Çarşamba, Nisan 14, 2010

Telgrafin Tellerine Minik Serce Konar

Sezen Aksu konserine gittik. Gittik derken kabileden bir grup toplanip gittik, Adil pek ilgilenmedigi icin konserle, gelmedi. Konser oncesi yemek de yiyelim diyince ben kedeye hic gozukmemeye karar verdim. Aksamlari bir yere gitmeme son derece karsi kendisi zira. Hos ona kalsa asla onu birakip disari gitmemeliyim ama gunduz biraz daha kolay oluyor ikna etmek. Sibel evden calisiyordu da sagolsun babaanneyle beraber kedeyi okuldan aldilar, ben gorunmeden sivistim.

Biz Newark’taki konsere gittik. Newark pek tekin bir bolgemiz degil onun icin yemegi konser salonundan cok uzaklasmadan yiyelim dedik. Internetten ne var ne yok diye bakinirken tam salonun yaninda bir yer bulduk, hemi de 4.5 yildiz almis reviewlarda, daha iyisi samda kayisi diyip daldik. Doyduk doymasina ama bilahare tek tek girip yildiz kismisini 3’e dusurmeyi dusunuyoruz, ic guveysinden hallice idi yemekler. Bir de profiterol diye hevesle istedigimiz sey ‘bu da ne’ kategorisinde cikinca benim gibi sirf ustune tatli yiyebilmek icin yemek yiyenlerin siniri bozuluyor canim.

Konsere gelelim. Yan balkonda loca tabir edilen yerlerden birinde almistik biletlerimizi, pek iyi etmisiz. Sahne cok guzel gorunuyordu. Orkestra katini pek sevmem ben zaten, gelir onune uzun boylu biri oturur, sahnenin yarisi kaynar. Boyle bir endisem oldugundan herhal, herr seferinde de basima gelmistir. Balkonda bu risk yok. Ufak bolmemizde bizden baska biri daha vardi, o da tam yanimda oturuyordu. Bir ter kokuyordu ki oyle boyle degil. Benim burun zaten bobi hassasiyetinde su ara, cok rahatsiz oldum. One uzaniyorum olmuyor, geriye gidiyorum olmuyor olecegim. Biraz sonra baktim ki olacak gibi degil, arkada bos duran bir sandalyeyi alip locanin diger ucuna tasindim, rahat ettim. O da olmasa loca degistirecektim valla.

Ben Sezen Aksuyu en son buraya gelmeden once dinlemistim, nerden baksan 9 yil olmus. Haliyle son yillardaki sarkilarinin hicbirini bilmiyorum. Eslik edemeyince de hos olmuyor ki canim. 2000’den beri ilk Amerika turnesiymis Sezen Aksu’nun. Esprileriyle kirdi gecirdi herkesi. Konserlerde onlara ayrilan surenin 1.5 saat oldugunu ama 3 saati bulduklarini soyleyince heveslendik. Sonra 2 saatte bitirdi bizimkini, hevesimiz kursagimizda kaldi. Bu 2 saatin de yarisi konusmayla gecti zaten, cok az sarki soylemis gibi geldi bana. Bir gece once NY konseri 3 saat surmus ama. NY cikiyor tabi hep gazetelere, biz cikmiyoruz diye 2. sinif muamele goruyoruz snifff.

Son sarki olarak Kavaklar’i secmis Sezen. Hadi siz baslayin dedi, ekibi sadece hmm hmm diye eslik ediyor. Goruldu ki bizim salon o sarkinin sozlerini bilmiyor, bilen varsa da fazlaca azinlikta kaldiklari icin sesleri duyulmuyor. Naaptik biz de salonca hmmm hmm diye soylemeye basladik. ‘Yaziklar olsun’u yedik tabi:)

Salonda cok sinir bozucu tipler vardi. Annecim su yasa gelmissiniz konusmadan bi muzik dinleyemiyor musunuz yaw. Kadin ne zaman ara verse ve orkestrasi calmayi devralsa salonda bir ugultu bir gurultu. Sanki ara verilmis gibi bir hal. Sooyle keskin nisanci ayarinda sapan kullanabilmek istedim valla, tam agizlarinin ortasina birer tane tas yollayarak. Sezen bile dayanamadi bir ara, sarkiyi yarida kesip onde oturan bi grubu uyardi. Belki de onlar ve onlar gibi saygisizlar yuzunden erken bitirmistir konseri. Ben de olsam ceker giderim, sizle mi ugrasicam len, beklersiniz bi 10 yil daha.

Cuma, Nisan 02, 2010

Az Acinca Sip Sip Cok Acinca Sir Sir

Bu eve yeni tasinmisiz. Parti veriyoruz. 30 kusur kisi gelecek aksama. Hazirliklar haril haril devam etmekte. Pat. Evdeki 2 tuvaletin ikisi birden tikandi. Haydaaa. Tam da gununde. O kadar insana bir cay bardagindan fazla iceni fururuz diyecek halimiz yok ya acmamiz lazim tuvaletleri derhal. Biraktik hazirlik yapmayi, kostuk markete. Lavabo/tuvalet acici toz, jel, sivi ne bulduysak aldik geldik, kovalarla doktuk, bana misin demedi. Home Depot’a gittik, ince uzun bir alet gosterdiler, aldik geldik. Gene olmadi. Ustune bi de tuvaleti cizdik. Zaman daraliyor, el mecbur muslukcu cagirdik. Haftasonu calisan ve hemen gelenini bulmak kolay degil, pek secenegin olmuyor haliyle. Neyse, amcam elinde bizim aldigimiza benzeyen ama onun uc kati buyuklugunde endustri boyu bir aletle cikageldi. Eve girmesi ve cikmasi arasindaki sure: 15 dakika. Bize cikan fatura: $400. Acisini suracigimda hissediyorum hala. Ustune bi de firca yedik, o lavabo acici zimbirtilar tuvalete dokulmezmis borulara zarar verirmis.

Simdi de dus damliyor bir suredir. Baktik yapamadik. Basimiza gelecegi bildigimiz icin gormezden geldik kendisini bayagi bir zaman ama artmaya basladi namissiz. Akillandik ya, fiyat almaya calisiyoruz bir haftadir muhtelif muslukculari arayip. Oyle bir dus icin gelip bakip fiyat vermeye de yanasmiyor cogu, kucuk is ya. Bir tanesi geldi bizi sasirtarak, $475 fiyat verdi. Yarim sayfa da yazmis sunu yapacagim bunu yapacagim diye. Ben de mutfaga gidip bir bardak su almayi laf kalabaligiyla yarim sayfada anlatabilirim, yersen.

Telefonda fiyat verenlerden de saatine $120’den az soyleyen yok. Kim aliyor yavrucum saatine $120? Yanlis meslek secmisim. Bunalima girdim. Ruyamda bile goremem ben o kadar saat ucretini. 37 yasinda cirak isteyen biri var midir acaba, hmmm.

O degil de, kedeye ogretmek lazim bu isleri. Elinden gelsin az bucuk tamir vs de bizim gibi yolunacak kaz olmasin. Ciddiyim valla, bunu bir arastirmali. Kursu mu vardir, birinin yanina gidip baksa ucundan yaz tatillerinde cocuk isci calistirmaya mi girer nedir ne degildir. Bu ulkede sart bu islerden anlamak valla. Ozel sektorde ruhunu da teslim etmen gerekiyor iyi bir maas icin, ustune bi de sirket ici dalaverelerle ugras, her an atilma korkusu yasa…Boyle islerden de anlasin da kafasi kizdi mi elinde kullanacagi birsey olur.

Puffff. Ben gidip birkac muslukcu daha arayayim...

Perşembe, Mart 25, 2010

Obuv Sayfada Kaldi


(asagi inecegiz, merdivenlerin basinda)
- anne kucak al
- sen kendin inebiliyorsun artik tatlim
- ellevim dolu inemem ki (iki eline de birer emzik almis onlari gosteriyor)

Okul cikisi eve gidiyoruz, dedesi de arabada, yolun asagisinda tren raylari gorunuyor
- vaylav (raylar) ovada
- eveet orda, dedene de gosterdin mi
( o arada yan sokaga donuyoruz raylar artik gorunmuyor)
- vaylav obuv sayfada kaldi

Gecen hafta oksuruk baslamisti kedede. Bize cok oksuruyor gibi gelmemisti ama babaannesi gun icinde daha cok oksurdugunu, iki kere de ateslendigini soyleyince Cumartesi doktora gosterelim dedik. Persembeden basladik Laraya anlatmaya. Barney doktorda, Winnie the pooh doktorda gibi kitaplari var cok ise yariyorlar bu konularda, basina ne gelecegini bilerek gidiyor doktora. Son iki seferdir de doktor cikisi hemsirenin verdigi sekeri aliyoruz pek mutlu oluyor bizimki. Sekeri oraya ozgu birsey yaptik.

Neyse, Cumartesi sabahi geldi, ilk randevu bizim, artik hazirlanmak lazim, kede bir aglamaya basladi ki susturabilene askolsun. Gitmiycem diyor baska bir sey demiyor. Aklimiza gelen her turlu rusveti onerdik hayir susmuyor. Parka gidecegiz oradan cikinca diyoruz parka gitmiycem diyor. Neye agliyor bu kadar derken baklayi cikardi agzindan. Parmagini gosterip ‘doktov asi yapiyov pavmak aciyov’ dedi.

E pesss. Gecen yil bir ara parmagindan kan almislardi dogru ama ne zamandi ben bile hatirlamiyorum. Enn az 6-7 ay once olan birseyi sen nasil hatirliyorsun hala cocuk. Agzimiz acik kaldi. Valla asi yok dediysek de etkili olamadik, aglamaya devam etti kede. Bu arada evden cikma saatimiz geldi, daha ne bezini ne pijamasini degistirebilmis degiliz. Doktora gec kalmak da istemiyorum cok beklemek zorunda kaliyoruz saatimizi kacirirsak. Bilimum hasta cocukla ayni bekleme odasini paylasmak hiiic cazip gelmiyor.

Baktik ki sakinlestiremeyecegiz hatunu, pijamalariyla koyduk arabaya itirazlari arasinda. Oraya vardigimizda aglamiyordu artik. Doktor da asi yok diyince rahatladi, muayeneye izin verdi. Oksuruk ilerleyebilir diye antibiyotik verildi. Islem bitince hemsireden sekerini aldi, 2 tane vermis ablasi agiz kulaklardaydi tabi bizimkinde. Artik ustunu degistirmemize itiraz etmedi de parka da pijamayla gitmesi gerekmedi.

Seker aklinda kalmis, istiyor arada bir. Seker hemsire ablada diyorum. Dun geldi bi ara yine seker istiyorum diye ben de ayni cevabi verdim.
- doktora gitmemiz lazim seker icin
- gidelim
- hasta olunca gidiyoruz ya doktora askim
- hasta oldum, simdi gidelim (elimi cekistiriyor bu arada, niyet ciddi)
- :))

Ates dusurucu ilacin tadini cok seviyor, ona da yapiyor bunu aklina estikce.
- bundan icmek istiyom
- o ilac hayatim atesin cikinca icilir
- (elini alnina koyuyor) atesim cikti
- :) atesin yok tatlim
- vav. bivazcik icelim

Icmesi gerekecek her ilaci bu kadar sever umarim. Biz kucukken bir oksuruk surubu vardi da, iiyyy, ne igrenc seydi o oyle, hatirladikca yuzum burusuyor, hala unutamamisim bak.

Çarşamba, Mart 17, 2010

Firtina

Pek firtinali bir haftasonu (4 gun aslinda) gecirdik. Yagmur, ruzgar, devrilen agaclar, tasan nehirler, devrilen elektrik direkleri…Ne derece ciddi oldugunun farkinda degildik dun ve bugun gazetelerden okuyana kadar. Arada oluyor boyle cunku. Asagilarda bir yerde kasirga oluyor, onun yagmuru ruzgari bize geliyor sonra. Son 30 yildir bu kadar siddetli olmamisti deniyor haberlerde. Saatte 70 mile cikmis ruzgarin hizi. Burasi bile boyle olduysa kasirganin gobeginde kalanlara Allah kolaylik versin valla. Cumartesiden beri elektrigi kesik olan bir suru ev var (NY/NJ’de kesikten etkilenen toplam ev sayisinin 500,000 oldugu soyleniyor). Nehir kenarinda olup tamamiyla su basmis sokaklar var (bazi resimler camlarina kadar su icinde arabalar gosteriyor, kayikla eve gidip gelenler vs). Tepesine agac yemis evler, arabalar var. Bizim arka bahcede 2 agac devrildi, biri daha incecikti zaten, digeri de orta halli bir cam agaci.

