Cumartesi kedeyi kukla tiyatrosuna goturduk: Ejderha Kral. Cin halk hikayesiymis. 45 dakikalik bir gosteriydi. Pek acmadi bizimkini. Daha 5. dakikada ben bunu sevmedim diyerek verdi notunu. Biz cok begendik. Dekorlar ve kuklalar cok guzeldi, hikaye guzeldi. Neyse ki huysuzlanmadan oturdu sonuna kadar, biz de rahat rahat seyredebildik. Kukla tiyatrosu istemiyormus bir daha, gercek tiyatro istiyormus :)
Karanlik oldugu icin foto cekemedik ama youtube'da su videoyu buldum. Oyundan bir parca:
Pazartesi, Ocak 30, 2012
Çarşamba, Ocak 25, 2012
Inciler
Haftasonu kar yagdi. Gecen kis ustuste cok miktarda yagan kardan o kadar cok cekmistik ki kar denince korkuyordum ama bu seferki makul bir miktarda yagdi, 8-10 cm olunca durdu. Kar yagarken cikip yagan karlara buyutecle bakmayi teklif ettim kedeye, kabul etmedi. Kar durdu, birkac arkadasimizin cocugu kizaklarla cikageldiler kapiya. Hadi kaymaya dedim, istemedi. Hevesim kursagimda alternatif kar oyunlari onerdim, geri cevirdi. Halime gulen Adil sansini denemek istedi, aldigi cevap 'do you like freezing? kar is freezing you know' oldu:) Bu kis da evdeyiz belli oldu.
Gecenlerde ustu islaninca elime ilk gecen pantalonu giydirdim. Boyu kisa geldi. Egilip bakti bacaklarina 'bu ne yaaa' dedi ve hemen cikardi pantalonu.
Aylinden once cizgi film olayi kisitliydi. Haftaici aklina gelirse gunde 20 dk, haftasonu disari da cikmissak 30 dk, evdeysek 1 saat. Aylin dogunca duzen karisti tabi. Hem benim uyumama izin versin hem de cikan krizler azalsin diye hergun ve uzun uzun izlemeye basladi, sure kontrolu her zaman yapilamadi ve isin boku cikti. Simdi yine azaltma calismalari icindeyiz. Itiraz had safhada tabi, siki savasiyor. Simdilik haftasici gunde 30 dk, haftasonlari Aylini uyutsun diye sadece o uyurken izleme izni var. Yoksa mutlaka uyandiriyor ufakligi. Haliyle Aylinin gozunun icine bakiyor uyusun diye. Yine bir gun cizgi film seyrederken Aylin babaannesinin kucaginda bir anda karsisinda belirince (artik kapatmasi gerekecek ya) kardese tepkisi 'ooo, nerden cikti buu' seklinde oldu.
Hasta olup da evde kaldigi bir sabah kriz cikarmaya baslayinca babaannesi cizgi film izlemeye gondermis. Adil asagi indiginde hala tv basindaymis hanimefendi. Cok izledin artik kapat diyen babasina cevabi 'baba senin ise gitmen lazim. ise git lutfen'.
L: Baba sen erkek misin?
A: Evet kizim. Peki sen nesin?
L: I am a lady
Gecenlerde ustu islaninca elime ilk gecen pantalonu giydirdim. Boyu kisa geldi. Egilip bakti bacaklarina 'bu ne yaaa' dedi ve hemen cikardi pantalonu.
Aylinden once cizgi film olayi kisitliydi. Haftaici aklina gelirse gunde 20 dk, haftasonu disari da cikmissak 30 dk, evdeysek 1 saat. Aylin dogunca duzen karisti tabi. Hem benim uyumama izin versin hem de cikan krizler azalsin diye hergun ve uzun uzun izlemeye basladi, sure kontrolu her zaman yapilamadi ve isin boku cikti. Simdi yine azaltma calismalari icindeyiz. Itiraz had safhada tabi, siki savasiyor. Simdilik haftasici gunde 30 dk, haftasonlari Aylini uyutsun diye sadece o uyurken izleme izni var. Yoksa mutlaka uyandiriyor ufakligi. Haliyle Aylinin gozunun icine bakiyor uyusun diye. Yine bir gun cizgi film seyrederken Aylin babaannesinin kucaginda bir anda karsisinda belirince (artik kapatmasi gerekecek ya) kardese tepkisi 'ooo, nerden cikti buu' seklinde oldu.
Hasta olup da evde kaldigi bir sabah kriz cikarmaya baslayinca babaannesi cizgi film izlemeye gondermis. Adil asagi indiginde hala tv basindaymis hanimefendi. Cok izledin artik kapat diyen babasina cevabi 'baba senin ise gitmen lazim. ise git lutfen'.
L: Baba sen erkek misin?
A: Evet kizim. Peki sen nesin?
L: I am a lady
Cuma, Ocak 20, 2012
Pasta Hatirina
Haftasonu bir dogumgunune gittik. Kede dogumgunu cocugu dahil kimseyi tanimiyordu. Mekan Little Gym. Cocuklar oynamak icin iceri girdi, bizimki girmeyi reddetti. Hatta kucagima cikti. Bizim toplandigimiz kisimda oturacak yer pek yoktu, ayakta da artik deve kadar olmus bir cuceyle dolasamazdim. Indirdim, kiyamet koptu. Nasil bir aglama. Hadi gir oyna, yok girmiyor. Ona bir sandalye buldum, otur seyret o zaman buradan, hayir oturmayacak. Biz dolasacagiz arkdaslarimizin arasinda yanimizda gel madem, illa kucakta gelecek. Tasiyamam seni uzun sure dedim bacagima yapisti. Cidden yapisti ama, suruye suruye anca gidebiliyorum. Gel iceri beraber girelim, beraber oynayalim, hayir. Aglama devam ediyor bu arada. Konusuyoruz olmuyor rusvetler havada ucuyor yok. E eve gidelim madem, ona da hayir. Adil sinirlendi sonunda, iceri girmeyen cocuga pasta yok deyiverdi. Bu bize iyice siddetlenen bir aglama olarak geri dondu. Hepimiz gerildik.
Ennn sonunda pastanin guzel hatirina iceri adim atmaya ikna oldu. Beraber girdik. O arada o sustu ama ben aglamak uzereydim. Once yanimdan ayrilmadi, sonra biraz once yapilan bubbledan orada burada kalip da patlamamis olanlari gordu, gitti onlari patlatti. Diger cocuklara hic yanasmadi. Ufak ufak 1-2 minderde zipladi birseyler yapti. O sirada Adil de girdi iceri beraber sallanma aletine gittiler ve acildi. Yuzu guldu, yaptiklarini gostermek icin seslenmeye basladi, eglenmeye basladi. Tabi bu arada sure doldu. Hosuna gitmeye baslamisti ya, istemeye istemeye cikti.
Pizza ve pasta icin masaya oturduklarinda hala iceri gidelim, gene gelelim diyip duruyordu. Sonrasinda keyfi yerindeydi. Uzun bir dogumgunu oldu velhasil.
Foto baska bir dogumgununden, kankasi Selin ile.
Ennn sonunda pastanin guzel hatirina iceri adim atmaya ikna oldu. Beraber girdik. O arada o sustu ama ben aglamak uzereydim. Once yanimdan ayrilmadi, sonra biraz once yapilan bubbledan orada burada kalip da patlamamis olanlari gordu, gitti onlari patlatti. Diger cocuklara hic yanasmadi. Ufak ufak 1-2 minderde zipladi birseyler yapti. O sirada Adil de girdi iceri beraber sallanma aletine gittiler ve acildi. Yuzu guldu, yaptiklarini gostermek icin seslenmeye basladi, eglenmeye basladi. Tabi bu arada sure doldu. Hosuna gitmeye baslamisti ya, istemeye istemeye cikti.
Pizza ve pasta icin masaya oturduklarinda hala iceri gidelim, gene gelelim diyip duruyordu. Sonrasinda keyfi yerindeydi. Uzun bir dogumgunu oldu velhasil.
Foto baska bir dogumgununden, kankasi Selin ile.
Cuma, Ocak 13, 2012
Bale
Kede ilk bale gosterisine Ekimde gitti. Cinderellayi seyrettik. 1 saatlik, kucuk cocuklar da takip edebilsin diye ara ara hikayenin anlatildigi bir gosteriydi, bayildi bizimki. Evde bale hareketleri yapmaya basladi. Aralik ayinda Nutcracker'in yine cocuklar icin kisaltilmis 1 saatlik gosterisini bulduk, ona gittik. Daha sik gitmek istiyor ama cocuklarin da izleyebilecegi bale gosterisi pek yok ne yazik ki. Digerleri hem cok uzun hem de aksam saatlerinde, daha onlar icin cok erken bence.
Bu arada ben bale yapmak istiyorum demeye basladi. Baktik surekli soyluyor, yazdirdik. Bu aralar en sevdigi renk kirmizi, onun icin kirmizi bir tutu yaptim ona ve gecen hafta ilk derse gittik. Programin adi Storytime Ballet. Once masali okuyorlar, sonra ona gore dans ediyorlar. Hatunu sinifa teslim ettik, onlar masala baslarken biz asagi cay icmeye indik. Fotograf makinasini evde unutmustum, yemedigim laf kalmadi tabi bu arada:)
Yaklasik 20 dakika sonra acep ne yapiyor diye yukari ciktim, baktim bizimki salonun girisindeki sandalyede tek basina oturuyor. Disaridan seyredenlerden biri 'katilmak istemedi' dedi. Sasirmadim. Sosyal bir kelebek degil ne yazik ki, bir yere isinmasi cok zaman aliyor, hatta bazen o isinma hic olmuyor. Aglamadan guzel guzel oturuyordu ama, arkamdan aglamamis olmasi bile mutlu etti beni.
Neden dansetmedin diye sordugumuzda 'bugun istemedim' ve 'I was feeling a bit shy' dedi. Gelecek hafta dans ederim dedi. Baleyi cidden seviyor demek bu, hic gelmek istemiyorum diyip kesip atabilirdi yuzmede yaptigi gibi. Oradan bir dogumgunune gidecektik, madem dansetmeyeceksin yola cikalim o halde dedik.
1 saat mesafede bir yere gidiyorduk, yolda uyudu. Mekana varinca biz uyandirdik onu. Uyku sersemiydi hala. Tutumu giyecegim diye tutturdu, geciriverdik pantalonunun ustune. Iceri girmek istemedi. Ikna etmeye calistik olmadi, biz giriyoruz dedik agladi. Hic tanidigi cocuk yoktu onun da etkisi vardi. En sonunda bizim arkadaslarimiz orada, sen istedigin zaman gel diyip biz salona gectik. Biraz sonra, iceride kraker var tuyosunu alinca geldi:)
Diger cocuklarin yanina hic gitmedi, bizim etrafimizda dolandi. Oyunlara katilmadi. Pizza zamani geldiginde masaya oturdu ama biraz sonra aglayarak geldi. Beni goremiyormus oturdugu yerden, yanina gelecekmisim. Aldim tabagimi karsisinda bir yerde durdum napiim.
