos. Lara hanim tutturdu ki kendi gececekmis o basamaklari, kesinlikle tutmayacakmisim. Tutmaaa yadim (yardim) etmee diye bas bas bagiriyor. Atladigi ufak bi nokta var yalniz, iki basamak arasini kendi gecmeye henuz bacak boyu yetismiyor arkadasin. Denesin anlasin diyecegim ama dusecek ve duserken obur basamaga carpacak mutlaka ve arkasinda durma sansim olmadigi icin kotu dusecek diye korkuyorum birakamiyorum. Parkin ortasinda bir tantrum olayi hasil oluyor tabi. Son 3 seferdir oluyor bu mesela, ayni noktada bir bagirisma patlak veriyor. Baska birseyle ilgisini de cekemiyorum cunku takildi mi takiliyor hakkaten.
Hani yarim daire seklinde, ustune tirmandigimiz ve yurudugumuz aralikli demirler vardir ya, her parkin demirbasi, neydi onlarin adi, hah bi de ona tirmanacakmis kendi basina. Birisi henuz 2 yasinda bile olmadigini anlatabilir mi kedeye, ben anlatamiyorum zira. Git tirman diyorum, deniyor olmuyor cok sinirleniyor.
Kendi istedigi zaman yardima cagiriyor tabi, o zaman da gitmezsem kiziyor. Kaydiraklara kaydirak kismindan tirmanarak cikmak istiyor mesela ama kayip duruyor, iki denemeden sonra hemen beni cagiriyor anne yadim et diye. Ben gidene kadar cagirmaya devam ediyor.
Haftasonu plaja gittik. Pek sevdi. Kumlara ciplak ayak basmak istemedi once, kucagimda kalacagini bildirdi. 5 dakika sonra asagi inmis, kumsali gecip suya girmis, ayagina carpan dalgalara kikirdayip arada da tutmaa diye bana bagiriyordu. Suya iyice girmek istedi, mayon yok mayonu giy git diyince mayo nok dedi, cikti disari. Suya girilecek kadar sicak degildi hava zaten, mayosu da yoktu yanimizda. Peki dese de bu sefer olmazdi yani. Cok hosuna gitti dalgalarin ayagina gelmesi, uzun sure oynadi suyun kenarinda. Ayaklarini kuma gomduk, o da benim elimi gomdu. Daha sonra Lara mayosunu giyecek plaja gidecegiz suya kendi girecek annesi hic tutmayacak diye anlatinca tamam dedi, sasirdim. Hos neye yarayacak ki, plaj sezonu kapandi zaten. Gelecek yaz suya tepkisi ne olacak merak ediyorum.
Pazartesi, Kasım 16, 2009
Burunsal Muhabbetler
Sahne: dun gece yatakta, uyumadan hemen once
- Laracim burnun tikali mi?
- Tikali
- Acalim mi?
- Acmalim
- Ama nefes alamiyorsun bak
- Sen uyu!
- :)))
Sahne: 2 ay kadar once
- Laracim burnun tikanmis bak hadi acalim
- Nok
- Noku moku yok hadi bakalim
- Nooooooooo
- (biraz kizarak) Nefes alamiyorsun bitanem acmamiz lazim
- (agzini acip agzindan derin derin nefes alarak) Bak aliyom
- :)))
Pazartesi, Kasım 02, 2009
Uc Uc Bocegim
Bunu anlatmam lazim. Kede benimle yemek yediginde sebze yemeyi kesinlikle reddediyor. Annemle olunca yiyor. Ama ben ortalardaysam baska birinin ona yemek yedirmesine de izin vermiyor. Oyle olunca ben de haftasonlari o ogle uykusundan uyanmadan ortadan kayboluyorum ki kalkinca annem sebzesini yedirebilsin. Benim icin ise gitti, sut almaya gitti falan diyorlar, ben de o arada asagida takilip onun isi bitince disaridan geliyormus gibi gorunmeye ozen gostererek giriyorum sahneye. Dun yine ayni sey tekrarlanirken anne nerde diye sormus bizimkiler Lara yemek yerken. Ise gitti’yi duymayi beklerken anne asagida, yemegim bitince gelecek demis bizimki hic istifini bozmadan:)))) Maymuna bak sen. Biliyormus meger de caktirmiyormus. Heh. Biz de kandirdigimizi saniyorduk. Sucustu yakalanmis gibi hissettim valla. Suya goturup susuz getirecek bizi bu:)
Cuma, Ekim 16, 2009
Bisey Odu
Hala guluyorum:))
Cuma, Ekim 02, 2009
Varan Bir
Istah sifir tabi hatunda, normalde bir ogunde yedigi miktari tum gunde zor yediriyoruz bir haftadir. O da yesin de ne yerse yesine dondu. Gecen gun yarim bardak su karsiligi biskuvi bile teklif ettim. Suyu istemedigi icin agladi. Yuzu kuculdu resmen. Dogru duzgun sivi almadigi icin bezler de kuru. Dehydrate olacak veya burun tikanikligi kulak enfeksiyonuna cevirecek diye endiseleniyorum bazen, olmaz umarim. Burnu gece iyice tikaniyor, uyuyamiyor dogru duzgun. Bir horluyor ki o burun yuzunden oyle boyle degil. Aglayarak uyaniyor uyuyamiyor sonra da. Burnunu actirmaya da yanasmadigi icin zor oluyor acma calismalari, cok da basarili olamiyor o avaz avaz aglarken. Dun gece bir ara aglamakli burnunu gosterip ‘gelmesin’ dedi (burnum tikanmasin oluyor Laraca).
Oksurunce bogazi agridigi icin eliyle agzini kapatip oksurmemeye calisiyor. Allahtan oksurugu cok degil. Ihlamur, bitki cayi vs denedim tabi ki icmedi. Balli sutten hic hoslanmadi, onu da icmiyor.
Yarin gene gidecegiz doktora. Lara gitmek istemiyor elbette. Ates ve hastalikla ilgili birsey soyledigimizde hemen doktora gitme diyor. Gecen haftasonu grip asisi yaptiracaktik guya kedeye, bu hastalik cikinca kaldi, bu hafta diyordum ama atesi hala var. Gelecek hafta insallah. Daha once hep korunakli ev ortaminda buyudugu icin hic boyle uzun sureli hasta olmamisti tabi.
Ates dusurucuyu bu kadar sik kullaniyor olmaktan hic memnun degilim, umarim atesi cikmaz artik. Davranislarindan anlasiliyor atesin cikip indigi, mizmizligi da ayni oranda artip azaliyor. Okula gitmedigi icin memnun ama bayildi bir anda evin icine kapanmis olmaktan. Disari cikmak istiyor, hava da sogudu birden aksi gibi, daha kotu olmasin diye cikamiyoruz. Daha oyle elisi projeleri, aktiviteler falan gibi seylere ilgisi olmadigindan oyalamak zor oluyor mizmizken. Resim yapmasi bile en fazla 1 dakika. Yarin sabah atesi olmazsa doktor oncesi kahvalti edelim bir yerde istiyorum, hosuna gider kedenin. Bakalim.
