Salı, Ağustos 28, 2012

Geldim

Biri locada, oburu anca ekonomide yer bulmus
Bu kadar zaman yazmayinca nasil giris yapacagimi bilemedim bu posta. Eeee ooooo diye bakmaktayim ekrana. Neyse, azicik zamanim var yazmak icin onu da boyle harcamayayim di mi:) Aylinyus 1 yasina girdi demisiz en son, oradan alalim.

Dusunmus tasinmis kivrim kivrim kivranmis ama hatuna bir nick bulamamistik ya, ablasi hallediverdi o isi. Aylin herseyi illa agzina sokacak, buna biz de dahildik. Ablasinin kolunun tadina baktigi bir gun kede 'don't wet me silly goose munchkin' dedi ve Aylinin nicki cikti: munchkin. Kede herseyi sokmazdi agzina, kriterleri vardi. Munchkinin elinden ne ucan ne kacan kurtuluyor. Son iki yazdir evde karinca cikiyordu, bu yil yok. Akilli hayvanlar, ortalikta dolansalar hic sanslarinin olmadigini biliyorlar zannimca. Munchkin yere cok yakin dolaniyor, hayatta affetmezdi onlari :)

Henuz yurumuyor, cok azimli de degil o konuda ama tirmanmayi seviyor, cok da hizli tirmaniyor. Daha desteksiz oturamazken, emekleyemezken koltuga birakilinca koltugun koluna tirmanip sehpanin uzerine gecebiliyordu surunerek. Ogretmeni iyi cocuk ne yapsin. Bilgisayarda cizgi filmi bile su sekilde seyreden bir abladan baska nasil esinlenir insan.


Merdiven cikmayi seviyor fakat ciktigi gibi, yani basasagi, inmek istedigi icin o noktada anlasamiyoruz pek. Simdi geri geri inmeyi ogretiyor bizimkiler. Genelde hatirliyor da heyecanlanip ablanin pesinden hizlica gitmek isteyince unutuyor.

Bir kumanda savasidir gidiyor aralarinda. Asagi indiginde hemen kumandayi araniyor munchkin. Kede cizgi film seyrediyorsa o arada, vermiyor tabi. Cok sessiz hareket etmeyi ogrendi ufaklik, sessiz sessiz cevrede emekleyip firsat kolluyor. Abla bir an bos bulunup da kumandayi birakirsa tum hiziyla atliyor ustune. Kede sakliyor kumandayi bu durumda. Cizgi film mi seyredecek kumanda mi kollayacak cocuk. Genelde koltugun arkasina sakliyor. Munchin durumun fazlasiyla farkinda, ablayi koltugun yaninda yerde gorurse isik hiziyla koltuga tirmanip tepeden kendini asagi sarkitiyor, kumandayi gormeye calisiyor. Bize de asagi ucmamasi icin belinden cekistirmek kaliyor. 

Çarşamba, Haziran 20, 2012

9. Ay



Sahalara donme calismalarim devam ediyor. Bu arada 9. ay draft'da kalmis, gume gitmesin di mi ama:)

Aksamustleri kedeyi okuldan aliyorum ve eve beraber donuyoruz. Aylin genelde kapida babaannesinin kucaginda bekliyor oluyor ablasini. Aman bir heyecan bir heyecan onu gorunce. Hizla sallanan kollar bacaklar, gulucukler, heyecanli sesler hepsi bir arada. Kedenin arkasindan giren bana da soyle bir bakiyor ama kafa hemen abladan yana donuyor yine. Gecenler de bir gun kedeyi bir arkadasim alacakti, ben once gittim eve. Girdim, bana da guldu ama arkami gormeye calisiyor, iceri gidiyoruz donup donup kapiya bakiyor yine oraya gitmeye calisiyor falan. Abla gelmedi ya akli onda. Onun asil bekledigi kede, gerimiz hikaye.

Yok emeklemedi daha. Surunmeye devam. Duruma gore cok hizli ve sessiz olabiliyor bunu yaparken. Cep telefonu, ipad, kumanda gibi seyleri dikkatle takipte. Abla oynuyor ya onlarla ici gidiyor. Eline verdigimiz anda agzina gidiyor bunlar da tabi, pek vermiyoruz onun icin. Kede ceple ya da ipadde oynarken olur da yere birakirsa once dort ayak ustunde mevzilenip bakislari hedefe kitleyip biraz yaylaniyor. Sonra kendini firlatip hizli hizli surunuyor. Abla farketmeden hazineyi eline gecirirse yuzunde kocaman bir gulucukle hemen agzina sokuyor. Yakalanir da kacirirsa elinden itiraz sesleri yukseliyor ama cok uzun surmuyor henuz bu itirazlar. Onune baska bir sey koyunca unutuyor.

Biraz hafife aliyormusuz kendisini. Bir gun hepimiz asagidayiz, kede oyuncaklariyla takiliyor, Aylinin onunde bir yigin sey, biz de Adille konusuyoruz. Basimizi bir cevirdik ki ne gorelim. Sen televizyonun oraya git, en altta duran ps-3’yi ac, icindeki dvd’yi cikar, kemirmeye basla. Hangi ara o kadar organize oldun cocuum sen? Nasil cikardin o dvd’yi oradan tek hamlede? Televizyonun onune derhal bebek kapisini koyduk. Daha gerekmez diyorduk, gerekiyormus meger test ettik onayladik.

Gunduz uykusu ikiye indi. Onu da mumkunse uyumasin, o kadar istiyorsak bi 10 dakika gozlerini dinlendirip kalksin. Hayir uyumaya mi geldik canim buraya? Normalde ben isten gelince hemen kucagima geliyor. Biliyor ki bu kadin onu kucakta tasiyacak. Ama ilerleyen saatlerde, babaannesinde ise, o kadar da istekli olmuyor bana gelmek icin, kafasini ceviriyor, zorla alirsam aglamakli oluyor. Biliyor ki bu kadin bu aralar yatiracak onu, eli kulaginda, yuzgoz olmamakta fayda var. Yatmadan onceki yemegini babaannesi yediriyor, pijamasini da o giydiriyor. Pijamayi giydikten sonra babaannesine siki siki tutunuyor, ben alinca da basliyor aglamaya. Biliyor ki yolun sonuna gelinmistir, istikamet karyoladir. Ama niye sadece o yatiyordur, daha oglen uyumustur, asagida eglence son hiziyla devam ediyordur. Zaten ipad’i de vermiyorlardir, batsin bu dunyadir. Babaannesine baka baka aglayip kadincagiza vicdan azabi cektiriyor bir de. Odaya girene kadar agliyor. Iceri girince, bence, etrafta artik onu kurtarabilecek biri kalmadigi icin susuyor. Daha su ayda biliyor tribunlere oynamayi yer cucesi.