Cumartesi en siddetli haliydi. Ruzgar yagmuru gurultuyle cama carpip durdu tum aksamustu ve gece. Kede arada biraz rahatsiz olsa bu seslerden genelde cok etkilenmedi. Sadece gece uyumaya calisirken surekli oyle ses gelmesi basta biraz gerdi hatunu ama sonra gayet rahat uyudu. Aksam bir ara elektrik kesilir gibi oldu, gitti geldi. Yine olursa diye kedeyi hazirlayayim dedim. Elektrik kesilirse sakin korkma tamam mi birtanem, korkacak hicbirsey yok diyip soyle oluyor boyle oluyor karanlik oluyor, sen oturup bekliyorsun karanlikta dolasmiyorsun, biz mum bulup geliyoruz falan diye anlattim. Sonra ona sordum, elektrik kesilirse ne yapiyoruz diye. Cevap: ‘Kovkuyoz’. Hadi buyrun. Hay ben bu dilimi…Kafasiz kadin. Hali hazirda korkmayan cocuga niye sakin korkma diyip de aklina dusuruyorsun ki. Tum konusmamizdan onu cekmis almis iste.

Cevirdim hemen, korkacak birsey yok ki sasiriyoruz sadece diye. Artik hep oyle anlatiyorum, simdi ‘elektivik kesilivse aa aaa diyovuz’ diyor. Oyle diyoruz hakkaten, aliskin degiliz ki kesintiye falan:) Evde mum kategorisinden su tealight mumlardan var sadece, onlarin da yerini ben bulana kadar kesinti biter muhtemelen. Arada bir ‘kovkuyoz’ da diyor tabi. Sonra ben mudahale edince ‘kovkacak bisi yok ki diyovuz’ diyor.

Son iki gundur pek ilgisini cekiyor kedenin bu elektrik konusu. Bana elektrik diregi cizdirdi, is donusu de sokaktakilere bakip yerinde incelemeler yapacagiz. Yangin ve yangin alarmlarindan bahsederken itfaiye gelince biz cekiliyoruz demistik, onu tekrar edip duruyordu. Bunu elektrige de uyarladi, simdi kesinti ve sonrasinda yapilacaklari kendi anlatirken ‘elektivik gelince cekiliyovuz’ diyor:) Cekilelim tabi rahatca girsin iceri elektrikcik:)

Tepedeki resim bizim zavalli agaclarimiz. Digerleri de durumu ozetlesin:





Salı, Mart 09, 2010

Gokten Bir Elma Dusmus

Lara’nin adini dikkuyruk olarak degistirmek istiyoruz. Bu ne inatciliktir kardesim. Dun aksam olani anlatayim taze taze. Aksam eve geldik, kede gunluk kostebek dozunu almakta youtube’da. Su donemki gozdesi kostebek, birak aksama kadar izlesin. Babaannesi de elma dilimlemis koymus yanina. Biraz sonra elma yemek istemedigine kanaat getirip kabi uzatti. Yemek istemedigi seyleri yere atma huyu var ya hatunun. Istemiyorsan kenara koy demeye kalmadi elmalar yeri boyladi. Gozunu gozumden ayirmadan yapti bunu. Yere yemek atmiyoruz diyerek kalkip bilgisayari kapattim. Aaaac diye bir 10 dakika agladi. Yere yemek atmiyoruz, elmalarini toplarsan seyretmeye devam edebilirsin dedim, o aglamaya devam etmeyi tercih etti.

Koltukta oturuyordu, koltugun kol kismina cikip oturdu. Bana bakiyor yine. Aglamaya devam ediyor bir yandan da. Duser diye izin vermiyoruz koltugun kol kismina oturmasina. Gidip indirdim ordan koltuga biraz daha siddetli agladi. Sonra baktim yanima gelmek istiyor kolumu actim, geldi sarildi, biraz da kucagimda agladi. Sakinlesir gibi olunca yineledim yemeklerimizi yere atmiyoruz tatlim diye. Bu cucelerle inatmaslaya girince kazanma sansi olmadigi icin secenek sundum kendisine. Istersen toplayabilirsin onlari, o zaman kostebegi izleyebilirsin, beraber kitap okuyup oynayabiliriz. Istemiyorsan toplama ama o zaman anne seninle oynayamaz dedim. Sen topla dedi. Ben toplayamam dedim. Babaanne toplasin dedi. Olmaz dedim. Yine agladi. Sonra kitap okuyalim dedi. Ben okuyamam seninle henuz, elmalari toplamadin cunku, kendin oku dedim. Birsey demedi, okumadi da. Derken gidip koltugun ustunde ayaga kalkti, onun icin de uyardim, oturdu, yine kalkti dusuyordu bu sefer, duserken yakalayip koltuga oturttum bi de ona agladi.

Boyle boyle tam 1 saat gecti. Arada geliyor kucagima, sariliyoruz, kucagimda agliyor teselli ediyorum falan, sonra gidiyor, durup durup elmalara bakip agliyor ama gidip de toplamiyor kesinlikle. Hic bu kadar uzayacagini dusunmemistim ben, kostebek askina o dakika iner toplar saniyordum. Tam o sirada Adil isten geldi. Kede pek mutlu kostu babasina. Sarildilar falan. Adil elmalari yerde, kizini gozleri yasli, beni de dergi okurken gorunce anladi ne oldugunu. Onlar baba kiz biraz koklasti sonra Adil aa yere elma dusmus dedi. Son 1 saattir direniste olan o degilmis gibi kede atladi yere, laylaylom gulerek elmalari topladi. Adil gelmese daha ne kadar surerdi bu is bilmiyorum. Daha 28 aylik bu velet. Soyleyebilecegim tek birsey var: imdaaaaaaat.

Gece yatarken yemeklerimizi yere atiyor muyuz diye sordum, hayir anlaminda kafasini salladi. (Umarim bunu bugun de hatirlar). Birak iste orada, ne sansini zorluyorsun ki.
Bir soru daha sordum:
- koltukta ayaga kalkiyor muyuz?
- cici kizlav kalkav
- kalkmaaaaz
- kalkav!
- (ugrasamayacagim seninle simdi) iyi geceler tatlim

Çarşamba, Mart 03, 2010

28. Ay

Bir daha telefon alacagim zaman tus kilitli olmasi ilk bakacagim ozellik olacak. Kedeyle kose kapmaca oynuyoruz. Telefonu gordugu yerde eline gecirip kaciyor. Engini ariycam, ananeyi ariycam diye basliyor oraya buraya basmaya. Arada ariyor da biryerleri. Almaya calisiyoruz elinden, yine kaciyor, kendisinin rahatlikla girebildigi bizim sigmakta zorlandigimiz noktalari bulup oraya kaciyor, yakalarsak bagiriyor, savasmadan vermiyor telefonu.

Evin cesitli yerlerine monte edilmis bebek kapilarinin bazilarini acmaya basladi. Ust kat merdivenlerini ayiran salondaki kapi gordugu zulme daha fazla dayanamadi mesela. Yalama oldu resmen alet, o kadar kolay aciyor ki. Biz nooluyor diyene kadar kapiyi acmis, merdivenlerin de yarisini cikmis oluyor, duurr diye pesinden kosunca da pek egleniyor. Velcro falan mi taksam kapiya diye dusunuyorum. Ust katta bizim odanin girisindeki kapi da nasibini aldi ayni sekilde. Normalde kapiyi biraz yukari kaldirip oyle acmak gerekiyor ama bu ittire ittire zorla aciyor kapiyi. Kosup dururken carpacak diye kapiyi gunduzleri hep acik kalacak sekilde bagladik arkaya haftasonu. Gordugu anda geldi, kapiyi cektigi gibi ipi kopartti. Sonra dondu bana gayet ciddi aynen soyle dedi (bir el de havada): “Bak nooldu anne. Sakin buvaya takma bi daa” :) Oyle ya o ipi oraya takmasam kopartmak zorunda kalmayacakti o yuzden suclu benim. Yenilgiyi kabul edip kapiyi soktuk, herkes rahat artik.

Herseye bir lafi var artik kedenin. Gecenlerde Selin geldi, oynuyorlar. Bir suru seyi yigdilar odanin muhtelif koselerine, sonra Lara yerde oturmus puzzle yaparken Selin kostu biraz onlarin arasinda. Dondu Seline: “Ovda kosma dusevsin” dedi. Ben bir kahkaha attim tabi. Dondu bana siritti, yine Seline dondu “Dikkat et, kafani vuvuvsan aglavsin” Cok dikkat ediyor ya kendisi (!!!) arkadaslarini uyariyor bir de. Demek ki duvara mi diyoruz acep derken bizi duyuyormus aslinda ama kaale almiyormus. Eh herseyi ayni anda beklememek lazim di mi ama :)

Yine yeni yeniden kar yagdi. Daha bir oncekinden kalanlarin cogu yeni erimisti. Bu seferki digerinden de kotuydu, otobusler bile calismadi. Tam da Tolganin geldigi haftaya denk geldi bu kotu hava. Zaten 4 gunlugune gelmisti, once karla karisik yagmur sonra kar. Bir ilk geldigi gun yerler kuruydu. Lara hala pek hoslanmiyor kardan. Cikip biraz yuruduk kar ustunde, ayak izini birakirken eglendi ama karin cok oldugu yerlerde batip cikamamak, dusup zor kalkmak pek hosuna gitmedi. Bu kis cok uzun surmus gibi geliyor bana, bayildim artik. Cimler yesillensin, cicekler acsin artik. Kede yerde karlarin arasindan gorunen sararmis cim kalintilarini ‘aa saman gelmis’ diye yoluyor:)

Iya (inek) sut yapiyor bilmeyenler ogrensin:) Bu ara her gordugu inek resminde ‘bu iya sut yapiyov’ diye bilgilendiriyor bizi. Birinde inegin memelerini gosterip bak burdan sut sagiliyor demistim. Simdi her resimde inegin memesini ariyor, bulunca pek mutlu gosteriyor. Sonra emzigini sikip (emzige de meme dedigi icin herhalde) ‘buna benziyov’ diyor.

Emzigi bir donem sadece geceleri ve gunduz uykusu sirasinda arar olmustu. Sonra iliskilerini yeniden gozden gecirmeye karar verip ask tazelediler, ayirabilene askolsun simdi. Yatmaya 3 emzikle gidiyor ve gece de ara ara onlari ariyor el yordami yatakta, bulamazsa uyanip ariyor, yine bulamazsa beni uyandirip emzik bulduruyor. Agzinda emzik varken konusuyor, sarki soyluyor hatta hapsuruyor, cikarma geregi hissetmiyor hic. Emzik de yerinden memnun herhal, dustugunu gormedim. Asklarina engel olmuyoruz henuz. Ozellikle disarida eline gecen kendince degisik seyleri agzina sokmaya pek merakli oldugu icin o durumlarda emzik en buyuk yardimcim oluyor. Agzinda emzik varken ivir zivir sokamiyor haliyle:)

Kededen secmeler:

- saklanci (saklambac) oynayalim

- kazan delii (kazandibi) istiyom

Perşembe, Şubat 18, 2010

Postcrossing



Postcrossing. Bunu yeni ogrendim. Dunyanin her yerinden adiniza kartpostal gelmesini saglayan ucretsiz bir sistem. Once uye olup sizin gondermeniz gerekiyor. Ayni anda 5 kisiye gonderebiliyorsunuz. Kartlariniz yerine ulasmaya basladikca siz de sistemdeki yerinizi aliyorsunuz, size de kartlar gelmeye basliyor. Ne kadar cok kartpostal gonderirseniz o kadar cok kartpostal geliyor. Laranin adina uye oldum hemen. Gonderenlerden yasadiklari yere ait ilginc seyleri, gelenek goreneklerini vs paylasmalarini istedim profilinde. Biraz buyudugunde farkli ulkelerden adina gelmis, ona yazilmis bir suru kartpostal olacak. Fikir cok hosuma gitti.

Bunu duydugumda ilk aklima gelen ‘artik kartpostal kaldi mi ki’ oldu. New York’da farkli kartpostallar bulmak zormus mesela, ogrendim. 5-6 tane klasik NY goruntusu var, o kadar. O yine iyi, NJ karti bulamadim henuz. Insanlar profillerinde ne tur kartlar tercih ettiklerini yaziyorlar, bazilari hayvan, araba, cicek, tren karti istiyor mesela. Yok ki. Herkese NY karti gidiyor mecburen. Akvaryum, plaj, hayvanat bahcesi vs gittigimiz yerlerden kart toplayacagim artik. Haftaya Tolga geliyor, Fethiye kartlari istedim ondan da. Burada kart cok yaygin aslinda ama kartpostal degil. Varsa yoksa temali (dogumgunu, evlilik, dogum, emeklilik vs) ve yazili, kapakli kartlar.