Iyice anneci oldu. Evde iki dakika gozunun onunden ayrilirsam agliyor. Dun ben isten gelmeden once yaklasik 50 dakika camin onunde aglamis ki hic yapmamisti boyle birsey.
Sagdan soldan duydugum ve okudugum kadariyla bu kis biraz boyle gececek. Okula basladiklari ilk yil cok hasta oluyormus bu modeller. Bari bagisiklik kazansa da bir ise yarasa cektigi bu sikintilar boncugun.
Perşembe, Ekim 01, 2009
Green Kart Loto Basvurulari
http://www.dvlottery.state.gov sitesinden yarin itibariyle basvurularin baslayacagini soyluyor. Basvuru icin gereken her turlu bilgi su linkte var. Cok basit bir is, kendiniz hakkinda 15 tane soruya cevap veriyorsunuz ve belirtilen sekilde cekilmis bir fotografinizi upload ediyorsunuz. Kimseye gidip para kaptirmayin, gidip basvurunuzu yapin siteden. Bol sans.
Pazar, Eylül 20, 2009
Okul Yolu Zor Olur
Ilk Cumartesi sabahi uzunca bir sure pijamasini cikarttirmadi okul nok diyerek. Ustunu degisince okula gidecegini dusunuyor cocukcagiz haliyle. Attaya gidecegiz, bak parka gidiyoruz demek de para etmedi. Okula gitme diye aglamaktan baska birseyi duymuyordu. Iki lafinin biri okula gitme idi gun boyu.
Birakirken ve alirken aglayacagini biliyorduk, hazirlikliydik ama ben evdeki kisma hic hazir degildim. Herseye mizmizlaniyor, uykusu bile etkilendi. Gecede 2-3 kere aglayarak uyaniyor, bazen yataktan da iniyor, cagirinca daha beter oldugu icin bekliyoruz geri gelsin diye. Evde oldugumda yanimdan hic ayrilmiyor artik. Yerde buldugu seyleri agzina almaktan uzun zaman once vazgecmisti, yeniden basladi. Ne bulursa agzina sokuyor. Elinden almam, bak eve gideriz falan demem de fayda etmiyor, hic istifini bozmadan baska bir seyi alip agzina sokuyor. Hadi eve gidiyoruz o zaman diyince de eve gidelim diyor, agzindakini vermeyi reddediyor.
Gecen haftasonu hayvanat bahcesine gittik, yerde buldugu bir kabugu agzina atip cignemeye basladi. Zorla aldim agzindan, biraz sertce 'hani agzimiza almiyorduk artik, nerden cikti bu simdi' dedim. Cevap: (aldigi yeri gostererek) 'budan cikti' :))
...Ben postu gonderemeden bir hafta gecti gene. Biraktigim yerde gonderecegim bundan sonra, varsin yarim olsun. Su bir haftada pek bir ilerleme kaydettigimiz soylenemez. Hala istemiyor okula gitmeyi. Sabahlari aglama krizi kalmamis ama yine mizmizlanma, arada hafifce aglama, bolca okula gitme deme devam ediyor. Adil birakirken agliyor hala. Olur da aglamazsa onda da boyun bukuk, omuzlar cokuk, kurbanlik koyun ifadesiyle bir gidisi varmis ki aglasa daha iyi diyor Adil, ici parcalaniyor adamcagizin. Aksamlari ben aliyoum, beni gordugu anda aglamaya basliyor. Bu hafta gun icinde de ara ara agladigini soylediler okulda.
Gunduz uykusu azaldi, evde uyudugunun yarisi kadar anca uyuyor orada. Yemesi eh iste. O alismadan ben hic alisamayacagim sanirim. Yaptiklari aktivite kagitlarini pek ovuyoruz, gururlaniyor o zaman ama hemen sonra kendine gelip okula gitme demeye basliyor.
Cuma, Eylül 04, 2009
Simdi okullu olduk
Velhasil durum boyle. Tabii sabahlari kahvaltisi; hazirlanmasi biraz uzun suruyor; bildiginden midir; iyice yavastan aliyor herseyi. Bakalim haftaya ben de ise baslayinca nasil olacak...
Cumartesi, Ağustos 29, 2009
Ted Kennedy'nin Ardindan...
Cuma, Ağustos 28, 2009
Onda Bunda Sundadir
Haftasonlari artik benimle beraber geliyor bagel almaya. Cok seviyor orayi. Iceri girer girmez bir masaya oturmak istiyor, kahvalti ediyoruz ya oraya gidince:) Alip eve donelim diyince de itiraz etmiyor ama. Yumurtanin beyazini hic sevmiyor kede. Bagelcidaki omleti severek yiyor ama.
Bunu firsat bilip omlet yapayim dedim ben de. Hatta Larayi da dahil ettim olaya, hani kendi hazirlayinca belki daha severek yer diye. Henuz islemiyor o taktik, erken galiba. Hadi omlet yapicaz diyince pek bir heyecanlaniyor, kosarak geliyor. Yumurtayi cirpma gorevi onun. Sozde tabi. Yumurta kutusunu yeterince hizli kaldiramissam icinden bir yumurta aliniyor, tabi ki kiriliyor, icinden akanlara ve kabuk parcalarina saskinlikla bakilip bir tane daha isteniyor, yok ya cevabini alinca ilgisini cirpiciya yoneltiyor. Cirpici yumurtaya giriyor, sonra oraya bulasan yumurta ele alinip inceleniyor, agiza goturulup tadina bakiliyor, derken yumurtanin icine el giriyor, biraz oyaniyor, elle tavaya ve tezgahin bilimum kosesine aktariliyor yumurta. O arada ben kurtarabildigimi cirpir tavaya aktariyorum. Ama tutturamadim bir turlu bagelci omletini. Benimkini yemiyor kede. Her hafta farkli bir sekilde deniyorum, henuz basariya ulasamadim. Azimliyim, bulacagim sevdigi omleti.