Cuma, Mart 16, 2012

8. Ay


Hala emeklemiyor hatun. Hani ikinciler daha erken yapardi herseyi? Tembel cikti bu. Cok calistirilmaya da gelmiyor, azicik fazla birak yerde hemen bagirmaya, aglamaya basliyor. Oturur vaziyette kucakta gezecek sultanim, kusbakisi bakacak cevreye, o zaman hersey guzel. Yere birakip otesine berisine birseyler koyuyoruz, once biraz surunuyor, yakinlardakilere gidiyor. Sonra bir otedekilere bir bize bakip acikli acikli bagiriyor. Basini elinin ustune koyup aglamaya basliyor ardindan. Timsah gozyaslariyla ama, 1-2 damla var yok. Laracim goster kardesine diyoruz hemen gelip odada surunerek birkac tur atiyor kede bak boyle yapacaksin diyerek. Aylin onu seyrediyor sonra yine kafasini eline koyup aglamaya(!) devam ediyor:) Ozellikle bana yapiyor. Fazla zaman geciremiyoruz beraber diye her firsat buldugumda kucagima aliyorum onu, manipulasyoncu boncuk da ustume oynuyor.

Henuz nick bulamadik kendisine. Laraya kede diyoruz Ayline ne diyelim dedim 'tekir' dedi Adil:) Cok yaraticiyiz cok:))

Kedenin bebekliginde kaka sorunu vardi, o igrenc erik suyu/puresi/vesairesinden az yedirmeye calismamistik cocuga. Aylinin ise kakasina yetisemiyorduk bir ara. Gunde hic yapmasa 3-4 kere yapiyordu yakin zamana kadar. Oyle ki 5 kere yaptigi bir gun babaanne Ayline yonelttigi soru ile duygularimiza tercuman olmustu: 'ha bu kadar bok olur mu?'

Egzemayla bogusmaya devam. Ne krem kullanirsak kullanalim ne siklikta kullanirsak kullanalim kortizonlu krem olmadan gitmiyor meret. Tikali gozyasi kanali acildi ama, o iyi oldu. Artik gozyasi geliyor o gozunden de.

Kedenin yemekleri cok uzun sure ayri pismisti. Alerji olasiligindan korktugumuz icin cok yavas yavas tanitmistik her yiyecegi, aralarini acmistik. Bizim yemeklerden uzun sure vermemistik yok organik degil yok yagli yok tuzlu diyerek. Hatun deli yemek sectigi, mumkunse sade makarnadan baska birsey yemek istemedigi (ha bir de tatli tabi), yani agzimiz fazlasiyla yandigi icin Aylincik tadina bakiyor hemen her pisenin. Dun biber dolmasi yedirmis babaannesi. Onun yemekleri de ayri yapiliyor ama bizimkilerden de deniyor mutlaka.

Ilk disi cikiyor. Bakinca goruluyor beyazlik ama henuz dis diyebilecegimiz bir yukseklige erismedi. Onunkiler de yavas ve zor cikiyor, huysuzlastiriyor hatunu. Her buldugunu zaten agzina goturdugu icin disten mi degil mi anlayamiyoruz. Salonda yere oturur oturmaz yerdeki foam mat'i sokmeye basliyor. Sokemezse cok kiziyor, bagiriyor. Asabiyiz bi de. Hemen isirmaya basliyor ardindan. Kimi uzun kimi kisa, surekli gozunun onunde oldugu icin sacini da kestik makinayla, Abidin oldu:)

Perşembe, Mart 01, 2012

Fotoroman

Nedir simdi bunun olayi? Bu top o delige mi girecek? Tum tantana bunun icin mi? Iyi. Girsin. Vuruyorum bak.

Uupps fazla gitti. Dokunmaya gelmiyo buna da.


E ama gitmiyo dogru yere.


Baslarim sopasindan.


Gitsene be!



Giprasma. O delige gireceksin dedim.

Salı, Şubat 07, 2012

7. Ay

Bilin bakalim kim 7 aylik oldu. Doydugunda yemegi puskurtme isinde ustalasiyor. Artik rahatca isabet ettiriyor babaanneye:) Pratik yapmaya devam ediyor, onumuzdeki aylarda farkli acilardan da hedefi tutturmasini ve nokta atisini bekliyoruz kendisinden.

Eline cingirak verdigin anda sallamaya basliyor. Kucagimda gezdirirken habire salliyor. Biz kucukken okulda teneffus zamani hademe elinde bir zil cala cala koridorda dolasirdi sikca. Biz de o hesap cala cala geziyoruz.

Iki tarafa da donuyor artik. Emekleyemiyor ama az bucuk surunuyor. Ama bu arada donup durdugu icin hedefine degil de artik neresi cikarsa bahtina oraya gittigi oluyor. Bir aksam carsafini serip ustune koymustum. O arada Larayla kac dakika daha cizgi film izleyebilecegini konusuyorduk. Kafami bir cevirdim ki done done gitmis, yolculugu bilgisayar koltuguna carpinca son bulmus, koltugun tekerlegini yaliyor. Hic de sesini cikarmiyor cuce. Yerde ilk yaptigi sey carsafinin disina cikmak. Sonra bakiyor yerde bir ilgisini ceken birsey, kirinti vs gorurse duruyor, henuz eliyle alamiyor oyle kucuk seyleri onun icin direk yalamaya calisiyor. Elektrik supurgesi olarak ise aldik kendisini, hem kuru hem sulu temizlik yapiyor:) 