Ankara’da kart pazarlari kuruldugunu hatirliyorum. Ozellikle bayram, yilbasi gibi ozel zamanlardan once. Kar kis demeden gider, musamba tentelerde birbirinden ayrilmis tezgahlardaki yuzlerce kartin icinde kendimizden gecerdik. Benim gibi e-mail bile yazamayan adam kart yazabiliyormus demek o zamanlar. Hey gidi.

Ilk kartimiz da gecen hafta geldi. Cocuklar gibi sen oldum gorunce. Yukaridaki onun resmi.

Salı, Şubat 09, 2010

27. Ay

Kede 27 aylik olmus. Dogumgununden beridir saymiyordum, ne zaman gecmis 3 ay. Bu ay albumde cok az resim var cunku resim cekemiyoruz artik. Makineyi ne zaman elime alsam cekmeee, bivak onuuu diye bagiriyor. O anda guluyorsa bile makinayi elimde gordugu anda aglamakli oluyor, birakmazsam bagiriyor gozler doluyor falan. Cok feci paparazzi muamelesi gormekteyim anlamadim ki nedir. O yuzden resim mesim yok efenim.

Hadi sen bizi cek diyoruz o da yok. Bazen makinayi almak istiyor ama biz de bir ucundan tutuyoruz diye kiziyor. Tepesi atti mi elinde ne varsa firlatma huyu var. O anda sakinse bile 3 saniye sonra birseye bozulmayacaginin garantisi yok ki guvenip makinayi eline verelim. Resimsiz yasayacagiz bir donem galiba.

Bu firlatma olayi en cok masada hasil oluyor. Onune koydugun birseyi istemiyorsa ve al diyorsa hemen alacaksin, ikinci kez soylemiyor cunku, almazsan ne oldugu hic farketmiyor aynen yeri boyluyor. Doymussa yine alip saga sola atmaya basliyor kalan yemegi. Bir de bize kizmissa o an, biliyor ki bizi kizdiracak bu hareketi, gozumuzun icine bakarak yere atip misilleme yapiyor.

Masadan yere indiriyoruz kendisini hemen, anlatiyoruz her seferinde yaptiginin yanlis oldugunu, biraz da kiziyoruz tabi. Surat bir karis dinliyor, ‘tamam mi lara?’ ‘tamam diil’. Bizim reflekslerimiz gelisti bu arada, ne yapacagini sezdigimiz anda atlayip aliyoruz onunden de her zaman yetisemiyoruz. Yavaas yavaas daha iyiye gidiyor, bi 100 kere daha soylersek bu is tamam herhal (!!??) :) Allahtan salonda yerler tahta.

Yemek secme olayi tavan yapmis durumda. Sac bas yolma halindeyim ben de. Cok istahli bir cocuk degildi zaten simdi iyice abartti yememe isini. Yemek istedigi seyler: makarna, findik fistik, biskuvi, simit, kek, borek. Bu kadar. Babaannesi sabahlari yumurtasinin yarisini biskuvi rusvetiyle yedirebiliyor, peynir yemeyi birakti, sutu de ancak kasikla biraz icirebiliyormus. Bizim olmadigimiz zamanlarda yarim tabak sebzeyi zor bela yine biskuvi yardimiyla yedirebiliyor kadincagiz. Benimleyken onu da yemiyor.

Makarna seviyor ya ona birseyler katalim dedik, hayir sade olacak. Peynirlisini bile yemiyor. Borek de mumkunse bos ve kuru olacak. Kiymali borek verdik evirip cevirdi baska bovek istiyom diyip geri verdi. Yilbasi aksami mezelerden yemisti, gorenler de bak ne guzel yiyor demisti. Ertesi gun agzina koymadi hicbirini. Hatta Balca sevdi diye o aksam cok yedigi mezeden yine yapip getirdi, yanina bile yaklastirmadi kede. Birine gittigimiz zaman bizi tamamen yalanci cikararak atliyor yiyecek birsey varsa, evde bin turlu rusvet, maymunluk, tehdit ise yaramiyor. Okulda yiyor allahtan, ogretmenleri yediriyor orada, onlara giki cikmiyor.

Yemedigi gibi icmiyor da. Su gunde bir cay bardagi icerse sansli sayiyoruz kendimizi, sut toplasan 1 bardak oluyordur. Meyve suyu sikiyorum ona da bakmiyor, sonunda ben iciyorum. Adilin cikolatali sutu olunca konu, durum degisiyor tabi, onu bayila bayila iciyor. Ama birseyli sut icmeye baslarsa bir daha sade sutu icmek istemeyecegini bildigim icin (bkz. kardesim) her zaman cikarmiyorum cikolatali sutu karsisina. Birkac ay once biraz daha iyiydi, en azindan tarhana corbasi severdi, nohut yerdi, arada bir baliga hayir demezdi falan. Dogumgununden beridir onlara da yuz vermiyor. Cok sinirleniyordum yemeyince, baktim bagirip cagirmaya basliyorum geri cektim kendimi. Ustunde durmayaya calisiyorum ama zor oluyor.

Takildigi sarkilar var. Old MacDonald'di bir ara. Sonra Twinkle Twinkle oldu. Skip to My Lou, London Bridge diye devam etti. Bir sarkiya takildi mi you tube'da buldugumuz her versiyonunu izliyoruz o sarkinin. Simdiki favorisi ilk gozagrisi ABC sarkilari. Listemizde en az 12 farkli versiyonu mevcut, hepsini izliyor yine yeni yeniden. Bir de Krtek the mole seviyor bu ara. 4-5 dakikalik bolumlerden olusan bir cizgi film. Cok sevimli, konusma yok. Katiliyor gulmekten kostebegin maceralarini izlerken.

Su ara en sik soyledigi sey: bivaz sova (biraz sonra). Lara altini degiselim – bivaz sova anne. Uyku saati geldi – bivaz sova. Sacini tarayalim – bivaz sova… O biraz sonra yapilacak isin sikicilik oranina gore hic gelmeyebiliyor.

Inciler:

- lara hazir misin
- hazivim diil

Eline televizyon kumandasini almis
- ben bunu bozcam anne

- kizim bardagini ben tutayim sen oynarken
- siki tut baba sakin dusutme
- duserse noolur?
- ovdek kiziv (kizar), fil kiziv, kelebek kiziv, baba kiziv, anne kiziv, kopek kiziv…(tum oyuncak hayvanlarini ve bizi saydi)

- cici kizlar yemegini yere dokmez
- dokuv (doker)

- sen kahvalti etmeye mi geldin prenses
- abla sana prenses dedi sen prenses misin?
- pivenses diil indistan

Uzaktan tren sesi duyuluyor
- tveni anneyle mi govcez babayla yoksa mi

- onlav gelmistilevdi

Salı, Ocak 05, 2010

Yilbasi

Yilbasi partisi bizim evdeydi bu yil. Kabilenin cogunu toplamayi basardik. Herkes birsey yapip getirince menu hemen cikiveriyor ortaya ve pek zengin oluyor. Lara genelde 8.30 gibi yatmaya cikiyor. Uyur uyumaz ona kalmis ama yukari cikiyoruz o saatlerde. Yilbasi aksami o kalabalik ve gurultude nasil uyuyacak acaba, basucunda white noise mu acsak acep diye dusunuyorduk.

Hani onu uyutmaya cikaracagim ya, ne zaman dalar da asagi tekrar inerim belli degil ya, cikmadan birseyler yiyeyim dedim ve iyi bir evsahibesi olarak herkesten once ben yedim:) Ve fakat kedenin baska planlari varmis, asagida parti varken yukari cikip uyumak da neymis. Peki dedik nasilsa bayilir bir ara. Sasirtti bizi, gece 1’e kadar oturdu nerdeyse. Ne yedigine de karismadigim icin abur cuburlarla pek bi hasir nesir oldu, keyfi cok yerindeydi. En son saat 11.30’da onune misir cipsi kasesini cekmis bir yiyor bir yere ufaliyordu:) Tatlilardan da kendisi yeter diyene kadar yedi eh o mutlu olmasin da kim olsun. Onu durup durup tikinirken gorenler ‘yemiyor diyorsun hani bak cok guzel yiyor’ diyorlar. Abur cubur veya tatliyi yiyor tabi, benim derdim yemek (= sebze, tavuk, sut, yogurt vs) yememesi. Koy onune cips, biskuvi, kek, cikolata sabaha kadar yesin.

Noel babamiz da mevcuttu. Cocuklar bayiliyorlar, heyecanla bekliyorlar gelmesini. Diziliveriyorlar dizinin dibine, tum sorularina cevap veriyorlar, tek tek sarki soyleyip hunerlerini sergiliyorlar sonra da hediyelerini alip olaydan kopuveriyorlar oyuncaklarinin basinda:) Lara o sirada Adilin kucaginda oturuyordu hic iplemedi noel babayi, kilini bile kipirdatmadi gorunce. Onceden soylemistik gelecegini gelmesin demisti. Ama hediye getirecek dedik getirmesin dedi. Biz noel baba boel baba derken ‘bi de Adil baba var’ diyip bayagi eglendirdi bizi:)

Saat 12 civarlarinda televizyonu actik, geri sayimi hep beraber yaptik. O siralarda biraz huysuzlasmaya basladi, ornegin iyi yillar lara diyince ‘iyi yillar diil’ diye cevap veriyordu kizarak:) Yarima dogru da iyice bos bos bakiyordu artik ama herkes gidene kadar inatla yukari cikmadi. Herkes gittiginde bile ayakta zor dururken hala ‘baney istiyom’ (barney seyredecekmis) diyordu:) Cok iyi dayandi valla o saate kadar. Parti kizi kede.

Çarşamba, Aralık 30, 2009

Kadam Adam

Gecen hafta kar yagdi. Bayagi da yagdi. Odamizdaki takvimin aralik ayi sayfasinda kardan adam var. Ona bakarak kardan adam sarkisi soyluyoruz ay basindan beri Larayla. Kadam adam diyor. Kar yagacak soyle yapacagiz kar yagacak boyle yapacagiz derken yagdi iste. Kar tulumu almistim kedeye, hani oynayacagiz ya cilginlar gibi karlarin icinde. Tuluma karsi bir antipatisi var yalniz hatunun. Bu aralar giyer diye aldigim kot tulumu da reddetti. Annemler giydirmeye calistiklarinda avaz avaz aglamis istemiyom diye. Kar tulumunu da yanina bile yaklastirmadi. Kendime not: tulumun fisini bul, iade et.

- lara hadi disari cikalim
- cikmalim
- e kardan adam yapacagiz ya
- yapmalim
- kartopu oynariz
- no
- gel bak cok guzel karlar
- cikmicaaaaammm
- bohu

Hayir, cikartamadim. Buyuk cocugun hevesi icinde kaldi. Inatci kede cikmadi disari. Bu yaslarda pek hoslanmayabiliyorlarmis daha buyuk cocugu olan bir arkadasin dedigine gore. Ama ama karlari boyayacaktik, kardan adam yapacaktik, kar yaginca ben isi asacaktim kedeyle sokaga atacaktik kendimizi...Bir baska kisa kaldi galiba.

Bugun okul cikisi okul bahcesindeki karlarin icine girdi birazcik. Yururken dustu, elleri kar oldu. Soyle bi bakti ellerine, gelip ustume sildi ellerini sonra yine gitti karin yanina:) Azicik daha yurudu ustunde, tamam. Anne kucak alsana:)

Cuma, Aralık 25, 2009

Nuvel Baba

Eh, buralarda Aralik ayinda Noel Baba patlamasi yasaniyor malum. Hemen her alisveris merkezinde, sokaklarda, magazalarda birer adet noel baba mevcut. Laralarin okulda kucuk bir partileri olacakti ve cocuklar birbirine oyuncak alacakti, ama hediyenin kimden geldigi belli olmayacakti. Bize yine 2 yasinda bir erkek cocugu cikti kurada. Noel baba da gelecekti partiye, hediyeler onun cuvalindan cikacakti muhtemelen. Gorunce korkmasin diye onceden anlatmaya basladik noel baba gelecek laraya hediye getirecek diye. Resimlerini gorunce hemen taniyor pek de seviyordu. Kapi her caldiginda nuvel baba geldi diye kosturarak kapiya gidiyordu, o derece.