Havuzu 1-2 kere daha denedik, havuzdan korkuyor anladim ki. Ikinci denemede ustunu degistirmeye tesebbus bile etmedim evde, orada cevredekilere bakarken daha kolay giyer belki diye. Olmadi. Bagirdi cagirdi giymedi. Kenara oturup ayagini suya sokmaya ikna ettik en sonunda, hosuna gitti hatta girmeye de yeltendi birkac kez ama girmek icin bezini degismemiz lazim diyince nok diyip cekildi her seferinde. Ucuncu de bagirtilarina aldirmadan evde giydirdik, bir sekilde suya da soktuk. Once bana yapisik vaziyetteyken sonra rahatladi, kucagimda yuzdu falan, eve gitmek istemedi hatta ama tekrar gitmeyi kesinlikle reddediyor. O kadar ki, son sefer giderken yeni arabayla gitmistik (yuvaya basliyor kede haftaya. birimiz birakip digerimiz alacagimiz icin 2. araba sart oldu), o arabaya binmek istemedi sonraki bir hafta boyunca. Sonunda o binmemek icin aglarken bindirip bagelciya kahvaltiya goturduk onu, hani favori mekanlarindan birine gidelim de arabayi sevsin diye.
Simdi pek itiraz etmiyor binmeye ama her seferinde 'havuz nok' diyor binerken. Nasil asacagiz bu havuz korkusunu? Kendi haline birakirsam daha da artmaz mi, daha da bilincleniyor olacak sonucta. Gecen yaz bayila bayila gidiyordu, araya kis girdi havuzdan korkar oldu.
Salı, Ağustos 18, 2009
Cumartesi, Ağustos 15, 2009
Pasaport
Sabah biraz gec kaldik evden cikmakta, hatun mizmizlanmaya baslamisti artik aciktigi icin. Once onun ayakkabisini giydirdim, benimkileri giyerken elimden firlayip acik kapidan disari cikti. ‘Sakin inme merdivenlerden, dusersin’ cumlemi tamamlayamadan aglama sesi geldi. Bizimki yerde iki seksen yatiyor. Tabi ki dinlemeyip inmeye kalkmis yeri boylamis, 3 basamak allahtan. Sonuc: sag ust tarafi ve kasin hemen ustu berelenmis bir alin, kanli bir burun ustu. Banyoda biraz temizleyeyim dedim ama izin vermedi, hem sinirli hem ac. Doyunca temizleriz diyip kahvalti yolunu tuttuk. Caninin acisi gecmisti sanirim ki bagelcida keyfi yerindeydi, pek keyifle yapti kahvaltisini. Sonrasinda biraz izin verdi burnunun ustune mudahale etmeme, en azindan dezenfekte edebildik.
Sonra da pasaport basvurusu icin postaneye gittik. Pek facali bir fotosu oldu. Cocuklar icin bir sandalye koymuslar, onun ustunde durmasi lazim foto cekilebilmesi icin. Tabi ki reddetti bizimki, inmeye kalkti hemen. Bu birkac kere tekrarlaninca masanin diger tarafindaki gorevliler seferber oldu Laranin ilgisini cekmek icin. Neyse zar zor durdurduk sandalyenin ustunde, ben de egildim bacaklarindan tutuyorum kendini atmasin asagi diye, hatun kipir kipir tabi. Birkac basarisiz denemden sonra fotograf cekilebildi, herkes derin bir nefes aldi. Hemen cikip parka gittik.
Hani dustu cani acidi ya, biraz dikkat eder bundan sonra belki diye dusunuyor insan ama bu modeler icin gecerli degil bu teori. Ne oldugunu hatirliyor, nasil uf olmustu kafamiz merdivenden dusunce diyince oldugu yere oturup kafasini yere degdiriyor, bu odu diyor ama merdivenden inmeye gelince yine tutunmadan inmeye calisiyor. Tutunman lazim diyince de indikten sonra donup tutuyor merdiveni.
Çarşamba, Ağustos 12, 2009
Çarşamba, Ağustos 05, 2009
Salı, Temmuz 28, 2009
Orda Neler Oluyor
En son panayir kurulacak yagmur yagmasa demisim. Yagmur sabahtan hem kabilenin bir kismiyla kahvaltiya gitmemize hem de oradan panayira ugramamiza izin verdi ama panayirda bi nane yoktu. Elmo balonu disinda heyecan verici hicbirsey bulamadik. Artik yorulmus olan kede de mizmizlik seviyesini artirmaya baslayinca eve zor attik kendimizi. Kahvalti iyiydi ama. Kede de bayagi iyi vakit gecirdi. Kahve kremasi minik kaplarda geliyordu, tum masanin bosalan kaplarini toplayinca bayagi oyuncak cikmis oldu ona.
Elmo ikinci favorimiz. Ilki Barney. Elmo’nun hemen ardinda Mickey Mouse var. Son birkac gundur bezini ama bak miki gelecek diye degistirebiliyoruz – bezlerin ustunde onun resmi var – huggies’i bu basarili seciminden dolayi kucaklamak istiyorum.
Madde madde yazayim bu sefer, bi ordan bi burden olacagi icin baska turlu yazilabilecek gibi degil zaten.
- Suya karsi ilgisizlik ve isteksizlik had safhada. Havuza gidelim’e cevabi hep nok. Henuz 1 kere goturebildik. Onda da swim diaperini giydirme mucadelemizi tum sokak duydu sanirim. Hatun tekmeler savurup ciglik cigliga aglarken en sonunda kapiya cikip o anda evin onunde oynamakta olan Batuya bakar da bagirmayi birakir diye dusunup disari yoneldik ama hic etkisi olmadi. Tutturdu giymeyecegim diye. E onsuz da havuza almiyorlar, buyuk olmanin verdigi avantaji kullanip iki kisi giydirdik cigiliklar arasinda. Bikiniyi giydirmeyi havuz kenarina biraktik ki orda hic itiraz etmedi. Saskinlikla havuza bakarken unuttu sanirim. Havuza giris de biraz olayli oldu, su soguk geldiginden sanirim agladi biraz istemedi once. Sonra hosuna gitti ama. Ciktiktan sonra daha diyip ikinci kez de girdi suya. Guneslenmekte olan 3 kizin yanina gidip onlerinde kipirdamadan durdu bir sure. Yabanci birilerinin yanina geldiginde oyle yapiyor. Basini yere egip hic kipirdamadan duruyor. Ona yaklasirlarsa agliyor. Yoksa oyle duruyor bir sure sonra kafasi hala one egikken bizi cagiriyor gelin beni alin diye. Kizlardan biri sarki soyledi bizimkine. Kafayi yerden kaldirmadan dinledi. Bitince bana donup gene dedi. Dedim bir daha istiyor. Kiza 3 sarki soylettik boyle boyle. Eve donunce anlata anlata bitiremedi kizlari ve kendisinin nasil yuzdugunu ama yine gidelim mi diyince cevap hep nok. Gecen yaz bayiliyordu halbuki, mayosunu gorunce heyecanla ayaklarini cirpiyordu.