Cok cekingen. Kimseye yaklasmiyor, kankalari Selin ve Leyla yoksa o ortamda olmak dahi istemiyor. Umarim asabiliriz bu cekingenligi yoksa cok zor gunleri olacak ileride.
Bu arada ben bale yapmak istiyorum demeye basladi. Baktik surekli soyluyor, yazdirdik. Bu aralar en sevdigi renk kirmizi, onun icin kirmizi bir tutu yaptim ona ve gecen hafta ilk derse gittik. Programin adi Storytime Ballet. Once masali okuyorlar, sonra ona gore dans ediyorlar. Hatunu sinifa teslim ettik, onlar masala baslarken biz asagi cay icmeye indik. Fotograf makinasini evde unutmustum, yemedigim laf kalmadi tabi bu arada:)
Yaklasik 20 dakika sonra acep ne yapiyor diye yukari ciktim, baktim bizimki salonun girisindeki sandalyede tek basina oturuyor. Disaridan seyredenlerden biri 'katilmak istemedi' dedi. Sasirmadim. Sosyal bir kelebek degil ne yazik ki, bir yere isinmasi cok zaman aliyor, hatta bazen o isinma hic olmuyor. Aglamadan guzel guzel oturuyordu ama, arkamdan aglamamis olmasi bile mutlu etti beni.
Neden dansetmedin diye sordugumuzda 'bugun istemedim' ve 'I was feeling a bit shy' dedi. Gelecek hafta dans ederim dedi. Baleyi cidden seviyor demek bu, hic gelmek istemiyorum diyip kesip atabilirdi yuzmede yaptigi gibi. Oradan bir dogumgunune gidecektik, madem dansetmeyeceksin yola cikalim o halde dedik.
1 saat mesafede bir yere gidiyorduk, yolda uyudu. Mekana varinca biz uyandirdik onu. Uyku sersemiydi hala. Tutumu giyecegim diye tutturdu, geciriverdik pantalonunun ustune. Iceri girmek istemedi. Ikna etmeye calistik olmadi, biz giriyoruz dedik agladi. Hic tanidigi cocuk yoktu onun da etkisi vardi. En sonunda bizim arkadaslarimiz orada, sen istedigin zaman gel diyip biz salona gectik. Biraz sonra, iceride kraker var tuyosunu alinca geldi:)
Diger cocuklarin yanina hic gitmedi, bizim etrafimizda dolandi. Oyunlara katilmadi. Pizza zamani geldiginde masaya oturdu ama biraz sonra aglayarak geldi. Beni goremiyormus oturdugu yerden, yanina gelecekmisim. Aldim tabagimi karsisinda bir yerde durdum napiim.
Cok cekingen. Kimseye yaklasmiyor, kankalari Selin ve Leyla yoksa o ortamda olmak dahi istemiyor. Umarim asabiliriz bu cekingenligi yoksa cok zor gunleri olacak ileride.
Salı, Ocak 10, 2012
6. Ay
Aylinin yasi yasina boyu boyuna en yakin arkadasi Mina bizi ziyarete geldi bu ay. Cok uzakta oturuyorlar, istedigimiz kadar sik gorusemiyoruz o yuzden. Aylin dogumundan 1 ay sonra comezlik tacini Mina'ya devretmisti, Martta, hayirlisiyla, Duru dogana kadar taci Mina koruyacak:) Minayla karsilikli bagirdilar, pek komikti halleri.
Henuz yabancilara karsi bir tavri yok. Ona gulene guluyor, gezdirildigi surece kimin kucaginda oldugunu umursamiyor. Yeter ki oturmasin. Yatiriyorum tum gucuyle dogrulmaya cabaliyor, debelenirken yuzustu donup alin benii itirazlarina basliyor. Salincagina koyuyoruz sarkan oyuncaklara tutunup kendini kaldiriyor. Araba koltuguna, ayni zamanda puseti, koyuyoruz, yan donup kendini ittire ittire cikmaya calisiyor. Kemerleri bagliyoruz haliyle, hemen kiziyor. Dil simdiden pabuc:))
Ek gidalara gecme calismalari devam etmekte. Yulafli cereale cok itirazi yok, pirincliyi hic sevmemisti. Yogurt sevmiyor, muzu zorla yiyor, havuca agzini bile acmiyormus. Dun aksam patates yemeginden tattirdim, yuzume cok fena bakti uzun uzun:) Bir daha da aralatamadim o dudaklari.
Bir ara kedeyle iceri gittik. Geri donduk ki bizimkinin sac bas dagilmis, yanaklar al al, orasinda burasinda yogurt izleri...Babaannesi yogurt yedirmek istemis, sonuna kadar savasmis hatun:) Tabi babaanneden kacamayacagini henuz bilmiyor, yenilmis ama ezilmemis:))
Armutu ise cok seviyor. Su kucuk filelerden aldim, icine armut puresi koyup eline veriyorum. Yalana yalana heyecanli sesler esliginde emiyor suyunu. Sadece posasi kalinca alip yeniden doldurayim diyorum, zor bekliyor, onunde yapmama ragmen ufaktan itirazlara basliyor.
Ha bir de hala doydugu zaman mamayi puskurtmeye calisiyor. 4. ayda baslamisti buna. Doyunca puff yapip mamayi puskurtmeye calisiyor. Ya da kafasini hizla saga sola cevirip biberonun agzindan cikmasini sagliyor.
Kede ara ara gelip sariliyor Ayline. O da hemen agzini acip artik ablasinin neresini denk getirirse agzina sokaya calisiyor. Bazen yanagini veya kolunu denk getirip yaliyor. 'Iiiiyy that's disgusting' diyip hemen kagit havluyla hem kendini hem Aylini kuruluyor Lara:)) Aylinin kendi elini yemesinden bile hic hoslanmiyor, gordukce kagit havlu getirip, cocugun elini agzindan cikarip kurulamaya girisiyor. Aylin o arada obur elini sokuyor agzina, bize de karsidan hallerine gulmek kaliyor.
Henuz yabancilara karsi bir tavri yok. Ona gulene guluyor, gezdirildigi surece kimin kucaginda oldugunu umursamiyor. Yeter ki oturmasin. Yatiriyorum tum gucuyle dogrulmaya cabaliyor, debelenirken yuzustu donup alin benii itirazlarina basliyor. Salincagina koyuyoruz sarkan oyuncaklara tutunup kendini kaldiriyor. Araba koltuguna, ayni zamanda puseti, koyuyoruz, yan donup kendini ittire ittire cikmaya calisiyor. Kemerleri bagliyoruz haliyle, hemen kiziyor. Dil simdiden pabuc:))
Ek gidalara gecme calismalari devam etmekte. Yulafli cereale cok itirazi yok, pirincliyi hic sevmemisti. Yogurt sevmiyor, muzu zorla yiyor, havuca agzini bile acmiyormus. Dun aksam patates yemeginden tattirdim, yuzume cok fena bakti uzun uzun:) Bir daha da aralatamadim o dudaklari.
Bir ara kedeyle iceri gittik. Geri donduk ki bizimkinin sac bas dagilmis, yanaklar al al, orasinda burasinda yogurt izleri...Babaannesi yogurt yedirmek istemis, sonuna kadar savasmis hatun:) Tabi babaanneden kacamayacagini henuz bilmiyor, yenilmis ama ezilmemis:))
Armutu ise cok seviyor. Su kucuk filelerden aldim, icine armut puresi koyup eline veriyorum. Yalana yalana heyecanli sesler esliginde emiyor suyunu. Sadece posasi kalinca alip yeniden doldurayim diyorum, zor bekliyor, onunde yapmama ragmen ufaktan itirazlara basliyor.
Ha bir de hala doydugu zaman mamayi puskurtmeye calisiyor. 4. ayda baslamisti buna. Doyunca puff yapip mamayi puskurtmeye calisiyor. Ya da kafasini hizla saga sola cevirip biberonun agzindan cikmasini sagliyor.
Kede ara ara gelip sariliyor Ayline. O da hemen agzini acip artik ablasinin neresini denk getirirse agzina sokaya calisiyor. Bazen yanagini veya kolunu denk getirip yaliyor. 'Iiiiyy that's disgusting' diyip hemen kagit havluyla hem kendini hem Aylini kuruluyor Lara:)) Aylinin kendi elini yemesinden bile hic hoslanmiyor, gordukce kagit havlu getirip, cocugun elini agzindan cikarip kurulamaya girisiyor. Aylin o arada obur elini sokuyor agzina, bize de karsidan hallerine gulmek kaliyor.
Cuma, Ocak 06, 2012
Yilsonusu Yilbasisi ve Otesi
Aralik ayinin son yarisi burada cesitli bayramlar kutlaniyor, biri de Kwanzaa. NJPAC cocuklara yonelik bir etkinlik duzenlemisti, gidelim neymis ogrenelim dedik. Cocuklar icin elisi odalari yapmislar, kede boncuk dizip bilezik yapti kendine. Dans ve davul workshoplari yapmislar. Davulu izledik, sonlara dogru kede bir tanesine biraz vurmayi kabul etti. Dans da Afrika danslari yapiyorlardi, isteyenler de katiliyordu ama bizimki birak katilmayi izlemek bile istemedi. Standlar kurmuslar kiyafet, incik boncuk, sus esyasi satiyorlardi, bir odada hikaye okunuyordu ama onlerde degilsen duymak mumkun degildi. Sonuc olarak suregelen bir aktivite vardi ama kwanzaa nedir, niye, nasil kutlanir onu ogrenemedik. Tin girdik tin ciktik kisaca.
Wiki yetisti imdada. Kwanzaa kisaca Afrika kokenlerilerin kutladigi dini olmayan bir kis bayrami (imis). Araligin son haftasi, tum hafta boyunca kutlanirmis. Bu kutlama sirasinda kwanzaa'nin yedi prensibini temsil eden yedi mum yakilir, ziyafetler ve hediyeler verilirmis.
Oyle yilbasi havasina falan girmiyoruz uzun suredir. O da bir gun iste. Bizim icin arkadaslarla bir araya gelmek icin bir bahane daha sadece:) Agaci susleyecek misin dedim kedeye, pek orali olmadi, onu bile cikarmadik o yuzden. Hediye zaten yok. Kede simdilik yilbasinda hediye olayini bilmiyor, oyle bir talebi yok, firsatci ana babasi da bunu sonuna kadar kullanmaya niyetli. Okulda cekilis yapiyorlar, sonra noel baba gelip hediyelerini ellerine veriyor, onunla bile fazla ilgilenmiyor. Daha acmadi oradan gelen yapbozu.