Partilerinin oldugu gun okuldan almaya gittigimde ogretmenine sordum nasil gecti diye. Korkmus boncuk noel babayi kocaman karsisinda gorunce. Aglamis biraz. Birkac metre yakinina bile gitmemis, fotograf cekemedik dediler:) Uzaktan izlemis. Heyecan falan kalmamisti yanima geldiginde. Noel baba geldi mi diye sordum 'geldi' dedi. Yine gelsin mi dedim 'gelmesin' dedi:) Aksam yatarken de ertesi gun okula gitmeyecegini soyledi 'Aya okula gitmiycek' (bir gun once 'aya okula gitcek nuvel baba gelcek' diyordu heyecanla:)) Noel baba gelmeyecek sen gidebilirsin dedim. Supheyle karsiladi once, birkac kere daha soyleyince ikna oldu gelmeyecegine, okula gitmeyi kabul etti :)))

Perşembe, Aralık 24, 2009

Aya


Kedenin konusmasi demisiz en son, ordan devam edelim. Lara oldukca erken basladi konusmaya, simdi de masallah her konuda laf yetistiriyor bize. Henuz dilinin tam donmedigi kelimeleri buraya not etmek istiyoruz ki ileride de hatirlayabilelim. Simdikilerden ornekler:

kavengi = kahverengi
aya = lara
mela = meral
umat = murat
adikilim = hadi bakalim
tekav = tekrar
avisek = havai fisek
tinkil = twinkle
situmu = see you tomorrow
ova soda = ondan sonra
bakaba= balkabagi
suvan = sogan
komacan = kocaman
badun = brother
ometen = ogretmen
pikmik = piknik
basaka = baska
akikoptev = helikopter
tefon = telefon
ecep = recep
skitiv = sticker
kadam adam = kardan adam
peymiv = peynir

Yumurtaya umuta diyordu bir ara simdi yumuta diyor. Balona banon diyordu simdi duzgun soyluyor. Kendine aya diyor. Yakin arkadasi Selin ona vava diye sesleniyor, o yuzden arada da vava diyor kendine. Cektigimiz videolari seyrediyor sik sik, Selinle olan videolari favorileri arasinda. Seyrederken anlatiyor bir yandan da soyle olacak boyle olacak diye. Ozellikle o videolari izlerken kendine vava diyor. Videolarda yaptiklarina da cok guluyor. Mesela suyu dokmus, ayagi takilmis, topu yanlis yere atmis, yaptigi kule yikilmis...katiliyor gulmekten.

Okulla sorunu kalmadi artk, alisti iyice. Sosyallesmesine yardimi oluyor tabi ama hala cok cekingen. Laralarin sinifi odanin dip tarafinda oldugu icin kapiya gelebilmesi icin bir yas buyuklerin sinifinin icinden gecmesi gerekiyor. Ilk baslarda arada baska bir cocuk varsa gelemiyordu, ogretmeni getirsin diye bekliyordu. Simdi cocuk varmis yokmus hic umursamadigi gibi yolunun ustunde cocuklarin oynadigi birsey varsa ona da basip geliyor:) Oraya alistigi icin rahat hareket ediyor tabi.

Dogumgunu pek o kadar rahat olmadi ama. Oyle cok kalabalik ortamlardan hazzetmiyor hatun. Dogumgununu evde yaptik yine, misafirlerimiz gelmeye basladigi sirada uyuyordu henuz Lara. Kabilemiz kalabalik, yalniz birakmadilar bizi sagolsunlar. O gun cok gec yatti ogle uykusuna, bizim de isimize geldi. Basucuna white noise actim asagidaki gurultu gelmesin diye. Uyaninca asagi gelmek istemedi once, yarim saat falan yukarida takildi(k). Sonra biskuvi rusvetiyle asagi indirmeyi basardik, bu sefer de merdivenin otesine gecemedik bir sure. Kucagimda izledi herkesi bir sure, ilerlemeyi reddetti. Sonunda mama sandalyesiyle bulundugumuz yer arasinda olanlar baska yere cekildi, biz hemen kosup mama sandalyesine oturduk. Ciddi bir yuzle oradan incelemelerine devam etti. Uzun sure de o sandalyeden inmedi. Pek kimseyi de yanastirmadi yanina. En sonunda kalabalik arasina karismaya karar verip de yere diger cocuklarin yanina oturdugunda millet birer ikiser gitmeye baslamisti. Mum falan da uflemedi tabi:) Balkira takti kafayi o gun. Bir yere gidecek, bakiyordu Balkir oradaysa gitmiyordu. O salonda oturuyor diye bir sure mutfaktan cikmadi mesela. Kafayi cikarip cikarip kontrol ediyordu arada hala orada mi diye:)

Salı, Aralık 22, 2009

Geliyomiyo

Draft'de kalmis bu yazi, niye kalmis, saskoloz ben onu orda unuttugum icin:) 22 Eylulde kaleme alinmis kendisi, aynen gonderiyorum:

Kedenin konusmasi hizla degisiyor. Artik kullanmadigi veya dogru soylemeye basladigi kelimeleri biz de unutuyoruz zaman gectikce. Birkac tanesini not edeyim simdi de onlari bari unutmayalim:)

kangi = kahverengi
epitis = otobus
vavi = mavi
sa = sari
tunucu = turuncu
ipotun = hipopotam
kupmane = kutuphane
ambas = ambulans
gabilya = bagel

Gelmiyor, yapmiyor gibi olumsuz kelimeleri ilk baslarda olumlu halinin arkasina 'miyo' ekleyerek soyluyordu: geliyomiyo, yapiyomiyo:)

Hatunun bagimsizlik savasi tam gaz suruyor. Herseyi kendi yapacak. Yapsin tabi bir itirazimiz yok da boyundan buyuk islere de kalkisiyor ve akrep inadi tuttu mu tutuyor. Hep gittigimiz parkta iki kisim var, biri 2-5 yas digeri 5-12 yas icin. Bizimki bu ara 5-12 yas arasi icin olan kisimda fink atiyor. Merdivenle cikilan iki kisim arasina basamaklarla kopru yapmislar. Basamaklar havada duruyor gibi ve yuksekler, aralari da bos. Lara hanim tutturdu ki kendi gececekmis o basamaklari, kesinlikle tutmayacakmisim. Tutmaaa yadim (yardim) etmee diye bas bas bagiriyor. Atladigi ufak bi nokta var yalniz, iki basamak arasini kendi gecmeye henuz bacak boyu yetismiyor arkadasin. Denesin anlasin diyecegim ama dusecek ve duserken obur basamaga carpacak mutlaka ve arkasinda durma sansim olmadigi icin kotu dusecek diye korkuyorum birakamiyorum. Parkin ortasinda bir tantrum olayi hasil oluyor tabi. Son 3 seferdir oluyor bu mesela, ayni noktada bir bagirisma patlak veriyor. Baska birseyle ilgisini de cekemiyorum cunku takildi mi takiliyor hakkaten.

Hani yarim daire seklinde, ustune tirmandigimiz ve yurudugumuz aralikli demirler vardir ya, her parkin demirbasi, neydi onlarin adi, hah bi de ona tirmanacakmis kendi basina. Birisi henuz 2 yasinda bile olmadigini anlatabilir mi kedeye, ben anlatamiyorum zira. Git tirman diyorum, deniyor olmuyor cok sinirleniyor.

Kendi istedigi zaman yardima cagiriyor tabi, o zaman da gitmezsem kiziyor. Kaydiraklara kaydirak kismindan tirmanarak cikmak istiyor mesela ama kayip duruyor, iki denemeden sonra hemen beni cagiriyor anne yadim et diye. Ben gidene kadar cagirmaya devam ediyor.

Haftasonu plaja gittik. Pek sevdi. Kumlara ciplak ayak basmak istemedi once, kucagimda kalacagini bildirdi. 5 dakika sonra asagi inmis, kumsali gecip suya girmis, ayagina carpan dalgalara kikirdayip arada da tutmaa diye bana bagiriyordu. Suya iyice girmek istedi, mayon yok mayonu giy git diyince mayo nok dedi, cikti disari. Suya girilecek kadar sicak degildi hava zaten, mayosu da yoktu yanimizda. Peki dese de bu sefer olmazdi yani. Cok hosuna gitti dalgalarin ayagina gelmesi, uzun sure oynadi suyun kenarinda. Ayaklarini kuma gomduk, o da benim elimi gomdu. Daha sonra Lara mayosunu giyecek plaja gidecegiz suya kendi girecek annesi hic tutmayacak diye anlatinca tamam dedi, sasirdim. Hos neye yarayacak ki, plaj sezonu kapandi zaten. Gelecek yaz suya tepkisi ne olacak merak ediyorum.

Pazartesi, Kasım 16, 2009

Burunsal Muhabbetler


Sahne: dun gece yatakta, uyumadan hemen once

- Laracim burnun tikali mi?
- Tikali
- Acalim mi?
- Acmalim
- Ama nefes alamiyorsun bak
- Sen uyu!
- :)))

Sahne: 2 ay kadar once

- Laracim burnun tikanmis bak hadi acalim
- Nok
- Noku moku yok hadi bakalim
- Nooooooooo
- (biraz kizarak) Nefes alamiyorsun bitanem acmamiz lazim
- (agzini acip agzindan derin derin nefes alarak) Bak aliyom
- :)))

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Uc Uc Bocegim

Kede 2 oldu bugun. Dogumgunu partisi onumuzdeki Cumartesi. Ayrintilar da o zaman. Bu haftasonu cadilar bayramiydi, cakismasin dedik. Malum cocuklar pek bir yogun oluyorlar o gun, kostum giy, yuruyuse katil, kapi kapi dolas seker topla…Lara kostum giymeyi kesinlikle reddedip ne zaman konusu acilsa ‘kostum nok’ dedigi icin hic umitli degildik birsey giyeceginden. Ama ben yine de olur a diye bir ugurbocegi kostumu almistim. Gecen yil da ugurbocegi olmustu aslinda ama bulabildigim en az atraksiyonlu ve kostum degilmis gibi sunabilecegimiz bi onu buldum. Oglen sitede yuruyus olacakti, aa monta bak ne guzel diye diye onun 'nooo mavi mont istiyom' itirazlarini duymazdan gelip bir sekilde hatunu kapi onunde giydirdigimiz gibi kendimizi yuruyus alanina attik. Diger cocuklarin giydiklerine bakarken ustundekini unuttu neyse.

Ilk giden bizdik ama sonra bayagi kalabalik oldu. Bizim pek cekingen, yabancilarin cok yakininda olmaktan hic hoslanmayan kede parade boyunca kucagimdan inmedi. Ben de yaprak olsaymisim keske, yapraga konmus ugurbocegi olurdu diye eglendik kendi aramizda. Bi ara prenses olan Selinle fotograflarini cekebildik o kadar, sonra hemen kucagima geldi yine, ciddiyetini hic bozmadi. Parade sonrasi sabahtan beri bagel diyip durdugumuz icin bagel sayiklayan Lara’ya gidip bagel aldik, yuzunun gulleri o zaman acti:)

Aksamustu Eminelere gittik, tayfanin cogu da ordaydi. Lara ilk basta yine bana yapisik otursa da sadece cocuklarin oldugu ust kata cikinca daha merdivenlerde atti kendini yere ve Alp'in oyuncaklari icinde kendinden gecti. Yemek olarak da borek ve tatli pay yiyince ooh keyfine diyecek yoktu. Gidip Mine'nin kucagina bile oturdu ki sik gormedigi birinin birak kucagini o kadar yakinina yaklasmasi pek ender gorulen birsey. Aksam 9’a dogru artik gitmemiz lazim, uyku zamani derken ‘gene gelelim simdi gelelim’ diyip duruyordu.

