Perşembe, Ağustos 09, 2007

Deep Purple ve Yagmur

Sali aksami Deep Purple konserindeydik. Nutmegi de ilk hard rock konserine goturmus olduk. Geliyorlar diye heyecanla aylar oncesinden almistik biletlerimizi. Bu sefer isi sansa birakmayip yemegimizi hizla yiyip konserin baslamasina 15 dakika kala Radio City onundeki kuyruga karistik. On grup ciktiginda biz kim ki bunlar diye bakarken salonun bir kismi oldukca coskulu tezahurat yapti. Vanilla Fudge diye bir grup. 40 yilliklarmis, New York grubularmis, Deep Purple New York konserlerindeki acilisi ozellikle onlarin yapmasini istemismis. Adlarini hic duymamistik biz. Kayip da degilmis, biz pek begenmedik kendilerini. Kendi parcalarinin yanisira Led Zeppelin caldilar birkac tane. Pek de guzel oldu, kendi parcalarini hic tutmadik zira.

Neyse, sonunda Deep Purple ciktiginda tum salon cildirdi zaten. Grup 70lerin grubu olunca seyirci yas ortalamasi da 35 falandi. Grup uyelerinde yas almis basini gitmis ama is kesinlikle bitmemis. Sahne performanslarindan hicbirsey kaybetmemisler. Ian Gillan hala muhtesem soyluyor. 1.5 saat sahnede kalmislar, ne zaman o kadar oldu anlamadim bile. Ciktigimizda hala 'ama cok az kaldilar yaa, daha soylenecek bir suru sarki vardi' diye soyleniyordum ben:)

Yerimiz tam koridor kenarindaydi. Koridor hic bos kalmadi desem yeridir. Surekli birileri gidip geliyordu. Amma kurtlu bu seyirci yaw diye de eglendik kendi kendimize. Bir yerlerinde duramadilar hakkaten, surekli bara, tuvalete tasindi durdu millet.

Birkac gundur bekledigimiz yagmur Sali gecesi nihayet yagdi. Nem tavana vurmustu artik. Ama ne yagmak! Gece 1-2 kere kovayla bosaltilircasina yagan yagmurun ve cakan simseklerin sesine uyandim ama sabah yagmur dinmis, ortalik durgun gorunuyordu. Neme zerre kadar katkisi olmamisti yagmurun, hala cooook sicak ve nemliydi. Otobus vaktinde geldi sabah, biraz uzun surdu yol ama zirt pirt otobusun biri bozuldugu ya da bir sebepten trafik tikandigi icin cok onemsemedim. Megersem New York felc olmus. Sokaklarda acaip bir kalabalik vardi. Toplamda yagan yagmur oyle cok asiri degil aslinda ama bunun cogu sabaha karsi 1 saat icinde yaginca dagitmis ortaligi.

Raylara erisen sular otomatik sinyal sistemini durdurdugu icin subwaylerin nerdeyse tamami durmus calismiyor, trenlerde ve otobuslerde gecikmeler var, LIRR trenleri iptal (raylara agac devrilmis), tunellerin bazilarini su basmis...Brooklyn'de iyice vahimmis durum, ufak bir kasirga olusmus bazi evlerin catisini ucurmus, agaclari devirmis. Ben 10'da ise geldigimde en erken gelenlerden biriydim, saat 12'de hala yolda olup da gelmeye calisanlar vardi, bir suru insan da cabalamaktan vazgecip eve donmus. Normalde de Allah dusurmesin dedigimiz Manhattan trafigi tam arapsaci olmus herkes otobuslere ve taksilere hucum edince.

Aksam saatlerinde hala bazi calismayan subwayler vardi, bugun oldukca yoluna girmis hersey. Aksayarak calisan birkac tren vardi sabah sadece, simdi onlar da normale donmustur herhalde. Sehrin altyapisinin ciddi bir elden gecmesi gerektigini gosteriyor bu da. Dun aksamustu de yagmur bekleniyordu mesela yagmadi. Ustune bir de o yagsaydi tam senlik olacakti.

Salı, Ağustos 07, 2007

Bridgeport Yollari Tastan...

Ne zamandir Mina'yi, Charles'i ve nar tanesi Maya'yi ziyaret etmek vardi aklimizda. Isler, tasinma, benim bulantilar, Charles'in sinavlari vs derken bu zamana kadar sarkti kavusabilmemiz. Sonunda gecen haftasonunu ayarlayip biraraya gelebildik. Maya'cik kocaman olmus gormeyeli, nerdeyse 7 aylik. Onlarda son barbeku yaptigimizda Mina hamileydi, o zaman cektigimiz fotografin aynisini bu sefer onun yerine beni koyarak cektik.

Birkac gun oncesinde siddetli yagmur yagmisti, o yagmur ve firtina sirasinda yan komsularinin bahcesindeki agacin buyuk ve oldukca kalin dallarindan birkaci kirilmis ve Mina'larin bahcesine dusmus. Iki bahceyi birbirinden ayiran cam agaclarinin ikisini bicip, Mina'nin gun icinde golu seyrederek dinlenmek icin oturdugu koltugu kirip, cocuklarin ters olarak kenarda duran kayiklarini tam ortasindan delerek inmis yere. Koltuk taninmayacak halde, kayigin tamir edilmesi pek olasi gorunmuyor, agaclarin da yenilenmesi gerekiyor. O derece zarar vermis dallar. O tarafa degil de obur tarafa dusselerdi yatak odasinin ustune gelen catiyi delip evi mahvedeceklerdi sanirim. Oyle dusununce ucuz kurtulmussunuz dedik. Dalin kirildigi yere bakinca gorduk ki ici bos hakkaten, agacin kalani da korku uyandiriyor simdi insanda.

Sigortalarla ugrasiyorlar su ara, o da cok bela bir is, tum masraflarini alamayacaklar cok buyuk ihtimalle. Sigortalarin masraf anlayisi oldukca farkli bu ulkede cunku :( Charles bu evi ilk aldiginda evin onundeki buyuk agaci kestirtmis sigorta evin ustune dusebilir diye. Her agaci da onceden tahmin etmek mumkun olmuyor tabi.

Sos canavari Charles nefis soslu sisler yapti bize. Tam biz onlar ve masadaki bilimum yiyecekle tikabasa doymus durumdayken, gecen sefer de doyduk diyip etleri yemediniz bu sefer kacis yok, bunlar sadece appetizerdi, ana yemek simdi geliyor dedi:) Adille dehset icinde baktik birbirimize. Mumkun degil bir catal daha yememiz. Valla catlamak uzereyiz, billa doyduk diye uzun ugraslar sonucu Charles'i etleri pisirmemeye razi edebildik. Kendisi hic hoslanmadi bu durumdan ama yeterince acikli bakabildik saniyorum ikna oldu.

7 aylik tecrubeli anne-babanin onerilerini uyarilarini dinledik, bolca Maya'yi mincikladik ve bir sonraki mangali bizde yapmak uzere sozlesip donus yoluna koyulduk. Donuste GW koprusunu es gecmek adina yolu yaklasik 15 mil uzatmamiza ragmen 2 saat olmadan eve vardik (gidis 2.5 saat surmustu gecen seferki gibi).

Perşembe, Ağustos 02, 2007

Domuscuk

Onbilgi:
Gecen hafta Bezen'le stroller bakmaya ciktik Lara Su hanim icin. Konusurken Bezen,

- "Cin takvimine gore sen "domuz yili"nda dogmussun. Kizimiz da hem senin gibi Akrep olacak, hem de bu yil "domuz yili" imis yine." dedi...

Giris:
Benim eski mudurlerden Jay her yaz evinde bbq partisi veriyor. 2006 ve 2005'de gitmis ve gayet eglenmistik. Bu yil biraz kararsiz kaldik. Davetiye'nin uzerinden 1.5 ay gecti. Neyse dun artik Jay'de bir e-mail atip, plan yapicaz bir karar verin gari deyince e peki dedik.

Gelisme:
Arkasindan bir telefon. Hala Jay ile calisan eski takim arkadasimlarimdan unix dunyasindan Linda. Linda hanim Cin'li. Dunya tatlisi bir kizi var. 8 Agustos'da 6sina basacak. Manhattan'da oturduklarindan arabalari yok. Jay'de 2 saat uzakta Long Island'da oturuyor.

- "Sizinle gelebilir miyiz yine?" diye sordu. Bezen'in hamile oldugunu ogrenmis tebrik etti ve dedi ki

- "Biliyor musun cok sevindim, bu yil bizim takvimimizde sadece domuz degil 'altin domuz yili" (year of the Golden Pig) yili. Bu yil dogan cocuklarin gelecegi cok parlak olacak (Cinlilerin Allahi para olduguna gore cok zengin olcek filan demek istedi herhalde).

O anda dank etti, tanidigim diger bir kac Cin'li diger arkadaslarin bu yil bebek bekliyor. Sonra google'ladim baktim ilk gelen yazida diyor ki G.Kore'de nufusun %10 artmasi bekleniyormus bu yil. Ayrica bu olay 600 yilda bir olan bir sey....

Yalniz galiba bir 0 fazla atmislar. Hergun ise gidip gelirken dinledigim National Public Radio (NPR)'in sitesinde yer alan "Cin, Altin Domuz yilina hazirlaniyor" baslikli mesajda, 60 yilda geldiginden bahsediliyor bu yilin ve Cin'in "tek cocuk" politikasi yuzunden pek cok ciftin bu yil bebek sahibi olmayi planladigini yaziyor.

Cin'den bir siteye baktim, 600 degil 60 yil demis... Cin takviminde her yil 12 burc ve 5 elementten biri ile eslestirilmis: "Altin, Odun (Cem Yilmaz'in filmi geldi aklima simdi), Su, Ates ve Toprak". Dolayisiyla Golden Pig 60 yilda bir denk geliyor.

Gel gor ki Kore'den The Seoul Times'da 600 yil demis ve "domuz" yilinda doganlari (ornek 1971) soyle tarif etmis (vallahi bildi):

"Domuz yilinda doganlar, cesur, sadik ve dusunceli olurlar. Bilgiye actirlar. Kolay sinirlenir ve sakinlesirler; kolay kolay arkadas edinemezler ama dostluklari kalicidir. Bazen fazlaca durust (bosbogaz mi demek istedi acep?) davranip kendilerini zora sokarlar. Is dunyasinda iyi degildirler ve edebiyat, sanata daha yatkindirlar."

Sonuc:
Bilmiyom valla ben WoW'a donuyorum.

Çarşamba, Ağustos 01, 2007

Guncelleme

Bir haftadan fazla olmus son postu gondereli. Agustosa girmisiz bir de bugun, nereye gitti bu yilin ilk yarisi diye saskin saskin bakmaktayim. Iyi ki yeniyilda resolution listesi cikarmamisim bu sefer, nasilsa yapamaycakmisim:)) Birikti tabi yazacak seyler ama yapilacak isler (ozellikle isyerinde) daha hizli birikiyor su gunlerde. Cok vaktim yok simdi de, biraz geyik yapip gidecegim:)

Once isten baslayalim. Green card skandalini yazmistim gecenlerde, AILA class-action dava acmaya hazirlaniyordu. Birkac senator de girdi isin icine, buyuk sirketler itiraz etti, Microsoft'un bu vize rezaletinden bikip Kanada'da ofis aciyorum demesi iyice tuzbiber oldu. Tam AILA'nin davayi acacagi gun USCIS geri adim atti ve 17 Agustos'a kadar basvurularin kabul edilecegini bildirdi. Tabi bizim rafa kalkan acil durum plani tekrar devreye girdi.