Bu yilbasinda kabile dagildi. 4 farkli organizasyon vardi. Evde kalip da pasa pasa uyusam mi acep diye bir sure ciddi ciddi dusundukten sonra kedeyi de alip Ufuklara gittik. Aylin hanim babaannesi ve dedesiyle evde kaldi. Aaa bak uyuyarak mi girdi yeni yila sormayi unuttum. Akibetim nedir bu yil bileyim di mi:)) Kede biraz Halukla oynadi ama cok eglenme havasinda degildi bu sefer. Yemegi pas gecti, bir milyon kere tatli ne zaman gelecek diye sorup sonunda muradina erince tatlisini yiyip koltugun ustunde sizdi. Gidene kadar da orada uyudu. Biz de bol bol yiyip sohbet ettik.
Gece 2'ydi eve dondugumuzde, benim uykuya dalmam neredeyse 3'u buldu. Aylin gorev bilinci tam bir birey olarak gece uyanmalarini aksatmadi ve sabah 6'da da kalk borusunu caldi. Hatunun gulucuklerine hic pas vermeyip isik hiziyla babaanneye postaladim ve biraz daha uyudum.
Kedeyi sinemaya goturecektim yilin ilk gunu, soz vermistim. Yakinlardaki bir kasabadaki sinemada Olivia vardi o gun, tek seans. Ben gec uyaninca apar topar hazirlandik, kahvalti bile etmeden ciktim. Arabaya yerlestik, hersey hazir ama gps bir turlu adresi bulamadi. En sonunda iceri gidip adresi kontrol ettim ki meger bu Bloomfield bizim dibimizdeki degil tee CT'deki Bloomfieldmis:( Nereden baksan 2 saatlik yol. Her eyalette ayni isimli kasaba olmak zorunda mi kardesim? Gicik oldum.
Kede benden daha sakin karsiladi bu durumu. Tabi ona salak annen eyalet ismine bakmamis cocuum demedim, gunu yanlis yazmislar bugun degilmis dedim. Durdu durdu 'olmaz boyle bir sey...bizi kandiriyorlar di mi anne?' dedi:) E o kadar hazirlanip cikmisiz parka gittik biz de.
Resolution falan yapmiyorum nicedir. Sonra yapamadim diye gerilecegime hic yapmam daha iyi:) Ama su ustume yapisip kalan kilolari versem...
...Adaletin bu mu dunya! Daha yukaridaki cumleyi bitirmemistim ki burnuma bir kutu kurabiye dayadi is arkadasim. Pes. Bizim grubun kullandigi tercume burosu gondermis. Pek de guzel gorunuyordu serefsizler. Ne yapicam, gidip kahve aldim yanina mutfaktan:) Bi sweetolics anonymous grubu bulsam gidip uye olucam yeminle.
Wiki yetisti imdada. Kwanzaa kisaca Afrika kokenlerilerin kutladigi dini olmayan bir kis bayrami (imis). Araligin son haftasi, tum hafta boyunca kutlanirmis. Bu kutlama sirasinda kwanzaa'nin yedi prensibini temsil eden yedi mum yakilir, ziyafetler ve hediyeler verilirmis.
Oyle yilbasi havasina falan girmiyoruz uzun suredir. O da bir gun iste. Bizim icin arkadaslarla bir araya gelmek icin bir bahane daha sadece:) Agaci susleyecek misin dedim kedeye, pek orali olmadi, onu bile cikarmadik o yuzden. Hediye zaten yok. Kede simdilik yilbasinda hediye olayini bilmiyor, oyle bir talebi yok, firsatci ana babasi da bunu sonuna kadar kullanmaya niyetli. Okulda cekilis yapiyorlar, sonra noel baba gelip hediyelerini ellerine veriyor, onunla bile fazla ilgilenmiyor. Daha acmadi oradan gelen yapbozu.
Bu yilbasinda kabile dagildi. 4 farkli organizasyon vardi. Evde kalip da pasa pasa uyusam mi acep diye bir sure ciddi ciddi dusundukten sonra kedeyi de alip Ufuklara gittik. Aylin hanim babaannesi ve dedesiyle evde kaldi. Aaa bak uyuyarak mi girdi yeni yila sormayi unuttum. Akibetim nedir bu yil bileyim di mi:)) Kede biraz Halukla oynadi ama cok eglenme havasinda degildi bu sefer. Yemegi pas gecti, bir milyon kere tatli ne zaman gelecek diye sorup sonunda muradina erince tatlisini yiyip koltugun ustunde sizdi. Gidene kadar da orada uyudu. Biz de bol bol yiyip sohbet ettik.
Gece 2'ydi eve dondugumuzde, benim uykuya dalmam neredeyse 3'u buldu. Aylin gorev bilinci tam bir birey olarak gece uyanmalarini aksatmadi ve sabah 6'da da kalk borusunu caldi. Hatunun gulucuklerine hic pas vermeyip isik hiziyla babaanneye postaladim ve biraz daha uyudum.
Kedeyi sinemaya goturecektim yilin ilk gunu, soz vermistim. Yakinlardaki bir kasabadaki sinemada Olivia vardi o gun, tek seans. Ben gec uyaninca apar topar hazirlandik, kahvalti bile etmeden ciktim. Arabaya yerlestik, hersey hazir ama gps bir turlu adresi bulamadi. En sonunda iceri gidip adresi kontrol ettim ki meger bu Bloomfield bizim dibimizdeki degil tee CT'deki Bloomfieldmis:( Nereden baksan 2 saatlik yol. Her eyalette ayni isimli kasaba olmak zorunda mi kardesim? Gicik oldum.
Kede benden daha sakin karsiladi bu durumu. Tabi ona salak annen eyalet ismine bakmamis cocuum demedim, gunu yanlis yazmislar bugun degilmis dedim. Durdu durdu 'olmaz boyle bir sey...bizi kandiriyorlar di mi anne?' dedi:) E o kadar hazirlanip cikmisiz parka gittik biz de.
Resolution falan yapmiyorum nicedir. Sonra yapamadim diye gerilecegime hic yapmam daha iyi:) Ama su ustume yapisip kalan kilolari versem...
...Adaletin bu mu dunya! Daha yukaridaki cumleyi bitirmemistim ki burnuma bir kutu kurabiye dayadi is arkadasim. Pes. Bizim grubun kullandigi tercume burosu gondermis. Pek de guzel gorunuyordu serefsizler. Ne yapicam, gidip kahve aldim yanina mutfaktan:) Bi sweetolics anonymous grubu bulsam gidip uye olucam yeminle.
Perşembe, Ocak 05, 2012
Perşembe, Aralık 29, 2011
Ortaya Karisik
Bu cucelerin dunyasinda birine soylenebilecek enn kotu sey 'I'm not your friend'. Yikiliyorlar. Suratlar asiliyor, gozyaslari sel oluyor, aksama kadar akillarina geldikce I'm not your friend dediii diye bozuk atiyorlar. Ama tabi ne senle ne sensiz modunda olduklarindan bir araya geldiklerinde bolca havada ucusuyor bu cumle. Bir sabah arabada gidiyoruz ucumuz, Adille artik ne konuda anlasamadiysak hatirlamiyorum 'I'm not your friend' 'No! You're not my friend' 'Asil I'm not your friend' diye gulerek atisiyorduk. Kede buyuk bir ciddiyetle isaret parmagini bize dogru sallayip olaya mudahele etti: 'You guys don't fight' :))
Bocekten korkarim ben. Mini mini olanlarindan degil ama ozellikle hamam bocegi gibi hizli olanlardan odum kopar. Kedeye bunu yansitmayayim, benim gibi tirsik olmasin diye yigitlige bok surdurmemeye calisiyorum yaninda. O yuzden evde bocek gordugumuzde hizli hareket edenlerdense kendi kacma durtumu bastirip hemen oldurmeye calisiyorum, agiiir agiiir gidenlerdense bi kosu buyuteci kapip inceliyoruz once. Evi gecen yaz karincalar istila ettiginde de aynisini yapmistik. Baktik kurtulamiyoruz, elimizde buyutec yerlerde surunuyorduk peslerinden. Disarida daha bi cesurum tabi. Bir gun kapinin onunde bir bocek buldu kede, eline aldi. Dur dedim, sakin kacirma onu gidip buyuteci getireyim. Geldim ki bocek yok. 'Bocek nerede Laracim?' 'Kivildi' (Olmek kelimesini bilmiyor henuz, artik ne yapmaya calistiysa kipirdamaz olmus bocekcik, "kirilmis" yani).
Gecen ay bir aksamustu Emine ve Alp bizim kankalari okuldan alip hamburger yemeye goturdu. Pek eglenmisler. Cocuk menusunun kutusu tac oluyormus. O gunden beri o tac kafasindan cikmadi bizimkinin. Her yere bizimle geliyor: alisveris, park, tiyatro, yemek... Kraliceymis o, tacsiz olmazmis (prenses dersen kiziyor:)). Backyardigans'daki Tasha favori karakteri oldugu icin adi da Tashaymis. Havanin guzel oldugu bir haftasonu Central Park'a gitmistik. Cocuklari faytona bindirdim. Fayton surucusu Turkmus. Kedeye adini sordu, bizimkinin verdigi cevap: 'Tasha the queen' :))
PS: Foto cekilirken nereye koymusuz bilemedim ama tabi ki o gun de kafasindaydi o tac.
Bocekten korkarim ben. Mini mini olanlarindan degil ama ozellikle hamam bocegi gibi hizli olanlardan odum kopar. Kedeye bunu yansitmayayim, benim gibi tirsik olmasin diye yigitlige bok surdurmemeye calisiyorum yaninda. O yuzden evde bocek gordugumuzde hizli hareket edenlerdense kendi kacma durtumu bastirip hemen oldurmeye calisiyorum, agiiir agiiir gidenlerdense bi kosu buyuteci kapip inceliyoruz once. Evi gecen yaz karincalar istila ettiginde de aynisini yapmistik. Baktik kurtulamiyoruz, elimizde buyutec yerlerde surunuyorduk peslerinden. Disarida daha bi cesurum tabi. Bir gun kapinin onunde bir bocek buldu kede, eline aldi. Dur dedim, sakin kacirma onu gidip buyuteci getireyim. Geldim ki bocek yok. 'Bocek nerede Laracim?' 'Kivildi' (Olmek kelimesini bilmiyor henuz, artik ne yapmaya calistiysa kipirdamaz olmus bocekcik, "kirilmis" yani).