Bunu anlatmam lazim. Kede benimle yemek yediginde sebze yemeyi kesinlikle reddediyor. Annemle olunca yiyor. Ama ben ortalardaysam baska birinin ona yemek yedirmesine de izin vermiyor. Oyle olunca ben de haftasonlari o ogle uykusundan uyanmadan ortadan kayboluyorum ki kalkinca annem sebzesini yedirebilsin. Benim icin ise gitti, sut almaya gitti falan diyorlar, ben de o arada asagida takilip onun isi bitince disaridan geliyormus gibi gorunmeye ozen gostererek giriyorum sahneye. Dun yine ayni sey tekrarlanirken anne nerde diye sormus bizimkiler Lara yemek yerken. Ise gitti’yi duymayi beklerken anne asagida, yemegim bitince gelecek demis bizimki hic istifini bozmadan:)))) Maymuna bak sen. Biliyormus meger de caktirmiyormus. Heh. Biz de kandirdigimizi saniyorduk. Sucustu yakalanmis gibi hissettim valla. Suya goturup susuz getirecek bizi bu:)

Cuma, Ekim 16, 2009

Bisey Odu

Gece olmus, yatma zamani. Kede uyusun diye ben de yaninda yatiyorum (cogu zaman ondan once ben uyuyorum ama neyse simdi girmeyelim oraya:)). Hatunun uyumaya niyeti yok, bingo sarkisi soyluyor yatigi yerden keyifli keyifli. Derken oldukca sesli gaz cikariyor kede. Sarkiyi kesip oturuyor hemen. Gozler kocaman acilmis saskin saskin bakiyor etrafa. "Bisey odu" diyor. Gulmekten cevap veremiyorum bir sure. Sonra gaz cikardin diyorum. Karnini gosteriyorum, yedigi mamalarin bazen orada gaz yaptigini soyluyorum, ikna oluyor. "Gas cikmis" diyip yatiyor yeniden, ekliyor sonra "Sesi var kendi yok".

Hala guluyorum:))

Cuma, Ekim 02, 2009

Varan Bir

Eveeet Lara yuvaya baslayali yaklasik 3 hafta oldu ve elimizde su anda yuksek ates, burun akintisi, hayir duzeltiyorum tikanikligi (aksa daha iyi tabi, sivi hali kati halinden daha cekilebilir oluyor bu meretin, bas agrisi yapmiyor en azindan), hafif oksuruk ve bolca mizmizlik sahibi bir kede var. Bu tam bir haftadir boyle. Ilk gunler nerdeyse 6 saatte bir ates dusurucu veriyorduk, 3 gun sonra gunde bir kez yetmeye basladi diye seviniyorduk ki dun resmen basa geri donduk, surekli yukseldi atesi. Soguk alginligi diyor doktor, yapacak birsey yok, atesini kontrol altinda tutup gecmesini bekleyecegiz.

Istah sifir tabi hatunda, normalde bir ogunde yedigi miktari tum gunde zor yediriyoruz bir haftadir. O da yesin de ne yerse yesine dondu. Gecen gun yarim bardak su karsiligi biskuvi bile teklif ettim. Suyu istemedigi icin agladi. Yuzu kuculdu resmen. Dogru duzgun sivi almadigi icin bezler de kuru. Dehydrate olacak veya burun tikanikligi kulak enfeksiyonuna cevirecek diye endiseleniyorum bazen, olmaz umarim. Burnu gece iyice tikaniyor, uyuyamiyor dogru duzgun. Bir horluyor ki o burun yuzunden oyle boyle degil. Aglayarak uyaniyor uyuyamiyor sonra da. Burnunu actirmaya da yanasmadigi icin zor oluyor acma calismalari, cok da basarili olamiyor o avaz avaz aglarken. Dun gece bir ara aglamakli burnunu gosterip ‘gelmesin’ dedi (burnum tikanmasin oluyor Laraca).

Oksurunce bogazi agridigi icin eliyle agzini kapatip oksurmemeye calisiyor. Allahtan oksurugu cok degil. Ihlamur, bitki cayi vs denedim tabi ki icmedi. Balli sutten hic hoslanmadi, onu da icmiyor.

Yarin gene gidecegiz doktora. Lara gitmek istemiyor elbette. Ates ve hastalikla ilgili birsey soyledigimizde hemen doktora gitme diyor. Gecen haftasonu grip asisi yaptiracaktik guya kedeye, bu hastalik cikinca kaldi, bu hafta diyordum ama atesi hala var. Gelecek hafta insallah. Daha once hep korunakli ev ortaminda buyudugu icin hic boyle uzun sureli hasta olmamisti tabi.

Ates dusurucuyu bu kadar sik kullaniyor olmaktan hic memnun degilim, umarim atesi cikmaz artik. Davranislarindan anlasiliyor atesin cikip indigi, mizmizligi da ayni oranda artip azaliyor. Okula gitmedigi icin memnun ama bayildi bir anda evin icine kapanmis olmaktan. Disari cikmak istiyor, hava da sogudu birden aksi gibi, daha kotu olmasin diye cikamiyoruz. Daha oyle elisi projeleri, aktiviteler falan gibi seylere ilgisi olmadigindan oyalamak zor oluyor mizmizken. Resim yapmasi bile en fazla 1 dakika. Yarin sabah atesi olmazsa doktor oncesi kahvalti edelim bir yerde istiyorum, hosuna gider kedenin. Bakalim.

Iyice anneci oldu. Evde iki dakika gozunun onunden ayrilirsam agliyor. Dun ben isten gelmeden once yaklasik 50 dakika camin onunde aglamis ki hic yapmamisti boyle birsey.

Sagdan soldan duydugum ve okudugum kadariyla bu kis biraz boyle gececek. Okula basladiklari ilk yil cok hasta oluyormus bu modeller. Bari bagisiklik kazansa da bir ise yarasa cektigi bu sikintilar boncugun.

Perşembe, Ekim 01, 2009

Green Kart Loto Basvurulari

Bezen hanim'dan gelen bilgiye gore, ABD icin Green Kart loto (DV - 2011) basvurulari bugun basliyor ve 30 Kasim'a kadar surecekmis. Bekleyenlere duyurulur.

http://www.dvlottery.state.gov sitesinden yarin itibariyle basvurularin baslayacagini soyluyor. Basvuru icin gereken her turlu bilgi su linkte var. Cok basit bir is, kendiniz hakkinda 15 tane soruya cevap veriyorsunuz ve belirtilen sekilde cekilmis bir fotografinizi upload ediyorsunuz. Kimseye gidip para kaptirmayin, gidip basvurunuzu yapin siteden.  Bol sans.

Pazar, Eylül 20, 2009

Okul Yolu Zor Olur

Ne zormus bu yuvaya basla(t)ma isi yaw. Kede gozume bakip okula gitme okula gitme diye agladikca pek bi suclu hissediyorum kendimi. Sabahlari direniyormus bayagi, bolca mizmizlik/aglama cabasi. Ustumu degisme, bezimi degisme falan diye. Kahvaltisini da dogru duzgun etmiyormus okula gitme diyip durmaktan. Aksamustu ayni sekilde mutsuz.

Ilk Cumartesi sabahi uzunca bir sure pijamasini cikarttirmadi okul nok diyerek. Ustunu degisince okula gidecegini dusunuyor cocukcagiz haliyle. Attaya gidecegiz, bak parka gidiyoruz demek de para etmedi. Okula gitme diye aglamaktan baska birseyi duymuyordu. Iki lafinin biri okula gitme idi gun boyu.

Birakirken ve alirken aglayacagini biliyorduk, hazirlikliydik ama ben evdeki kisma hic hazir degildim. Herseye mizmizlaniyor, uykusu bile etkilendi. Gecede 2-3 kere aglayarak uyaniyor, bazen yataktan da iniyor, cagirinca daha beter oldugu icin bekliyoruz geri gelsin diye. Evde oldugumda yanimdan hic ayrilmiyor artik. Yerde buldugu seyleri agzina almaktan uzun zaman once vazgecmisti, yeniden basladi. Ne bulursa agzina sokuyor. Elinden almam, bak eve gideriz falan demem de fayda etmiyor, hic istifini bozmadan baska bir seyi alip agzina sokuyor. Hadi eve gidiyoruz o zaman diyince de eve gidelim diyor, agzindakini vermeyi reddediyor.

Gecen haftasonu hayvanat bahcesine gittik, yerde buldugu bir kabugu agzina atip cignemeye basladi. Zorla aldim agzindan, biraz sertce 'hani agzimiza almiyorduk artik, nerden cikti bu simdi' dedim. Cevap: (aldigi yeri gostererek) 'budan cikti' :))

...Ben postu gonderemeden bir hafta gecti gene. Biraktigim yerde gonderecegim bundan sonra, varsin yarim olsun. Su bir haftada pek bir ilerleme kaydettigimiz soylenemez. Hala istemiyor okula gitmeyi. Sabahlari aglama krizi kalmamis ama yine mizmizlanma, arada hafifce aglama, bolca okula gitme deme devam ediyor. Adil birakirken agliyor hala. Olur da aglamazsa onda da boyun bukuk, omuzlar cokuk, kurbanlik koyun ifadesiyle bir gidisi varmis ki aglasa daha iyi diyor Adil, ici parcalaniyor adamcagizin. Aksamlari ben aliyoum, beni gordugu anda aglamaya basliyor. Bu hafta gun icinde de ara ara agladigini soylediler okulda.

Gunduz uykusu azaldi, evde uyudugunun yarisi kadar anca uyuyor orada. Yemesi eh iste. O alismadan ben hic alisamayacagim sanirim. Yaptiklari aktivite kagitlarini pek ovuyoruz, gururlaniyor o zaman ama hemen sonra kendine gelip okula gitme demeye basliyor.

Cuma, Eylül 04, 2009

Simdi okullu olduk

Tembellik gani, bekledim Bezen hanim yazsin diye ama onun isi basindan askin; bense izin kullanaim dedim 1 haftadir yan gelip yatiyorum evde. Efenim, bu haftanin tarihteki yeri ve onemi sudur bizim icin: Lara hanim yuvaya basladi. Sali gunu 22.ayinin dolmasina bir gun kala yuvasi acildi. Bezen de iki gun izin aldi. Tuttuk goturduk yuvaya. Bir suru oyuncak; onlara bakmaya basladi; derken "hadi byee" diyince fisek gibi kostu annesinin bacagina sarildi.

Sonra ogretmeni kucagina aldi, bizimki saskin saskin kim bu diye ogretmene bakip aglamaya basladi tabii. Derken biz ciktik; uzatmayin demislerdi. Gun gecmek bilmedi tabii. 3 olunca gittik, kapida bekliyoruz. Ogretmenin kolundan tutmus; tipis tipis geldi bizimki; sonra Bezen'i gorunce aglayarak kostu kucagina atladi tabii. Cocuk anlamiyor tabii, bir daha ailesi gelmeyecek saniyormus.
Sonra parka goturduk; guzel guzel bildigi yerden anlattik: 'anne baba ise gidecek; Lara okula gidecek; aksam anne baba isten gelecek, Lara da okuldan gelecek' filan diye. Bizim ki tabii 'Nok, anne ise gitmeyecek, baba ise gitmeyecek, Lara okula gitmeyecek' diye guzelce agzimizin payini verdi.
Velhasil, 2. gun ayni senaryo. Bu sefer ben aldm kapidan, aglayarak bana kostu. 3. gun annesi ise gitti; cikista gozleri onu aradi. Ama 'ise gitmeyi ve isten gelmeyi' anliyor. Aksam, hadi 'anneyi karsilamaya gidelim' dedim. Her otobus gordugunde 'anne' diyor; annesinin otobusle geldigini bildigi icin.
Bugun Cuma, sabah yuzunu asti yuvanin merdivenininde ama ogretmeninin elini tuttu; kendisi cikti merdivenleri ve gitti iceriye. Giderken ne kadar 'bye bye' diye seslensemde normalde yaptigi gibi geri donup, el sallamiyor. Ben birakirken, bolca 'aksam baba Lara'yi alicak; parka gidicez...' filan diyorum; tekrar ediyor, herhalde inanmaya calisiyor o da kendince.

Velhasil durum boyle. Tabii sabahlari kahvaltisi; hazirlanmasi biraz uzun suruyor; bildiginden midir; iyice yavastan aliyor herseyi. Bakalim haftaya ben de ise baslayinca nasil olacak...

Cumartesi, Ağustos 29, 2009

Ted Kennedy'nin Ardindan...


Uzun uzun yazmak gelmiyor icimden su anda; arkasindan goz yasi doktugumu hatirladigim tek politikaci Ted Kennedy...

Not: Bu mesaji yanlislikla teknoloji bloguna koymusum; onun yeri burasi.

Cuma, Ağustos 28, 2009

Onda Bunda Sundadir

Disarida yine yagmur yagiyor tabi ki. Nerdeyse tum yaz oldugu uzere. Lara gibi soyleyeyim: gene gene. Tum haftasonu yagacakmis, yine kapali mekan aktivitesi bulacagiz yani. Gecen hafta Connecticut'daki akvaryuma gittik, gayet guzel zaman gecirdik. Balkir ve Minalar da geldiler CT tayfasi olarak, iyi oldu. Cok sevdi kede, gene buvaya dedi cikarken. Cok eglenmisse yine gelelim mi'nin cevabi gene buvaya. O anda egleniyor gozukse de fazla hoslanmamissa cevap nok. Kitapci, Ikea, bagelci ve supermarket gene buvaya kategorisine girmeyi basaran yerler. Hayvanat bahcesine nok demisti mesela son gittigimizde. Yagmursuz ve/veya aninda ustumuze yapisan nem olmayan bir haftasonuna denk gelirsek insallah, bir daha gidecegiz bakalim bu sefer ne diyecek.