Lara'yi gorunce heyecanlaniyor, o atlayip zipladikca guluyor. Lara ne kadar yuksekten atlarsa ve ses cikarsa o kadar cok guluyor. Lara iyi gunundeyse Aylin gulsun diye oradan oraya atlayip duruyor, yoksa 1-2 sicrayip gidiyor. Aylin kucakta ablayi yakalamaca oynuyoruz cok hosuna gidiyor. Lara yuksek sesle guldugu zaman o da guluyor. O iyi de, Lara kizip agladigi, bagirip cagirdigi zaman da guluyor. Onun icin ikisi de esit oranda eglendirici fakat abla cok kiziyor tabi kendisi aglarken kardes heyecanla gulunce. Ofkesini ona yoneltiyor bu sefer 'gulmesiiiinn...gitsiiiin' diyerek. Aylin buna da guluyor. Tepelenmemesi icin olay yerinden hizla uzaklastiriyoruz munasebetsiz kardesi:)

Bu gulecligi kendi aleyhine de kullaniliyor tabi. Yemegi begenmedigi ve puskurtme modunda olmadigi zamanlar dudaklarini kitliyor ooyle oturuyor mama sandalyesinde. Gecen aksam yine oyle bir anda ben iceri girince bana guldu. Agzi kapali gulmeyi bilmiyor ki, gulerken acti agzini tabi. Acmasiyla babaannenin dolu kasigi sokmasi bir oldu. Afalladi. Yuttu. Donup uzun uzun ve ciddiyetle bakti ona. O arada ben sebeklik yapinca unutup gene guldu bana. Bir kasik yemek daha sokuldu agzina:) Yine donup uzun uzun babaanneye bakti saskin bir ifadeyle:)

Cuma, Şubat 03, 2012

Tribunlere selam olsun

Kede feci halde tribunlere oynuyor. Hatunun tatli duskunlugu malum. Sik sik kendi aramizda bak sebze meyve yemen lazim, cok yararlidir, tatli zararlidir, bak biz yiyor muyuz (onunde yemiyoruz valla) falan gibi - genelde tek yonlu - konusmalar geciyor. Pratikte bu soylenenleri sallamasa da teoriyi almis. Soruyorlar:

- laracim en sevdigin yiyecek ne?
- sebze meyve  (tabi tabi)
- en cok hangi sebzeyi seviyorsun?
- hepsi  (durumu kurtariyor genel cevapla)
- en sevmedigin yiyecek hangisi?
- tatli  (ooldu. babaanneyle hergun biskuvi pazarligina giren bendim)

Her seferinde, kim sorarsa sorsun, ciddiyetle ayni cevabi veriyor. Gel de yakin simdi sebze yemiyor diye:) Kim kaale alir bizi bundan gayri.

----------------------
Kede kucukken buyuyunce ne olacaksin diye sordugumuzda iya (inek) ve zurafa derdi. Bir zaman sonra deniz kizi olmaya karar verdi. Simdilerde kariyer hedefi dis perisi olmak. Dis perisi ol tabi de gel bi de meslek sec dedim. Su su isi yapar bu bu isi yapar diye birkac ornek verdim.

- sen hangi isi yapmak istiyorsun?
- is mii? nedeeen??

Insan neden is yapmak ister degil mi ama:)))

-----------------------
Oda kapilari kapanmaz bizde. Burasi benim odam gibi laflar hic edilmez. Gecen gun odasinda oynuyordu, oraya dogru geldigimi gorunce hemen kalkti 'don't come in to my room' dedi ve kapiyi kapatti. Hemen actim, bu evde kapilar kapanmiyor biliyorsun dedim. 'Don't come in' dedi yine kapatmaya yeltendi. Yine actim, ayni seyi bir kere daha soyledim. Biz hic burasi bizim odamiz diyor muyuz tatlim dedim. 'This is not your oda this is my oda' dedi ama kapatmadi bu sefer. Ergen kacti icine sanirsam.

-------------------------
Adil sabah yanina gelen kedeye: 'hello baby'
Aldigi cevap: 'hello mister' (r v okunacak)

-------------------------
biraz da ortaya karisik iki dil:

- miss ettik mi cikisi
- daddy can kucak me
- don’t carp the car
- I don’t like yols (yolumuz kisa, yurumen lazim dedigimizde)
- I esne first
- close your eyes ....(biraz bekleyip)...closed’dun mu eye’ini?

Pazartesi, Ocak 30, 2012

Ejderha Kral

Cumartesi kedeyi kukla tiyatrosuna goturduk: Ejderha Kral. Cin halk hikayesiymis. 45 dakikalik bir gosteriydi. Pek acmadi bizimkini. Daha 5. dakikada ben bunu sevmedim diyerek verdi notunu. Biz cok begendik. Dekorlar ve kuklalar cok guzeldi, hikaye guzeldi. Neyse ki huysuzlanmadan oturdu sonuna kadar, biz de rahat rahat seyredebildik. Kukla tiyatrosu istemiyormus bir daha, gercek tiyatro istiyormus :)

Karanlik oldugu icin foto cekemedik ama youtube'da su videoyu buldum. Oyundan bir parca:

Çarşamba, Ocak 25, 2012

Inciler

Haftasonu kar yagdi. Gecen kis ustuste cok miktarda yagan kardan o kadar cok cekmistik ki kar denince korkuyordum ama bu seferki makul bir miktarda yagdi, 8-10 cm olunca durdu. Kar yagarken cikip yagan karlara buyutecle bakmayi teklif ettim kedeye, kabul etmedi. Kar durdu, birkac arkadasimizin cocugu kizaklarla cikageldiler kapiya. Hadi kaymaya dedim, istemedi. Hevesim kursagimda alternatif kar oyunlari onerdim, geri cevirdi. Halime gulen Adil sansini denemek istedi, aldigi cevap 'do you like freezing? kar is freezing you know' oldu:) Bu kis da evdeyiz belli oldu.

Gecenlerde ustu islaninca elime ilk gecen pantalonu giydirdim. Boyu kisa geldi. Egilip bakti bacaklarina 'bu ne yaaa' dedi ve hemen cikardi pantalonu.

