Çarşamba, Ağustos 02, 2006

Geisha ve Ramakien


Canim arkadasim Dilara buradaydi gecen hafta. Isten gec geldigim ve erken yattigim icin topu topu birkac saatimiz oluyordu aksamlari sohbet etmek icin. Bilgisayarin basina hic oturmadim o yuzden gectigimiz hafta boyunca, arkadasimla gecireyim istedim tum zamanimi. Cumartesi aksami Turkiye'ye ugurladik Dilara'yi. Buraya her geldiginde ya da ben Turkiye'ye gittigimde aklini celmeye calisiyorum buraya yerlesmesi, en azindan denemesi icin. Yilda bir biraraya gelince pek etkili olmuyor tabi bu ama azimliyim:))

Pazar gununun nerdeyse tamamini Manhattan'da gecirdim. Lincoln Center Festivali'nin son gunuydu bu Pazar ve iki gosteriye biletim vardi. Lincoln Center ozellikle yazin sik gittigim bi ryer. Bazi aksamlar swing gecesi oluyor. Disaridaki meydana sahne kuruluyor ve isteyen ciftler orada dansediyorlar. Bu ay da yine meydanda acikhavada cesitli konserler ve gosteriler olacak. Birkac tanesini not ettim takvimime. Isten makul saatlerde cikmayi basarirsam gidip izleyecegim.

Pazar gunku gosterilerin ilki Geisha'ydi. Hevesle bekliyordum bu gosteriyi, Geisha danslariyla ve japon muzikleriyle dolu bir 1.5 saat gecirecegimi saniyordum. Sonuc: hayal kirikligi ve muz kabugu:( Geisha, tum gosterinin sadece dortte birinde sahnedeydi herhalde. Sahnenin kosesinde geisha dansederken shamisen calan ve sarki soyleyen bir muzisyen vardi. Geisha'yi Kabuki gelenegine gore giyinen ve danseden erkek bir sanatci canlandiriyordu. Erkek oldugu gosteri sonunda sahneye ciktiginda anlasildi tabi. Dansederken farkedilmiyordu. Gosterinin buyuk kismi konusma ie gecti, beni hayal kirikligina ugratan kisim da burasi oldu zaten. En kalabalik aninda uc kisi oluyordu sahnede: geisha, muzisyen ve hem geisha'nin sesi olan hem de farkli pekcok karakteri dillendiren bir aktris. Konusmalar sirasinda oyle ilginc hikayeler falan da anlatilmadi geishalar ve onlarin kulturune iliskin, arada bazi bilgileri cekip aliyorduk konusmalarin icinden ama bana yeterli gelmedi. Biraz uzun bir 1.5 saat oldu benim icin:(

Aksamki gosteri Ramakien'di. Iki gosteri arasindaki yaklasik 3 saatlik boslugu sehirde en sevdigim yerlerden biri olan Central Park'da gecirdim. Bu park her zaman guzel, her zaman huzurlu, orda olmak beni her zaman mutlu ediyor ama hafta sonlari ayri bir senlikli. Hemen her kosede bir aktivite var. Elimde buzzz gibi bir smoothie, kulagimda su ara favori grubum Blackmore's Nights'in son albumu yesillikler icinde uzuuuun bir yuruyus yaptim, sagda solda rastladigim ufak gosterileri seyrettim, paten icin ayrilan alanda dansederek paten kayanlari izledim, biraz fotograf cektim ve ikinci gosteri icin salonun yolunu tuttum.

"Ramakien: A Rak Opera" tam adi. Ramakien, 2000 yillik epik bir Hint hikayesi olan Ramayana'nin Tai versiyonu. Gosteride, bu hikayenin icindeki bir bolum anlatiliyor (the Floating Princess). Rak Tai dilinde sevgi anlamina geliyormus. Bol bol Tayland dansi seyredip Tayland rock muzigi dinledim. Arkadaki perdede Ingilizce altyazi geciyordu, ne olup bittigini anlamak kolay oldu o sayede. Tai klasik maske dansi ve orkestra da vardi. Neyse ki bu gosteri eglenceliydi de gunumu bosa harcamisim hissine kapilmayip eve keyifli dondum.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Aaa, geisha gosterisini ben de cok merak ederdim senin yerinde olsam. Filminde (memoirs of a geisha) cok guzeldi ve beklenti icinde olmanda haklisin. ustelik erkek olmasi inanilir gibi degil.
Figen