Gecen ay bir aksamustu Emine ve Alp bizim kankalari okuldan alip hamburger yemeye goturdu. Pek eglenmisler. Cocuk menusunun kutusu tac oluyormus. O gunden beri o tac kafasindan cikmadi bizimkinin. Her yere bizimle geliyor: alisveris, park, tiyatro, yemek... Kraliceymis o, tacsiz olmazmis (prenses dersen kiziyor:)). Backyardigans'daki Tasha favori karakteri oldugu icin adi da Tashaymis. Havanin guzel oldugu bir haftasonu Central Park'a gitmistik. Cocuklari faytona bindirdim. Fayton surucusu Turkmus. Kedeye adini sordu, bizimkinin verdigi cevap: 'Tasha the queen' :))
PS: Foto cekilirken nereye koymusuz bilemedim ama tabi ki o gun de kafasindaydi o tac.
Cuma, Aralık 23, 2011
Disari Ne Zaman Cikilir?
Bu yaz pek disari cikartamadik kedeyi. Aldigimiz cevap hep ayniydi: istemiyovum. Seni bebekle evde birakip gitmek istemiyordur dediler ama durum oyle degildi ki, ben ikimiz cikalim diyordum. Degisik birseyse - mesela ormana gidelim, surada festival varmis, lunapark gelmis vs - onlara hic itirazsiz geliyordu ama bahceye cikip oynamak istemedi (hala da oyle). Parka bile goturemedik. Parka gitmek istemeyen cocuk olur mu?
Ornegin, benim dogum izninde oldugum gunlerden birinde bayagi yagmur yagmisti, e yaz yagmuru tabi, durur durmaz gunes acmisti. Kede okuldan geldiginde yerler kurumustu neredeyse ama su cukurlari doluydu hala. Bir heves bekledim onu kapida, gelir gelmez botlarini burnuna dayadim hadi gidip suda ziplayalim diye. O ara en sevdigi cizgi film Peppa, onlar da surekli camurlarda ziplayip duruyorlar ya, cok sevinecek benden once kosacak diye bekliyorum. Bir botlara bir bana bakti ve 'istemiyovum'. Pardon? 'Istemiyovum'. Artik yuzum nasil bir sekil aldiysa evdekiler gulmekten yerlere yatti. Cok heveslenmistim ama ben.
Bazen o kadar israr ediyorum ki cikip oynayalim diye Adil 'anneni biraz disari cikar cocuum' diye dalga geciyor:) Onermedigim sey kalmiyor. Gel toprakla oynayalim, camurdan kofte yapalim, suyla oynayalim, sularda ziplayalim, cimlerde yuvarlanalim'a kadar gidiyor onerilerim ve fakat cevap ayni: istemiyovum. Birinde yine boyle sayiyorum hadi bahceye cikalim onu yapalim bunu yapalim diye bana dondu ve 'hergun disari cikilmaz' dedi. Gene bir kahkaha koptu tabi ben alik alik bakarken. Benim gibi bir gezentenin kizi boyle bir laf etsin! Kesin karisti bu hastenede, kesin.
Ornegin, benim dogum izninde oldugum gunlerden birinde bayagi yagmur yagmisti, e yaz yagmuru tabi, durur durmaz gunes acmisti. Kede okuldan geldiginde yerler kurumustu neredeyse ama su cukurlari doluydu hala. Bir heves bekledim onu kapida, gelir gelmez botlarini burnuna dayadim hadi gidip suda ziplayalim diye. O ara en sevdigi cizgi film Peppa, onlar da surekli camurlarda ziplayip duruyorlar ya, cok sevinecek benden once kosacak diye bekliyorum. Bir botlara bir bana bakti ve 'istemiyovum'. Pardon? 'Istemiyovum'. Artik yuzum nasil bir sekil aldiysa evdekiler gulmekten yerlere yatti. Cok heveslenmistim ama ben.
Bazen o kadar israr ediyorum ki cikip oynayalim diye Adil 'anneni biraz disari cikar cocuum' diye dalga geciyor:) Onermedigim sey kalmiyor. Gel toprakla oynayalim, camurdan kofte yapalim, suyla oynayalim, sularda ziplayalim, cimlerde yuvarlanalim'a kadar gidiyor onerilerim ve fakat cevap ayni: istemiyovum. Birinde yine boyle sayiyorum hadi bahceye cikalim onu yapalim bunu yapalim diye bana dondu ve 'hergun disari cikilmaz' dedi. Gene bir kahkaha koptu tabi ben alik alik bakarken. Benim gibi bir gezentenin kizi boyle bir laf etsin! Kesin karisti bu hastenede, kesin.
Pazartesi, Aralık 19, 2011
5. Ay
Aylincik 5 aylik oldu. Bagirmayi hala seviyor. Gecenlerde misafir geldiginde onun da soyleyecekleri varmis. Bir basladi bagirmaya susturamadik. Bir yeri agridigi icin falan degil, gayet egleniyordu bagirirken. Artik ne dedigimizi duymayacak noktaya gelince babaannesi asagiya goturdu Aylini. Asagida cizgi film seyretmeye calisan ablasi 'duyamiyorum' diye aynen geri postaladi hatunu bize. Hala bagiriyordu iceri giderlerken:)
Konagi gecirdik sonunda ama zeytinyagiyla degil. Hicbir ise yaramadi zeytinyagi. Tavsan zaten hoslanmiyor surulmesinden, bir de eli kolu durmuyor ki rezil oluyorduk hep beraber. Doktora ise yaramiyor dedik hergun surun dedi. E ama egzemasi var bu cocugun ben hergun suya sokmak istemiyorum ki. Derken kahramanimiz, beyaz atli kurtaricimiz babaanne geldi ve bizi kotu kalpli konagi elinden kurtardi. Neyle biliyor musunuz? Arko kremle. Tavsanin kafasina 2 gun boyunca arko kremi bolca surdu, masaj yapip taradi veee konagin zerresi kalmadi. Arkocum var ya dunya ahiret bacimsin bundan boyle.
Egzemayi kontrol altinda tutamiyoruz bir turlu. Sozde tecrubeliyiz kededen. Ona kullandiklarimizin aynilarini hatta daha fazlasini kullaniyoruz ama pek ise yaramiyor. Kollar bacaklar zimpara kagidi gibi. Yuzundekiler ancak kortizonlu krem surunce soluyor. Pek kullanmak istemiyoruz o mereti ama mecbur kaliyoruz.
En hoslanmadigi sey onluk. Her seferinde itiraz ediyor. Yok bir yeri acidigi icin falan degil, dara gelemiyor hatun:)
Ha bir de oturmayacak, surekli kucakta gezdirilecek. Mumkunse one bakacak, oturur pozisyonda olacak. Oyle hali misali yuklenirsen kiziyor. Azicik oturuvereyim dersen bir yandan kendini ittirmeye bir yandan da itirazlara basliyor. Duymazdan gelirsen ses hizla yukselip bagirmaya donuyor. Ayakta da sap gibi dikilmeyeceksin, surekli yurunecek. 'Bu kesin senin kizin, 2 dakika totosunun ustunde oturamiyor' diyor Adil:) Emeklese de ulasim islerini kendi halletse diye gozunun icine bakmaktayiz evcek.
Uykusu rezalet. Onu bilmem ama benim uyku sorunum var arkadas. Gecede sen de 6-7 ben diyeyim 200 kere uyanilmaz ki. Hani cok dikkatliydim ben bu sefer? Hani dalma asamasinda yatagina koyuyordum, ik-miklara pas vermiyordum? Hani oyle her uyandiginda meme/mama vermiyordum, boylece bunlara baglanmayacakti? Hani o zaman ayilinca kendi kendine tekrar uykuya dalabilecekti? Hani gokten 3 elma dusecekti? Hani?
Su anda aramizda yatiyor, emzikle uyuyor, iyice dalmadan emzik duserse uyaniyor hemen geri verilmezse ayiliyor, uyaninca biberonla mama icmeden kesinlikle tekrar dalmiyor. Hangi ara, nasil geldik bu noktaya hicbir fikrim yok. Kendime guvenim tavana vurmus bir halde yapmistim yukarida saydiklarimi halbuki. Nerede koptu film bilmiyorum.
Otomatige baglanmis gibi donuyor. Ilk baslarda elini kurtaramiyordu, simdi kurtariyor ama geri donemiyor. Biraz debelenip bagirmaya basliyor. Sirt ustu yatiyorsa surekli donmek istiyor. Belki de istemiyor cunku birkac kereden sonra daha donerken bagirmaya basliyor. Ama engel de olamiyor, itirazlarla donuyor:))
Konagi gecirdik sonunda ama zeytinyagiyla degil. Hicbir ise yaramadi zeytinyagi. Tavsan zaten hoslanmiyor surulmesinden, bir de eli kolu durmuyor ki rezil oluyorduk hep beraber. Doktora ise yaramiyor dedik hergun surun dedi. E ama egzemasi var bu cocugun ben hergun suya sokmak istemiyorum ki. Derken kahramanimiz, beyaz atli kurtaricimiz babaanne geldi ve bizi kotu kalpli konagi elinden kurtardi. Neyle biliyor musunuz? Arko kremle. Tavsanin kafasina 2 gun boyunca arko kremi bolca surdu, masaj yapip taradi veee konagin zerresi kalmadi. Arkocum var ya dunya ahiret bacimsin bundan boyle.
Egzemayi kontrol altinda tutamiyoruz bir turlu. Sozde tecrubeliyiz kededen. Ona kullandiklarimizin aynilarini hatta daha fazlasini kullaniyoruz ama pek ise yaramiyor. Kollar bacaklar zimpara kagidi gibi. Yuzundekiler ancak kortizonlu krem surunce soluyor. Pek kullanmak istemiyoruz o mereti ama mecbur kaliyoruz.
En hoslanmadigi sey onluk. Her seferinde itiraz ediyor. Yok bir yeri acidigi icin falan degil, dara gelemiyor hatun:)
Ha bir de oturmayacak, surekli kucakta gezdirilecek. Mumkunse one bakacak, oturur pozisyonda olacak. Oyle hali misali yuklenirsen kiziyor. Azicik oturuvereyim dersen bir yandan kendini ittirmeye bir yandan da itirazlara basliyor. Duymazdan gelirsen ses hizla yukselip bagirmaya donuyor. Ayakta da sap gibi dikilmeyeceksin, surekli yurunecek. 'Bu kesin senin kizin, 2 dakika totosunun ustunde oturamiyor' diyor Adil:) Emeklese de ulasim islerini kendi halletse diye gozunun icine bakmaktayiz evcek.