Aylinden once cizgi film olayi kisitliydi. Haftaici aklina gelirse gunde 20 dk, haftasonu disari da cikmissak 30 dk, evdeysek 1 saat. Aylin dogunca duzen karisti tabi. Hem benim uyumama izin versin hem de cikan krizler azalsin diye hergun ve uzun uzun izlemeye basladi, sure kontrolu her zaman yapilamadi ve isin boku cikti. Simdi yine azaltma calismalari icindeyiz. Itiraz had safhada tabi, siki savasiyor. Simdilik haftasici gunde 30 dk, haftasonlari Aylini uyutsun diye sadece o uyurken izleme izni var. Yoksa mutlaka uyandiriyor ufakligi. Haliyle Aylinin gozunun icine bakiyor uyusun diye. Yine bir gun cizgi film seyrederken Aylin babaannesinin kucaginda bir anda karsisinda belirince (artik kapatmasi gerekecek ya) kardese tepkisi 'ooo, nerden cikti buu' seklinde oldu.

Hasta olup da evde kaldigi bir sabah kriz cikarmaya baslayinca babaannesi cizgi film izlemeye gondermis. Adil asagi indiginde hala tv basindaymis hanimefendi. Cok izledin artik kapat diyen babasina cevabi 'baba senin ise gitmen lazim. ise git lutfen'.

L: Baba sen erkek misin?
A: Evet kizim. Peki sen nesin?
L: I am a lady

Cuma, Ocak 20, 2012

Pasta Hatirina

Haftasonu bir dogumgunune gittik. Kede dogumgunu cocugu dahil kimseyi tanimiyordu. Mekan Little Gym. Cocuklar oynamak icin iceri girdi, bizimki girmeyi reddetti. Hatta kucagima cikti. Bizim toplandigimiz kisimda oturacak yer pek yoktu, ayakta da artik deve kadar olmus bir cuceyle dolasamazdim. Indirdim, kiyamet koptu. Nasil bir aglama. Hadi gir oyna, yok girmiyor. Ona bir sandalye buldum, otur seyret o zaman buradan, hayir oturmayacak. Biz dolasacagiz arkdaslarimizin arasinda yanimizda gel madem, illa kucakta gelecek. Tasiyamam seni uzun sure dedim bacagima yapisti. Cidden yapisti ama, suruye suruye anca gidebiliyorum. Gel iceri beraber girelim, beraber oynayalim, hayir. Aglama devam ediyor bu arada. Konusuyoruz olmuyor rusvetler havada ucuyor yok. E eve gidelim madem, ona da hayir. Adil sinirlendi sonunda, iceri girmeyen cocuga pasta yok deyiverdi. Bu bize iyice siddetlenen bir aglama olarak geri dondu. Hepimiz gerildik.

Ennn sonunda pastanin guzel hatirina iceri adim atmaya ikna oldu. Beraber girdik. O arada o sustu ama ben aglamak uzereydim. Once yanimdan ayrilmadi, sonra biraz once yapilan bubbledan orada burada kalip da patlamamis olanlari gordu, gitti onlari patlatti. Diger cocuklara hic yanasmadi. Ufak ufak 1-2 minderde zipladi birseyler yapti. O sirada Adil de girdi iceri beraber sallanma aletine gittiler ve acildi. Yuzu guldu, yaptiklarini gostermek icin seslenmeye basladi, eglenmeye basladi. Tabi bu arada sure doldu. Hosuna gitmeye baslamisti ya, istemeye istemeye cikti.

Pizza ve pasta icin masaya oturduklarinda hala iceri gidelim, gene gelelim diyip duruyordu. Sonrasinda keyfi yerindeydi. Uzun bir dogumgunu oldu velhasil.

Foto baska bir dogumgununden, kankasi Selin ile.

Cuma, Ocak 13, 2012

Bale

Kede ilk bale gosterisine Ekimde gitti. Cinderellayi seyrettik. 1 saatlik, kucuk cocuklar da takip edebilsin diye ara ara hikayenin anlatildigi bir gosteriydi, bayildi bizimki. Evde bale hareketleri yapmaya basladi. Aralik ayinda Nutcracker'in yine cocuklar icin kisaltilmis 1 saatlik gosterisini bulduk, ona gittik. Daha sik gitmek istiyor ama cocuklarin da izleyebilecegi bale gosterisi pek yok ne yazik ki. Digerleri hem cok uzun hem de aksam saatlerinde, daha onlar icin cok erken bence.

Bu arada ben bale yapmak istiyorum demeye basladi. Baktik surekli soyluyor, yazdirdik. Bu aralar en sevdigi renk kirmizi, onun icin kirmizi bir tutu yaptim ona ve gecen hafta ilk derse gittik. Programin adi Storytime Ballet. Once masali okuyorlar, sonra ona gore dans ediyorlar. Hatunu sinifa teslim ettik, onlar masala baslarken biz asagi cay icmeye indik. Fotograf makinasini evde unutmustum, yemedigim laf kalmadi tabi bu arada:)

Yaklasik 20 dakika sonra acep ne yapiyor diye yukari ciktim, baktim bizimki salonun girisindeki sandalyede tek basina oturuyor. Disaridan seyredenlerden biri 'katilmak istemedi' dedi. Sasirmadim. Sosyal bir kelebek degil ne yazik ki, bir yere isinmasi cok zaman aliyor, hatta bazen o isinma hic olmuyor. Aglamadan guzel guzel oturuyordu ama, arkamdan aglamamis olmasi bile mutlu etti beni.

Neden dansetmedin diye sordugumuzda 'bugun istemedim' ve 'I was feeling a bit shy' dedi. Gelecek hafta dans ederim dedi. Baleyi cidden seviyor demek bu, hic gelmek istemiyorum diyip kesip atabilirdi yuzmede yaptigi gibi. Oradan bir dogumgunune gidecektik, madem dansetmeyeceksin yola cikalim o halde dedik.