Sadece o degil suyla oynamak da istemiyor. Bahceye su ve bilimum kap koyuyorum, azicik oynuyor birakip gidiyor sonra. Suyla oynayalim mi diyince de cevap nok. Minik bir sisme havuz aldim, bahcede doldururuz buyugune gitmek istemezse ona girer diye. Onun da yuzune bakmadi. Sisirip salonun ortasina koydum bakalim ne yapacak diye. Soyle bir bakti, bos havuzu kaldirip koseye goturdu, oraya birakti bir daha da yuzune bakmadi. Dolduralim mi Lara? Nok!
- Bagel seviyor, bayiliyor hatta. Her haftasonu gidip aliyoruz, bazen orda kahvalti ediyoruz, pek seviyor. Hep ayni yerden aliyoruz bagellari, cidden cok guzel yapiyorlar. Gecenlerde gozu dondu resmen bagel diye. Gabilya (oyle diyor) diye yikti ortaligi. O anda markette alisveris yapmakta olan Enginden istedik bir tane vazgeciremeyince. Zor bekledi o gelene kadar. Fakat bir lokma yedikten sonra ekmek dedi ve birakti bir kenara. Market bageli sonucta, bizim aldigimiz bagella alakasi yoktu tadinin, ekmek gibiydi cidden. Bacak kadar cocuk bile anliyor aradaki farki.
- Banyo isi zorlasmaya basladi. Yuzune su degdigi anda bitti diyip ayaga kalkiyor. Mumkun degil oturtamiyorsun ondan sonra. O yuzden tek basima banyo yaptirirken sacini yikayamiyorum. Ayaga kalkinca zaptetmesi cok zor, ayagi kayip dusecek diye korkuyorum, kipir kipir. Anca Adil varken yapabiliyorum onu. Adil de varsa, banyo diyince aglamaya basliyor. Biliyor ki o geliyorsa sac yikanacak, ciglik cigliga bir banyo oluyor sonuc. Biz bizeyken hadi dus alalim diyorum, dus esittir sac yok oluyor, nok diyor demesine ama geliyor yine de.
- 4 Temmuz kutlamalarinda havai fisekleri seyredelim dedik, istemedi kede. Iki gun oncesinden basladi havai fisekler. Hatta bir gecekini saniyoruz arka bahceden attilar, oyle bir gurultuluydu. Tam yatma hazirligindaydik o sirada biz. Lara cami actirtmadi bana, bakalim diyince kesinlikle karsi cikti. Ustelemedim ben de. Derken Adil geldi hadi bakalim diyip cami acti, ona itiraz etmedi, kucagimda geldi cama ve bakti. Ertesi gun daha uzaktan yine attilar, o kadar ses gelmiyordu bu sefer. Cami yine actirtmadi bana, Adil de yoktu bakamadik. Bana yapisip yatti yanimda bitene kadar, kalkmama izin vermedi. Asil havai fiseklerin oldugu aksam cami acik biraktim ozellikle ve basladigi sirada camdan bakiyorduk. Coook uzaktan tek tuk gorunuyordu ama sonuna kadar bakti. Bir ara arka bahceden maytap attilar, onlar birden gurultuyle yukselip patlayinca kendini yer atti, cok komikti ordaJ Sonra hemen kalkip cama yanima geldi yine. Hem korkuyor hem camdan ayrilamiyor. Sonrasinda gunlerce anlatti kendince. Simdi de ne zaman havai fisek desem buyk (buyuk) adam diyor.
Daha vardi ama unuttum iste. Bunu okuyunca Adil hatirlar belki onlari da yazarim.
Pazartesi, Temmuz 27, 2009
Salı, Temmuz 21, 2009
Icimiz Disimiz Yagmur Bu Yaz
Cuma, Temmuz 10, 2009
Ankara Ankara Guzel Ankara...
Pazartesi, Temmuz 06, 2009
Kazandibi Tarifi
Cumartesi, Haziran 20, 2009
Iya Iya Gok
Pek sulu bir yaz geciriyoruz bu ara. Iki gun gunes varsa bes gun yagmur yagiyor. Laraya yagmur pantalonu aldim ama bir de yagmur botu gerekiyor gorunen o ki. Bunlar bittiginde soyle en nemlisinden bir sicak bastiracak gene imdaaat diyecegiz biz:) Hep bahar olan bir yere tasinmak istiyorum ben.
Kede ‘no’ donemine girdi bir suredir. Hersey no. Bir ara sabahlari no no diyerek aciyordu gozunu, cok komikti. Merdivenlerde ayak sesi duyuyordu mesela, sesleniyordu hemen: no no. En son no ile yok’u birlestirip ‘nok’u cikartti ortaya ki en favori kelimesi o bu siralar. Parka gidelim mi’nin cevabi bile nok:) Birinde gercekten hayir diyor olabilecegine inanmadigim icin o kadar cok sordum ki parka gidelim mi diye (ve her seferinde nok cevabimi aldim), Adil kizim anneni parka goturmemiz lazim diye dalga gecmeye basladi, ama hatun geri adim atmadi ve disari cikmadi valla. Zorlayarak kapiya goturme girisimlerim de bagrislarla geri puskurtulduydu pasa pasa evde oturduyduk
Cuma, Mayıs 15, 2009
Nehir

Perşembe, Mayıs 07, 2009
Rain Rain Go Away
Salı, Nisan 28, 2009
Ve bitti...
Pazartesi, Nisan 27, 2009
Pazar, Nisan 26, 2009
17. Ay
Isyerinde oldukca yogun bir Mart gecirdim ben. Mart ayi bizim en yogun ayimiz olmustur hep, izinler falan askiya alinir grubumuzda, hele son haftasi orda yatar kalkariz nerdeyse. H-1B basvurularinin 1 Nisan'dan itibaren kabul ediliyor olmasidir bu telasin nedeni. Bu yil oyle cok basvuru yoktu aslinda. Ama ekonomik kriz yuzunden firmalar avukat masraflarina da mirin kirin etmeye baslayinca maliyeti azaltmak adina avukatlardan ziyade saat ucreti onlara kiyasla cok daha az olan bizlere dustu isin cogunlugu. Normalde acildigi ilk gun dolar H-1B kotasi, bu yil ay sonu oldu hala %70 anca doldu.
Sirkette yeni yeni hissedilmeye baslandi bu kriz. Gecen yilin ilk yarisinda cok iyi is yapmisiz o bizi yilsonuna kadar goturmus. Ama bu yil zorlu olacaga benziyor. Onlem paketinin bir parcasi olarak maaslarimiza kesinti geldi. 3 yil onceki maasima dondum diyebilirim. Henuz kimseyi cikartmiyor olmalari iyi haber tabi. Kesinti icinse peki diyip donduk isimizin basina. Normalde istifa sebebi olur bu bazilari icin ama su kosullarda kimsenin giki cikmiyor. Gidecek yer yok ki. Maas kesintisiyle kalir umarim.