Dun doktora gittim. 26. haftadayim su an. Kendimi kocaman hissediyorum. Karnim buyudukce boyum kisaliyormus gibi geliyor bir de:) Bugun belim agridi bayagi, hic hosuma gitmedi bu. Kalan donemde de agriyacagi anlamina gelmiyordur umarim bu. 2 hafta sonra seker testi yapilacakmis. Ac gel seker yukleyecegiz dediler. Ne kadar yuklenecekse ben yuklerdim siz zahmet etmeyin dedim kahvaltida cheesecake hayalleri kurarak ama yemediler:) Bir de ikinci rhogam ignemizi olacakmisiz, kan uyusmazligi icin olan. Acitiyor meret yahu.

Yuzmeye tekrar basladim gecen hafta. Farkettim ki surekli bahane bulup gitmemeye calismamin nedeni kulvar paylasiyor olmaktan hic hoslanmamak. Gittigim gymin havuzunda iki kulvar var. Pek buyuk bir havuz degil, sadece 4 kisi yuzebiliyor ayni anda. Bir kulvari iki kisi paylasiyor yani. Tamam iki kisinin yuzebilecegi kadar genis bir kulvar ama ben hoslanmiyorum yine de. Ender de olsa kolu bacagi carpabiliyor insanin yanindakine. 5 dakika daha fazla yurumeyi goze alip (ogle tatilinde gidiyorum ya her dakika kiymetli malum) bizim gymin daha yukaridaki bir subesine gitmeye basladim. Burda herkesin kendi kulvari var. Bir de hamile mayosu aldim kendime, biricik mayomun lastikleri iyice sunmesin diye. Allahim ne kadar komikmis bu hamile mayolari, yok boyle birsey. 2 parcadan olusuyor. Ust kisim oldukca bol haliyle. Alt kisim ise belinize kadar cikan bir babaanne donu:) Tam olsun diyip kirmizi beyaz potikare bir tane sectim, masa ortusu tadinda dolaniyorum artik gymde:)

Haftasonu Tolga burdaydi. Evet, biz de inanamadik. Gelmesiyle gitmesi bir oldugu icin hicbirsey anlamadik. Cumartesi sabah Adil, Tolga cok kisa sureligine buraya gelecekmis galiba dedi. Daha once de boyle oldugu, ha geliyor ha geldi diye heyecanla beklesirken onun planlari degisip bir turlu gelemedigi icin artik kanit istiyorum:) Bileti gormeden inanmam dedim onun icin. Hemen ardindan Tolganin onu aramamizi isteyen mesajini gorduk. Bir aradik ki aaa Connecticut'daymis, dun gelmis. Ve aaa yarin donuyormus. Aksam geldi Hoboken'a gittik, sabah da Eliflerle Edalar kahvaltiya gelecekti zaten onlara da hos bir surpriz oldu, hep beraber kahvalti ettik. Biraz alisveris derken ucak saati geldi ne yazik ki, havaalanina goturduk, gitti:(

Pazartesi, Temmuz 23, 2007

Latitude ve Seoul Garden

Biricik organizatorumuz Gilda duzenledigi yaz partisi icin Latitude'i secti. Hatundaki yetenek super, 100 kisiye yaklasabilen katilimci grubu icin ozel yer ayirabilecek bar bulmada ustune yok. Latitude'un da ust katini bize ayirmislar bu sefer. Birkac ayda bir biraraya gelip uzun sure gorusulemeyenlere merhaba diyip son havadisleri almak iyi geliyor. Aslinda hem baglari koparmamak hem de networking olusturma amacli bu toplantilar, ama biz bu vesileyle tanidik cevresini genisletmek kisminda oldukca basarisiziz. Zaten tanidigimiz ya da birlikte gittigimiz arkadaslarimiza takilip yeni birileriyle tanismak icin hic caba gostermiyoruz. Ben zaten cok cekingenimdir boyle seylerde, su yasa geldim asamadim hala bunu. Hayranimdir tanimadigi bir ortama pat diye girip muhabbet baslatabilenlere. Bunda da oyle oldu tabi, zaten tanisilan kisilerle bir sure ne var ne yok muhabbeti yaptiktan ve birseyler ictikten sonra zil calan midelerimizi daha fazla gozardi edemeyerek gecenin ikinci programina gectik.

Onceden Kore yemegi diye kararlastirmistik. Bir ara duzenli yapiyorduk bunu, ayda bir daha once pek denemedigimiz ulke mutfaklarini deniyorduk. Iyi de gidiyordu ama onun is gezisi bunun tatili kari kisi derken cok aksatir olmustuk bu isi. Uzakdogu yemekleri uzmani Numan'a biraktik yer secimini - hos Numan'in bilmedigi, denemedigi restaurant yok gibi zaten New York'da, sen mutfagi soyle onun birkac yer onerisi vardir mutlaka:)) Pek de guzel yerler sectigi icin bize arkamiza yaslanip onerdigi yemekleri ismarlamak ve yenilerini denemek kaliyor, bu da canimiza minnet:) Bu sefer Korean Town'daki Seoul Garden'a gittik. Daha once Kyoko ile oglen yemegi icin gitmistim ben oraya, muhtesem tofulu yemekleri var. Tofu tofu olali boyle guzel yemek haline getirilmemistir, bu kadar da iddialiyim orasi icin:) Kore restaurantlarinin en sevdigim yanlarindan biri de aperatifleri. Ne soylersen soyle 7-8 cesit aperatiften olusan minik tabaklar geliyor once onune. Bir cesit tursu olan kimchi de onlarin arasinda, genelde lahanadan yapiliyor. Catallar elimizde, saldirmaya hazir, kimchi sayikladik tabaklar gelene kadar. Bir tursu bu kadar mi guzel olur. Yemekler gelene kadar hep birden konusmaya calisan 8 agiz yemekler gelince sessizlige gomulup ne var ne yok silip supurduk masada. Sadece aperatiflerin fotografi var, ana yemekleri cekmeyi unutmusuz hapur hupur yerken.

Boyle keyifli bir yemegin arkadasindan ne yapilir? Tam karsidaki Kore pastanesinde tatli ve cay molasi verilir. Yorulduk ya yemekten, o bakimdan. Koryodang o mahalledeki en elit pastane. Pek cok pastaneye gore de elit bir pastane aslinda. Uzakdogu tatlilarini cok seviyorum ben, fazla sekerli degil (oyle geliyor tadi en azindan) ama hem gozu hem mideyi tatmin ediyor.

Cumartesi, Temmuz 21, 2007

Bir resim, bir oyku, bir film...

Efendim, yukaridaki resim, Kanadali Edward Burtynsky tarafindan 1996'da Sudbury, Ontario'da cekilmis. Resim, "Nickel Tailings #34" adi altinda yayinlanmis...

Nerde gordum bu resmi? Amazon.com'a bir ugradim, Harry Potter serisinin son kitabi audio book olarak yarin satisa sunulacak mi acaba diye bakmak icin. Jim Dale'in sesi ile dinledik daha onceki kitaplarin hepsini, netekim bu son kitabin audiobook'unu bugunden siparis vermek mumkunmus ama 2 gun sonra gelecekmis.


Iyi de Amerikan halki durmaz kardesim. Daha simdiden "kitap yorumu" basligi altinda agzindan baklayi cikartmis bir kac kisi :( Nasil Sopranos delisi oldugumu yazmistim. Gecen ay son bolumunun yayinlanmasinin ardindan, gunlerce radyo dinlerken, televizyon izlerken, internette haber okurken sonunu ogrenmeyeyim diye epey ugrastim. Hala da antenler acik, "Sopranos..." denince kulaklarimi kapatiyor, gozlerimi kaciriyorum :) Ama dedim ya "spoiler" kulturu var burda. Illa sonunu soyleyecek birileri, catlarlar yoksa.


Gecen sene yasanan bir olay geliyor aklima. Guya komiklik olsun diye adamin biri geceden Harry Potter sirasina girenlerin yanina yaklasip "sonunda.... oluyor" diye bagirip kacmisti.


Velhasil, 2 gunde audiobook bana gelinceye kadar neler olur neler. Ben en iyisi yarin gece yarisindan itibaren, Audiobook Newsgroup'larini taramaya baslayayim diyorum...Bakalim ne kadar surecek birinin son kitabi oralara upload etmesi...
Harry Potter'dan Nickel Tailings resmine nasil mi gectik? Soyle oldu.... Amazon.com'a kullanici adimla girince, sag ustte "Amazon Blog for Adil Hindistan (13 blogs)" diye bir link gordum.


Amazon, benim ilgilenecegimi varsaydigi blog yazilarini gosteriyor. Bir tanesinin basligi "Cow Emissions: An Inconvenient Reality" ('Uygunsuz Gercek'). Efendim, bu Japonlar et icin beslenene ineklerin yellenme ve gegirme marifetiyle urettigi metan gazini olcmusler ve "2.2 pound et uretmek icin cevreye verilen zarar ile 3 saat otomobil kullanmanin cevreye verdigi zarar birbirine esit" gibi bir sonuc cikartmislar.


Yukarida linkini verdigim blog yazisinda bu durum dile getirilip, yaptigi "An Inconvenient Truth" ('Uygunsuz Dogru') adli dokumanter ile cevre sorunlarina dikkat cekmeye calisan ve hibrid otomobilleri promote eden Al Gore'a verip veristirilmis. Hybrid arabalarin uretildigi Sudbury ile ilgili bir resim olarak da konumuz olan resim konulmus oraya.


O yaziyi yazan adami Sibel Kazakci'ya havale edip, 1996'da cekilmis resmi kullanarak, simdi o bolgede uretilen hybrid arabalara laf ettigi icin dunyanin kac bucak oldugunu gostermek de var ama asil ilgilendigim konu "resim". Tarifi zor bir buyuleyiciligi var. Carpici bir cekicilik. Dogaya verdigimiz zarari gosteriyor, bir cirkinlik aslinda anlatilan ama o 'cirkinlik' ne kadar 'guzel' anlatilmis. Di mi ama?

Cuma, Temmuz 20, 2007

Kelin ilaci olsa...

Hani su Garanti'li Ayip yazisinin ardindan bu isin pesini birakmayacagim demistim ya. Usenmedim gittim http://www.sikayetvar.com/ a uye oldum ve sikayetimi yazdim.

Yalniz, uye olurken sorulan bir soruya ne cevap verecegim bilemedim: "Sehir". Baktim Turkiye'deki tum sehirler siralanmis ve birini secmem mecburi, memleketimi seceyim bari dedim ve Trabzon'u isaretledim. Ev, is vs. telefonlari girerken de bir tek kutu var, dolayisiyla 12011234567 seklinde ulke kodu ile birlikte yazdim.

Neyse, aksam Bezen'e siteyi gosteriyordum. Girdik baktik ki sikayetimiz yayinlanmaya uygun gorulmemis. Sebep?

"Şikayetiniz üye bilgilerinizde telefon numaralarınız olmadığı için şikayetiniz yayımlanmamıştır. Gerekli düzenlemeleri yapıp tekrar gönderebilirsiniz. "

Dedim herhalde, sehire baktilar Trabzon, telefon numarasina baktilar 462li degil, hatali telefon varsaydilar...

E olmazsa Turkiye'den ailelerin birinin telefonunu yazariz dedik. Ekrana bakiyoruz ikimizde ama kayit bilgilerimizi degistirmek icin bir link goremiyoruz. Olur mu canim, biz goremiyoruzdur diye sitedeki tum linklere tikladik bir 15 dk. boyunca. Yok kardesim, kayit bilgilerini nerden degistirecegimizi bulamiyoruz.