Uykusu rezalet. Onu bilmem ama benim uyku sorunum var arkadas. Gecede sen de 6-7 ben diyeyim 200 kere uyanilmaz ki. Hani cok dikkatliydim ben bu sefer? Hani dalma asamasinda yatagina koyuyordum, ik-miklara pas vermiyordum? Hani oyle her uyandiginda meme/mama vermiyordum, boylece bunlara baglanmayacakti? Hani o zaman ayilinca kendi kendine tekrar uykuya dalabilecekti? Hani gokten 3 elma dusecekti? Hani?
Su anda aramizda yatiyor, emzikle uyuyor, iyice dalmadan emzik duserse uyaniyor hemen geri verilmezse ayiliyor, uyaninca biberonla mama icmeden kesinlikle tekrar dalmiyor. Hangi ara, nasil geldik bu noktaya hicbir fikrim yok. Kendime guvenim tavana vurmus bir halde yapmistim yukarida saydiklarimi halbuki. Nerede koptu film bilmiyorum.
Otomatige baglanmis gibi donuyor. Ilk baslarda elini kurtaramiyordu, simdi kurtariyor ama geri donemiyor. Biraz debelenip bagirmaya basliyor. Sirt ustu yatiyorsa surekli donmek istiyor. Belki de istemiyor cunku birkac kereden sonra daha donerken bagirmaya basliyor. Ama engel de olamiyor, itirazlarla donuyor:))
Pazartesi, Aralık 05, 2011
Firsatci Torun
Anneanne ve dede ikilisi dondu, babaanne ve dede ikilisi geldi. Ortalik nasil kizistirilir? Aynen soyle: kede babaannesine 'anneannem bana biskuvi veriyordu sen vermiyorsun, anneannem gelsin' demis:) Evde biskuvi pek yok. Babaanne dolabin bir kosesinde buldugu kremali biskuviden vermis. Bizimkinden cevap: 'Anneannem 3 cesit veriyordu ama' :))) Babaannenin talimatiyla market listesinin en tepesine hanfendinin biskuvileri yerlesti ve bu sabah da alindi tabi :))
Foto not: Bu fotograf cekildikden birkac dakika sonra yeterince musiki icra ettigine kanaat getiren kede elindeki flutu saksafonun icine sokmaya calisip hepimizi 'duur o oyuncak degil' diyerek miskin miskin yayildigimiz koselerimizden firlatti.
Foto not: Bu fotograf cekildikden birkac dakika sonra yeterince musiki icra ettigine kanaat getiren kede elindeki flutu saksafonun icine sokmaya calisip hepimizi 'duur o oyuncak degil' diyerek miskin miskin yayildigimiz koselerimizden firlatti.
Salı, Kasım 29, 2011
Hani bir fil vardi ya fil...
Lara PS3 kullanmayi iyice ogrendi. PS3'de Netflix uygulamasi var. Onun uzerinden cizgi filmlerini izliyor. Once Dora, sonra Diego ve en son da The Backyardigans'in tum sezonlarini izledi. Her biri yaklasik 24dk. dolayisiyla aksam genelde bir en cok iki tane izlemesine izin var.
Arada bir yeni cizgi filmleri de deniyor ama hala bu ucu ama en cok da The backyardigans'i seviyor. Bugun eve geldik bana dondu ve hizli hizli....
"Baba, baba, hani ben bir Dora ve Diego izlemistim. Bir elephant (fil) vardi. Bir de "mean magician" (kotu buyucu), Afrika, Afrika..."
Ben tabii alik alik bakiyorum Lara'nin yuzune cunku neresinden baksan 150 bolum filan var Dora ve Diego'da ve ben onunla hepsini izlemedim. Bizim ki cok heyecanli, Turkce, Ingilizce karisik devam ediyor:
"Baba, mean magician turned elephants into rock! Ama hatirlamiyorum o Dora'miydi, yoksa Diego'muydu. Ben 3.5 yasindaydim..."
Hangisi oldugunu da hatirlamiyor. Dora'nin kimi bolumlerinde Diego, Diego'nun kimi bolumlerinde de Dora var.
"Kizim, baska bir bolum izlesen, bilmiyorum ki hangi bolum" demem para etmiyor tabii, dudaklar buzuluyor hemen, agladi aglayacak titrek bir sesle "ama ben onu istiyovum" diyor. Gel cik isin icinden...
Velhasil baba'ya dusen ogrendigi keywordlerle Google'dan taramak. Biraz sonra Amazon'da Diego'nun Lara'nin tanimina uyan bir bolumune denk geliyorum "Diego's African Safari", ancak orda 6. sezon 1. bolum diyor.
Ancak Netflix'de sadece 4 sezon var. Wikipedia'dan Diego'nun bolumlerini tariyorum, 5 sezon var. Isin ilginci "Diego's African Safari" orda da var ama 2. sezon'da. Netflix'e tekrar bakiyorum ve teker teker 2. sezonun bolum basliklarina bakiyorum derken 19.ve son bolumun basligi tutuyor.
Bizim ki bir mutlu bir mutlu! Bolumu yeniden izlerken bir heyecan bir heyecan, hop oturup hop kalkti. Surda telefonla cektigim 20-30 sn.lik bir kesit var endisesini yuzune yansitan :)
Arada bir yeni cizgi filmleri de deniyor ama hala bu ucu ama en cok da The backyardigans'i seviyor. Bugun eve geldik bana dondu ve hizli hizli....
"Baba, baba, hani ben bir Dora ve Diego izlemistim. Bir elephant (fil) vardi. Bir de "mean magician" (kotu buyucu), Afrika, Afrika..."
Ben tabii alik alik bakiyorum Lara'nin yuzune cunku neresinden baksan 150 bolum filan var Dora ve Diego'da ve ben onunla hepsini izlemedim. Bizim ki cok heyecanli, Turkce, Ingilizce karisik devam ediyor:
"Baba, mean magician turned elephants into rock! Ama hatirlamiyorum o Dora'miydi, yoksa Diego'muydu. Ben 3.5 yasindaydim..."
Hangisi oldugunu da hatirlamiyor. Dora'nin kimi bolumlerinde Diego, Diego'nun kimi bolumlerinde de Dora var.
"Kizim, baska bir bolum izlesen, bilmiyorum ki hangi bolum" demem para etmiyor tabii, dudaklar buzuluyor hemen, agladi aglayacak titrek bir sesle "ama ben onu istiyovum" diyor. Gel cik isin icinden...
Velhasil baba'ya dusen ogrendigi keywordlerle Google'dan taramak. Biraz sonra Amazon'da Diego'nun Lara'nin tanimina uyan bir bolumune denk geliyorum "Diego's African Safari", ancak orda 6. sezon 1. bolum diyor.
Ancak Netflix'de sadece 4 sezon var. Wikipedia'dan Diego'nun bolumlerini tariyorum, 5 sezon var. Isin ilginci "Diego's African Safari" orda da var ama 2. sezon'da. Netflix'e tekrar bakiyorum ve teker teker 2. sezonun bolum basliklarina bakiyorum derken 19.ve son bolumun basligi tutuyor.
Bizim ki bir mutlu bir mutlu! Bolumu yeniden izlerken bir heyecan bir heyecan, hop oturup hop kalkti. Surda telefonla cektigim 20-30 sn.lik bir kesit var endisesini yuzune yansitan :)
Cuma, Kasım 11, 2011
Bu Elmalar Niye Cift Gorunuyor?
Her sonbahar elma toplamaya gidiyoruz. Cilek, blueberry, seftali vs de toplamak istiyor gonul ama nedense bir tek elma toplamaya gitmeyi basarabildik su ana dek. Bu yilki istikamet Warwick Valley Winery & Distillery. Ilk duydugumuzda winery mi hani elma toplayacaktik diye biraz sasirdik ama cok isabetli bir secimmis.
Bir gun once bayagi yagmur yagmisti, yerlerin camur olma ihtimali kabilemizin bir kisminda ertelesek mi diye bir dusunceye yol acsa da elbirligiyle o fikri savusturup yola koyulduk. Yol iyiydi de winery'e girmek biraz uzun surdu. Cok kalabalikti ve sadece otoparktan cikan araba oldugunda o sayida araba aliyorlardi iceriye. Hatta ilk durdugumuzda oyle alakasiz bir yerdeydik ki yolda kaza vs oldu da trafik kitlendi sandim. Meger iceri giris sirasiymis:)
Gittigimiz en eglenceli elma toplama oldu. Saraplar gayet hizli tuketildi, bittikce yenileri alindi gelindi (ben elma suyuna talim ettim bohuu), haliyle geyigin de dibine vuruldu. Sarhos olanlar bile oldu, onlari corbaciya goturduk donuste:) Elmalarla hic alakamiz yoktu. Onu birak cocuklar bile saldim cayira mevlam kayira seklindeydi:) Cocuk gorecek halimiz mi vardi gulmekten. Bir gordugumuzde elma torbasini ellerine tutusturduk cucelerin, yere dusenlerden toplayip getirdiler. Onlar da bolca kostular, iyice yoruldular.
Onceki gun yagmur yagdigi icin bazi yerler tam kurumamisti, camurluydu. Kede dustu kosarken ve camura bulandi. Surati asik bir halde geldi. Biz Adille fotograf makinasini ayarlamaya calisirken hep beraber kedenin o haline gulunce cok bozuldu agladi bir sure. Cimlere sur elini gecer dedik ama islak mendilde israr etti. Eskiden islak mendil mi varmis, dogadasin evladim onunla halledicen isini. Bir ara baktigimda islak mendil kutusunu ele gecirmis pantalonunu da silmekle mesguldu. Birak daginik kalsin dediysem de dinletemedim.
Kucugunden buyugune cocuklar ingilizce konusuyorlar aralarinda maalesef. Mecbur kalmadikca Turkceye donmuyor hicbiri. Bir ara kedeyle adasi konus konusa onumde yuruyuyorlardi. Kedeye neden ingilizce konusuyorsunuz, ikiniz de Turkce biliyorsunuz diye sordum. Cevap: 'because we know each othev' :)) Haa tamam o zaman.
Her yil buraya gelelim dedik, sarapli elma toplama pek eglenceli oluyormus.