1 saat mesafede bir yere gidiyorduk, yolda uyudu. Mekana varinca biz uyandirdik onu. Uyku sersemiydi hala. Tutumu giyecegim diye tutturdu, geciriverdik pantalonunun ustune. Iceri girmek istemedi. Ikna etmeye calistik olmadi, biz giriyoruz dedik agladi. Hic tanidigi cocuk yoktu onun da etkisi vardi. En sonunda bizim arkadaslarimiz orada, sen istedigin zaman gel diyip biz salona gectik. Biraz sonra, iceride kraker var tuyosunu alinca geldi:)

Diger cocuklarin yanina hic gitmedi, bizim etrafimizda dolandi. Oyunlara katilmadi. Pizza zamani geldiginde masaya oturdu ama biraz sonra aglayarak geldi. Beni goremiyormus oturdugu yerden, yanina gelecekmisim. Aldim tabagimi karsisinda bir yerde durdum napiim.

Cok cekingen. Kimseye yaklasmiyor, kankalari Selin ve Leyla yoksa o ortamda olmak dahi istemiyor. Umarim asabiliriz bu cekingenligi yoksa cok zor gunleri olacak ileride.

Salı, Ocak 10, 2012

6. Ay

Aylinin yasi yasina boyu boyuna en yakin arkadasi Mina bizi ziyarete geldi bu ay. Cok uzakta oturuyorlar, istedigimiz kadar sik gorusemiyoruz o yuzden. Aylin dogumundan 1 ay sonra comezlik tacini Mina'ya devretmisti, Martta, hayirlisiyla, Duru dogana kadar taci Mina koruyacak:) Minayla karsilikli bagirdilar, pek komikti halleri.

Henuz yabancilara karsi bir tavri yok. Ona gulene guluyor, gezdirildigi surece kimin kucaginda oldugunu umursamiyor. Yeter ki oturmasin. Yatiriyorum tum gucuyle dogrulmaya cabaliyor, debelenirken yuzustu donup alin benii itirazlarina basliyor. Salincagina koyuyoruz sarkan oyuncaklara tutunup kendini kaldiriyor. Araba koltuguna, ayni zamanda puseti, koyuyoruz, yan donup kendini ittire ittire cikmaya calisiyor. Kemerleri bagliyoruz haliyle, hemen kiziyor. Dil simdiden pabuc:))

Ek gidalara gecme calismalari devam etmekte. Yulafli cereale cok itirazi yok, pirincliyi hic sevmemisti. Yogurt sevmiyor, muzu zorla yiyor, havuca agzini bile acmiyormus. Dun aksam patates yemeginden tattirdim, yuzume cok fena bakti uzun uzun:) Bir daha da aralatamadim o dudaklari.

Bir ara kedeyle iceri gittik. Geri donduk ki bizimkinin sac bas dagilmis, yanaklar al al, orasinda burasinda yogurt izleri...Babaannesi yogurt yedirmek istemis, sonuna kadar savasmis hatun:) Tabi babaanneden kacamayacagini henuz bilmiyor, yenilmis ama ezilmemis:))

Armutu ise cok seviyor. Su kucuk filelerden aldim, icine armut puresi koyup eline veriyorum. Yalana yalana heyecanli sesler esliginde emiyor suyunu. Sadece posasi kalinca alip yeniden doldurayim diyorum, zor bekliyor, onunde yapmama ragmen ufaktan itirazlara basliyor.

Ha bir de hala doydugu zaman mamayi puskurtmeye calisiyor. 4. ayda baslamisti buna. Doyunca puff yapip mamayi puskurtmeye calisiyor. Ya da kafasini hizla saga sola cevirip biberonun agzindan cikmasini sagliyor.

Kede ara ara gelip sariliyor Ayline. O da hemen agzini acip artik ablasinin neresini denk getirirse agzina sokaya calisiyor. Bazen yanagini veya kolunu denk getirip yaliyor. 'Iiiiyy that's disgusting' diyip hemen kagit havluyla hem kendini hem Aylini kuruluyor Lara:)) Aylinin kendi elini yemesinden bile hic hoslanmiyor, gordukce kagit havlu getirip, cocugun elini agzindan cikarip kurulamaya girisiyor. Aylin o arada obur elini sokuyor agzina, bize de karsidan hallerine gulmek kaliyor.    

Cuma, Ocak 06, 2012

Yilsonusu Yilbasisi ve Otesi

Aralik ayinin son yarisi burada cesitli bayramlar kutlaniyor, biri de Kwanzaa. NJPAC cocuklara yonelik bir etkinlik duzenlemisti, gidelim neymis ogrenelim dedik. Cocuklar icin elisi odalari yapmislar, kede boncuk dizip bilezik yapti kendine. Dans ve davul workshoplari yapmislar. Davulu izledik, sonlara dogru kede bir tanesine biraz vurmayi kabul etti. Dans da Afrika danslari yapiyorlardi, isteyenler de katiliyordu ama bizimki birak katilmayi izlemek bile istemedi. Standlar kurmuslar kiyafet, incik boncuk, sus esyasi satiyorlardi, bir odada hikaye okunuyordu ama onlerde degilsen duymak mumkun degildi. Sonuc olarak suregelen bir aktivite vardi ama kwanzaa nedir, niye, nasil kutlanir onu ogrenemedik. Tin girdik tin ciktik kisaca.

Wiki yetisti imdada. Kwanzaa kisaca Afrika kokenlerilerin kutladigi dini olmayan bir kis bayrami (imis). Araligin son haftasi, tum hafta boyunca kutlanirmis. Bu kutlama sirasinda kwanzaa'nin yedi prensibini temsil eden yedi mum yakilir, ziyafetler ve hediyeler verilirmis.     

Oyle yilbasi havasina falan girmiyoruz uzun suredir. O da bir gun iste. Bizim icin arkadaslarla bir araya gelmek icin bir bahane daha sadece:) Agaci susleyecek misin dedim kedeye, pek orali olmadi, onu bile cikarmadik o yuzden. Hediye zaten yok. Kede simdilik yilbasinda hediye olayini bilmiyor, oyle bir talebi yok, firsatci ana babasi da bunu sonuna kadar kullanmaya niyetli. Okulda cekilis yapiyorlar, sonra noel baba gelip hediyelerini ellerine veriyor, onunla bile fazla ilgilenmiyor. Daha acmadi oradan gelen yapbozu.