Sonunda pes ettik, on sayfadaki "Iletisim" linkine basip, "Telefon numaralarimiz dogru! Kayitta bir yanlis bilgi girmisligimiz filan yok, biz yurtdisinda yasiyoruz. Olsa bile degistirmek icin bir link goremiyoruz, nasil is?" deyu sikayet sitesine kendileri ile ilgili sikayetimizi bildirdik :)

Ha bu arada, sitede kor gozum barmagina der gibi Musteri Dostu sirketler siralamasinda Garanti Bankasi 5 yildiz almis %100 yaziyor yanina. Ama sikayetlere bakiyorsunuz, 100lerce sayfa tutuyor.

Bana yaptiklari gibi "Kusura bakmayin yardimci olamiyoruz" turunden cevaplari "cevap" sayiyorlar galiba.

Dun aksam postalamistik, ne zaman http://www.sikayetvar.com/ dan cevap gelecek bilmiyorum. Bugun "Sizi kime sikayet edecegiz?" baslikli bir mesaj daha biraktim onlara. Eger onlari kayit bilgilerimizin dogruluguna inandirabilirsek, belki sikayetimizi yayinlanacak. Breh, breh...

[Guncelleme 19 Temmuz 2007]
Kimden kismi bos bir e-mail gelmis Sikayetvar.com'dan ve spam filtrelerine takilmis. Soyle diyorlar:

Sayın Üyemiz; Sitemiz yeni bir yapılanma içerisindedir.Bu süre.te belirttiğiniz eksiklik de mutlaka giderilecektir. Adınızı, soyadınızı ve telefon numaralarınızı açık ve doğru olarak belirttiğiniz taktirde şikayetiniz en kısa sürede yayımlanacaktır. Saygılarımızla Sikayetvar.com

Ama hala gonderdigim sikayet yayinlanmamis. Ne is bilemedim.

[Guncelleme - 26 Temmuz 2007]
Iki kere daha mesaj biraktik. Mesaj birakmak icin bile ugrasmak zorunda kaldik. Uzun uzun, guzel guzel yazdik aciklamamizi tekrar ve gonderdik.

Aaa! Ekranda bir mesaj "Hata". O kadar. Ne hatasi, ne oldu belli degil. O kadar ugrasip yazdigimiz yazi gidiverdi. Oturduk, bir daha yazdik. Gondermeden bir kenara kaydettik ne olur ne olmaz diye. Yine ayni sey oldu...

Belki de sistemlerinde gonderilen mesajin buyuklugu ile ilgili bir sinir vardir ve biz onu asiyoruzdur diye mesaji 2ye bolduk. Bu sefer hata gelmedi.

Ama SikayetVar.com'dan bize bir cevap da gelmedi. Sikayetimiz de hala yayinlanmadi. Kusura bakmasinlar ama igneyi kendilerine batirmayi unutmuslar.

Çarşamba, Temmuz 18, 2007

Garanti'li Ayip!

Garanti Bankasi sayesinde bugun yine burnumdan soluyorum :( Sabah bir telefon,
"Garanti Hakli Musteri Hatti'ndan ariyorum, ben Nil"...

Yillardir Garanti Bankasi'ni kullaniyorum. Internet Subesi kullanima acilir acilmaz kullanmaya baslamistim. Gayette memnundum. ABD'ye yerlesince, internet subesini kullanmaya devam ettim ama tabii cok seyrek.

3-4 yil onceydi. Internet sifremi unuttum. Canim cikti yeniden sifre alana kadar. Illa da subemize geleceksiniz. ODTU-MD listesine yazmistim o zaman. Birileri Garanti'nin icinde yetkili baskalarina iletmis ve onlar da benimle temasa gecip 3 dk. da yeni sifre vermislerdi.

Iki ay once filandi, acil bir durumda internet subesini kullanmam gerekti. 3 kez yanlis sifre girince kilitleniyor. 1.yi girdim, yanlis dedi. Herhalde yanlis bir tusa bastim diye yavas yavas dikkatlice tekrar girdim, yine yanlis. Aaaa, galiba suna degistirmistim deyip guya dogru sifreyi girdim ve kilitlendi.

Hadii al basina belayi. Normalde Turkiye'de elinde envay cesit Garanti kartlarindan biri olan icin cozumu basit. Ama yurt disinda Garanti kartlarina ihtiyacim olmadigi icin kullanmiyorum, hic bir kartim yok. Sorunda bu noktada basliyor.

Efendim, 444 0 333'u aradim (Hatirlarim bir sure bu numarayi nasil cevirecegimi anlamaya calistim, sonradan kesfettim basina 212 gelecekmis).
- Bir suru guvenlik sorusu, ardindan baska birine bagladilar...
- Yine bir suru guvenlik sorusu, ardindan "subenizle halletmeniz lazim"...
- Verdikleri numarayi aradim, "yanlis numara, siz surayi aramalisiniz"...
Sonunda Subenin telefonunu buldum (Garanti Ankara Yenisehir subesi)
- "Bizim boyle bir islemimiz yok, gorusmeleri kaydetemiyoruz zaten, siz en iyisi hakli musteri hatti ile gorusun"
- Hakli Musteri hattindan "Burcu" hanim'la gorustum. "Sube'ye gitmeniz lazim".

Anlatmaya calisiyorum, "Yurt disinda yasiyorum, subeye gitmem mumkun degil. Bakin benim basima iki uc once de bu durum geldi, biliyorum ki bir islem mumkun, subeye gitmeden de halledilebiliyor"...
- "Yardimci olamayacagim, kusura bakmayin" diyor.

Iki saat telefonlardayim artik sinir filan kalmamis. Ortalikta bir sacmalik var anlamak istemiyorlar. "Sizin guvenliginiz icin" diyorlar surekli "guvenlik dediginiz uygulama, benim bankayi kullanamaz hale gelmeme sebep oluyor, bana bir cozum onerin" diyorum. Yok.

Lanet olsun dedim, biraktim pesini. Gel gor ki guvenligimi acisindan sirket e-mail adresim, telefonlarim vs. ellerinde kayitli tum bilgileri dogrulamamin yeterli olmayacagina kanaat getiren Garanti Bankasi, surekli promosyon e-mailleri gondermeye devam ediyor. Dun "Garanti Sifreninizi unutursaniz"... diye bir e-mail gelince dayanamadim yine...

Gittim bilmem kacinci kere Hakli Musteri hatti e-mailine bir mesaj gonderdim. Ozetle durumu anlattim ve ek olarak dedim ki,
"Bakin, yurt disinda yasayan musterilerinizi hic goz onune almiyorsunuz. Surda size telefon numarasi birakacagim, onda bile (alan kodu)+(telefon numarasi) icin 2 alan var ama (Ulke kodu) yok. Ulke kodunu veremezsem, nasil arayacaksiniz beni? Cok mu zor [+90] diye bir kutucuk daha eklemek?"

"Hakli musteri hatti diyorsunuz kendinize, ama haklisysam niye sorunumu cozmuyorsunuz?"

Sabah bir telefon,
"Garanti Hakli Musteri Hatti'ndan ariyorum, ben Nil. Sikayetinizi aldik, sorulariniza cevap verecegim ama once guvenliginiz icin bir iki sorum olacak"...

Yanitliyorum sorularini, benim ben olduguma kanaat getiriyor ve soyle diyor:

- "Sorununuzu daha once de iletmissiniz, ancak maalesef bir cozumu yok. Farkli bir sey soyleyemeyecegim".

- "E niye aradiniz o zaman? Ben de size mesajimda, bir cozum oneremediginizi yazdim. Biri boyle bir karar vermis ama sorun yaratiyor. Yok mu bu konuyu iletebilecegimiz ust merci? Sorunu cozecek biri yok mu Garanti'de?" diye soruyorum

- "Daha once bir suru sikayet geldi ama maalesef yapacak bir seyimiz yok. Sizin guvenliginiz icin bu"...

Tam anlamiyla bir komedi. Guvenligim icin kendi parama erisemiyorum :)

[GUNCELLEME - 23 Temmuz 2007]
Gecen hafta 2 tane hakli musteri hattina iki tane mesaj gonderip, "durumum bu, bankanizi kullanamiyorum ama ha bire istemedigim promosyon e-mailleri gonderiyorsunuz. Nasil cikilacagina dair bir bilgi de yok. Artik bu "spam"! benim gozumde, cikartin e-maillerimi..." demistim.

Bugun cevap gelmis:
*************************************************************

From: Haklı Müşteri Hattı [mailto:HakliMusteri@garanti.com.tr]
Sent: Monday, July 23, 2007 8:04 AM
Subject: Mesajınız Hakkında

Sayin Adil Hindistan,

Hakli Musteri Hatti formumuzu kullanarak 1576933 numarali mesajinizi bize ulastirdiginiz icin tesekkur ederiz.

Mesajınızda belirtmiş oldugunuz e mail adresinizi kredi kartlari ile ilgili reklam maillerinin gelmemesi icin listemizden cikartmis bulunuyoruz.

Saygilarimizla,

T.GARANTİ BANKASI A.S

HAKLI MUSTERİ HATTI

444 0 338


[GUNCELLEME - 26 Temmuz 2007]

Garanti Bankasi - Hakli Musteri Hatti Sikayet#2886296
Bir kac kez bu kanaldan size ilettigim uzere, ABD'de yasadigim icin sadece internet bankaciligini kullaniyordum ve hesabim kilitlendigi icin su anda onu da kullanamiyorum. Defalarca belirttigim uzere, Garanti Bankasindan hic bir kartim yok, tum kartlarimi yillar once iade ettim, kapattirdim.

Ancak anliyorum ki benim bir istegim, basvurum olmadigi halde Turkiye'deki akrabalarima giden extreden anliyorum ki Garanti Bankasi Shop & miles gold cardim varmis gibi bana hesabima borc yazmis (son odeme tarihi 4 Haziran). Benim Shop and miles kartim yok. Boyle bir karti istemedim, elime ulasmis da degil.

Bir kac kez Turkiye'deki adresime Garanti Bankasindan icinde ne oldugunu bilemedigimiz paketler gelmis ancak yurt disinda yasadigim aktarilinca paket akrabalarima verilmemis. Bunlari teyid edebilirsiniz.

Internet bankaciligini kullanamadigim icin benim kontrol etme imkanim yok ancak daha once de belirttigim gibi Garanti Bankasindan hic bir kredi kartim yok. Dolayisiyla, hesabimdan kart uyeligi bedeli adi altinda 24 Mayis 2007 tarihinde kesilen 40 YTL ve varsa diger ucretlerin iptal edilmesi ve kesilen meblaglarin hesabima aktarilmasini rica ediyorum.

Saygilarimla,
Adil Hindistan

Bu mesaji gonderdikten bir gun sonra is telefonumdan aradilar ve "Shop and miles kartinizdan o para kesildikten sonra odeme yapmissiniz (otomatik cekiliyor hesabimdan). Ekstreye baska bir kayit girdigi icin (ev sigortasi) paranizi size geri odeyemiyoruz ancak isterseniz kartinizi iptal edelim, seneye odemek zorunda kalmazsiniz." dediler.

Mecbur razi olduk.

*************************************************

Garanti Bankasi - Hakli Musteri Hatti Sikayet #2909291
Cok kisa bir sure once, Sifremin kilitlenmesi sonucu Internet Bankaciligini kullanmadigimi, hesabima erisemedigimi, e-mail adresim ve dahi diger bilgileri degistiremedigimi ancak, turlu turlu icinde nasil bu tur e-mailleri almayacagimi belirtmeyen Garanti Bankasi menseili spam e-maillerler aldigimi yazmistim.