Bir gun once bayagi yagmur yagmisti, yerlerin camur olma ihtimali kabilemizin bir kisminda ertelesek mi diye bir dusunceye yol acsa da elbirligiyle o fikri savusturup yola koyulduk. Yol iyiydi de winery'e girmek biraz uzun surdu. Cok kalabalikti ve sadece otoparktan cikan araba oldugunda o sayida araba aliyorlardi iceriye. Hatta ilk durdugumuzda oyle alakasiz bir yerdeydik ki yolda kaza vs oldu da trafik kitlendi sandim. Meger iceri giris sirasiymis:)
Gittigimiz en eglenceli elma toplama oldu. Saraplar gayet hizli tuketildi, bittikce yenileri alindi gelindi (ben elma suyuna talim ettim bohuu), haliyle geyigin de dibine vuruldu. Sarhos olanlar bile oldu, onlari corbaciya goturduk donuste:) Elmalarla hic alakamiz yoktu. Onu birak cocuklar bile saldim cayira mevlam kayira seklindeydi:) Cocuk gorecek halimiz mi vardi gulmekten. Bir gordugumuzde elma torbasini ellerine tutusturduk cucelerin, yere dusenlerden toplayip getirdiler. Onlar da bolca kostular, iyice yoruldular.
Onceki gun yagmur yagdigi icin bazi yerler tam kurumamisti, camurluydu. Kede dustu kosarken ve camura bulandi. Surati asik bir halde geldi. Biz Adille fotograf makinasini ayarlamaya calisirken hep beraber kedenin o haline gulunce cok bozuldu agladi bir sure. Cimlere sur elini gecer dedik ama islak mendilde israr etti. Eskiden islak mendil mi varmis, dogadasin evladim onunla halledicen isini. Bir ara baktigimda islak mendil kutusunu ele gecirmis pantalonunu da silmekle mesguldu. Birak daginik kalsin dediysem de dinletemedim.
Kucugunden buyugune cocuklar ingilizce konusuyorlar aralarinda maalesef. Mecbur kalmadikca Turkceye donmuyor hicbiri. Bir ara kedeyle adasi konus konusa onumde yuruyuyorlardi. Kedeye neden ingilizce konusuyorsunuz, ikiniz de Turkce biliyorsunuz diye sordum. Cevap: 'because we know each othev' :)) Haa tamam o zaman.
Her yil buraya gelelim dedik, sarapli elma toplama pek eglenceli oluyormus.
Salı, Kasım 08, 2011
Bir Okul Gezisinden...
Kede ve 2. silahsorun gundelik hallerinden bir parca. Okul otobusuyle 'pumpkin picking'e giderlerken...
Pazartesi, Kasım 07, 2011
4. Ay
Aylin dort aylik oldu. Bu aralar sesini mi kesfediyor nedir ciglik atip duruyor. Ablasina nazaran sessiz ve sakin oldugunu dusunuyorduk ama onlar reklamdi sanirim. Kizdigi zaman da bagirmaya basliyor hemen. Istedigi sey yapilsa/verilse bile kizginligi gecene kadar bagirmaya devam ediyor. Hadi o tamam ama onun disinda da aklina estikce bagiriyor. Eve birileri gelmisse bagirmiyor ama, gulucukler sacip bakiyor sakince. Simdiden tribunlere oynamayi biliyor olamaz di mi?
Formulaya basladik maalesef. Sozde tecrubeliyim ya bu sefer, ilk gunden itibaren biberon ve memeyi beraber goturmustuk ikisine alismisti. Lara'da formulaya geciste sorun yasamamistik. Ilk denedigimizi sevmemisti ama ikinciyi sorunsuz kabul etmisti, onunla devam etmistik. Ilkinden oyle bir deneyimim olmayinca sut bitmeden arada formula verip alistirmak hic aklima gelmedi. Buzluk stogum iki haftada eriyince apar topar formulaya gectik veeee nefret etti hatun. Ortaligi ayaga kaldirmis avaz avaz aglayip. Dort farkli marka formula denedik, en sonunda birini lutfen almaya basladi da bir oh cektik. Icmek isteyecegi formulayi bulmak birkac gun surdu ne yazik ki. Bolca bagirdi o arada.
Evde oldugum zaman da sutum o her istediginde olmuyor. Bazen sut istedigi gibi gelmezse hic ugrasmayip aglamaya basliyor, bi kosu mama hazirliyoruz. Bazen de deniyor, memnun kalmazsa durup uzuun uzuuun yuzume bakiyor 'saka yapiyor olmalisin. bi bak bakalim ben guluyor muyum' ciddiyetiyle. Yaptigim sevimliliklere hic karsilik gelmiyor o anlarda, ters ters bakmaya devam ediyor. Sonra da kizip bagiriyor zaten.
Her firsatini buldugunda donuyor. Otomatige takilmis gibi:) Donuyor, altta kalan kolunu genelde kurtaramiyor, biraz debelendikten sonra bagirmaya basliyor. Kolunu kurtarsa da biraz cevreye bakinip geri donemedigi icin yine bagiriyor.
Kafasinda konak var. Zeytinyagi surup duruyoruz ama henuz bir ise yaramadi. Umarim birseye alerjisinin oldugunun gostergesi degildir bu. Nefret ediyor kafasina yag surulmesinden, hic hoslanmiyor.
Gece uykulari kotuye gidiyor. hic olmazsa 2.5-3 saatte bir uyaniyordu yakin zamana kadar. Simdilerde 1.5-2 saatte bir uyaniyor. Meme istiyor. Bazen emzige de tav oluyor ama emzik agzindan duser dusmez uyaniyor. Saatte bir uandigi da oluyor. Uyandiginda hemen gitmiyorum yanina, biraz debelenmesine izin veriyorum, aglamak uzere oldugunda gidiyorum. Onceden arada ise yaradigi oluyordu bunun, biraz ugrasip sonra uyuyordu (hala kundakliyoruz). Simdi kalmadi oyle birsey, her seferinde aglama noktasina geliyor. Daha iyiye gidiyor olmasi gerekmiyor muydu bu isin. Nerede hata yaptim da kotuye gidiyoruz? Dusunuyorum ama bulamiyorum. Emzik-uyku baglantisini kesmem gerekecek. Tabi gecenin bir korunde kendi gozumu zor acik tutarken burada tikidi tikidi yazdigim gibi olmuyor o is:) Biz cozum bulmam lazim ama, uykusuzluga fazla dayanikli bir model degilim ben.
Formulaya basladik maalesef. Sozde tecrubeliyim ya bu sefer, ilk gunden itibaren biberon ve memeyi beraber goturmustuk ikisine alismisti. Lara'da formulaya geciste sorun yasamamistik. Ilk denedigimizi sevmemisti ama ikinciyi sorunsuz kabul etmisti, onunla devam etmistik. Ilkinden oyle bir deneyimim olmayinca sut bitmeden arada formula verip alistirmak hic aklima gelmedi. Buzluk stogum iki haftada eriyince apar topar formulaya gectik veeee nefret etti hatun. Ortaligi ayaga kaldirmis avaz avaz aglayip. Dort farkli marka formula denedik, en sonunda birini lutfen almaya basladi da bir oh cektik. Icmek isteyecegi formulayi bulmak birkac gun surdu ne yazik ki. Bolca bagirdi o arada.
Evde oldugum zaman da sutum o her istediginde olmuyor. Bazen sut istedigi gibi gelmezse hic ugrasmayip aglamaya basliyor, bi kosu mama hazirliyoruz. Bazen de deniyor, memnun kalmazsa durup uzuun uzuuun yuzume bakiyor 'saka yapiyor olmalisin. bi bak bakalim ben guluyor muyum' ciddiyetiyle. Yaptigim sevimliliklere hic karsilik gelmiyor o anlarda, ters ters bakmaya devam ediyor. Sonra da kizip bagiriyor zaten.
Her firsatini buldugunda donuyor. Otomatige takilmis gibi:) Donuyor, altta kalan kolunu genelde kurtaramiyor, biraz debelendikten sonra bagirmaya basliyor. Kolunu kurtarsa da biraz cevreye bakinip geri donemedigi icin yine bagiriyor.
Kafasinda konak var. Zeytinyagi surup duruyoruz ama henuz bir ise yaramadi. Umarim birseye alerjisinin oldugunun gostergesi degildir bu. Nefret ediyor kafasina yag surulmesinden, hic hoslanmiyor.
Gece uykulari kotuye gidiyor. hic olmazsa 2.5-3 saatte bir uyaniyordu yakin zamana kadar. Simdilerde 1.5-2 saatte bir uyaniyor. Meme istiyor. Bazen emzige de tav oluyor ama emzik agzindan duser dusmez uyaniyor. Saatte bir uandigi da oluyor. Uyandiginda hemen gitmiyorum yanina, biraz debelenmesine izin veriyorum, aglamak uzere oldugunda gidiyorum. Onceden arada ise yaradigi oluyordu bunun, biraz ugrasip sonra uyuyordu (hala kundakliyoruz). Simdi kalmadi oyle birsey, her seferinde aglama noktasina geliyor. Daha iyiye gidiyor olmasi gerekmiyor muydu bu isin. Nerede hata yaptim da kotuye gidiyoruz? Dusunuyorum ama bulamiyorum. Emzik-uyku baglantisini kesmem gerekecek. Tabi gecenin bir korunde kendi gozumu zor acik tutarken burada tikidi tikidi yazdigim gibi olmuyor o is:) Biz cozum bulmam lazim ama, uykusuzluga fazla dayanikli bir model degilim ben.
Cuma, Kasım 04, 2011
Dogumgunleri
Baba kizin dogumgunleri 2 gun arayla olunca ikisini de ayni gun kutladik bu yil. Lara'ya buyuk bir kutlama yapmadik bu sefer. Uc silahsorlerin kalan ikisinin geldigi, playdate havasinda bir dogumgunu oldu. Bolca kudurdular evin icinde, cizgi film seyrettiler, kostular, gidip gelip birseyler yediler, arada beraber ve solo aglayip biriken basinclarini dusurduler...eglendiler.
Arkadaslarindan bir tanesi uzaktan kumandali araba getirmis hediye olarak, ben gordugumde zavalli arabanin oynanma sekli soyleydi: arabanin arkasindaki antenimsi seyden tutulur, araba sallanir sallanir firlatilir. Pile filan ihtiyaci yoktur, o arabanin gitme sekli oyledir. [Hala da oyle oynuyor o arabayla, kafamiza yiyip de poh yoluna gitmeden yok ettim dun aksam].
Saat 2'de halloween parade olacakti sozde, bizden cikip oraya gidecektik. Hatta Zeliha kostumleri evde unuttugu icin Adille bi kosu gidip alip geldiler ama tam kizlari giydirme asamasinda ogrendik ki parade iptal edilmis kar nedeniyle. Site icindekini iptal etmeye bence hic gerek yoktu. Tamam ara ara devrilen dallar vs vardi kaldirimlarda ama zaten yoldan yuruyor cocuklar, zaten kucuk bir alanda turluyorlar, zaten yanlarinda buyukler oluyor. Hava yumusakti yapilabilirdi gayeten. Cocuklar hic ustunde durmadilar, asagi inip kaldiklari yerden kosmaya devam ettiler. Biz taze sarj edilmis makinalarimizla daha bi 'ama ama' vaziyetindeydik.