Haftasonlari artik benimle beraber geliyor bagel almaya. Cok seviyor orayi. Iceri girer girmez bir masaya oturmak istiyor, kahvalti ediyoruz ya oraya gidince:) Alip eve donelim diyince de itiraz etmiyor ama. Yumurtanin beyazini hic sevmiyor kede. Bagelcidaki omleti severek yiyor ama.

Bunu firsat bilip omlet yapayim dedim ben de. Hatta Larayi da dahil ettim olaya, hani kendi hazirlayinca belki daha severek yer diye. Henuz islemiyor o taktik, erken galiba. Hadi omlet yapicaz diyince pek bir heyecanlaniyor, kosarak geliyor. Yumurtayi cirpma gorevi onun. Sozde tabi. Yumurta kutusunu yeterince hizli kaldiramissam icinden bir yumurta aliniyor, tabi ki kiriliyor, icinden akanlara ve kabuk parcalarina saskinlikla bakilip bir tane daha isteniyor, yok ya cevabini alinca ilgisini cirpiciya yoneltiyor. Cirpici yumurtaya giriyor, sonra oraya bulasan yumurta ele alinip inceleniyor, agiza goturulup tadina bakiliyor, derken yumurtanin icine el giriyor, biraz oyaniyor, elle tavaya ve tezgahin bilimum kosesine aktariliyor yumurta. O arada ben kurtarabildigimi cirpir tavaya aktariyorum. Ama tutturamadim bir turlu bagelci omletini. Benimkini yemiyor kede. Her hafta farkli bir sekilde deniyorum, henuz basariya ulasamadim. Azimliyim, bulacagim sevdigi omleti.

Havuzu 1-2 kere daha denedik, havuzdan korkuyor anladim ki. Ikinci denemede ustunu degistirmeye tesebbus bile etmedim evde, orada cevredekilere bakarken daha kolay giyer belki diye. Olmadi. Bagirdi cagirdi giymedi. Kenara oturup ayagini suya sokmaya ikna ettik en sonunda, hosuna gitti hatta girmeye de yeltendi birkac kez ama girmek icin bezini degismemiz lazim diyince nok diyip cekildi her seferinde. Ucuncu de bagirtilarina aldirmadan evde giydirdik, bir sekilde suya da soktuk. Once bana yapisik vaziyetteyken sonra rahatladi, kucagimda yuzdu falan, eve gitmek istemedi hatta ama tekrar gitmeyi kesinlikle reddediyor. O kadar ki, son sefer giderken yeni arabayla gitmistik (yuvaya basliyor kede haftaya. birimiz birakip digerimiz alacagimiz icin 2. araba sart oldu), o arabaya binmek istemedi sonraki bir hafta boyunca. Sonunda o binmemek icin aglarken bindirip bagelciya kahvaltiya goturduk onu, hani favori mekanlarindan birine gidelim de arabayi sevsin diye.

Simdi pek itiraz etmiyor binmeye ama her seferinde 'havuz nok' diyor binerken. Nasil asacagiz bu havuz korkusunu? Kendi haline birakirsam daha da artmaz mi, daha da bilincleniyor olacak sonucta. Gecen yaz bayila bayila gidiyordu, araya kis girdi havuzdan korkar oldu.

Pek dillendi, bicir bicir konusuyor, kelime haznesi de oldukca genis. Gecenlerde kitapcida onumuzden yuruyen 7-8 yaslarindaki cocuk icin once 'cocuk' dedi, biraz durdu 'padon cocuk diil kades (kardes)' dedi. Bakakaldim sen pardon mu dedin diye. Pek hosuna gitti oyle sasirmam, aksama kadar pardon diyip durdu sonrasinda.

Giyeceklerini kendi seciyor artik. Uyarilmistim bunun gelecegi konusunda ama 3 yas falan demislerdi bana, bu kadar erken beklemiyordum. Istemedigi bir seyi giydiremiyoruz. Lila rengi, askili bir elbise almistim giymiyor. Resim cekip cikaricam valla diyorum nok. Annem benim bebekligimden kalan 2-3 sey getirmisti, onlari giymeyi de reddetti. Birini gorunce aglayarak noook diye kacti hatta:) Siyahli beyazli askisiz boyundan baglamali mini bir elbiseydi halbuki, tamam begenmemis olabilir ama aglama tepkisi hakedecek kadar cirkin degildi canim. Elimde iki seyle gidiyorum artik yanina, birini begenmezse secenek sunayim diye. Ikisini de begenmiyor bazen, o zaman ya baska birsey buluyorum ya da digerleri kirli birini secmen lazim diye ittiriyorum, sonunda seciyor.

Aglayarak tepki verme demisken iki ornek vereyim de ben unutmayayim sonradan.

Buluttan nem kaptigi bir gun, dolabimi acmis benim askidaki kiyafetlerime bakiyor, yesil bir hirkayi cekistirerek:

- avi (mavi)
- o mavi degil hayatim yesil
- uvaaaaaa aviiiii uvaaaaaaa yesil noookkk

Banyoda basini yikacayagimiz ve bu yuzden durup durup agliyorken aglamayi biraktigi bir anda ilgisini cekmek icin yeni bir oyuncak uzatip:

- aa tatlim ordege bak kayiga binmis
- uvaaaaaa kaaaazzz uvaaaaaaaa (ordek degilmis o kazmis)

En zoru guldugunu gostermemeye calismak bu anlarda:)

Salı, Ağustos 18, 2009

Yazi Tekrarlayabilir Miyiz Lutfen...


...bunu saymak istemiyorum ben.

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

Pasaport

Kedenin pasaport macerasini atlamisim. Bu aralar yaw soyle 3-5 gunlugune adalardan birine kacsak mi acep diye geciriyoruz aklimizdan. Havuza girmeyi reddeden Larayla deniz kenarina gitme hayalleri kurmak ne derece mantikli o da ayri tabi ama olsun. Ve fakat kedeye bir pasaport lazim. Tembelleigimizden erteleyip durdugumuz pasaport isini halledelim dedik gecenlerde Adil de ben de izinli ve evdeyken. Malum ikimizin de basvuru sirasinda orada olmasi gerekiyor. Gidecegimiz yer bagelcinin cok yakinininda ve Lara da bagelcida kahvalti etmeyi cok seviyor olunca sabah once kahvalti sonra pasaport diye yaptik plani.

Sabah biraz gec kaldik evden cikmakta, hatun mizmizlanmaya baslamisti artik aciktigi icin. Once onun ayakkabisini giydirdim, benimkileri giyerken elimden firlayip acik kapidan disari cikti. ‘Sakin inme merdivenlerden, dusersin’ cumlemi tamamlayamadan aglama sesi geldi. Bizimki yerde iki seksen yatiyor. Tabi ki dinlemeyip inmeye kalkmis yeri boylamis, 3 basamak allahtan. Sonuc: sag ust tarafi ve kasin hemen ustu berelenmis bir alin, kanli bir burun ustu. Banyoda biraz temizleyeyim dedim ama izin vermedi, hem sinirli hem ac. Doyunca temizleriz diyip kahvalti yolunu tuttuk. Caninin acisi gecmisti sanirim ki bagelcida keyfi yerindeydi, pek keyifle yapti kahvaltisini. Sonrasinda biraz izin verdi burnunun ustune mudahale etmeme, en azindan dezenfekte edebildik.

Sonra da pasaport basvurusu icin postaneye gittik. Pek facali bir fotosu oldu. Cocuklar icin bir sandalye koymuslar, onun ustunde durmasi lazim foto cekilebilmesi icin. Tabi ki reddetti bizimki, inmeye kalkti hemen. Bu birkac kere tekrarlaninca masanin diger tarafindaki gorevliler seferber oldu Laranin ilgisini cekmek icin. Neyse zar zor durdurduk sandalyenin ustunde, ben de egildim bacaklarindan tutuyorum kendini atmasin asagi diye, hatun kipir kipir tabi. Birkac basarisiz denemden sonra fotograf cekilebildi, herkes derin bir nefes aldi. Hemen cikip parka gittik.

Hani dustu cani acidi ya, biraz dikkat eder bundan sonra belki diye dusunuyor insan ama bu modeler icin gecerli degil bu teori. Ne oldugunu hatirliyor, nasil uf olmustu kafamiz merdivenden dusunce diyince oldugu yere oturup kafasini yere degdiriyor, bu odu diyor ama merdivenden inmeye gelince yine tutunmadan inmeye calisiyor. Tutunman lazim diyince de indikten sonra donup tutuyor merdiveni.

Çarşamba, Ağustos 12, 2009

Icguveysinden Hallice

Yagmursuz tam 2 gunumuz var bu hafta, daa ne isteriz :)

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

Hava mi Diyorduk


Yazmiyorum su anda ne diyor oldugumu siz anlamissinizdir :)

Salı, Temmuz 28, 2009

Orda Neler Oluyor

Daha sik yaziyim diyorum, olmuyor boyle diyorum, sonra unutuyorum diyorum, e anlami kalmiyor artik olayin diyorum…ama olmuyor iste, araya binnn tane sey sokuyorum sira buna gelmiyor. Useniyorum yazmaya ben, olay budur.

En son panayir kurulacak yagmur yagmasa demisim. Yagmur sabahtan hem kabilenin bir kismiyla kahvaltiya gitmemize hem de oradan panayira ugramamiza izin verdi ama panayirda bi nane yoktu. Elmo balonu disinda heyecan verici hicbirsey bulamadik. Artik yorulmus olan kede de mizmizlik seviyesini artirmaya baslayinca eve zor attik kendimizi. Kahvalti iyiydi ama. Kede de bayagi iyi vakit gecirdi. Kahve kremasi minik kaplarda geliyordu, tum masanin bosalan kaplarini toplayinca bayagi oyuncak cikmis oldu ona.

Elmo ikinci favorimiz. Ilki Barney. Elmo’nun hemen ardinda Mickey Mouse var. Son birkac gundur bezini ama bak miki gelecek diye degistirebiliyoruz – bezlerin ustunde onun resmi var – huggies’i bu basarili seciminden dolayi kucaklamak istiyorum.

Madde madde yazayim bu sefer, bi ordan bi burden olacagi icin baska turlu yazilabilecek gibi degil zaten.

- Suya karsi ilgisizlik ve isteksizlik had safhada. Havuza gidelim’e cevabi hep nok. Henuz 1 kere goturebildik. Onda da swim diaperini giydirme mucadelemizi tum sokak duydu sanirim. Hatun tekmeler savurup ciglik cigliga aglarken en sonunda kapiya cikip o anda evin onunde oynamakta olan Batuya bakar da bagirmayi birakir diye dusunup disari yoneldik ama hic etkisi olmadi. Tutturdu giymeyecegim diye. E onsuz da havuza almiyorlar, buyuk olmanin verdigi avantaji kullanip iki kisi giydirdik cigiliklar arasinda. Bikiniyi giydirmeyi havuz kenarina biraktik ki orda hic itiraz etmedi. Saskinlikla havuza bakarken unuttu sanirim. Havuza giris de biraz olayli oldu, su soguk geldiginden sanirim agladi biraz istemedi once. Sonra hosuna gitti ama. Ciktiktan sonra daha diyip ikinci kez de girdi suya. Guneslenmekte olan 3 kizin yanina gidip onlerinde kipirdamadan durdu bir sure. Yabanci birilerinin yanina geldiginde oyle yapiyor. Basini yere egip hic kipirdamadan duruyor. Ona yaklasirlarsa agliyor. Yoksa oyle duruyor bir sure sonra kafasi hala one egikken bizi cagiriyor gelin beni alin diye. Kizlardan biri sarki soyledi bizimkine. Kafayi yerden kaldirmadan dinledi. Bitince bana donup gene dedi. Dedim bir daha istiyor. Kiza 3 sarki soylettik boyle boyle. Eve donunce anlata anlata bitiremedi kizlari ve kendisinin nasil yuzdugunu ama yine gidelim mi diyince cevap hep nok. Gecen yaz bayiliyordu halbuki, mayosunu gorunce heyecanla ayaklarini cirpiyordu.