Is telefonumdan aranmis ve bu tur e-mailleri artik almayacagim, e-mail listelerinden cikartildigim belirtilmisti.
Ancak goruyorum durum bu degil. Bugun, "Yatırım Denince Akla paragaranti.com Gelir!" baslikli bir e-mail geldi.

Daha ne kadar acik yazabilirim bilemiyorum, ben ekstre disinda e-mailler almak istemiyorum. Yurt disinda yasadigim icin promosyonlarinizla ilgilenmiyorum. Lutfen e-mail adresimi tum bu promosyon listelerinden cikartin.

Bu e-mailleri gonderenlere anlatin lutfen, mesajin icerisinde e-maili almak istemeyenler icin unsubscribe olabilecekleri bir link olmali. Spamcilerle Garanti Bankasi arasinda bir fark olsun, degil mi?

Saygilarimla,
Adil Hindistan

Pazartesi, Temmuz 09, 2007

Fazla Barbeku Goz Cikarir Mi?


Cikarmaz di mi? Bence de:)) Kilolari cikarabilir tabi ama o da gulun dikeni oluversin artik, bakariz caresine bi ara:) Son 5 gune 3 barbeku sigdirdik. 4 Temmuz bagimsizlik gunumuz ya, tatiliz. Barbeku gunu olarak da bilinir. Alismisim tatillerin ya Cuma ya Pazartesi olmasina, bu Carsamba'ya denk gelince garip geldi. Uzun haftasonu olamadi bu sefer. Ama tatil tatildir canim soylenecek degilim:) 4 Temmuz'da barbeku mutlaka yapilir, yapilmamasi ayiptir, olacak sey degildir, dusunulemez. Super bowl'dan sonra ulke genelinde en cok bira tuketilen ikinci gun oldugunu dusunuyorum ayni zamanda. Ogleden sonra barbeku yapilir, aksam da gidilip havai fisekler seyredilir. Kasabalar bir hafta oncesinden deneme atislarina basliyorlar zaten.

Bu gun ayni zamanda can arkadaslarimiz Eda ve Murat'in evlilik yildonumu. Dalya dediler bu yil. Kutlama barbekusu duzenlediler hatta, hep beraber kutladik. Tam ortasinda yagmurun yagacaginin tutmasi gunun tek hadi yaa dedirten seyi oldu. Semsiye altinda mangalin yanmaya devam etmesine engel olamadi ama bu, kimsenin keyfini kacirmaya da yetmedi. Yagmur aksam iyice siddetlenerek yagdigindan havai fisekleri seyretmeye gidemedik. Klasik olarak butun gun yedik. Ilkay'in kofteleri pek meshurdur kabilede ama Murat'in da asagi kalir yani yokmus. Oyle bir yukselttiler ki citayi, kofte sunarken iki kere dusunmemiz gerekecek artik:) Kofteler enfesti. Hersey nefisti aslinda. Hep birlikte kutlayacagimiz nice on yillar diliyoruz arkadaslarimiza (kendimizi de sokusturuverdim hemen araya:)))

Cumartesi gunu Figenlere gittik. Erin kizimizin gelmesi icin geri sayima basladik artik, ay sonu katilacak aramiza kismetse. Artun abi olmaya hazir gorunuyor. Neden doneminde su anda. Hemen tum cumleleri neden'le basliyor ve verilen her cevaba yeni bir 'neden'li sorusu var:)) Ikinci mangalimizi da orda yaptik. Burak sagolsun yemedi yedirdi valla, o sicakta hersey pisene kadar ayrilmadi mangalin basindan.

Pazar gunu Adil'in isten arkadasi Mathieu ve esi Kara geldi. Brooklyn'de oturuyorlar. Iceri girer girmez ilk soyledikleri 'bir daha gelmeyecegiz' oldu:) 1 saat 40 dakika surmus bize ulasmalari. Heheh dedik biliyoruz biz bu duyguyu. Hepi topu 22 mil yol ama arada Manhattan'i gecmek gerekince cidden cok uzun suruyor ve cildirtiyor. Karsiya gectigimiz her seferinde biz de aynen boyle diyoruz:)) Omuz ve bira verdik arkadaslara, yatistilar. Eda ve Murat da gelince yeme fasli icin hazirdik artik. Mathieu Fransiz ve super bir ahci. Tatli isini direk ona atmistik ve onceki gun acaba ne yapacak diye diye kulaklarini cinlatmistik bol bol. Maalesef gec kalkmis arkadasimiz, vakit kalmamis. Pastane tartlariyla idare ettik. Onlar da cok lezzetliydi gerci. Mathieu'nun hanesine yazdik ama, bize komple yemek yapacak simdi:)

Mangal calisacak mi calismayacak mi diye ufak bir stress icindeydik. Ben kosup firini yakmak icin hazir bekliyordum gecen seferki gibi sorun cikarirsa diye. Disaridaki prizin calismadigindan eminiz artik. Uzatma kablosu (surge protector) ile icerideki bir prize taktik ama onu da attirip durdu. Klimayi kapattik belki olur diye. Hatta ben radyoyu da kapatalim, cep telefonunu sarjdan cekelim gibi uc oneriler dahi getirmeye baslamistim. Hani damlaya damlaya gol olur belki diyerekten. Fakirin ekmegi umut iste. Yine mezeye mi talim ettirecegiz milleti diye moralimiz iyice bozulmaya baslamisti ki daha guclu bir surge protectorla belki olur, bu yetmiyor galiba dedi Murat. Bilgisayarlarinkini soktuk getirdik ve sonrasinda tik demeden calisti hakkaten. Derdi oymus meger (yani umarim sadece odur), hemen bir tane ona ozel alacagim. Bu sefer mahcup etmedi bizi, tekrar sevgiyle bakmaya basladim ona:)

Soyle yanyana kapi onlerinde fotograf cekip oyle yazalim diyorduk ama biz fotograf cekene kadar haberin haber degeri kalmayacak, boyle fotosuz yazayim bari:) Balcalar komsumuz oldu sonunda:) Aylar suren beklemeden sonra nihayet yan evimize yerlesti Bolunmez uclusu. Komsuculuk oynuyoruz artik:)

Perşembe, Temmuz 05, 2007

Hoop! Nereye Hemserim?

Gocmen lafini duyunca tuyleri diken diken oluyor burdakilerin bu ara. Kalsinlar mi gelsinler mi gitsinler mi zaten gelmis olanlara noolsun her kafadan bir ses cikiyor. Iyice arapsacina cevirdikleri bir kacak gocmen durumu var nicedir. 12 milyon kacak gocmen var ulkede, ne yapacaklarini bilmiyorlar. Amerikayi Amerika yapan gocmenler degilmis gibi yasalina da kacagina da bir itiraz bir itiraz. Son reform tasarisi (ki gayet ise yaramayacak, gocmenleri sefil edecek bir tasariydi bence) da Senato tarafindan reddedildi. Bazi senatorler boyle bir reform af niteligi tasir, yasal yollardan gelmeye calisanlara haksizlik olur diye karsi cikti tasariya. Benim asil bahsedecegim bu yasal yollarla gelmeye calisan ama uzun ve cetrefilli bir sistemle resmen cezalandirilanlar.

Yasal yollardan gelmek isteyenler sacini basini yoluyor bu ara. Simdi uzun uzun anlatamayacagim ama cesitli vize kategorileri var hem is hem de es/aile yoluyla gelmek isteyenler icin. Her kategori icin de yillik bir kota belirlenmis. Cok yetersiz kaliyor kotalar talepler karsisinda, zaman icinde uzuuuun bir bekleme suresi olusmus. Ornek olarak su ara amerikan vatandasi olarak kardesinize green card almaniz 10-12 yil suruyor diyeyim, artik nerenizle gulersiniz onu size birakayim. Is yoluyla green card almak isteyenlerin durumu da pek parlak degil. Oncelikle sponsor olacak bir isveren bulup calisma vizesi almasi gerekiyor nitelikli calisanlarin. Bunun en yaygini H-1B vizesi. Onu da 195 binden 65 bine indirdiler, bu yil daha acildigi gun doldu kota, agzimiz acik bakakaldik.

Bu tur calisma vizesi ile gelip de green card almak isteyenlerin gecmesi gereken bazi asamalar var. Son asamada uzuuun zamandir bir bekleme suresi vardi. Ilk asamalari daha hizli sonuclandiriyor USCIS (US Citizenship & Immigration Services) ama son asama aksine iyice uzadigi icin - ulusal guvenlik adina yapilan sicil kontrol islemleri bitmek bilmiyor - ilk asamalari gecenler burda kapiya yigilmaya basladi. Sonucta pek birsey degismemis oldu aslinda. Talebin en cok oldugu Cin, Hint, Meksika ve Filipin asilli calisanlarin kotalari daha cabuk doluyordu. Zaten bu dordu bir de digerleri var diger tum ulke vatandaslarini kapsayan. O dordune acilan kapilar uzun zamandir kapaliydi, digerleri de bir sure sonra katilmisti yanlarina, kota yeniden acilsa da basvursak diye bekliyordu millet. Tabi bu arada mevcut calisma vizelerinin kaybedilmemesi yani isten cikarilmamak, onlari duzenli olarak uzatmak yani bir ton para ve stress harcamak gerekiyor.

1-2 hafta once Department of State cikip tamam tum kategoriler icin kotalar aciktir, Temmuz ayi boyunca, hatta belki biraz da Agustos'da acik kalacak buyurdu. Hadiii tum bekleyenler, avukatlar vs ayaklandi, deli gibi dokuman hazirlanmaya, belge toplanmaya basladi, sira bekleyenler doktor raporu almak icin kosturmaya basladi, ilk basvurularin kabul edilecegi 2 Temmuza yetisme derdine dustuk. Bizim ofiste izinler kaldirildi, gecici eleman mi alsak hesaplari yapildi, sabahlamaya ne zaman basliycaz konulu emailler ortada dolanirken hop yeni bir bulten yayinlandi: eeee biz kota acildi mi dedik, yok canim hemen inandiniz mi, oyle demek istemedik aslinda, kota dolmus bak bu ise, Ekimde yeniden goruselim o zaman bakariz gibi ultra abuk bir suru laf. Saka gibi. Herkes sok. Bulteni hazirlayan Department of State (DOS), ona o bilgileri veren USCIS. Ikisi de sorumluluk kabul etmiyor. Biri diyor onlar var dedi oburu diyor hayir demedik. AILA (American Immigration Lawyers Association) ayaga kalkti tabi, dalga mi geciyorsunuz siz bizim muvekillerimizle, bu ne ciddiyetsizlik diyerek. Simdi toplu dava acmaya hazirlaniliyor. Kotanin acilamadan dolmasinin bir sebebinin de Temmuz sonunda tum vize vs gocmenlik islemlerinde uygulanmaya baslanacak yaklasik %66'lik zam oldugunu dusunuyoruz, cok mu fesadiz?

Salı, Temmuz 03, 2007

Presidential "Ayip"

Bush kendisinden beklendigi uzere, Scooter Libby’nin hapis cezasini agir bulup affetti dun aksam. I. Lewis “Scooter” Libby, Vice President Dick Cheney’in Ulusal Guvenlik konusunda danismanlarindan biri idi. Irak savasi ile ilgili Bush hukumetinin skandallarindan biri federal suc olmasina ragmen gizli servis ajani Valerie Plame’nin kimligini basina sizdirmasi idi.