Bu yilbasinda kabile dagildi. 4 farkli organizasyon vardi. Evde kalip da pasa pasa uyusam mi acep diye bir sure ciddi ciddi dusundukten sonra kedeyi de alip Ufuklara gittik. Aylin hanim babaannesi ve dedesiyle evde kaldi. Aaa bak uyuyarak mi girdi yeni yila sormayi unuttum. Akibetim nedir bu yil bileyim di mi:)) Kede biraz Halukla oynadi ama cok eglenme havasinda degildi bu sefer. Yemegi pas gecti, bir milyon kere tatli ne zaman gelecek diye sorup sonunda muradina erince tatlisini yiyip koltugun ustunde sizdi. Gidene kadar da orada uyudu. Biz de bol bol yiyip sohbet ettik.

Gece 2'ydi eve dondugumuzde, benim uykuya dalmam neredeyse 3'u buldu. Aylin gorev bilinci tam bir birey olarak gece uyanmalarini aksatmadi ve sabah 6'da da kalk borusunu caldi.  Hatunun gulucuklerine hic pas vermeyip isik hiziyla babaanneye postaladim ve biraz daha uyudum.

 Kedeyi sinemaya goturecektim yilin ilk gunu, soz vermistim. Yakinlardaki bir kasabadaki sinemada Olivia vardi o gun, tek seans. Ben gec uyaninca apar topar hazirlandik, kahvalti bile etmeden ciktim. Arabaya yerlestik, hersey hazir ama gps bir turlu adresi bulamadi. En sonunda iceri gidip adresi kontrol ettim ki meger bu Bloomfield bizim dibimizdeki degil tee CT'deki Bloomfieldmis:( Nereden baksan 2 saatlik yol. Her eyalette ayni isimli kasaba olmak zorunda mi kardesim? Gicik oldum.

Kede benden daha sakin karsiladi bu durumu. Tabi ona salak annen eyalet ismine bakmamis cocuum demedim, gunu yanlis yazmislar bugun degilmis dedim. Durdu durdu 'olmaz boyle bir sey...bizi kandiriyorlar di mi anne?' dedi:) E o kadar hazirlanip cikmisiz parka gittik biz de.

Resolution falan yapmiyorum nicedir. Sonra yapamadim diye gerilecegime hic yapmam daha iyi:) Ama su ustume yapisip kalan kilolari versem...

...Adaletin bu mu dunya! Daha yukaridaki cumleyi bitirmemistim ki burnuma bir kutu kurabiye dayadi is arkadasim. Pes. Bizim grubun kullandigi tercume burosu gondermis. Pek de guzel gorunuyordu serefsizler. Ne yapicam, gidip kahve aldim yanina mutfaktan:) Bi sweetolics anonymous grubu bulsam gidip uye olucam yeminle.

Perşembe, Ocak 05, 2012

Perşembe, Aralık 29, 2011

Ortaya Karisik

Bu cucelerin dunyasinda birine soylenebilecek enn kotu sey 'I'm not your friend'. Yikiliyorlar. Suratlar asiliyor, gozyaslari sel oluyor, aksama kadar akillarina geldikce I'm not your friend dediii diye bozuk atiyorlar. Ama tabi ne senle ne sensiz modunda olduklarindan bir araya geldiklerinde bolca havada ucusuyor bu cumle. Bir sabah arabada gidiyoruz ucumuz, Adille artik ne konuda anlasamadiysak hatirlamiyorum 'I'm not your friend' 'No! You're not my friend' 'Asil I'm not your friend' diye gulerek atisiyorduk. Kede buyuk bir ciddiyetle isaret parmagini bize dogru sallayip olaya mudahele etti: 'You guys don't fight' :))

Bocekten korkarim ben. Mini mini olanlarindan degil ama ozellikle hamam bocegi gibi hizli olanlardan odum kopar. Kedeye bunu yansitmayayim, benim gibi tirsik olmasin diye yigitlige bok surdurmemeye calisiyorum yaninda. O yuzden evde bocek gordugumuzde hizli hareket edenlerdense kendi kacma durtumu bastirip hemen oldurmeye calisiyorum, agiiir agiiir gidenlerdense bi kosu buyuteci kapip inceliyoruz once. Evi gecen yaz karincalar istila ettiginde de aynisini yapmistik. Baktik kurtulamiyoruz, elimizde buyutec yerlerde surunuyorduk peslerinden. Disarida daha bi cesurum tabi. Bir gun kapinin onunde bir bocek buldu kede, eline aldi. Dur dedim, sakin kacirma onu gidip buyuteci getireyim. Geldim ki bocek yok. 'Bocek nerede Laracim?' 'Kivildi' (Olmek kelimesini bilmiyor henuz, artik ne yapmaya calistiysa kipirdamaz olmus bocekcik, "kirilmis" yani).

Gecen ay bir aksamustu Emine ve Alp bizim kankalari okuldan alip hamburger yemeye goturdu. Pek eglenmisler. Cocuk menusunun kutusu tac oluyormus. O gunden beri o tac kafasindan cikmadi bizimkinin. Her yere bizimle geliyor: alisveris, park, tiyatro, yemek... Kraliceymis o, tacsiz olmazmis (prenses dersen kiziyor:)). Backyardigans'daki Tasha favori karakteri oldugu icin adi da Tashaymis. Havanin guzel oldugu bir haftasonu Central Park'a gitmistik. Cocuklari faytona bindirdim. Fayton surucusu Turkmus. Kedeye adini sordu, bizimkinin verdigi cevap: 'Tasha the queen' :)) 

PS: Foto cekilirken nereye koymusuz bilemedim ama tabi ki o gun de kafasindaydi o tac.

Cuma, Aralık 23, 2011

Disari Ne Zaman Cikilir?

Bu yaz pek disari cikartamadik kedeyi. Aldigimiz cevap hep ayniydi: istemiyovum. Seni bebekle evde birakip gitmek istemiyordur dediler ama durum oyle degildi ki, ben ikimiz cikalim diyordum. Degisik birseyse - mesela ormana gidelim, surada festival varmis, lunapark gelmis vs - onlara hic itirazsiz geliyordu ama bahceye cikip oynamak istemedi (hala da oyle). Parka bile goturemedik. Parka gitmek istemeyen cocuk olur mu?