Lara 17. ayini doldurmak uzere. Bagimsizligini coktan ilan etti. Burnundan kil aldirmiyor. Hayir diyebilecegi hersey icin cevabi 'hayir'. 5-10 kelimesi var soyledigi, hayir en populer olani icinde. Hayir da demiyor aslinda. Cogu seyi 'hi' 'iih' 'iiiiiiiiih' ile anlatiyor. 'Hi' evet demek oluyor, o kolay. ''iiiiiiiiiiih' da hayir, o da tamam. 'iih'da biraz cuvalliyoruz iste. Birsey istedigi zaman parmagini uzatip 'iih' diyor. Cok genel yapiyor ama bunu cogu zaman. Mesela mutfaga dogru parmagini uzatip 'iih' diyor. Sessiz sinema oynar gibi o mu bu mu diye bulmaya calisiyoruz. Ilk seferde dogru tahmin edemezsek kiziyor, ikinci seferde de bilememissek cok kiziyor, ucuncu de bagirmaya basliyor artik.
Adil veya ben, ozellikle ben, ortalardaysak cok yapiyor bunu. Biz varken yemek yemiyor mesela. Yemek zamani ortadan kayboluyoruz mecburen. Babaannesi de bin dereden su getirip yediriyor. Hep beraber masaya oturup yemek yiyebilenlere cok ozeniyorum valla, biz onu henuz basaramadik. Bana da yedirmiyor. Illa kaldiracak beni masadan. O yuzden birileri onu baska bir oadada oyalarken ben de alelacele yiyorum. Onunlayken telefonla konusmam da yasak, cok kiziyor. Hatta evdekilerden biriye oyle sohbet falan etmem de hi hos karsilanmiyor. Sadece onunla olacagim. Youtube veya park dendi mi beni satmasi 2 saniye bile surmuyor o ayri:) Ama onlar disinda siyam ikizleri olarak takiliyoruz.
Soylenenleri gayet iyi anliyor ama isine gelmeyenleri duymazdan geliyor. Gecenlerde altini degistirtmemekte israr etti. Sevdigi bir kitabi aldim elime, hadi altini degis sana bunu okuyayim dedim. Hemen yanima kosup oturdu okuyayim diye. Once altini degis oyle dedim. Soyle bir bakti yuzume, cekti aldi kitabi elimden, kendisi cevirdi sayfalarini. Bitince de inip gitti:))
Aksam rutinimiz hatunun istegine gore degisiyor. Bir ara sarkilar soyleyip ardindan masal anlatiyorduk. Once masallari kaldirdi, simdi sarki da istemiyor. Yattiktan sonra yataktan inmek yasak. Yere bir indi mi tekrar cikarmak cok uzun suruyor ve uykusu iyice dagiliyor cunku. Uyumayabilir istemiyorsa ama yatakta takilinacak. Tabi kede bu yasagi delmek icin elinden geleni yapiyor. Gecen ayki numarasi emzigi firlatip ‘tiii (=gitti)’ diyerek ardindan yere atlamakti. Ahh emzigim dusmus modunda. 15 aylikken kafasi buna calisiyordu ya 15 yasinda neler yapmaz bize bu. Emzik cok onemli bir parcamiz oldugundan onsuz yatmak dusunulemez bile. Madem attin yok sana emzik demek de tam uyku oncesi gereksiz bir inatlasmaya girmek demek, ondan once atlayip emzigi buluyordum.
Tunellerden cok korkuyor. Gecen yaz hayvanat bahcesinde trene bindigimizde kisa bir tunelden gecmisti, orda da cok gerilmisti ama simdi daha kotu. Gecenlerde beraber New York'a gidiyorduk, mecburen tunele girdik. Uzun da bir tunel. Agladi, bagirdi, araba koltugundan kalkmaya calisti, zor zaptettim. Uglydolls gibi cirkin, kasi gozu bir yerde, keskin disleri olan oyuncaklardan da hic hoslanmiyor. Bir de oyuncak palyaco. Kesinlikle istemiyor oyle seyleri. Gerceginden de korkar herhalde su asamada.
Araba koltugunu one cevirdigimizden beri biraz daha rahat ettik. Yola bakiyor en azindan. Donemeclerde falan koltugun iki kenarina siki siki tutunuyor, en ciddi ifadesini takinip oyle bakiyor yola:) Koltugu ilk cevirdigimizde 7-8 dakika uzakta bir yere girmistik. Yol boyu koltugun kenarlarina tutunup gozunu yoldan ayirmadan kaslari catik bir halde gitmisti:))) Eh ben de arada birkac yerde saga cekip durmak zorunda kalmistim o haline gulecegim diye:)
Emzik su ara en iyi arkadaslarimdan biri benim, henuz biraktirmaya hic niyetim yok. Hala bir suru seyi agzina goturuyor. Ozellikle disarida buldugu hersey direk agizda. Elini agzina sokma demek kedenin kulagina sakin elini agzindan cikarma olarak gittigi icin hemen emzigi devreye sokuyorum boyle durumlarda. Eh agzi mesgulken elini sokamiyor:) Gerci cok ilgisini ceken birsey oldugunda emzik aninda yeri boyluyor o da ayri.
Pazar, Mart 01, 2009
Resim Zamani
Cuma, Şubat 27, 2009
Bir Varmis Bes Yokmus
Ben geldiiim. En son yazdigim postu okuyorum bir yandan, aradan bu kadar zaman gecince nerde kalmistik unuttum haliyle. Laraanim 14 aylik oldular efenim, hatta bitirmek uzereler. Dis sayisi nerdeyse 8 oldu ama canimiza okuyor bu disler. Cok zor ve cok uzun surede cikariyor, o sure boyunca huzursuz, buluttan nem kapan, bolca aglayan biri oluyor. Normalde ilac vermeyi/almayi hic sevmem ama dis ayri bir konu, hiiic kasmadan veriyorum ilac.
Farkli seyler denemey calisiyorum hatta. Homeopatik bir ilacimiz var, ise yariyor aslinda ama cene gibi buyuk dislerde cok etkili degil gordugum kadariyla. Disetine surmek icin bir ilac aldim fakat dilini asip da suremedim ilaci, kiyameti kopardi. Henuz dis fircalamaya baslayamadigimizi da anlayiniz lutfen burdan. Agzina sokturtmuyor. Kendisi oyun olarak arada agzina aliyor dis fircasini ama iki kemirip attigi icin asli gorevini yerine getiremiyor fircacik.