Gecen yil dogumgununde happy birthday sarkisinin soylenmesini hic istememisti Lara. Kimse dinlememisti ve soylenmisti, bizimki de sarki boyunca arkaya donup oturmustu. Kalabalik bir ortamda tum ilginin odagi olmak hic hosuna gitmiyor. Bana oncesinde soylemesinler dedigi icin sonrasinda da fircayi bana atmisti, neden soylediler diye:) Bu sefer soylemedik. Soylememekle kalmayip mum uflerken foto da cekmemisiz, aksam fotograflara bakarken farkettik :( [Bizde boyle: ya hep ya hic diyip uste cikasim var].
Parti bitti, ortaligi topladik, cok gecmeden Adilin kutlamasi icin Brazilian restaurantina dogru yollara dustuk. Gunduz soyleyemedigimiz happy birthdayi kabilece aksam soyledik:) Proteinin gozune vurduk. Lara bile her gelen etin tadina bakarak beni cok sasirtti. Masaya mutemadiyen gelip giden sangrialara ic cekerek baktim alkolsuz birami yudumlarken. En mutlusu Laraydi tabi, sabah pasta aksam pasta. Bi de salata masasinda duran krakerlerin nerdeyse tamamini ic etti masaya tasiyip durarak.
Iyi ki dogdunuz asklarim:))
Arkadaslarindan bir tanesi uzaktan kumandali araba getirmis hediye olarak, ben gordugumde zavalli arabanin oynanma sekli soyleydi: arabanin arkasindaki antenimsi seyden tutulur, araba sallanir sallanir firlatilir. Pile filan ihtiyaci yoktur, o arabanin gitme sekli oyledir. [Hala da oyle oynuyor o arabayla, kafamiza yiyip de poh yoluna gitmeden yok ettim dun aksam].
Saat 2'de halloween parade olacakti sozde, bizden cikip oraya gidecektik. Hatta Zeliha kostumleri evde unuttugu icin Adille bi kosu gidip alip geldiler ama tam kizlari giydirme asamasinda ogrendik ki parade iptal edilmis kar nedeniyle. Site icindekini iptal etmeye bence hic gerek yoktu. Tamam ara ara devrilen dallar vs vardi kaldirimlarda ama zaten yoldan yuruyor cocuklar, zaten kucuk bir alanda turluyorlar, zaten yanlarinda buyukler oluyor. Hava yumusakti yapilabilirdi gayeten. Cocuklar hic ustunde durmadilar, asagi inip kaldiklari yerden kosmaya devam ettiler. Biz taze sarj edilmis makinalarimizla daha bi 'ama ama' vaziyetindeydik.
Gecen yil dogumgununde happy birthday sarkisinin soylenmesini hic istememisti Lara. Kimse dinlememisti ve soylenmisti, bizimki de sarki boyunca arkaya donup oturmustu. Kalabalik bir ortamda tum ilginin odagi olmak hic hosuna gitmiyor. Bana oncesinde soylemesinler dedigi icin sonrasinda da fircayi bana atmisti, neden soylediler diye:) Bu sefer soylemedik. Soylememekle kalmayip mum uflerken foto da cekmemisiz, aksam fotograflara bakarken farkettik :( [Bizde boyle: ya hep ya hic diyip uste cikasim var].
Parti bitti, ortaligi topladik, cok gecmeden Adilin kutlamasi icin Brazilian restaurantina dogru yollara dustuk. Gunduz soyleyemedigimiz happy birthdayi kabilece aksam soyledik:) Proteinin gozune vurduk. Lara bile her gelen etin tadina bakarak beni cok sasirtti. Masaya mutemadiyen gelip giden sangrialara ic cekerek baktim alkolsuz birami yudumlarken. En mutlusu Laraydi tabi, sabah pasta aksam pasta. Bi de salata masasinda duran krakerlerin nerdeyse tamamini ic etti masaya tasiyip durarak.
Iyi ki dogdunuz asklarim:))
Perşembe, Kasım 03, 2011
Pazartesi, Ekim 31, 2011
Kar Mi? Hadi Canim
Cumartesi kar yagdi buraya. Ciddi ciddi yagdi valla. Birkac gun oncesinden hava durumunda kar yagabilecegini okuyunca gulmustum tabi tabi diye. Bir gun onceden Adil bayagi yagacakmis dediginde de hic kaale almadim kendisini. Daha Ekimdeyiz yaw. Ince bir monttan oteye gecmemisiz...Kisa kollular giyilebiliyor kimi gunler...3 hafta once plaja gitmisiz cumbur cemaat sicaklik 90'lara yaklastigi icin ve cocuklar yuzmus hatta...Agaclarin cogu birak yaprak dokmeyi renk bile degistirmemis henuz... Yagmur yagacak arada da azicik kar - belki - serpistirecek diye dusunuyorum.
Cumartesi oglene dogru bir basladi, aaa ciddi ciddi yagiyo bu yahu. Gece gec saatlere kadar yagdi. Bir baktik 8-10 cm oluvermis bile. Saskinliktan acilan agzimi uzun sure kapatamadim. Aksamustu disari cikacaktik, Laranin kabani bile yok daha. Gecen yilkini bulup giydirdik, bere nerde botu nereye koydum hicbir fikrim yok. Burasi icin cok degil 8-10 cm kar ama zamansiz olunca dagitti ortaligi.
Agaclarin kisin yaprak dokmesi cok onemliymis meger. O sulu agir kar yapraklarin ustunde kalip fazla agirlik yapinca ortalik darma duman oldu. Her yer devrilen agac, kirilan dal dolu. Elektrik telleri de fazlasiyla nasibini almis devrilip duran agaclardan, cok yerde elektrikler kesikti. Su sitede oturdugum surece tum kislarin toplaminda bu kadar zayiat vermemistik agaclardan. Pek cok bolgede okullar kapali bugun elektrik tellerinin ve agaclarin bir kismi hala yerlerde oldugu icin.
Tam da halloween oncesine gelince cocuklarin kostumlu parade'i falan yalan oldu tabi, hepsi iptal edildi. Kede de bu yil ilk kez kostum giymek istemisti. Kendi secti, hevesle giyip yatana kadar onunla gezdi evde aldigimiz gun. Bugun okul icinde kostumlu parti yapacaklar, hevesini alsin bari.
Bugun gunluk guneslik yine, haftasonu kar yagdi desen gulerler adama. Isinmaya devam edecekmis hafta sonuna kadar.
Cumartesi oglene dogru bir basladi, aaa ciddi ciddi yagiyo bu yahu. Gece gec saatlere kadar yagdi. Bir baktik 8-10 cm oluvermis bile. Saskinliktan acilan agzimi uzun sure kapatamadim. Aksamustu disari cikacaktik, Laranin kabani bile yok daha. Gecen yilkini bulup giydirdik, bere nerde botu nereye koydum hicbir fikrim yok. Burasi icin cok degil 8-10 cm kar ama zamansiz olunca dagitti ortaligi.
Agaclarin kisin yaprak dokmesi cok onemliymis meger. O sulu agir kar yapraklarin ustunde kalip fazla agirlik yapinca ortalik darma duman oldu. Her yer devrilen agac, kirilan dal dolu. Elektrik telleri de fazlasiyla nasibini almis devrilip duran agaclardan, cok yerde elektrikler kesikti. Su sitede oturdugum surece tum kislarin toplaminda bu kadar zayiat vermemistik agaclardan. Pek cok bolgede okullar kapali bugun elektrik tellerinin ve agaclarin bir kismi hala yerlerde oldugu icin.
Tam da halloween oncesine gelince cocuklarin kostumlu parade'i falan yalan oldu tabi, hepsi iptal edildi. Kede de bu yil ilk kez kostum giymek istemisti. Kendi secti, hevesle giyip yatana kadar onunla gezdi evde aldigimiz gun. Bugun okul icinde kostumlu parti yapacaklar, hevesini alsin bari.
Bugun gunluk guneslik yine, haftasonu kar yagdi desen gulerler adama. Isinmaya devam edecekmis hafta sonuna kadar.
Çarşamba, Ekim 26, 2011
Geldim
Eveeet sahalara dondum:) Biraz uzun oldu farkindayim ama evde oldugum surede zaman nasil gecti hic anlamadigim gibi blog yazmak da bir cesit is olmustu gozumde, itinayla kacindim:) Ise basladiktan sonra da anca sira geldi. Gelelim bu aranin ozetine.
Ikinci cocukta insan cok daha rahat oluyormus gercekten. Pek cok seyi daha oluruna birakmis durumdayim. Hos birakmasam ne olacak, kededeki gibi vakit yok ki. Ama insanin kafasi cidden daha rahat oluyor. Ilkinde sute takmistim kafayi mesela. Kendimi montofon sanirken sarikiz kivaminda bile sut cikmadigini gorunce bunalima girmistim. Bastan kabullendim bu sefer, gittigi yere kadar diye baslayinca sucluluk falan duymuyor insan pek guzel oluyor. Aylin de Laraya kiyasla daha cok sut cekince problem olmadi basta. Lara'da aman sut gitmesin diye biberondan kose bucak kacmis ise baslayana kadar vermemistim. Ne oldu? Ise basladigim gun biberonla tanisan kede hanim o gun beni satip bir daha memeyi agzina koymadi, bas bas bagirdi vermeye calisinca. Bu sefer ilk gunden itibaren biberon ve memeyi beraber goturduk, hem o ikisini de almaya alisti hem de ben sabah onu annemlere teslim edip oglene kadar uyuyup uykumu alir oldum.Aylin memeye sirt cevirmedi ama ise baslamamla beraber cook azaldi sut. Iki kere sagiyorum gun icinde ama cok komik miktarlar cikiyor. Aylin de bu ne be diyip bagirdi gecen aksam emzirmeye calisirken. Cok uzun surecegini sanmiyorum bu sut isinin. Maalesef.
Aylin eve geldikten sonra onceligi herseyin farkinda olan, pek umursamiyormus gibi gorunse de asabiyeti tavan yapan ablaya verdik tabi ki. Dogumdan once kedeyle yapisik ikiz modundaydik biz. Oncelikle benim dikisler tas koydu buna. Gece uykusuz oldugum icin gunduz uyuyor olmam, Aylinle beraber evde olmam, zirt pirt emmek isteyen Aylinin habire memede olmasi gibi seyler cok etkiledi iliskimizi.