Sebep? 6 Haziran 2003’de New York Times da “What I did not find in Africa” adinda bir yazisi yayinlanan yazida Valerie Plame’in kocasi Bush hukumetinin Irak, Nijerya baglantisi hakkindaki istihbarati bilincli olarak savas icin bahane ettigini yazmisti…

NY Times yazarlarindan ve savas lehine yazilari ile bilinen Judith Miller onceleri kimden bu bilgiyi aldigini aciklamamis, hatta bu yuzden hapis yatmisti. O donem Bush, “sorumlusu her kim ise cezalandirilacak” filan diyordu. Ancak diger gazeteciler Scooter Libby’I isaret edince is cetrefillesti. Konu ile ilgili detayli bir dokuman var wikipedia’da.

Libby hapis cezasina carptirilinca, pek cok ‘unlu’ republican yargica “soyle iyidir boyle buyuk hizmet vermistir” turu yazilar gonderip hapis cezasina carptirilmamasini istemislerdi. Temyiz mahkemesi de “gecikmeden hapse gitmesi” kararina varinca, gozler Bush’a cevrilmisti. Sonucta Bush, bu islerin icinde. 2006’da 8 yargici politik sebeplerle isten atmasi uzerine medyada komik durumlara dusen Alberto Gonzales’I de cikmis savunmustu. Kendi ekibi soz konusu olunca tum yetkilerini kullandigi icin acaba “Presidential pardon” yetkisini kullanip onu da affeder mi diye soranlara hapis cezasinin kesinlesmesinden 5 saat sonra cevap geldi.

Digg’de gelen yorumlarda milletin nasil ofkeli oldugunu gorebilirsiniz. Yahu gelmedi su 2008, bir kurtulsak su adamdan. Yetti be!

Cuma, Haziran 29, 2007

Shakespeare in the Park

Romeo ve Juliet'i izlemeye gittim Central Park'a. Acik havada oyun/konser/tiyatro/vs izlemek coook zevkli. Hava da cok guzeldi sansimiza. Sagimda oturan iki kisi kalin kazaklar giyip bir de ustlerine yanlarinda getirdikleri cok agir ve kalinmis gibi gorunen battaniyeyi orttuler, e pes diyebildik baska ne diyelim bilemedik. Tam yanimda oturani ilk perdede bir 15 dakika kadar horlaya horlaya uyudu hatta, cok komikti. Sandalyeler de oyle rahat falan degil, onlarda uyumak buyuk yetenek isi cidden.

Shakespeare in the Park 1954'de baslamis Central Park'da. O zamanlar havuzun onundeki cim alanda yapiliyormus gosteriler. Donemin parklar muduru cimler rezil oluyor diye ayri bir ucret talep etmeye baslamis. Olay buyuyup mahkemeye tasinmis. Mahkeme sonucunda yine parklar mudurunun istegiyle $250,000 harcanarak Central Park'da Shakespeare tiyatrosunun yapilmasina karar verilmis. 1961 yilinda Dell Yayincilik'in patronu George T. Delacorte'in bagislariyla Delacorte Tiyatrosu kurulmus. 1962 yilindna itibaren de tum gosteriler burada sahnelenmeye baslanmis.

Her yaz iki farkli oyun oluyor. Biletlerin cogu bedava, erken gelen oturur seklinde veriliyor. O erken gelme kisminda biz cok basarisiz olmustuk buraya geldigim ilk yillarda. Millet nerdeyse geceden kamp kuruyordu gisenin onunde. Hic o kadar erken gidemedigimiz icin hic biletimiz olmamisti. Oyunlarin maliyetinin azaltilmasi adina bir kisim bilet de sponsorlara ve katkida bulunmak isteyenlere parali olarak veriliyor. Parali bilet alinca yeriniz yurdunuz nerde oturacaginiz belli oluyor tabi ama onlar da oldukca pahali. Ayrimcilik olmasin diye bir sira parali biletlileri bir sira bedava biletlileri oturtuyorlar. Cok hos di mi. Patronum parali bilet alanlardan. Kalabalik bir grup olarak her yil bilet aliyorlar. Bu yil isi cikmis birinin oyun gunu, gitmek ister misin diye soruyordu ki patronum lafini tamamlayamadi adamcagiz ben evet evet diye atlayinca. Havada kaptim bileti desem yeridir.

Shakespeare in the Park'in bir ozelligi de unlu oyuncularin da rol aliyor olmasi. Morgan Freeman, Meryl Streep, Denzel Washington, Christopher Walken, Kevin Kline, Natalie Portman, Philip Seymour Hoffman bu isimlerden bazilari. Bizimkinde Six Feet Under'daki Lauren Ambrose Juliet'i oynuyordu. Cok basariliydi hatun, pek begendik. Fotograf cekmek yasakti o yuzden tiyatrodan bir tek kare bile yok elimde maalesef.

Salı, Haziran 26, 2007

Kabin Zamani Geldiii:))...ve Gecti:((

Gecen yaz bir haftasonu Catskills'de bir kabin kiralamis ve tadina doyamamistik. Bu yil kistan baslamistik yaz gelse de kabine gitsek demeye. Vee bu Cuma 8 kisilik ekibimizle yeniden dustuk yollara. Ilkay ve Sibel de katildi bize bu sefer. 6 kisiyken kucuk kabinlerden birini kiralamistik, bu sefer ellerindeki tek buyuk kabini kiraladik: Patakatan Lodge. 9 kisilik lodge da lodge'mus ama, iki yatak odasi, bulasik makinasi, firin, televizyon, dvd player, gercek bir somine, daha buyuk bir buzdolabi, yarisi cepecevre sinek telleriyle kaplanmis bir teras...5 yildizli bir otele gelmisiz gibi hissettik. Onde ve arkada da acaip genis alanimiz vardi, nereye nasil yayilacagimizi bilemedik.

Buzdolabina girmesi gerekenleri aceleyle yerlestirip ates yakmak uzere odun toplamak icin disari attik kendimizi. Yine gecen sefer biz gelmeden once nehir tasmis ve odunlarin yigili oldugu alani dagitip odunlari goturmustu, odun bulucaz diye canimiz cikmisti. Bu sefer agzina kadar doluydu odunluk. Kabinden iceri adim atmamizla yeme etkinligine baslamamiz da bir oldu. Pazar aksamustu yola cikana kadar kabin civarinda olmadigimiz anlar disinda mutemadiyen yedik. Grupca mide fesadi gecirmemis olmamiz mucizeden baska bir sey degil. Bir onceki sefer eksikligini cektigimiz malzemelerin listesi yapilmis, onlara agirlik verilmisti bu defa. Erkeklerin yumurtasi unutulmadi mesela.

Gecen sefer biraz kurabiye ve boregimiz vardi, hemen bitmislerdi ve iki gun boyunca aahh ahh biraz daha olsalardi demis durmustuk. Bu sefer takim listelerine ilk olarak onlar eklendi. Gozumuz o zamandan ne kadar ac kalmissa oyle bir kurabiye borek corek getirmisiz ki. Sibel yaprak sarmasi bile yapmisti (insanin becerikli arkadaslarinin olmasi harika bisi). Bir tarafta cesit cesit kurabiyeler bir tarafta cesit cesit borek, corek, poaca ve sarma. Yiyorsun yiyorsun bitmiyor:) Cennet boyle birsey olsa gerek:)) 8 kisi iki gun boyunca yedik ama bitiremedik hepsini. Donuste her ekibe yolluk bile cikti onlardan.

Ilk aksam atesimizi yaktik, sarinip sarmalanip cevresine dizildik, sucuk ve marshmallow kizarttik, yedik ictik muhabbet ettik gec saatlere dek. Biz yattiktan sonra oturanlar arabalardan birini atesin yanina cekip ufak bir fasil muhabbeti de yapmis sarap esliginde. Ilkay kacta yatarsa yatsin sabahlari cok erken kalkar. Bu burda da degismedi ve 6.45'de uyandigimda Ilkay zinde, canli, neseli haliyle digerlerini uyandirmaya calisiyordu. Ben o kadar erken uyanamam aslinda ama evimden baska bir yerde uyudugumda uyaniveriyorum erkenden. 8.30'da herkes bir sekilde kaldirilmis, homurdananlara kahve sunulmus ve bahceye yayilinmisti. Voleybol oynandi, badminton oynanmaya calisilip basarilamadi, biraz tavla atildi. Arada Ilkay'in uyuma ihtimaline karsi ufak bir tencere ve demir bir spatula hazir tutuldu hatta emin olmak adina zaman zaman cocugun basucunda calindi. Sansimiza gene siki yagmur yagmis birkac gun oncesinde, gene nehir tasmis. Bu sefer bizim kaldigimiz yerlerde tasmamis ama nehrin rengi camur rengini almis. Kano yapicaz diye diye geldigimiz icin yapsak mi, noolur ki yapsak falan diyorduk ama nehrin neresi sig neresi derin gormek mumkun degildi. Kabinleri isleten Jeff de bu suda yapmanizi kesinlikle tavsiye etmiyorum diyince kano hayali suya dustu. Yururken nehrin olmasi gereken ve simdi oldugu rengini birarada gosteren bir yer bulup hemen resmini cektik.

Kano isi yatinca bisiklet on plana cikti. Gecen sefer Adil ve Simon bisikletleri burda kiralamisti ve cok kotu de cikmamisti bisikletler, idare etmislerdi. Bisiklet tasimak cok kolay olmuyor bizim icin. SUV'nin arkasina bisiklet takmak icin gereken aleti almadik, iceri sokabiliyoruz ama bu sefer de tum koltuklari yatirmamiz ve arabanin arkasini tamamen bisiklete vermemiz gerekiyor. Bu defa Simon ve Elif bisikletlerini getirmisti ama digerleri getirmemisti, kiraladiklari bisikletler rezalet cikti, pek zevk alamamis bisiklet grubu erken kesti turunu. Bir dahaki sefere getirecegiz demek ki ne olursa olsun. Biz Sibel'le yuruyus yaptik. Kabinde toplanip bir miktar daha tembellik yaptiktan sonra bu defa Eda ile yuruyuse ciktik. Biz giderken mangali yakacagiz yarim saate burda olun diye siki siki tembihlenince fazla uzatamayip donduk 45 dakika sonra. Firca yer miyiz acep derken bir geldik ki Sibel disinda hepsi uyuyor bir kosede:))

Mangal sonrasi yine ates fasli oldu, cok guzel yandi ates iyi isitti bizi. Aksamlari bayagi soguk oluyor orda. Haziran'da gittigimizden midir nedir sivrisinek pek yoktu bu defa. Sinek kovucu mumlar goturmustuk, cikartmadik bile cantadan. Ben iki gun boyunca hic off sikmadim ve hic isirilmadim. Karasinekler onlarin yerine de isiriyordu ama onlar kasindirmiyor en azindan.

Pazar gununu de bolca cimlere yayilma, voleybol ve biraz yuruyus halinde gecirdik. Donus saati gelsin istemedik hic ama cabucak geldi maalesef. Simdi uygun bir yer bulup Agustos ayi icinde Vermont'a gitmek istiyoruz biraz daha uzun sureli bir kabin tatili icin.

Cuma, Haziran 22, 2007

Yoldan geldim yorgunum...


Gecen yil bu zamanlarda sirketten arkadaslarla ilk kez "JP MorganChase Corporate Challange" kosusuna katilmistim. 3.5 mil (~5.5Km) yi bir kerede kosamamis, 2 kere durmak zorunda kalmistim...


O zaman, 2007 yilinda bu mesafeyi durmadan kosacagima dahasi ilk 20 dakikasini birlikte kostugumuz ama ben birakinca basip giden is arkadasim Rebecca'yi yalniz birakmayacagima soz vermistim kendime. Netekim, maraton kosmayi hayal ettigim, konu ile ilgili bir iki yazim da var arsivde.