Ornegin, benim dogum izninde oldugum gunlerden birinde bayagi yagmur yagmisti, e yaz yagmuru tabi, durur durmaz gunes acmisti. Kede okuldan geldiginde yerler kurumustu neredeyse ama su cukurlari doluydu hala. Bir heves bekledim onu kapida, gelir gelmez botlarini burnuna dayadim hadi gidip suda ziplayalim diye. O ara en sevdigi cizgi film Peppa, onlar da surekli camurlarda ziplayip duruyorlar ya, cok sevinecek benden once kosacak diye bekliyorum. Bir botlara bir bana bakti ve 'istemiyovum'. Pardon? 'Istemiyovum'. Artik yuzum nasil bir sekil aldiysa evdekiler gulmekten yerlere yatti. Cok heveslenmistim ama ben.

Bazen o kadar israr ediyorum ki cikip oynayalim diye Adil 'anneni biraz disari cikar cocuum' diye dalga geciyor:) Onermedigim sey kalmiyor. Gel toprakla oynayalim, camurdan kofte yapalim, suyla oynayalim, sularda ziplayalim, cimlerde yuvarlanalim'a kadar gidiyor onerilerim ve fakat cevap ayni: istemiyovum. Birinde yine boyle sayiyorum hadi bahceye cikalim onu yapalim bunu yapalim diye bana dondu ve 'hergun disari cikilmaz' dedi. Gene bir kahkaha koptu tabi ben alik alik bakarken. Benim gibi bir gezentenin kizi boyle bir laf etsin! Kesin karisti bu hastenede, kesin.

Pazartesi, Aralık 19, 2011

5. Ay

Aylincik 5 aylik oldu. Bagirmayi hala seviyor. Gecenlerde misafir geldiginde onun da soyleyecekleri varmis. Bir basladi bagirmaya susturamadik. Bir yeri agridigi icin falan degil, gayet egleniyordu bagirirken. Artik ne dedigimizi duymayacak noktaya gelince babaannesi asagiya goturdu Aylini. Asagida cizgi film seyretmeye calisan ablasi 'duyamiyorum' diye aynen geri postaladi hatunu bize. Hala bagiriyordu iceri giderlerken:)

Konagi gecirdik sonunda ama zeytinyagiyla degil. Hicbir ise yaramadi zeytinyagi. Tavsan zaten hoslanmiyor surulmesinden, bir de eli kolu durmuyor ki rezil oluyorduk hep beraber. Doktora ise yaramiyor dedik hergun surun dedi. E ama egzemasi var bu cocugun ben hergun suya sokmak istemiyorum ki. Derken kahramanimiz, beyaz atli kurtaricimiz babaanne geldi ve bizi kotu kalpli konagi elinden kurtardi. Neyle biliyor musunuz? Arko kremle. Tavsanin kafasina 2 gun boyunca arko kremi bolca surdu, masaj yapip taradi veee konagin zerresi kalmadi. Arkocum var ya dunya ahiret bacimsin bundan boyle.

Egzemayi kontrol altinda tutamiyoruz bir turlu. Sozde tecrubeliyiz kededen. Ona kullandiklarimizin aynilarini hatta daha fazlasini kullaniyoruz ama pek ise yaramiyor. Kollar bacaklar zimpara kagidi gibi. Yuzundekiler ancak kortizonlu krem surunce soluyor. Pek kullanmak istemiyoruz o mereti ama mecbur kaliyoruz.

En hoslanmadigi sey onluk. Her seferinde itiraz ediyor. Yok bir yeri acidigi icin falan degil, dara gelemiyor hatun:)

Ha bir de oturmayacak, surekli kucakta gezdirilecek. Mumkunse one bakacak, oturur pozisyonda olacak. Oyle hali misali yuklenirsen kiziyor. Azicik oturuvereyim dersen bir yandan kendini ittirmeye bir yandan da itirazlara basliyor. Duymazdan gelirsen ses hizla yukselip bagirmaya donuyor. Ayakta da sap gibi dikilmeyeceksin, surekli yurunecek. 'Bu kesin senin kizin, 2 dakika totosunun ustunde oturamiyor' diyor Adil:) Emeklese de ulasim islerini kendi halletse diye gozunun icine bakmaktayiz evcek.

Uykusu rezalet. Onu bilmem ama benim uyku sorunum var arkadas. Gecede sen de 6-7 ben diyeyim 200 kere uyanilmaz ki. Hani cok dikkatliydim ben bu sefer? Hani dalma asamasinda yatagina koyuyordum, ik-miklara pas vermiyordum? Hani oyle her uyandiginda meme/mama vermiyordum, boylece bunlara baglanmayacakti? Hani o zaman ayilinca kendi kendine tekrar uykuya dalabilecekti? Hani gokten 3 elma dusecekti? Hani?

Su anda aramizda yatiyor, emzikle uyuyor, iyice dalmadan emzik duserse uyaniyor hemen geri verilmezse ayiliyor, uyaninca biberonla mama icmeden kesinlikle tekrar dalmiyor. Hangi ara, nasil geldik bu noktaya hicbir fikrim yok. Kendime guvenim tavana vurmus bir halde yapmistim yukarida saydiklarimi halbuki. Nerede koptu film bilmiyorum.

Otomatige baglanmis gibi donuyor. Ilk baslarda elini kurtaramiyordu, simdi kurtariyor ama geri donemiyor. Biraz debelenip bagirmaya basliyor. Sirt ustu yatiyorsa surekli donmek istiyor. Belki de istemiyor cunku birkac kereden sonra daha donerken bagirmaya basliyor. Ama engel de olamiyor, itirazlarla donuyor:)) 

Pazartesi, Aralık 05, 2011

Firsatci Torun

Anneanne ve dede ikilisi dondu, babaanne ve dede ikilisi geldi. Ortalik nasil kizistirilir? Aynen soyle: kede babaannesine 'anneannem bana biskuvi veriyordu sen vermiyorsun, anneannem gelsin' demis:) Evde biskuvi pek yok. Babaanne dolabin bir kosesinde buldugu kremali biskuviden vermis. Bizimkinden cevap: 'Anneannem 3 cesit veriyordu ama' :)))  Babaannenin talimatiyla market listesinin en tepesine hanfendinin biskuvileri yerlesti ve bu sabah da alindi tabi :))

Foto not: Bu fotograf cekildikden birkac dakika sonra yeterince musiki icra ettigine kanaat getiren kede elindeki flutu saksafonun icine sokmaya calisip hepimizi 'duur o oyuncak degil' diyerek miskin miskin yayildigimiz koselerimizden firlatti.