Dogumdan bir hafta once odasini ayirmistik. Ilk basta kendi istemisti ve biz de firsati kacirmadan gecirmistik onu odasina. Sonra geri gelmek istedi gel diyemedim. Hazirliklarimiz, kitap okumalarimiz falan bitip de yatma saati geldiginde anneanne ile odada kaliyordu, annem onu tutmaya calisirken ben kapiyi ortup gidiyordum, avaz avaz agliyordu tabi arkamdan. Kizimi terkettim diye ben basliyordum bu sefer iceride:) Ikimiz icin de cok zor oldu. Uyku konusunda su anda oldugumuz noktayi baska bir posta sakliyorum ki iyice dagilmayayim simdi.
Ilk baslarda Lara cok asabiydi. Aylin'e en ufak bir kotu davranisi olmadi. Arada gelip seviyordu, kucaginda tutmak istiyordu, inceliyordu. Eh Aylin de paket modunda yatip etliye sutluye karismadigi icin ona karsi herhangi bir tavir almadi. Acisini bizden fazlasiyla cikardi ama. Asabiyeti tavan yapti. Herseye ama herrrseye aglar oldu. Mesela bir gun portakal suyu icer misin diye sordum okuldan geldiginde. Oldugu yere cokup avaz avaz aglamaya basladi. Neymis, o anda icmeyecekmis sonra cizgi film seyrederken icecekmis. En az 5 dakika yerlerde agladi bunun icin. Boyle bir suru datamiz var elimizde:)
Olabildigince katildim aktivitelerine, Aylin bir haftalikti Adille beraber Lara'yi ilk kez sinemaya goturdugumuzde. Ama okuldan alma, havuza goturme, parka goturme gibi seyleri hep babasiyla yapmasi gerekti benim dikisler yuzunden. Buna cezami da arada beni istemeyip itip, gozumun icine baka baka Adile sarilip sen annesin diyerek verdi yer cucesi. Simdi guluyorum ama hormonlarimin tavan yaptigi o gunlerde cok koymustu.
3. aya dogru duzelmeye basladi davranislari. Allahtan annemler burada da ablaya daha cok vakit ayirabiliyoruz. Okuldan geldikten sonra, Lara yatana kadar Aylin'i neredeyse sadece emzirmek ve belki bir de altini degistirmek icin aliyorum. Annemi annesi beni de sutcu saniyor zannimca. Adil de onceligi Laraya veriyor. Ablanin yaninda kimse bebege fazlaca aman da aman yapmiyor. Haftasonlari neredeyse eskisi gibi beraber zaman geciriyoruz. Bunlari gorunce rahatlamaya basladi, davranislari da duzeldi. Aylin aglarsa acikmis, emzirmen lazim diyor mesela. Biz de Aylinden cikan her sese paso senaryo yaziyoruz: bak ablam nerede diyor, sen geldin ya aglamiyor artik, bugun hep kapiya bakti ablam ne zaman gelecek diye...Asil kiyamet ufaklik ayaklanip etliye sutluye karismaya baslayinca, benimle ilgilen diye israr etmeye baslayinca kopacak diyorlar. Beklemedeyiz:)
Pazartesi, Ağustos 08, 2011
E-mailim calindi hukumsuzdur
Panige gerek yok efendim, calinan bir sey yok! Bu yazida 'e-mailiniz calinmasin aman dikkat' babinda bir iki uyarida bulunmak istiyorum, bu basligi uygun gordum.
Asagidaki imzada goreceginiz uzere yaziyi yazan Bezen degil. Blog artik Bezen'in blogu diye anilmaya basladigindan hemen bunlari bastan yazayim sonra darilmaca kusmece olmasin :)
Normalde teknoloji ile ilgili yazilari adilhindistan.blogspot.com adresinde yaziyorum. ama bu yazi daha cok Turkiye'deki arkadaslara hitap ettigi icin coluk cocuk haberlerinin arasina sikistirivereyim dedim.
Efendim, ODTU mezunlari olarak bizim 14-15 yildir yazistigimiz ODTU-MD adinda bir listemiz var (Bilgi). Kurucusu bir agabeyimle ben bu listenin idari islerini hallediyoruz. Liste ODTU'nun sunuclari uzerinde calisiyor. Dun bize uyelerden birinden icinde sadece 'dnm' yazan bir mesaj geldi.
Hemen her gun ozellikle de yahoo ve hotmail kullanan arkadaslardan birinin e-mail adresi calindigindan (yari Turkce tabirle "hack edildiginden"), benim antenler dikildi hemen. Yazan 1976 mezunu bir buyugumuz ama simdilerde genclerin chat-dilinde kullandigi turden bir mesaj.
Kuskulanip bir iki deneme mesaji filan attim, onlem olarak hemen listeden cikarttim filan. Netice de bugun telefonla gorusup sorun olmadigini anladik. Bu arada ben 'acaba' diye arastirirken farkettim ki 2 dk. icinde bu arkadasimizin tum e-maillerini ele gecirmem mumkun. Kendisini uyardim, olayin gelisimini, nasilini anlatip burdan okuyan arkadaslari da uyarayim istedim.
E-maili calmak isteyen kisi ben olsaydim ne yapardim?
Ilgili e-mail servisine "sifremi unuttum" derdim.
Bu arkadasin e-maili Gmail'den idi. Asagidaki adresten Gmail sifresinizi sifirlamak mumkun:
Dolayisiyla bu linke gidip onun e-mail adresini girdim.
Gmail'in bana sundugu seceneklere bakinca en ustteki sifreyi kurtarmak icin hotmail.com adresini kullanabilecegimi goruyorum.
@hotmail.com'dan onceki kisim gmail adresi ile ayni, dolayisiyla burda gosterilmemesine ragmen hotmail adresinin tamamini tahmin edebiliyorum.
Dogruca hotmail'in sifre kurtarma sayfasina yollaniyorum ve arkadasin hotmaildeki e-mail adresini giriyorum bu sayfaya:
Gelen seceneklere bakiyorum. Ilkine tikladigimda anliyorum ki 'sifreyi unutursam gmail adresime gonder' denmis. Bu benim isime yaramiyor.
En alttaki secenegi tikladigimda benimle baglantiya gecmek icin bir e-mail adresi istiyorlar. Bu secenek ise yarayabilir. Bir e-mail adresi giriyorum ve gelen sorulara bakiyorum.
- Son yazdiginiz e-mailin konusu neydi ?
- En cok e-mail yazdiginiz adresler hangileri?
- Guvenlik sorunuzun cevabi ne?
gibi adresin sahibinin bilecegi sorular soruyor. Bir kismini tahmin etsem bile bunlarin hepsini bilemem.
Dolayisiyla "Security Question", yani "Guvenlik sorusu" yazan ikinci senege tiklayorum.
Soru: Annenizin dogum yeri.
E-mailini ele gecirmeye calistigim kisiyi tanimiyorum, taniyor olsam bu cok kolayca cevaplanabilecek bir soru. Ne yapabilirim?
Google'a cift tirnak icinde[1] "Ad Soyad" seklinde e-mailini ele gecirmek istedigim kisinin adini ve soyadini yaziyorum. Gelen sayfalardan bir kacinda "profil" bilgileri var ve Ilkokulu Izmir'in bir ilcesinde okudugunu anliyorum.
Dahasi, bir haritada "yasadigi yerler" gosterilirken yine bu ilce isaretlenmis. Annesi de bu ilcede dogmus olabilir mi?
Deniyorum... Hotmail, "yeni sifre ne olsun?" diye soruyor, dogru cevabi bulmusum. Bu noktada artik hotmail ve gmail hesaplarini ele gecirdim demektir.
Burda boyle uzun uzadiya yazdigima bakmayin. Hepi topu 45 saniyemi aldi bu noktaya varmam. O zaman alinacak dersler neler?
1) Oncelikle, guvenlik sorunuz gercekten guvenli olmali. Nasil mi?
- Her siteye ayni guvenlik soru/cevabini vermeyin. Birinin ele gecirilebilecigini dusunun.
- Mumkunse guvenlik sorusunu kendiniz yaratin.
- Birilerinin sorunuzu bildigini ve cevabini internette arayacagini varsayarak, birakin internetten arama ile bulunmasini, sizi cok iyi taniyan insanlarin bile bilemeyecegi bir soru/cevap uretin.
- Eger soruyu kendiniz yaratamiyorsaniz, yalan soyleyin! Pek cok site "anne kizlik soyadi" ister mesela. Sizi taniyan birileri bunu bilebilir. Dogrusu "bilgili" ise mesela, "bilgili degil bilemedin" gibi bir cevap yazin veya ne bileyim sevdiginiz bir arkadasiniz annesinin kizlik soyadini yazin oraya. Cevabiniz yanlis olsun ki dogru cevabi bilebilecek kisiler bile asil cevabinizi bilemesin.
2) E-mail sifresi sifirlama sayfalarinizi ziyaret edip, seceneklerinizi gozden gecirin. Mumkunse yeni sifrenizin gonderilecegi adresi bu 3 servisin disinda , tahmin edilmesi zor bir e-mail adresine yonlendirin.
- Gmail: https://www.google.com/accounts/recovery?service=mail
- Yahoo: https://edit.yahoo.com/forgotroot/
- Hotmail: https://account.live.com/password/reset
3) Google servislerinde 2-adimli dogrulama secenegini aktiflestirebilirsiniz[2]. Her seferinde normal sifrenizden baska bir de kod girmeniz gerekiyor bu durumda. Bu islemin size verdigi zahmet biraz daha fazla elbette ama guvenliginiz cok cok artiyor bu durumda.
4)Yillik 10$'a kendi alan adinizi satin alabilir ve hatta google'da tutabilirsiniz[3]. E-mail sifrenizin gonderilecegi adres olarak boyle bir adres kullanabilirsiniz mesela.
Bu arada sebeplerini uzun uzadiya yazmayacagim ama hala yahoo veya hotmail kullaniyorsaniz, benden duymus olun, biraz teknolojinin gerisinde kalmissiniz :) Kendinize bir gmail adresi edinin ve guvenlik ayarlarini iyice bir gozden gecirin, olur mu?
Buyrun benden size bir de hediye. Google+ davetiyesi: http://goo.gl/uyoAC (ilk 150 kisi).
"Aaa Facebook gibi" filan demeyin, degil cunku. Yardim dosyasi su adreste var: http://www.google.com/support/+/ (En altta sagda English yerine Turkce secebilirsiniz).
Benden bu kadar. Kolay gelsin
Notlar:
[1] Google'da arama yaparken cift tirnak icine yazdiginiz anahtar kelimeler oldugu gibi alinip aranir.
Adil Hindistan -> Google icinde Adil veya Hindistan gecen tum sayfalari getirir
"Adil Hindistan" -> Google icinde Adil Hindistan gecen sayfalari getirir.
[2] http://goo.gl/2ZbeY - Turkce - Iki adimli dogrulama nasil calisir?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