Sadece o degil suyla oynamak da istemiyor. Bahceye su ve bilimum kap koyuyorum, azicik oynuyor birakip gidiyor sonra. Suyla oynayalim mi diyince de cevap nok. Minik bir sisme havuz aldim, bahcede doldururuz buyugune gitmek istemezse ona girer diye. Onun da yuzune bakmadi. Sisirip salonun ortasina koydum bakalim ne yapacak diye. Soyle bir bakti, bos havuzu kaldirip koseye goturdu, oraya birakti bir daha da yuzune bakmadi. Dolduralim mi Lara? Nok!

- Bagel seviyor, bayiliyor hatta. Her haftasonu gidip aliyoruz, bazen orda kahvalti ediyoruz, pek seviyor. Hep ayni yerden aliyoruz bagellari, cidden cok guzel yapiyorlar. Gecenlerde gozu dondu resmen bagel diye. Gabilya (oyle diyor) diye yikti ortaligi. O anda markette alisveris yapmakta olan Enginden istedik bir tane vazgeciremeyince. Zor bekledi o gelene kadar. Fakat bir lokma yedikten sonra ekmek dedi ve birakti bir kenara. Market bageli sonucta, bizim aldigimiz bagella alakasi yoktu tadinin, ekmek gibiydi cidden. Bacak kadar cocuk bile anliyor aradaki farki.

- Banyo isi zorlasmaya basladi. Yuzune su degdigi anda bitti diyip ayaga kalkiyor. Mumkun degil oturtamiyorsun ondan sonra. O yuzden tek basima banyo yaptirirken sacini yikayamiyorum. Ayaga kalkinca zaptetmesi cok zor, ayagi kayip dusecek diye korkuyorum, kipir kipir. Anca Adil varken yapabiliyorum onu. Adil de varsa, banyo diyince aglamaya basliyor. Biliyor ki o geliyorsa sac yikanacak, ciglik cigliga bir banyo oluyor sonuc. Biz bizeyken hadi dus alalim diyorum, dus esittir sac yok oluyor, nok diyor demesine ama geliyor yine de.

- 4 Temmuz kutlamalarinda havai fisekleri seyredelim dedik, istemedi kede. Iki gun oncesinden basladi havai fisekler. Hatta bir gecekini saniyoruz arka bahceden attilar, oyle bir gurultuluydu. Tam yatma hazirligindaydik o sirada biz. Lara cami actirtmadi bana, bakalim diyince kesinlikle karsi cikti. Ustelemedim ben de. Derken Adil geldi hadi bakalim diyip cami acti, ona itiraz etmedi, kucagimda geldi cama ve bakti. Ertesi gun daha uzaktan yine attilar, o kadar ses gelmiyordu bu sefer. Cami yine actirtmadi bana, Adil de yoktu bakamadik. Bana yapisip yatti yanimda bitene kadar, kalkmama izin vermedi. Asil havai fiseklerin oldugu aksam cami acik biraktim ozellikle ve basladigi sirada camdan bakiyorduk. Coook uzaktan tek tuk gorunuyordu ama sonuna kadar bakti. Bir ara arka bahceden maytap attilar, onlar birden gurultuyle yukselip patlayinca kendini yer atti, cok komikti ordaJ Sonra hemen kalkip cama yanima geldi yine. Hem korkuyor hem camdan ayrilamiyor. Sonrasinda gunlerce anlatti kendince. Simdi de ne zaman havai fisek desem buyk (buyuk) adam diyor.

Daha vardi ama unuttum iste. Bunu okuyunca Adil hatirlar belki onlari da yazarim.

Pazartesi, Temmuz 27, 2009

Yagmur Mu Diyorduk

Aglamak istiyorum...

Salı, Temmuz 21, 2009

Icimiz Disimiz Yagmur Bu Yaz


Bu nedir yaaa, nedir. Sabahtan beridir yagiyor bugun, karanlik bir hava var disarida. 30 Temmuz'a kadar boyle gosteriyor, sonrasini da su anda goremiyoruz zaten:(((

Cuma, Temmuz 10, 2009

Ankara Ankara Guzel Ankara...

Boyle baslayan bir Ankara marsimiz mi vardi di mi? Konumuz o degil :)

Gecen Persembe'den beri tatildeyim = Evdeyim. Ilk iki gun zaten donusumde bitirmis olmam gereken bir programi kodlamakla gecti. Gerisinde de Lara ile oynarken zaman yavas ve guzel geciyor; sonrasinda birden hizla akip gidiyor. Netekim, Cuma oglen olmus. Ama konumuz bu da degil :)

Ben gunluk teknoloji haberlerimi Digg.com'dan alirdim. Artik pek oyle taze firindan cikmis haber bulmak zor. En hizli haber alma yontemi Twitter; ama onda da trendleri takip et; dogru adamlari bul takip et* vs derken, soyle sabah bir cay icip haberlere bakayim dediginizde gormek isteyeceginiz teknoloji haberlerini gormek mumkun olmayabiliyor. O yuzden oncelikle Techmeme, Mashable, Google Technoloji Haberleri , Hacker News vs gibi yerlere bakiyorum. Bildiniz, konumuz bu da degil ama yaklastik...

Microsoft Live Search'u degistirdi "Bing" cikti ortaya. Simdi Google Search'in uzerine gul koklamak gibi olmasin ama arada bir Google'da aradigim seyi bulamayinca; bir de Bing'de deneyeyim dedigim oluyor; eminim Bing'i denedikten sonra ayni sekilde dusunen bir suru insan vardir ki bu da Microsoft'un basarisidir. Arama motoru konusundaki en buyuk atilimlarini yaptilar. Ama iste sanssizlik; gecen hafta sonu Seattle'da bir yangin cikti ve Bing'in "Gezi" bolumu ile ilgili bilgileri tutan sunuculari devre disi kaldi.

Techmeme.com'da cikan habere gore Google'in arama motorlari'da bunu bulmus ve indexlemis; Bing diye aratinca cikan ikinci link'de "Su an ulasilamiyor" yaziyor. Gel gor ki sorun hemen ertesi gun cozuldu; ustunden 5 gun gecti. Google'un sanina yakisir bir durum degil ortadaki. Cunku normalde Google saatte bir guncelliyor Bing'den daha da az erisilen siteleri...

Twitter'da hem bir Bing hesabi hem de Google Search hesabi varmis meger. Microsoft'cular Google'culara laf atmislar ordan; "kardisim su indeksinizi arada bir guncelleyin" deyu...

Onlarin kavgasi beni ilgilendirmiyor. Asil ilgilendiren, ha evet konumus buydu, Twitter'da az once cikan bir nota gore Google cok guzel bir ozellik katmis arama motoruna. Bir sehir adi yaziyorsunuz, o sehri gosteren Google Maps'den bir haritanin yanisira; sheirle ilgili resimler cikiveriyor.

Google Maps'e "Ankara" yazip baktim; yuzlerce fotograf var. PicasaWeb'i kullaniyorsaniz; biliyorsunuz cektiginiz resimleri nerde cektiginizi yazabiliyorsunuz oraya. Acaba ordan mi aliyorlar resimleri diye baktim; degilmis. http://www.panoramio.com/ projesinden geliyormus resimler.... Nerden nereye demeyin! Geldigin yer degil; yolculuktur onemli olan ;-)

Pazartesi, Temmuz 06, 2009

Kazandibi Tarifi

Bezen hanim uzun bir zamandir guzel bir kazandibi tarifi ariyor, bilen eden varsa yazsin lutfen, cok makbule gececek :)


Cumartesi, Haziran 20, 2009

Iya Iya Gok


Pek sulu bir yaz geciriyoruz bu ara. Iki gun gunes varsa bes gun yagmur yagiyor. Laraya yagmur pantalonu aldim ama bir de yagmur botu gerekiyor gorunen o ki. Bunlar bittiginde soyle en nemlisinden bir sicak bastiracak gene imdaaat diyecegiz biz:) Hep bahar olan bir yere tasinmak istiyorum ben.

Bu sabah hayvanat bahcesine gidelim dedik. Ben 3 gundur soyluyordum, en cok ben istiyordum denebilir:) Yagacagim diye bagiran havaya ragmen gittik, hepi topu kalacagimiz 1,5-2 saat belki yagmaz diyerek. Biz gezmeye basladiktan az sonra yarmur basladi. Hafif hafif atistiriyordu basta, yokmus gibi davranip gezmeye devam ettik. Lara hayvanlara birkac saniye bakip 'ayyyy' diye sevgisini gosterip yerden tas toplamaya, calilardan yaprak koparmaya ya da yolda kosmaya gitti. Bazilarinin yuzune bile bakmadi.

Ayilarin oldugu yerde baraka gibi bir oda vardi, iceride bir duvar tamamen cam, ayilar da tam camin onunde, bakmak icin harika bir yerdi. Lara ayilara soyle bir bakip kenarda boydan boya sirali mutfak dolaplarini acmaya gitti. Tavanda donen fanla bile daha cok ilgilendi. Dolaplar da acilmayinca donup disari cikti. Ayilar pek bir oyuncuydu ama bizim kedenin ilgisini cekemediler. Yagmura ragmen bir saat kadar dolastik. Iyice hizlaninca da mecbur geri donduk. Gelince hava durumuna baktim bir hafta daha diyor. Yarin da panayir kuruluyor bizim kasabda. Umarim sabahtan yagmaz.

Kede ‘no’ donemine girdi bir suredir. Hersey no. Bir ara sabahlari no no diyerek aciyordu gozunu, cok komikti. Merdivenlerde ayak sesi duyuyordu mesela, sesleniyordu hemen: no no. En son no ile yok’u birlestirip ‘nok’u cikartti ortaya ki en favori kelimesi o bu siralar. Parka gidelim mi’nin cevabi bile nok:) Birinde gercekten hayir diyor olabilecegine inanmadigim icin o kadar cok sordum ki parka gidelim mi diye (ve her seferinde nok cevabimi aldim), Adil kizim anneni parka goturmemiz lazim diye dalga gecmeye basladi, ama hatun geri adim atmadi ve disari cikmadi valla. Zorlayarak kapiya goturme girisimlerim de bagrislarla geri puskurtulduydu pasa pasa evde oturduyduk

No cevabi almak istemiyorsaniz soru sormayacaksiniz, secenek sunacaksiniz dediler. Iyi peki. Altini anne mi degissin baba mi? Arabaya anneanne mi bindirsin dede mi? Pembe sortunu mu giymek istersin maviyi mi? Secenek sunup duruyoruz. Eee hani birini seciyordu bunlar mutlaka. Bu ona da nok diyip donup gidiyor:)) Simdi ne olacak?

Muzik dinlemeyi seviyor, favori 1-2 cd'si var. Onlar caldigi zaman anneanne ve dedeyi dans da ettiriyor mutlaka. Ben oralardaysam beni de surukluyor. Herkesin durmasi gereken bir yer var, Lara belirlemis. Tek tek gosteriyor kimin nerde duracagini. Sonra o durdugun yerde el cirpip salinman lazim. O da ortada durup eslik ediyor, sonra o arada gidip baska seylerle ilgileniyor, geri gelip iki el cirpip bir daha gidiyor ama arada kolluyor seni. Yerinden ayrilirsan ve uzun sure el cirpmazsan gelip mudahale ediyor:) 5-6 sarki boyunca bu devam ediyor:))

Ses cikaran araclardan hoslaniyor. Itfaiye, cop kamyonu, motorsiklet, ambulans...pek seviyor. Gecenlerde parktayken arka arkaya iki ambulans gecti bagirarak. Daa dedi kede, daha gelsinler dedik ama gelmediler, pek bozuldu agladi mesela. Cop kamyonu gececegi zaman ya kapiya cikiliyor hemen ya cama yapisiyor. Aksi gibi onlarin da saati degisti, kargalarla beraber geliyorlar sabah goremiyoruz.

Simdi gitmem lazim. Bunu post edeyim de gunlerce beklemesin yine. Baslikta old mcdonald had a farm e i e i oh'nun kede yorumu.



Cuma, Mayıs 15, 2009

Nehir


Cok olmadi kendisinden haberdar olali. Daha 2 yasinda ve kanserle bogusuyor yasindan beklenmeyecek bir olgunlukla. Su anda Amerika’da tedavi oluyor ve ama burada sigortasi olmayanlara vurun kahpeye seklinde davranildigi icin gelen masraf taleplerini tahmin edebilirsiniz. Annesinin gun be gun onunla ilgili haberleri ilettigi blogunun takipcisi oldum ogrendigimden beri. Iyi haberlerini okumak gunumu aydinlatiyor sabahlari. Simdilik alt etti gibi, insallah tedavinin devami da iyi gelir ve bu hastalik ileride torunlarina anlatacagi sevimsiz bir ani olarak kalir. 