World of Warcraft'a takilmaya baslayincaya kadar her sey iyi gidiyordu ama sonra oyunun cazibesi gym'e gitmeye agir basinca, kosmayi biraktim. Tabii arada bir niyetleniyorum. Gecenlerde bir alisveris furyasina kapilip yeni bir kosu ayakkabisi aldigimi yazmistim. Giyip kosmak nasip olmadi henuz :(


Isten arkadaslarla e-maillestik yaristan 15 dk. once 6:45'de Central Park'a yakin bir cafe de bulusalim diye ama ben yetisemedim, tek kostum. Gecen ay kendimi test etmis ve yavas kosarsam yarisi bitirebilecegime kanaat getirmistim. 39dk surdu kosum ama durmadan yavaslamadan ayni (yavas) tempoda kostum bitirdim.


Goldman'in cadirina gittik sonra. Ilk gun 500 kisi basvurmus ve sirketin kotasi dolmus. O yuzden gecen yil katilan bazi arkadaslar katilamadi. Aramizdaki en iyi kosusu Fransiz arkadasimiz Mathieu (Wache) idi. O 26dk.da kosmus. Rebecca'da 29dk. Yani benim onlara eslik etmem filan mumkun degilmis :)


Mathieu Nikon D50 kamerasini getirmis. Harika bir sey, elledim, bir iki resim cektim hemen. Sitesine koymus, soooradan bakabilirsiniz.
Bugun ogleden sonra, New York'un daglarina vuracagiz kendimizi. Kabin kiraladik gecen yilki gibi. Eda & Murat Kilic ve Elif & Simon Cohn ile gitmistik, bu yil en yakin komsum (simdilik) Sibel & Ilkay Kazakci da geliyor. Hafta sonunu iple cekiyoruz!

Perşembe, Haziran 21, 2007

Hurriyet ayibindan vazgecmis...

3 hafta kadar onceydi. Sirket e-maile dusen bir linke tikladim ki bizim proxy mesaji cikti karsima: Bu siteye girist "ciplaklik" (nudity) icerdigi icin engellenmistir. Bahsedilen site Hurriyet.com.tr. O gun, gerekli yerlere basvurup siteye erisimin acilmasi icin girisimde bulundum ve aksama actilar.

Bu haberi ODTU-MD listesine yazdim. Gelen cevaplardan anladim ki, durum bizim sirkete ozel degilmis. Belli ki internet sitelerini kategorize eden, uygunsuz siteleri filtreleyen bir sirket var ve onlarin database'ini kullaniyor herkes.

Daha sonra sadece ABD'de degil, Avrupa'da da kimi sirketlerin Hurriyet gibi kimi Turk gazetelerine erisimi engellediklerini ogrendim. Serdar Kuzu, radikalde bahsetmis bir yazisinda, belki bu konuyu isler, kamuoyunun dikkatini ceker diye ona yazdim durumu.

Hakikaten durum icler acisi idi. Balkir bahsetti, kendisi GE'de acilmasina ugrasmis, reddetmisler. Bir iki arkadas yazdi, gazeteye bakarlarken, "porno siteye bakiyorlar" diye Insan Kaynaklarina (Human Resources - HR) sikayet gitmis, korkudan acamaz olmuslar.

ODTU-MD'ye bir kac kez yazdim konuyu. Bugun Fuat (Ornali) Agabey bir haber gecti Hurriyet'ten. Basligi "Kadin teshirinin rekabetini reddediyoruz". Artik kim okuyorsa bunlari "tiraj kaybetmeyi goze alarak" artik on sayfada haber kiymeti olmayan kadin teshirine dayali resimler olmayacakmis. Tabii dogru yolu buldular ya hemen diger gazeteleri de aynisini yapmaya davet ediyorlar.

Son baktigimda 664 yorum vardi, usenmedim taradim. Herkes "gecikmis bir karar, iyi yaptiniz" diyor. E o zaman "halk bunu istiyor" diye gozumuze ahlaksizligi sokmanin alemi neydi? Hangi halk istiyormus bunu? Illa Turkiye'yi rezil mi etmeniz gerekiyordu dunya aleme aklinizi basiniza toplamak icin?...

Neyse, yanlistan donene aferin demek lazim. O yuzden Hurriyet'e de aferin. Bu sayede www.sevdm.com a ilk haberimi de gecmis oldum :)

Çarşamba, Haziran 20, 2007

Nutmeg ve Haftasonu

Cuma gunu nutmegin cinsiyetini ogrendik, kizmis kendileri. Amniyo sonuclari da normalmis. Safra kesem biraz buyumus son kontrolden bu yana. Gorunen her yerim buyuyor ya benim neyim eksik dedi sanirim. Soyle bir internette arastirinca gordum ki ondan baska buyume ihtimali olan organlar da varmis bu hamilelik sureci icinde. Kisa bir surede hic almadigin kadar kilo alinca vucut nooldugunu sasiriyor demek ki. Uc haftada bir kontrole gidiyorum zaten, nedir ne degildir gorecegiz bir sonraki kontrolde.

Cumartesi gunu kizlar bulusup brunch yaptik. Canim arkadasim Figenin Agustosta aramiza katilacak olan kizi Erin'di brunch'in temasi, bir nevi baby shower oldu. Montclair'de sevdigimiz bir cafe var bizim, ara sira gittigimiz. Oraya gittik, disarida yeri gonlumuze, boyu sayimiza uygun bir masa bulduk, bayagi kaynattik. O gun yagmur bekleniyormus meger, ben beklemiyordum:) Kahvaltimiz bitene kadar yagmadi neyse ki. Semsiyeler acikti masalarin ustunde ama yine de yagmaya baslayinca oturmakta olanlarin masalarindan gordum ki sagdan soldan siziyor bazi sandalyelerin ustune su yine de. Yagmur biraz yagdi ve durdu hemen, kurumaya bile basladi yerler akabinde. Oldu bitti iste diye dusunerek gunun kalaninda ne yapsak, icerilere tikilmasak derken baktik erkekler Hoboken'a gitmis, hadi onlarin yanina gidip ordan da Manhattan'a gecelim dedik. Biz 1-2 yere ugrayip Hoboken'a ulasabildigimizde kara bulutlar da sehrin ustune yerlesiyordu. Bu sefer ciddi yagacak gibi gorunuyordu yagmur, sehirde salinma plani suya dustu oyle olunca.

Bu haftasonu bir de Gilda'ya kahvaltiya gitme planimiz vardi. Kistan beridir gidecegiz bir turlu firsat olmamisti. Queens'e gidemiyoruz bir turlu, hep birsey cikiyor. Gene olmadi. Bu sefer bizim sucumuz degildi valla. Tam hazirlandik, evden ciktik arabaya binecegiz, sag arka lastigi yerle butunlesmis bulduk. Pazar pazar acik yer bul, lastigi gotur getir derken bayagi zaman gececekti, kahvalti yerine anca aksam yemegine yetisirdik herhalde. Vazgectik, eve geri donduk. Lastikle de hic ugrasmadik, arabanin 1-2 problemi daha vardi zaten gosterilmesi gereken, Pazartesi hepsini hallederiz diye biraktik.

Salı, Haziran 19, 2007

Sevd'm ve Turk Tarihi hakkinda bir yazi

Su digg.com ne guzel bir dusunce, keske Turkce'si olsa diyordum. Bizim komsu, Murat Kilic, benim gibi biri yapsada kullansak dememis, oturmus ugrasmis, sevdm.com'u cikartmis ortaya.

Digg mantigiyla calisiyor. Guc kullanicilarda. 2 tusa basip bir kullanici adi yaratiyorsunuz, sonra hosunuza giden, baskalarinin da ilgisini cekebilecek yazi linklerini siteye geciyorsunuz. Diger kullanicilar begenirse 'sevdm', begenmezlerse 'batir' tusuna basiyor. En cok oy alanlar en on sayfada yer aliyor.

Bugun soyle guzel bir yazi gordum:
Efsaneler küçük bir parçasıyla gerçek, büyük parçasıyla hayaldir. Eski Türkler, dişi bir kurdun oğulları ve kızları olarak doğduklarına inanmıştı. Kolsuz ve bacaksız kalan tek bir oğulun çoğalmasıyla. Demir bir dağın ardına saklanıp kalabalıklaşmasıyla. Sonra o dağı eritip çıkmasıyla. Atlas dergisi, Hun, Göktürk, hatta Moğolların türeyiş efsanelerinde geçen demir dağı aradı. Temir Tav adıyla bir kasabayı, Altay Dağları'nın kuzey yüzünde buldu. Ergenekon efsanesinin coğrafyasında yaşayan demirci Türk halkı Şorlarla tanıştı...

Devami: http://www.kesfetmekicinbak.com/kultur/tarih/03355/

Perşembe, Haziran 14, 2007

GS 2007 Ikinci ceyrek sonuclari


2007 Mart'inda Goldman'in gelirlerinin yeni bir rekora ulastigini yazmistim. Bugun sabah sirkete geldigimizde, 2.ceyrek sonuclarini ogrendik:


Net kazanc: 10.18 milyar dolar, Net kar: 2.33 milyar dolar. Gecen ceyrege gore rakamlar biraz dusmus ama hala 2 yildir suregelen yuksek karlilik devam ediyor. Hatta bugun New York Times, Reuters'a dayanarak gectigi haberde "Karlilik ve Piyasa degeri acisindan Dunyanin en buyuk yatirim bankasi" seklinde bahsediyordu Goldman'dan.

CEO Lloyd C. Blankfein, "su anki belirsiz piyasa ortaminda bu rakamlar olaganustu" diyordu sabahki mesajinda. Amerikan piyasalari eski cosmuslugunu birakti ama Irak savasinin basladigi gunlerden beri cosan borsa artik duruldu. Kazanclar cok artti ve artik bir durgunluk/asagiya gidis beklentisi var havada...
Ancak, pek cok sektorde konsolidasyonlar goze carpiyor. Ust uste rekor kazanclar elde eden sirketler kazandiklari parayi rakiplerini satin alarak, birlesmeye gidip buyuyerek kullaniyorlar. O piyasa hareketli ve finans firmalari da hala oralardan ekmek yiyor gibi geliyor bana.
Son yazimda GS hissesi 210$ da idi.Gecen carsamba 233$'i gordu ama bugun 7$ kaybetti ve 226$ civarinda. Borsanin gunluk oynamalarina, borsa uzmanlari her zaman bir cevap bulabiliyorlar :) Mesela bugunku dususun niyesi icin bir aciklama var surda.
Neyse araya is guc giriyor, simdi post etmezsem kalacak bu yazida....

Çarşamba, Haziran 13, 2007

Biz bunu sevdik...

Evin bizden onceki sahibi, radyo ve CD calar da iceren ev ici bir iletisim sistemi monte ettirmis. Kapi zili filan da sisteme dahil. Ana kontrol orta katta, mutfagin yaninda. Tum odalarda daha az kontrol iceren kucuk bir versiyonu takili. Boylece mesela orta kattan radyo aciksa, diger tum odalarda o kanali dinliyorsunuz ama isterseniz degistirmeniz mumkun...

Yine "once gaz ve toz bulutu vardi..." diye basladim, asil konuya gelelim. Efendim, Bezen hanim muzik dinlerken, ben bilgisayarlarin basinda oldugum icin bazen "kim bu? hangi sarki? ben bunu istiyorum..." gibi sorulara muhatap oluyorum. Hangi radyoyu dinliyorsak web sitesine gidip buluyoruz neymis diye. Gecende bir sarkiyi ikimizde cok begendik: Nelly Furtado'dan "Say It Right".



Malum, devir YouTube devri. Suraciga not edeyim, arada bir tiklayip dinlemek mumkun olsun dedim. Budur...

