Salı, Ocak 31, 2006

Kahvalti ve Monopoly


Cumartesi Enginlerdeydik. Engin evin yolunu o kadar guzel tarif etmisti ki gps’i acmaya gerek bile duymadik. Tabi tarifi yorumlayan co-pilotun da arada sagina soluna ozellikle exit numarasina bakan cinsten olmasinda fayda var:) Benim gibi ilk Nanuet levhasinda exit numarasina falan bakmadan cik komutu veren bir co-pilotla pek kolay bulunmuyor yollar, netekim kaybolduk:)) Engin sagolsun geldi kurtardi bizi. Ama ama nerden bilebilirdim ayni kasabaya giden 2 exit oldugunu.

Gune mukellef bir kahvalti ile basladik. Hani bir kus sutu eksikti denir ya, iste o cinsten. Belki o bile vardi ama her bir kosesi dolu, uzayip giden masada gorememis olabiliriz. Zira ben kendi adima o kadar ac olmama ragmen hepsinden yiyemeyecegim bariz oldugu icin secim yapmaya calisiyordum. Bir saat falan surekli yedik sanirim ama kalktigimizda masadan pek birsey eksilmis degildi:)

Kahvalti toplanir toplanmaz tavlalar acildi. Yanyana dizilen uc tavlada zar tutanlar ve tutamayanlar ortaya cikti. Tavla oynamayanlar X-Box'da futbol oynayip araba yaristirdilar. Uzun zamandan sonra ilk kez monopoly oynadik. Monopoly deyince aklima hep Haluk ve Ilker de varken bizim evde sabahlara kadar oynadigimiz ve nerdeyse birbirimizi bogazladigimiz borsa geliyor. Gun icinde aksamki oyun icin turlu stratejiler cikarilirdi, bir ciddiye alirdik ki oyle boyle degil. Neyse gunumuze donelim, cekismeli gecen ilk oyunu Adil, ikinci oyunu Baran kazandi. Nasil ev alirim, otel kurarim, , kac atarsam kira vermeden kacarim hesabi yapmaktan yorulup acikinca Yagmur'un dumani ustunde tuten nefis boregi, kisiri ve Engin'in sef unvanini tasdikledigimiz kofteleri yetisti imdadimiza.

Gozumuzu oyun burumus, ustune bir de okey oynadik. Ayni gun icinde bu kadar cok sey oynamamistim sanirim:) Aralarda da bos durmadik tabi. Caylar gitti kolalar geldi, biralar gitti margaritalar geldi. Yanlarinda bilimum cips, findik fistik vs yendi...Cok eglendik, vaktin nasil gectigini hic anlamamistik gece 1'de eve donmek uzere yola koyulurken.

4 yorum:

Necdet Yücel dedi ki...

Yol tarif etmek diyince Erkut'a Keçiörendeki evimizi tarif ederken "Kızılay'dan dümdüzaşağı git" diye tarif edişini hatırladım ;) O zamanlar gps de yoktu ama bulmuştu evi.

cem dedi ki...

bezen bu sofrayi hatice gormesin kalp krizi gecirir, hele hele Adil'in elinde plastik 2 litrelik seyden portakolsuyu servis yapisini.lol

Bu arada senin tatliya duskunlugunu bildigimden birde belki haberin yoktur diye sana haber vereyim istedim, new york'a gulluoglu acilmis, hersey taze servis ediliyor =)

adreside su:

http://www.gulluoglubaklava.com/index.html

Erduran dedi ki...

Valla süpermiş ya , keyfiniz hep böyle daim olsun işallah,kendinize iyi bakın

Bezen Hindistan dedi ki...

Yol tarifi icin cok sagol Necdet. Artik Adil bana yol tariflerim icin laf ederse benim de bir silahim var:))

Sofra superdi valla Cem, o gun yediklerimi eritmeye calisiyorum hala:) Gulluoglu'nun acildigini bilmiyordum, sen yazinca hemen baktim web sitelerine, cok sagol link icin. Allahtan zirt pirt gidebilecegim kadar yakin degil bize:))

Erdurancim cok sagol iyi dileklerin icin, yolun dusmeyecek mi buralara hic? Bak Ilkaylarin cok guzel nehir manzarali evleri var, gelip gormen lazim:))