Dis kolyesi bile aldim, ne kadar umitsizim anlayin artik. Baltik amber dis kolyeleri varmis. Baltik amber dogal bir anestezanmis (boyle mi yaziliyor bu), vucuda temas edince salgilaniyormus. Bircok blogda cok iyi reviewlar okudum hemen siparis ettim bir tane. Her sabah ilk is onu boynuna takiyorum, gece yatana kadar kaliyor. Ise yariyor mu? Bilmiyorum. Su cene disleri gelmeye baslayana kadar ise yaradigini dusunuyordum hakkaten. Daha az ilac veriyordum. Simdiyse bilmiyorum, emin degilim. Arkadaslarim dalga geciyor ama umut fakirin ekmegi iste ne yapacaksin. Devekusu tirnagi iyi gelir deseler gidip onu da bulacagim o haldeyim...
...demisim. Ordan devam edeyim. Lara 3 gun sonra 16 aylik olacak. Dis sayimiz 10'a cikti (daha da arttiysa bilemiyorum gostermiyor zira). Hemen herrr resimde boynunda gordugunuz kolye de annesinin pek buyuk umutlarla hic atlamadan her gun taktigi dis kolyesi efem. Arada cekistirip agzina almaya calisiyor ama genelde dokunmuyor Lara.
Artik cok iyi yurudugune kanaat getirmis olacak ki kosmaya calisiyor, kaldirabildigi herseyi boylarina bakmadan tasimaya kalkiyor (icine girip oturabildigi buyuk plastik oyuncak kutusu, icinde birkac kola kutusu kalmis 12'lik kola kolisi, kucuk sandalye vs). Kazalar da oluyor tabi, en son birkac gun once freni patlamis araba misali kostururken ortada oynamak icin actigi mutfak dolabinin kosesine tum hiziyla alnini carpmis, anisini bir cizik olarak tasiyor alninda su anda. Morarir diye bekliyordum ama morarmadi. Evde gozume carpan her turlu sivri koseyi padding ile kapladim ama tamamen engel olunamiyor iste. Lara'yi musluktan akan suyla oynama bahanesiyle kandirip susturduk ama babaaneyi teselli etmek o kadar kolay olmadi.
Gectigimiz hafta biraz usuttu, nezle oldu, 1-2 gun atesi cikti, sefil oldu. Burnunu actirmaya da yanasmadigi icin bayagi zor anlar yasadik ama sonradan burnu acilinca rahatladigini farketti herhalde ki daha az tepki verir oldu burnunun acilmasina. Simdi iyi. O iyilesti Adil hasta oldu bu sefer, umarim tekrar paslamamistir kizina. Cosleep yaptigimiz icin tum gece dipdibeler haliyle. Zaten Lara'yi babadan uzak tutmaya calismak ise yaramiyor, biz aman uzak dursun dedikce o baba da baba diye pesinden ayrilmiyor. Neyse, bagisiklik sistemi gelisir diyoruz biz de.
Telefon ve uzaktan kumandayla oynamayi (televizyon acik olacak ama) seviyor. 13 aylik falandi, kucagima oturmus Adilin cep telefonuyla oynuyordu. Bir ara gozum ekrana takildi 'payment processing' yazisini gordum. Hemen cekip aldim elinden ama gec kalmisiz, hatun $10'luk ringtone satin almis o arada:))) Adil ringtonelardan ringtone begeniyor artik:)
Benim telefonumun oyle ozellikleri yok allahtan. Benimkinde de ayarlari degistirip duruyor. Ben hic kurcalamam cep telefonumu, cok basit ozellikleri olan bir telefon zaten. Bir kere kurcalamaya kalktigimda telefonu kitleyip teknik servise rezil olmustum, dokunmuyorum ondan beridir:) Simdi bir bakiyorum wallpaper degismis, bir bakiyorum fontlar buyumus. Ben bunlari yapabildigini bile bilmiyorum telefonumun. Daha dun 47 dakikami Sprint teknik servisi ile telefonda gecirdim, telefon edemiyorum nooldu hattima diye. Ona bakiyorlar degil buna bakiyorlar degil, en son birinin aklina geldi settinglerde mi sorun var diye. Netekim kedinin biri ayarlarimi degistirmis. Telefonumu taniyorum bu sayede diyorum:) Televizyon kumandasi elindeyken de izliyoruz artik, on-demand film alir, film kanallarina uye yapar falan belli mi olur.
Aksamlari yatis saatimizi bir saat ileri aldik (daha dogrusu Lara aldi), artik 8'de yukari cikiyoruz 9'da uyuyor. Ben de onunla birlikte uyuyorum. Onceden onu uyutup asagi iniyordum arada ama simdi mumkun degil. Ondan once benim uykum geliyor zaten, esneyip duruyorum, hatta arada ondan once uyudugumu da dusunuyorum. Arada bir degisen bir rutinimiz var cunku saniyorum kedicik de benim gibi maymun istahli, degistiriyor. Su anda cikip tum dolaplari, banyonun kapisini ve perdeleri kapatiyoruz, minik gece lambamizi takiyoruz, benim geceleri baktigim kucuk saati basucumuza koyuyoruz, sonra onun bebegini, ayisini ve boyundan buyuk hipopotamini alip besimiz birden yataga yerlesiyoruz.
O hipopotami cok seviyor, tasiyor ordan oraya. Lovey olarak onu sececek diye korkuyorum valla. Hayvan kendinden buyuk oldugu icin tasirken onunu gormuyor ama bu onemsenecek bir ayrinti degil Lara icin. Ustune orttugumuz ortuyu ordan oraya tasirken de ortu cok ayagina dolanip onu dusurmeye baslayinca basinin hizasina kaldirip tasiyor, o arada onunu gormuyor olmasi da hic onemli degil. O esnada bir yere carpip cani acirsa cok kiziyor yalniz, orasi ayri. Engel olmaya calistigimizda bize de cok kiziyor.
Evet hepimiz yerimizi aldiktan sonra birkac sarki soyluyoruz, Lara daha sarki diye israr ederken hadi artik masal diyip masala geciyoruz. 2 masal sinirimiz var, ben ucuncude uyuyor oluyorum cunku:) Masal anlatirken caktirmadan oyuncaklari yere atiyorum ki bize yer kalsin. Simdilik rutinimiz bu, bakalim bunu ne zaman degistirecek.
Bizim isyerinde cok ciddi bir skandal oldu yil sonu. 8 aylik tum datamiz silindi. Hala nasil oldu tam bilmiyoruz ama rezalet ki ne rezalet. Server'da bir sorun olmus, backup alinamamis, alinanlar da gitmis, tam aciklamadilar da. Hicbirini geri getiremediler, bazi seyleri ikinci kez yapmak zorunda oldugumuz yetmezmis gibi model olarak kullandigimiz yazilari fiziksel dosyalardan arayip bulmamiz gerekti ki her tarafi dosya kaynayan bir ofiste bu cok sevimsiz ve zaman alici bir is.