Cuma, Haziran 08, 2007

Mangal

Nerde kalmistik? Ilk mangal partimizi verdik 'pek gururlu ikimetrekare acik alan sahibi' olaraktan. Mecburen elektrikli mangal almak durumunda kaldigimizi Adil yazmisti zaten. Bu evlerdeki elektrik sisteminin elektrikli mangali eninde sonunda protesto ettigini ogrenmistik ama esek degil ya ilkinde de yapmaz diyorduk. Iki gun oncesinde deneme mangali yaptik hatta kendimize ufak capli, sorun cikmayinca rahatladik.

Bu arada partimizden tam bir gun once alt ve ust katlardaki tuvaletler bozuldu. Murphy, nerdesin Murphy:) Sifonu cekiyorsun, su doluyor ve oyle bakiyor sana. 20 kusur kisi olacagiz, birsey icmeyin mi diyecegiz insanlara, rezalet. Dunyanin da birasini yigmisiz eve. Kendi kendimize bir iki yol deneyip sonuc alamadiktan sonra home depot'a uculdu. Snake denirmis yay gibi bir alet varmis o alindi, gorevliye su lavabo acmakta kullanilan tozlar jeller vsler ise yarar mi ki diye soruldu, adamdan sakin haa onlar borulari deler cevabi alindi, bu cevap ustune eee ehem biz ilk onu denedik evde o vardi da denemedi tabi, onun yerine cok bilirmiscesine kafa sallandi ve eve donuldu. Snake bir ise yaramadi, tuvaletin icini cizdigimizle kaldik.

Gunlerden Pazar, tamirciler calisir mi calissa bile oyle hemen gelir mi alo yetis usta hatti var midir derken pek sevdigim craigslist imdadimiza yetisti, bir usta bulduk. Adam bir saat icinde geldi, iki tuvaleti de bes dakikada acti, biraz para sikismis sorunu oymus dedi aldi parayi gitti. Kiradayken boyle dertlerimiz olmuyordu tabi, yoneticiyi arayip tez derdim cozule buyurup cayimizi icmeye devam ediyorduk sakin sakin. Neyse en azindan buyuk bir rezalet onlenmis oldu tam parti oncesi.

Barbeku demeye dilim varmiyor ama, parti bayagi eglenceli gecti, biz cok eglendik en azindan:) Kabileyi bir araya toplamis olduk, cimenlere yayildik, cok cekismeli wii maclari yapildi gun boyu. Bir de mangalimiz dogru duzgun calissaydi super olacakti. Salata ve mezeyle doyurduk resmen milleti. Mangal sigortayi attirip durdu, farkli prizler denendi, sirf calissin diye klimayi bile kapattik. Cogunlukla disarida oldugumuz icin klimanin kapatilmasi pek rahatsizlik yaratmadi. Alet nazlana nazlana isinip (arada defalarca durup) 3 saatin sonunda lutfen biraz kofte ve et pisirdi. Tavuk pisirmeye hic kalkisamadik korkudan. O gun bugundur ne zaman disari ciksak rezil ettin bizi diyip pis bir bakis firlatiyoruz bizim mangala. Bir sonraki partide herseyi firinda pisirip mangal ustune dizip ordan servis yapalim diyoruz:)) Nasil guvenelim simdi buna, arada test edip karizmasini kurtarmasi icin firsat verecegim tabi ona, degerlendirse iyi olur.

Yemek sonrasi mangal ustu turk kahvesi yapma hayallerim vardi, o da olmadi tabi. Onun yerine nargile icildi sirayla. Ah evet nargile edindik bir adet de. Buyuk, icine gomulunebilecek cinsten yer minderi istiyoruz 1-2 adet, disari atmak icin ama henuz istedigimiz gibi birsey bulamadik. Hos aradigimiz da soylenemez, o bizi bulsun diye bekliyoruz:)

Aksamlari genelde bahcede yiyoruz. Gecen gun yine disarida yemek yerken kapida kaldik:) Bazi kilitler vardir hani arkasindan cevirirsin, sonra yine acilir kapi iceriden istediginde ama disaridan acilamaz, iste olan o. Biz alt kattaki kapida onu uygulamiyoruz normalde. Ben ustteki kapilara yapiyorum onu. Bir sekilde cevrilmis kilit iceriden. Farketmeyip sinek girmesin diye kapiyi cekince kendimize de sinek muamelesi yapmis olduk. Ilkaylara gidip anahtarciyi aradik mecburen. Bu da kebap is hakkaten, dakikasinda aciyorlar kapiyi ve dunyanin parasini aliyorlar. Biraz para da kilide sikismis, onu da verdik gitti. Simdilik baska vukuatimiz yok evle ilgili.

Perşembe, Haziran 07, 2007

Gecmis Zaman Olur Ki

Bu kadar yazmayinca baslik da yakisti degil mi? Yaklasik uc haftadir - hatta belki daha da fazladir - blogu guncelleyecegim. Her sabah aklimda bu olarak uyaniyorum. Bugun yazarim artik diyorum. Kesin. Bir sonraki sahne gece olmus ve ben esneyerek yastigimla butunlesiyor oluyorum. Ertesi sabah ayni sahne. Ve bir sonraki sabah, ve bir sonraki sabah. Drafta koymusum da iki satir, su icirmiyo banaaa diye midemi sikayet ettigim ama oylece kalmis o da. Artik hukmu gecti tabi, sikayet edemedigimle kaldim bak simdi. Nutmegle baslayalim simdi, en cok o merak ediliyor ne de olsa. Bebise nick olarak nutmegi uygun gorduk. Isim annesi sevgili Yildiz. O muskat demisti aslinda, kucuk hindistan cevizi olaraktan, ama burda bir de muskati cevirmekle ugrasacagimiza nutmeg diyelim dedik. Patronum tee yillar once safariye gittigi sirada getirdigi ve o zamandan beridir sakladigi nutmegi bizim nutmege hediye etti, Zanzibar'dan tasinmis gelmis nerdeyse 20 yillik bir maskotumuz da var artik:)

Cinsiyetini hala bilmiyoruz, son ultrasona girdigimde kapatti bacaklarini oturdu oyle. Bilip bilmemek cok da onemli degil bizim icin, alisveris falan yaptigimiz yok nasil olsa. Ama anneanne ve dedemiz cilginlar gibi alisveris yapmakta olduklari ve simdiden uc bebeklik malzeme topladiklari icin biraz magdurlar tabi ara renklerde dolanip durmaktan. Ben arada renk ayrimciligina son, her renk giyilebilmeli diye cikislar yapiyorum ama pek iplendigimi soyleyemeyecegim. Bizimkiler bavul ticareti yapiyor muamelesi gorecekler havaalaninda bu gidisle:) Cevremdekilerin cogu erkek olacagindan emin bu arada. Bu eskiden beri boyleydi ama. Ne zaman ilerde cocuk sahibi olursak muhabbeti acilsa oglun'la baslayan cumleler kuruldu bana. Kendim hala hinzirlik pesinde kostugum icin olabilir mi acep. Annem ruyasinda erkek gormus, isyerindekiler he diye hitap ediyor ona falan. Sirf bu yuzden merakla beklemekteyim ben de sonucu.

Yaz(a)madigim sure icinde genetik danismana gittik. Ortada fol yok yumurta yokken durduk yere genetik danismana gondermiyorlar aslinda ama ben amniyosentez yaptirmak istedigim icin gitmemi istedi doktorum. Gittik, biraz konustuk danismanla ne nedir ogrendik geldik. Ondan bir hafta sonra da amniyo yapildi. 35 yasin uzerindekilere bunu oneriyorlar zaten. Ben 34 yasinda oldugum icin doktorum sinirdasin secim senin demisti. Hamile kalan arkadaslarimiz olup da ilgili terminolojiyi ogrenmeye basladigimiz zamanlardan beri hep cok sempati duydugum bir islem oldu amniyosentez. Kan testleri yuzde bilmemkac, binde bilmemkac gibi risk yuzdesi verirken bu pat diye koyuyor teshisi daha ne yapsin. Hal boyleyken hayir kalsin diyecek halim yoktu, ki bastan demistim ben istiyorum diye. Cok kisa suren bir islem zaten, 5 dakika surmedi toplamda. Doktor yat asagi buyurdugu icin ben seyredemedim ne olup bittigini, ignenin girisine falan bakacaktim ekrandan sozde. Kan uyusmazligimiz oldugu icin olmam gereken igneyi de oldum ardindan. Bir de dogum sonrasi olacakmisim onu. Amniyo sonrasinda o gun hicbir is yapmamanizi istiyorlar, dusuk riskine karsi. A tabi ne demek dedik biz de, film gunu olarak planladik hatta gunun geri kalanini Adille ama evdeki hesap carsiya uymadi.

Soyle ki, sabah 10'da olacakti aslinda islem. Ben sabahtan ise gittim, Adil de evden gelecek, doktorun ofisinde bulusacagiz. Saat 9.20de Adil ben Manhattandayim diye haber verince e gelsin beni isten alsin beraber gidelim dedik. Buyuk gaflet. Manhattanda yaya olarak yasayinca yollari da oyle saniyor insan. Yuyuyerek rahat rahat gidip geri donecegim yolu arabayla oyle laylaylom asmak mumkun olmadi, tin tin giden trafigi asip, zorla bir park yeri bulabilip de doktorun ofisinden girebildigimizde saat 10.30'du. Gec gitmemizin cezasi 12.00'ye kadar bekletilmek oldu. Ben artik isterseniz baska gun gelelim sikildim ben beklemekten diye resepsiyona gidiyordum ki cagrildik. En az bir yarim saat de ultrason odasinda bekletildik. Ben fazla beklemiyorum halbuki kontrole gittigimde, bu doktoru bir de o yuzden seviyorum, saniyorum gec kaldigimiz icin oldu hepsi. Sonrasinda 5 dakikalik islem ve ohh mavi gokyuzu.

Iyi yarim saate evdeyiz derken gene buyuk konusmusuz. Otopark trafigi cok sikisik akan tek yon bir sokaga aciliyor, uc seritli, caddenin hemen basinda ve sol seritten yola cikiyorsunuz. Cadde de tek yon ancak saga donuse izin var. Tum bu bilgileri niye verdim, cunku otoparktan tampon tampona ilerleyen sokaga sol seritten ciktik, birkac metre gitmeden caddeye ciktik ve o da ne karsimizda Queens tuneli. Sola donulmuyor dedigim gibi, arkadan da trafik ittiriyor yapacak hicbirsey yoktu. Ama ama diyerek tunelde bulduk kendimizi. Tin tin giden trafikte tuneli gecip Queens'e girdik mecburen. Ilk cikistan kendimizi yan yollardan birine attik ama o da geri donus vermiyor alakasiz yonlere gidiyormus. Hadiii gps acildi, kendine gelmesi beklendi (sirf bu yuzden degistirecegiz bu aleti), yol bulundu ve geri donuldu. Tunel tekrar gecilip Manhattan trafigine geri girildi. Crosstown ayri bir eziyet oldu, sonunda Lincoln tuneline girip New Jersey sinirina ulastik. Tunele girer girmez trafik acildi, canim eyaletim benim. Bir yerde mola verip birseyler yiyip eve varabildigimizde saat 4 olmustu. Adil'in de o gun doktor kontrolu vardi, beni birakip kendininkine zor yetisti yavrum. Film hayalleri suya dustu boylece.