Salı, Kasım 29, 2011

Hani bir fil vardi ya fil...

Lara PS3 kullanmayi iyice ogrendi. PS3'de Netflix uygulamasi var. Onun uzerinden cizgi filmlerini izliyor. Once  Dora, sonra Diego ve en son da The Backyardigans'in tum sezonlarini izledi. Her biri yaklasik 24dk. dolayisiyla aksam genelde bir en cok iki tane izlemesine izin var.

Arada bir yeni cizgi filmleri de deniyor ama hala bu ucu ama en cok da The backyardigans'i seviyor. Bugun eve geldik bana dondu ve hizli hizli....

"Baba, baba, hani ben bir Dora ve Diego izlemistim. Bir elephant (fil) vardi. Bir de "mean magician" (kotu buyucu), Afrika, Afrika..."

Ben tabii alik alik bakiyorum Lara'nin yuzune cunku neresinden baksan 150 bolum filan var Dora ve Diego'da ve ben onunla hepsini izlemedim. Bizim ki cok heyecanli, Turkce, Ingilizce karisik devam ediyor:

"Baba, mean magician turned elephants into rock! Ama hatirlamiyorum o Dora'miydi, yoksa Diego'muydu. Ben 3.5 yasindaydim..."

Hangisi oldugunu da hatirlamiyor. Dora'nin kimi bolumlerinde Diego, Diego'nun kimi bolumlerinde de Dora var.

"Kizim, baska bir bolum izlesen, bilmiyorum ki hangi bolum" demem para etmiyor tabii, dudaklar buzuluyor hemen, agladi aglayacak titrek bir sesle "ama ben onu istiyovum" diyor. Gel cik isin icinden...

Velhasil baba'ya dusen ogrendigi keywordlerle Google'dan taramak. Biraz sonra Amazon'da Diego'nun Lara'nin tanimina uyan bir bolumune denk geliyorum "Diego's African Safari", ancak orda 6. sezon 1. bolum diyor.

Ancak Netflix'de sadece 4 sezon var. Wikipedia'dan Diego'nun bolumlerini tariyorum, 5 sezon var. Isin ilginci "Diego's African Safari" orda da var ama 2. sezon'da. Netflix'e tekrar bakiyorum ve teker teker 2. sezonun bolum basliklarina bakiyorum derken 19.ve son bolumun basligi tutuyor.

Bizim ki bir mutlu bir mutlu! Bolumu yeniden izlerken bir heyecan bir heyecan, hop oturup hop kalkti.  Surda telefonla cektigim 20-30 sn.lik bir kesit var endisesini yuzune yansitan :)


Cuma, Kasım 11, 2011

Bu Elmalar Niye Cift Gorunuyor?

Her sonbahar elma toplamaya gidiyoruz. Cilek, blueberry, seftali vs de toplamak istiyor gonul ama nedense bir tek elma toplamaya gitmeyi basarabildik su ana dek. Bu yilki istikamet Warwick Valley Winery & Distillery. Ilk duydugumuzda winery mi hani elma toplayacaktik diye biraz sasirdik ama cok isabetli bir secimmis.

Bir gun once bayagi yagmur yagmisti, yerlerin camur olma ihtimali kabilemizin bir kisminda ertelesek mi diye bir dusunceye yol acsa da elbirligiyle o fikri savusturup yola koyulduk. Yol iyiydi de winery'e girmek biraz uzun surdu. Cok kalabalikti ve sadece otoparktan cikan araba oldugunda o sayida araba aliyorlardi iceriye. Hatta ilk durdugumuzda oyle alakasiz bir yerdeydik ki yolda kaza vs oldu da trafik kitlendi sandim. Meger iceri giris sirasiymis:)

Gittigimiz en eglenceli elma toplama oldu. Saraplar gayet hizli tuketildi, bittikce yenileri alindi gelindi (ben elma suyuna talim ettim bohuu), haliyle geyigin de dibine vuruldu. Sarhos olanlar bile oldu, onlari corbaciya goturduk donuste:)  Elmalarla hic alakamiz yoktu. Onu birak cocuklar bile saldim cayira mevlam kayira seklindeydi:) Cocuk gorecek halimiz mi vardi gulmekten. Bir gordugumuzde elma torbasini ellerine tutusturduk cucelerin, yere dusenlerden toplayip getirdiler. Onlar da bolca kostular, iyice yoruldular.

Onceki gun yagmur yagdigi icin bazi yerler tam kurumamisti, camurluydu. Kede dustu kosarken ve camura bulandi. Surati asik bir halde geldi. Biz Adille fotograf makinasini ayarlamaya calisirken hep beraber kedenin o haline gulunce cok bozuldu agladi bir sure. Cimlere sur elini gecer dedik ama islak mendilde israr etti. Eskiden islak mendil mi varmis, dogadasin evladim onunla halledicen isini. Bir ara baktigimda islak mendil kutusunu ele gecirmis pantalonunu da silmekle mesguldu. Birak daginik kalsin dediysem de dinletemedim.

Kucugunden buyugune cocuklar ingilizce konusuyorlar aralarinda maalesef. Mecbur kalmadikca Turkceye donmuyor hicbiri. Bir ara kedeyle adasi konus konusa onumde yuruyuyorlardi. Kedeye neden ingilizce konusuyorsunuz, ikiniz de Turkce biliyorsunuz diye sordum. Cevap: 'because we know each othev'  :)) Haa tamam o zaman.

Her yil buraya gelelim dedik, sarapli elma toplama pek eglenceli oluyormus.