Benim de sikintili bir donemim oldu isyerinde. Lara'dan sonra ben is saatlerimi degistirdim. Haftalik saat sayimda bir degisiklik yok ama artik daha erken geliyorum, ogle tatili kullanmiyorum ve daha erken cikiyorum. Eh, benim iskolik, karisinin dogum yaptigi gun bile ise gelen, geceleri saat 1.30'da falan bize email gonderen, haftasonu calismazsa kendini eksik hisseden patronum buna bir yere kadar dayanabildi. Onceleri ben kendimi hep ona gore ayarliyordum, kal dediginde mutlaka kaliyordum, gec cikiyordum gul gibi gecinip gidiyorduk. Simdi otobusu yakalamam gerektigi icin cikmam gereken saatte kalemi koyup cikiyorum. Gercekten acil bir durum olursa elbette kalirim yine ama bizimkini mutlu etmiyordu bu. Bunu da cok acik bir sekilde gostermeye basladi. Eskiden pek cok sey anlatirdi bana yasamiyla, ailesiyle ilgili, gunaydin bile dememeye basladi. Surat surekli asik, ses tonu surekli sert. Hic bir yaptigimi begenmez oldu, birkac gunde bir tum sorunlarimin kaynagi sensin seklinde sarlar oldu, ise gelme istegimi tamamen ortadan kaldirir oldu. En son yilbasinda once bu boyle olmayacak yeni yilda eski saatlerine donmeni istiyorum dedi. Tam da izne ayrildigim gundu, sikintili bir izin donemi gecirdim. Evin odemesi dag gibi ama onun istedigi saatlere donmem aksamlari Lara'yi hic gormemem ya da ancak yarim saat gormem (aksam trafigine bagli olarak) demek oluyor. Bu da kabul edebilecegim birsey degil, sadece haftasonu vakit gecireceksem niye dogurdum ki ben bu cocugu deil mi ama. Izin donusu saatlerimi degistiremeyecegimi, bu sekilde calismak istemezse ve gitmemi isterse bunu anlayacagimi, ama o zaman bana lutfen birkac ay onceden haber vermesini soyledim. O da biraz daha deneyelim o zaman dedi. Simdilik ustume gelmiyor bakalim.
Pazar, Şubat 08, 2009
Is guc durumlari
Pazar, Ocak 25, 2009
Niye yuruyeyim ki kosmak varken?
Salı, Aralık 23, 2008
Daha dun annemizin...
Salı, Kasım 25, 2008
Basima tas dustu
Salı, Ekim 21, 2008
10. ve 11. Aylar
Yiyeceklerle oynasin, minciklasin, merakini gidersin de onlari yeme isine giriselim rahatca diye dusundugumden deney yapmasi icin eline bilimum sey veriyorum firsat buldukca. Gecenlerde onune bir kap yogurt koydum bu amacla. Icindekine bile bakmadan kabi yere atmaya calismak oldu ilk hareketi. Su icine meyve vs konulabilen delikli feederlar da ayni akibete ugruyor. Alip iki ceviriyor hoop yere gonderiyor sonra. Mama sandalyesinde oturdugu yerin cevresine bez germeyi falan dusunuyorum. Yere dusunce geri veremiyoruz eline, en azindan o zaman devam eder kurcalamaya. Bu amacla bir naylon ortu aldim yere ama henuz sermedim. Feederi ipe bagladik biz de care olarak. Elinden atsa bile yere dusmuyor boylece.
Onde yarim iki disle gezmeye devam ediyor boncuk. Buldugu hemen hersey eninde sonunda agzina gidiyor. Islak mendil buldu mu direk agzina sokuyor bir kere, hic affetmiyor. Pusetiyle gunluk turlarimizi yaparken yaprak veriyorum eline arada, pek hosuna gidiyor onlari parcalamak. Artik onlari da biraz oynadiktan sonra agzina sokuyor. Gecen gun kirmizi bir yaprak verdim, eline almasiyla agzina sokmasi bir oldu. Domates veriyoruz eline bazen, o mu sandi acep rengi benzer olunca. Yesi yapraklari ayni istahla agzina almiyor.
Aksam uykusuna gecisimiz biraz problemli bu ara. Rutini falan takmaz oldu. Ne hep anlattigimiz masallar ilgisini cekiyor ne simdiye kadar ise yarayan ninniler. Uykusu var ama uyumak istemiyor. Kendini tum hiziyla geriye atmaya basladi birkac gundur. Kalkiyor tekrar atiyor kalkiyor tekrar atiyor. Arada orasini burasini carpiyor ne kadar engel olmaya calissam da, azgliyor ondan sonra da. Benim yaptigim birsey mi – sacini oksamam, bu hengamede masal anlatmaya calismam vs - bu kadar “wired” yapiyor onu nedir anlamadim. Ama cozum onerisi olan varsa pek bi minnettar olacagim.
Firsat buldukca salincaklara gidiyoruz. Bayiliyor. Bayagi hizli salliyoruz ama giki cikmiyor. Haftasonu kitapciya gittik beraber. Yerler hali oldugunda emeklesin diye yere biraktim. Kalaballik oldugu icin pek bir yere gidecegini sanmiyordum, hani cekinir falan diye. Peehh, atti kendini ortaya emekledi durdu raflarin arasinda, milletin ayaklarinin altinda hic umursamadan. Boyunun yetistigi raflardaki kitaplari, oyuncaklari yere indirdi buyuk bir zevkle. Pek eglendi. Yeni eglencelerimizden biri de yuruyen merdivenler. Alisveris merkezine gidince yuruyen merdivenleri izliyoruz bir sure, sonra o kucagimda bir cikiyoruz bir iniyoruz. Son gittigimiz sefer yaklasik 20 kere inip ciktik o merdivenleri koyun delisi modunda, bayildi...
diye yazmaya baslamisim yaklasik 1.5 ay once ve ha bugun tamamlarim ha yarin derken oyle kalmis yazi. Bu arada 11 aylik olduk, eh 12'ye de pek birsey kalmadi. Azimliyim ama dogumgununden once gonderecegim bu postu:))
Uyku oncesi kendini hizla geriye atmaktan vazgecti ama kucagimizdayken atmaktan geri durmuyor cok kizdigi zamanlarda. Ne masal ne ninni yok artik uyku rutinimizde. Rutin de kalmadi sanirsam. Yukari cikiyoruz, biberonunu aliyor, yatakta oynuyoruz uykusu gelene kadar. Bazen kendi yatiyor uyumaya hazirim diye, bazen uykusunun geldigine ikna edilmesi gerekiyor. Geceleri hala iki kere biberon aliyor. Gelecek ay kontrole gittigimizde bu gidise bir dur diyecek saniyorum doktoru. Artik fizyolojik olarak ihtiyaclari yokmus ya gece yemeye. Ama aglayarak uyaniyor ve bayagi da iciyor, ac demek ki diye dusunup itirazsiz veriyorum biberonunu. Mama diyebiliyor halbuki, ama gece uyandiginda soylemiyor agliyor sadece.