Bir elin nesi var, bloglarin sesi var di mi ama. Nehir'i ziyaret etmek isterseniz burda, eli bos gitmeyeyim derseniz o da burda:)

Perşembe, Mayıs 07, 2009

Rain Rain Go Away

Icimiz disimiz yagmur oldu. Cumartesi gunu biraz gunes yuzu gorduk o kadar. Ic karartici, karanlik bir hava var gunlerdir. Laracik cama yapisip "paka paka (=parka)" diye sayiklamaktan helak oldu. Anlamiyor tabi cocuk ne guzel cikiyorduk disari nooldu simdi diye. Yagmur yagmasi engel degil ki onun icin. Yaz yagmuru olsa benim icin de olmayacak ama serin bir yandan da. Evde oldugum saatlerde yagmiyorsa atiyoruz kendimizi disari. Yasadikca ogreniyor acemi annesi tabi, daha dun yagmur pantolonu ismarladim kedeye, su gecirmeyecek birsey olsun diyerek. Islak cimlerde bezine kadar islanmasi cok kisa suruyor yoksa.

Salı, Nisan 28, 2009

Ve bitti...

15 Aralik 2005 aksami World of Warcraft'i indirip kurmustum bilgisayarima. Bu gece nihayet "artik yeter" deyip; hesabimi kapattim. Soyle bir karakterlerime baktim da; oyunda harcadigim zaman nerdeyse 1 yil. Artik gece gunduz ne kadar vakit harcadigimi siz hesap edin.

Bu da bagimlilik yapan her sey gibi pek cok sey goturdu hayatimdan; sildim ve kurtuldum. Yasasin hayat :)

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Twitter

Sabah ofisde cayimi yudumlarken, arkamda birinin cep telefonu konusmasini duydum. Ofis arkadaslarimdan birini ziyarete gelen biriydi konusan ve esi ariyordu. Bize donup, "Binanin etrafinda bir ucak ve arkasinda iki tane F1 gorulmus; esim hemen orayi terket diyor; siz bir sey gordunuz mu?" diye sordu.

Hii, ne? diyip ilk reaksiyon olarak cama yoneldik ki disarida bir suru insan kosusuyor. Derken arkamizi donduk; bir kac kisi ofislerden cikmis (belli ki onlar da telefonla aranmis) bize dogru geliyorlar.

Derken biri koseyi dondu ve Jetler bizim binanin etrafindan sola kirdi; camlar sarsildi dedi. Bir digeri , ucak Air Force One (baskanin ucagi) imis dedi. Normalde hemen bir uyari gelmesi lazimdi ama o esnada hoporlerlerden ses cikmiyordu.

Derken bir kac kisi geldi ve ne olur ne olmaz kati bosaltin dedi. Biz hala disari bakiyorduk ki katin en yetkili iki mudur geldi. Tam o esnada hoporlerlerden, merak edilecek bir sey yok; NYPD ile gorustuk; fotograf cekiliyor anonsu geldi. Ama hemen ardindan alarmlar calmaya basladi ve mudurler; odalari kontrol edip kati bosaltin talimati verdiler.

Yeniden bir anons geldi ve merak edilecek bir sey yok; lutfen alarma basmayin dediler. Hemen gazete / TV sitelerine baktik; bir sey yok. Sirketin internet hattindan Twitter'a baglanti yok; ama Internete direkt bagli linux makinemden twitter'a girip "Air Force One" yazdigimda bir suru twit gordum.

3-5 kisi asagi inmemeye karar verdik ve twitter'dan hem ogrendiklerimizi paylastik hem de diger twittleri okuduk. Velhasil 2-3 farkli izah geldi ama bu olayla farkettim ki en hizli haber alma yontemi twitter imis! /Saygilar...

Pazar, Nisan 26, 2009

17. Ay

Update zamani:)

Isyerinde oldukca yogun bir Mart gecirdim ben. Mart ayi bizim en yogun ayimiz olmustur hep, izinler falan askiya alinir grubumuzda, hele son haftasi orda yatar kalkariz nerdeyse. H-1B basvurularinin 1 Nisan'dan itibaren kabul ediliyor olmasidir bu telasin nedeni. Bu yil oyle cok basvuru yoktu aslinda. Ama ekonomik kriz yuzunden firmalar avukat masraflarina da mirin kirin etmeye baslayinca maliyeti azaltmak adina avukatlardan ziyade saat ucreti onlara kiyasla cok daha az olan bizlere dustu isin cogunlugu. Normalde acildigi ilk gun dolar H-1B kotasi, bu yil ay sonu oldu hala %70 anca doldu.

Sirkette yeni yeni hissedilmeye baslandi bu kriz. Gecen yilin ilk yarisinda cok iyi is yapmisiz o bizi yilsonuna kadar goturmus. Ama bu yil zorlu olacaga benziyor. Onlem paketinin bir parcasi olarak maaslarimiza kesinti geldi. 3 yil onceki maasima dondum diyebilirim. Henuz kimseyi cikartmiyor olmalari iyi haber tabi. Kesinti icinse peki diyip donduk isimizin basina. Normalde istifa sebebi olur bu bazilari icin ama su kosullarda kimsenin giki cikmiyor. Gidecek yer yok ki. Maas kesintisiyle kalir umarim.

Lara 17. ayini doldurmak uzere. Bagimsizligini coktan ilan etti. Burnundan kil aldirmiyor. Hayir diyebilecegi hersey icin cevabi 'hayir'. 5-10 kelimesi var soyledigi, hayir en populer olani icinde. Hayir da demiyor aslinda. Cogu seyi 'hi' 'iih' 'iiiiiiiiih' ile anlatiyor. 'Hi' evet demek oluyor, o kolay. ''iiiiiiiiiiih' da hayir, o da tamam. 'iih'da biraz cuvalliyoruz iste. Birsey istedigi zaman parmagini uzatip 'iih' diyor. Cok genel yapiyor ama bunu cogu zaman. Mesela mutfaga dogru parmagini uzatip 'iih' diyor. Sessiz sinema oynar gibi o mu bu mu diye bulmaya calisiyoruz. Ilk seferde dogru tahmin edemezsek kiziyor, ikinci seferde de bilememissek cok kiziyor, ucuncu de bagirmaya basliyor artik.

Sevdigi birsey oldugunda 'daa (daha)' diye belirtiyor istegini. Annesi gibi hamurisine duskun o da. Pilava bayiliyor bir de. Pilavi gayet guzel yiyor mesela ama diger yemekleri, meyvesi blenderdan geciyor hala. Agzina biraz puruzlu birsey geldi mi hemen itiyor yemegi, agzina koymuyor ardindan. Kusuyor bazen de. Anlamadim ki ben bu isi.

Adil veya ben, ozellikle ben, ortalardaysak cok yapiyor bunu. Biz varken yemek yemiyor mesela. Yemek zamani ortadan kayboluyoruz mecburen. Babaannesi de bin dereden su getirip yediriyor. Hep beraber masaya oturup yemek yiyebilenlere cok ozeniyorum valla, biz onu henuz basaramadik. Bana da yedirmiyor. Illa kaldiracak beni masadan. O yuzden birileri onu baska bir oadada oyalarken ben de alelacele yiyorum. Onunlayken telefonla konusmam da yasak, cok kiziyor. Hatta evdekilerden biriye oyle sohbet falan etmem de hi hos karsilanmiyor. Sadece onunla olacagim. Youtube veya park dendi mi beni satmasi 2 saniye bile surmuyor o ayri:) Ama onlar disinda siyam ikizleri olarak takiliyoruz.

Soylenenleri gayet iyi anliyor ama isine gelmeyenleri duymazdan geliyor. Gecenlerde altini degistirtmemekte israr etti. Sevdigi bir kitabi aldim elime, hadi altini degis sana bunu okuyayim dedim. Hemen yanima kosup oturdu okuyayim diye. Once altini degis oyle dedim. Soyle bir bakti yuzume, cekti aldi kitabi elimden, kendisi cevirdi sayfalarini. Bitince de inip gitti:))

Aksam rutinimiz hatunun istegine gore degisiyor. Bir ara sarkilar soyleyip ardindan masal anlatiyorduk. Once masallari kaldirdi, simdi sarki da istemiyor. Yattiktan sonra yataktan inmek yasak. Yere bir indi mi tekrar cikarmak cok uzun suruyor ve uykusu iyice dagiliyor cunku. Uyumayabilir istemiyorsa ama yatakta takilinacak. Tabi kede bu yasagi delmek icin elinden geleni yapiyor. Gecen ayki numarasi emzigi firlatip ‘tiii (=gitti)’ diyerek ardindan yere atlamakti. Ahh emzigim dusmus modunda. 15 aylikken kafasi buna calisiyordu ya 15 yasinda neler yapmaz bize bu. Emzik cok onemli bir parcamiz oldugundan onsuz yatmak dusunulemez bile. Madem attin yok sana emzik demek de tam uyku oncesi gereksiz bir inatlasmaya girmek demek, ondan once atlayip emzigi buluyordum.

Kede ve saz arkadaslari yan tarafta efem. Bu resmi cektigimde yataga mutlaka onlarla gidiyorduk. Hala onlarla gidiyoruz ama artik klanin kalanini da (4-5 oyuncak hayvan daha) aliyoruz. Kimse yerde yatmayacak. Bazen ek misafirlerimiz de olmuyor degil: camasir sepetinin kapagi, birkac lego, kitap, babasinin su siseleri...vs. Bir ara hepsini indirip kendimize yer aciyoruz:) Gece uyandiginda onlar yerde diye laf etmiyor simdilik, umarim boyle devam eder.

Tunellerden cok korkuyor. Gecen yaz hayvanat bahcesinde trene bindigimizde kisa bir tunelden gecmisti, orda da cok gerilmisti ama simdi daha kotu. Gecenlerde beraber New York'a gidiyorduk, mecburen tunele girdik. Uzun da bir tunel. Agladi, bagirdi, araba koltugundan kalkmaya calisti, zor zaptettim. Uglydolls gibi cirkin, kasi gozu bir yerde, keskin disleri olan oyuncaklardan da hic hoslanmiyor. Bir de oyuncak palyaco. Kesinlikle istemiyor oyle seyleri. Gerceginden de korkar herhalde su asamada.

Araba koltugunu one cevirdigimizden beri biraz daha rahat ettik. Yola bakiyor en azindan. Donemeclerde falan koltugun iki kenarina siki siki tutunuyor, en ciddi ifadesini takinip oyle bakiyor yola:) Koltugu ilk cevirdigimizde 7-8 dakika uzakta bir yere girmistik. Yol boyu koltugun kenarlarina tutunup gozunu yoldan ayirmadan kaslari catik bir halde gitmisti:))) Eh ben de arada birkac yerde saga cekip durmak zorunda kalmistim o haline gulecegim diye:)

Emzik su ara en iyi arkadaslarimdan biri benim, henuz biraktirmaya hic niyetim yok. Hala bir suru seyi agzina goturuyor. Ozellikle disarida buldugu hersey direk agizda. Elini agzina sokma demek kedenin kulagina sakin elini agzindan cikarma olarak gittigi icin hemen emzigi devreye sokuyorum boyle durumlarda. Eh agzi mesgulken elini sokamiyor:) Gerci cok ilgisini ceken birsey oldugunda emzik aninda yeri boyluyor o da ayri.

Unutuyordum, gunduz uykusu teke dustu. Bu da kayitlara girsin lutfen.

Pazar, Mart 01, 2009

Resim Zamani

Ilk parmak boyasi calismasi...

...ve gururlu ressam.

Ikinci resim calismamizda kagittan ziyade kollarini, ustunu, benim kollarimi ve pantalonumu boyamayi tercih etti. Fotografimiz cekilemedi ama bir sonrakine once makinayi hazir edip sonra resme baslayacagiz. Boyayi yemek de daha cok ilgisini cekti bu defa. Boya dedigim de, yiyecegini bildigim icin, yenilebilir malzemelerden olusuyor. Ikidir yogurt+kakao kullaniyoruz mesela. Adet yerini bulsun diye arada bir boya o, yenmez falan dedim ama zerre kadar iplenmedim. Bu sefer baktim boyayi yiyor, yediremedigim seyleri boya yapmaya karar verdim:) Bir sonraki rengimiz yesil olacak mesela. Agzina sokmadigi avokadoyu bir de boya olarak sunayim kendisine bakalim ne diyecek:)