Yemesi gayet iyi. Pirasayla tanistirdik birkac hafta once, severek yedi ama pisik oldu. Bu hafta basinda tekrar yaptik, gene pisik oldu. Yogurda bayiliyor. Hatta dun yogurt bitip de meyve gelince terorize etmis bizimkileri tekrar yogurt vermediler diye:) Ben basini cevirdigi anda tamam doymus demek ki diyip birakiyorum yemek vermeyi, doyup doymadigini en iyi kendisinin bilecegini savunuyorum. Annemler olur mu oyle sey diyip karsisinda binbir oyunla yedirmeye devam ediyorlar.
Dede, baba ve mama diyor. Bunlarin disinda bir de kendi dilinde anlattiklari var ki onlari henuz cozemedik:) Anlamayinca da kiziyor. En favori kisisi babam. Iki dakika gozden kaybolmasin babam, hemen dede dede diye aranmaya basliyor. Iki lafinin biri dede. Sabah gozunu aciyor ilk lafi soru formatinda 'dede?' :)) Basini hayir anlaminda sallamayi ogrenmis bir de. Altini acalim mi, hayir, artik yatalim mi, hayir...kullaniyor valla gayet guzel. Ahh bir de kizgin bakmasi var. Kafasini egip gozlerini kaldirip kizgin bakiyor:)) Buna yeni basladi. Iki gundur zirt pirt kizgin baktirmaya calisip egleniyoruz. Ayaga kalktiginda ayak parmak uclarinda duruyor, henuz tutunmadan ayakta duramiyor. Ayagini da tam basmadigi icin yurumesine henuz var diye dusunuyorum. Biz tutunca da yurumek cok ilgisini cekmiyor, emeklemekten gayet mutlu.
Hareketlerinin kisitlandigi seylerden hic haz etmemeye basladi. Altini actirmak istemiyor her zaman mesela, yikiyor ortaligi. El fenerini kim bulduysa allah razi olsun, imdadimiza cok yetisti boyle zamanlarda ve fakat her seferinde etkili olmuyor tabi. Pusetinde ya da araba koltugunda oturmak istemiyor her zaman. Pusetle gezintilerimiz daha sokagin basina varamadan eve geri donmemizle sonuclaniyor bazen bu yuzden. Arabayla da uzun mesafelerden kaciniyoruz durmadigi icin. 1.5 (trafikle 2-2.50 olabiliyor) saat uzakta oturan arkadaslarimizin kizlarinin dogumgunune bu yil da gidemeyecegiz galiba.
Bir de basina su dokulsun hic istemiyor artik. Buna dun basladi. Kendini kuvetten atmaya calisinca banyoyu cok kisa kestik hatta. Daha once sesi cikmiyordu birkac kucuk kap su dokmeme kafasina. Dun agladi ve cikmaya calisti, durmadi kesinlikle. Ustu acik sapkamsi seylerden aldim gozune su gelmesin diye onu da taktirmiyor. Bunu asmanin bir yolu var mi yoksa banyolarimiz gozyasli mi olacak bundan boyle?
Dizlerinin ustunde oturup sallanarak dansediyor. En sevdigi sarki wheels on the bus. Gecen sabah donencesindeki yavas mozart'ta da dansediyordu. Kapi gicirtisina oynayanlardan olacak galiba:)
Ust disler geliyor bu ara, zor gunler geciriyoruz hep beraber. Agrisi cok oldugu zamanlarda homeopatik bir ilac veriyorum, iyi geliyor biraz.
Pazartesi, Ağustos 18, 2008
9. Ay
Artik mama sandalyesinde bize eslik ediyor yemeklerde. Eline verdigimiz yiyeceklerle olan iliskisi onlari minciklayip minciklayip yere atmaktan ibaret henuz. Yemek istedigi birsey olursa agzini acip bizim vermemizi istiyor. En buyuk zevklerinden biri kagit yirtmak. Paper shredder (kagit ogutucusu) olarak ise aldik kendisini biz de, atilacak her turlu dergi, posta vs'yi eline veriyoruz o da istahla yirtiyor. Bir canavar mi yaratiyoruz acep diye de dusunuyoruz bir yandan. Yarin birgun kitap cicidir yirtilmaz dedigimizde bizi ne kadar kaale alacak (alacak mi hatta) bakalim. Neyse onu o zaman dusunuruz.
Hambletonian parade'e gittik. Hambletonian bir cesit at yarisi. Tam Turkcesini bilmiyorum, atlar arkalarina kosulu arabalarla yarisiyorlar, jokeyler o arabalarda oluyor. Bu yaris her yil bir kez yapiliyor ve yaristan once o yaris atlarinin, yerel okul bandolarinin vs katildigi bir gecit toreni oluyor. Gecit kismini kacirdik ama sonrasindaki park gosterilerine yetistik. Boncuk bu arada yaris sonrasi verilecek kupanin icine oturdu. Rahati pek yerindeydi orda, biz hadi demesek gelmeye hic niyeti yoktu. Ilk dondurmasini da tatti o gun. Bayildi bayildi. Yaninda oturan ve kendi dondurmasini yiyen annem ona dondurma vermedigi zaman bagiracak kadar cok sevdi. Yaz bitmeden bir de eline kulahta dondurma mi versek acep.
Dun doktor kontrolu vardi. Son gidisimizde (6 aylikken) daha tartilma asamasinda aglamaya baslamisti, ustune 4 tane de asi yiyince cikana kadar aglamisti. Bu sefer daha sakindi, igneyi yiyince agladi sadece. 9. ayda sadece 1 asi varmis iyi oldu. Burada doktor ofislerinde bekletilmek adetten nerdeyse, gecen sefer 40 dakika bekletmislerdi ve Lara sabrinin sonundaydi zaten muayeneye girdiginde. Bu sefer iyice abartip tam 1 saat 15 dakika beklettiler. Bana gelmislerdi artik o surenin sonunda, doktora patladim ufak capli. Isten izin almak zorunda kalmayalim diye Cumartesileri gidiyorduk, cogu kisi oyle yapinca yigilma ve bekleme suresi daha fazla oluyor haliyle. Buyuk cocuklari oyalamak biraz daha kolaydir herhalde ama herhangi birseye odaklanma suresi saniyelerle olculen bebek kismisini oyalamak cok zor oluyor duduk kadar bekleme odasinda o kadar zaman. Isten izin almaya karar verdik, hafta ici gidecegiz bundan sonra.
Sunu da yazayim bunu da yazayim dedigim bir suru sey vardi su anda hicbirini hatirlamiyorum. O yuzden bugunluk bu kadar:)