Sikayetlerin sona ermesi icin 16 hafta diyenler kazandi bu arada. Hatta biraz daha uzadi benimki. Bulanti, rahatsizlik, surekli yorgunluk hali kalmamisti ama suya ve dis macununa hala yaklasamiyordum. Herseyi icebiliyordum bu arada ama niye suya takildik kaldik anlamadim gitti. Gecen haftadan beridir gunde bir bardak su icebiliyordum. Bugun uzuuun zamandan sonra ilk kez rutinime donup 2 litre suyumu ictim cok mutluyum. Darisi dis macununun basina, onunla hala duzelmedi iliskimiz. Disleri dokmeden tamamlarsam su 9 ayi cok iyi olacak. Disciye de gidemiyorum, yemiyor, erteleyip duruyorum. Onumuzdeki ay gitcem, soz. Doktorumla da pazarligini yaptim zaten, dis temizligi icin bile hafif anestezik ilac aliyorum ya ben, discide gerekirse uyusturucu igne yaptiracagim haberin olsun dedim simdiden. O da biri haric digerlerinde sorun yok dedi anlastik. Doktorumu seviyorum:)

Bu part I olsun gitmem gerek simdi, devami yarin.

Pazartesi, Mayıs 07, 2007

Alis veris ve Wiiiiiiiii

Havalar guzellesti, artik bir barbeku alalim, disarinin masa sandalyesini halledelim dedik. Pazar sabahi once eski mekanimiz Rutherford'daki "Supreme Bagel" a ugradik kahvalti icin. Ardindan disariya masa-sandalye secmek icin "State Fair" adinda bir magazaya gittik...

MASA,SANDALYE...

Onun surasi bunun burasi derken bir tane begendim. Oturdum, bunu alalim dedim. Bezen, "hade hadee..." diye kovaladi beni. Fiyatina dikkat etmemisim, 3500$. Her zamanki gibi gidip en pahalisini bulmusum :)

Neyse bir set begendik. Alti ustu plastik bir masa, 4 sandalyesi, semsiyesi su bu derken yine 500$ tuttu. Sonra ben gidip sooyle istedigimde uzanip guneslenebilecegim, katlanip acilabilen guzel bir sandalye buldum. Onu arabaya attik, digerleri icin 25$ verdik, Cuma'ya getirecekler...

Bizim sitede komurlu, tuplu barbeku yasak. Her evin gaz baglantisi yok (bizimkinin de) dolayisiyla tek alternatifimiz elektrikli barbeku. Gel gor ki bulmasi cok zor. "State Fair"de sohbet ettigimiz eleman "P.C. Richards'da varmis" dedi. P.C. Richards & Son her cesit elektronik cihaz satan bir magaza zinciri. Bizi 4 sene idare eden klimayi onlardan almistik. Yola koyulduk...

Bezen arabayi kullaniyor, ben de Blackberry'den mailleri okuyordum. Bir ara kafami kaldirinca, benim cok sevdigim bir dukkana yaklastigimizi farkettim "CD/DVD World". Bu elemanlarin kucuk bir dukkani var ama inanilmaz cesit tasiyorlar. Genellikle arayipta bulamadigim bir film varsa bunlara gidiyorum. Birden aklima uzun zaman once gordugum bir DVD geldi: "Tarkan".

WII
"Gel bir bakalim, hala duruyorsa alalim" dedim Bezen'e. Iceri girerken kapida bir ilan gozume carpti " We have Wii & PS3". Gozlerim parladi tabii! Wii, nintendo'nun en son cikarttigi oyun konsolu.

Konsolun devrim niteliginde bir kac ozelligi var. En cok ilgi cekeni "telsiz uzaktan kumandasi". Bir sensor araciligi ile vucudunuzun hareketlerine tepki veriyor konsol. YouTube'da aratirsaniz yuzlerce video var.




DVD & BBQ

Turkce'ye "evli ve cocuklu" (Married With Children) diye cevrilen cok sevdigim bir komedi dizisinin ilk iki serisiyle birlikte bir de Wii aldim. "En azindan oturup oynamak yerine egzersiz yapmis olursun" diyerek destekledi Bezen :)


Ardindan, mutlu mesut barbekumuzu aldik P.C. Richards'dan. Bizim komsular da (Ilkay - Sibel Kazakci ve Eda - Murat Kilic) aynisini kullaniyor zaten.

KOSU AYAKKABISI
Eve donmeden Montclair'de daha once kosu ayakkabilarimi aldigim magazaya ugradik. Bu aralar pek kostugum yok ama bir cifti is yerinde tutuyorum, gym'e gittigimde giymek icin. Cok iyi bir magaza orasi, n tane ayakkabi deneyip, kosup test ederek en son benim ayak yapima ve stilime en uygununun "Brooks Adrenaline GTS 6" olduguna karar vermistik.

Bir ay sonra, gecen seneki gibi Corporate Challenge kosusuna katilacagim. Bari bu sefer durmadan bitireyim diyorum. E onun icin de hazirlanmak lazim. O yuzden bir cift kosu ayakkabisi daha alayim dedim. Magazadaki bayan ayakkabilarima bakip, "aa Brooks upgrade etti, simdi Adrenaline GTS 7 var elimizde" dedi. 11.5" varmis, iki dakikada alip ciktik. Haa arada ben bir maymun istahlilik yapip kalp atisi vs. hesaplayan bir de saat aldim ama sonra mesafeyi olcmedigini farkedince iade ettik.

Velhasil, 4 saat alisveris yapmisiz. Beni disari cikartmak biraz pahaliya patladi Bezen hanima :)

Cuma, Mayıs 04, 2007

Sakura Matsui


Etraf muhtesem ciceklerle dolu. Rengarenk. Agaclarimiz da yeseriyor birer ikiser. Bize de yasasiiin, bahaaarr diye hoplayip ziplamak kaliyor mutlu mutlu. Gunesi gordugumuz iki haftasonudur haril haril patio'muza (ne diyeyim ki buna avlu mu teras mi, iki metrekare alan iste:)) masa sandalye ve barbeku bakiyoruz. Evin icindeki hicbir esya icin bu kadar dolasmadik biz. Genelde sikilip ilk hadi bilemedin ikinci girdigimiz yerden alip cikariz ne alacaksak cunku. Ama bu oyle mi ya. Bir kere ilk kez acik alanimiz oluyor, ve biz bu minik yere cok sey sigsin ama kalabalik da olmasin gibi namumkun bir hayal icindeyiz. Bir masalara bakiyoruz bir salincaklara bir sezlonglara. Salincaklarda ve sezlonglarda yiyip icmek biraz zor oluyor yalniz, temsili olarak test ettik. Terasimizin daimi etkinligi mangal olacagi icin masa-sandalyeye donduk yeniden. Elimizde metre bir onu olcuyoruz bir bunu. Genelde de takim satiliyor bu meretler, birinin masasini birinin sandalyesini begenince olmuyor. Bu haftasonu karar vermek lazim artik. Mangal ayri bir problem. Site olur da yasak olmaz mi, sadece elektrikli ya da dogalgazli mangala izin var. Bizim dogalgaz cikisimiz yok disarida, el mecbur elektrikli alinacak. Onlardan da fazla yok piyasada. En son Ilkaylarin elektrikli mangali disaridaki prizi bozunca endiselendik de biraz. Evlerin elektrik sistemi gayet dandik anlasiliyor ki. Cok buyuk bir alet de degildi oysaki. Biz de mecburen oyle birsey alacagiz, bizimkini de bozup mangal hayallerimizin icine etmez umarim.

Haftasonu Eda ve Muratla kiraz agaclarinin acmasi serefine yapilan Sakura Matsui festivaline gittik Brooklyn Botanik Bahcesine. Henuz hepsi acmamis ama acanlari bile yetmis Cherry Esplanade'nin muhtesem bir renkle kaplanmasina. Sabah kalktigimizda bulutlu ve biraz serindi hava. Ama hava durumuna gore o gun sicak olacagi ve oglen olmadan gunes acmasi beklendigi icin hic ustumuze alinmadik ve tisortlerle dustuk yola. Meterolojiye bu kadar fazla guvenmemizin bedelini bir turlu dagilmayan bulutlara, bir ara kafamiza damlayan ama allahtan yagmayan yagmura soylenerek ve biraz usuyerek odedik. Oglen acmasi gereken gunes kendini gosterdiginde saat 4.30 du ve biz parktan cikiyorduk artik. Haftasonu iki gun surdu festival, biz pazar gunu gittik. Civarda park yeri bulmak coook zaman aldigi icin davul gosterisine biraz gec kaldik ve gorebilmek icin gosteri alaninin kenarinda biriken kalabaligin arasinda biraz boyun jimnastigi yapmak gerekti ama gosteri cok guzeldi. Soh Daiko'ymus grubun adi, Temmuzda bir gosterileri daha olacakmis New York'da, gidilecekler listesine eklendi bile. Gosteri sonrasi birseyler yedik, cevrede dolasip farkli cicek isimleri ogrendik (bir tekine bile bu bu iste diyemem gorsem ama olsun). Adil ve Edanin ancak ulasabilen is arkadaslariyla bulusup bir parti de onlarla dolastik.

Neler yoktu ki etkinlikler arasinda, folk danslari, flut konseri ve baska konserler, martial art gosterisi, fotograf sergisi, samuray kilic gosterisi, cay seramonisi, kagittan bebek yapimi, ikebana, seker kamisindan yapilmis kagitlarla origami, cocuk aktiviteleri, workshoplar vs vs vs. Origami ve kagit bebek yapimi da ilgimizi cekiyordu ama bunlarin yer aldigi binanin onunde uzuuun ve ilerlemiyormus gibi gorunen bir sira oldugunu gorunce vazgectik.

Brooklyn'e kadar gelmisken gitmemek olmaz diyip Grimaldi's Pizzeria'ya pizza yemeye gittik. New York'un en iyi pizzacisi olarak un yapmis durumda kendileri, kapida her daim sira oluyor. Bazen uzun bazen kisa ama mutlaka ve mutlaka sira oluyormus. Camdaki kupurlere gore 2001'den itibaren her yil en iyi secilmis alaninda Zagat tarafindan. Biraz erken gittigimiz icin herhalde sira fazla degildi. Disarida ve masada toplam 1 saat kadar bekledikten sonra pizzalarimiz geldi. Tarafimizdan silinip supurulmeleri ise 10 dakika bile almadi. Bir tane daha isteseydik diye hayiflanip ama bir 40 dakika daha onun icin beklemek istemedigimize kadar verince ciktik. Disaridaki sira artmaya baslamisti biz ciktigimizda. Hoboken'a da bir dukkan actiklarini ogrenince sevindik, ne kadar iyi olursa olsun bir pizza icin tee Brooklyn'e gidemem valla.

Gozu donmus ve dorduncu tepsi pizzayi ismarlamayi gec akil ettigi icin uzgun olan grubumuz teselliyi hemen karsidaki Brooklyn Ice Cream Factory'de buldu. New Yorkdaki en iyi 10 dondurmaci arasinda yer aliyor burasi da. Fazla cesit yok ama dondurmasi cok lezzetli. Yeri de iyi secmisler tabi. Dondurmalari alip Manhattan manzarasina karsi saliniyorsunuz. Haftasonlari dugun fotografi cektirmeye gelmis gruplar da oluyor mutlaka.

Bir sonraki durak artik ancak semerci olabilecegi icin midemize ve donmus gozumuze dur diyip eve donmek uzere arabamiza yoneldik. Grimaldi'nin onundeki sira iyice uzamisti bu arada. Ilk geldigimizde de bu uzunlukta bir sira olsa ben girmezdim sahsen. Tamam cok lezzetli ama bir pizza icin bir saat kapida kuyrukta beklemek hic yapacagim sey degil. Donus yolunda Brooklyn'e (veya Queens'e) niye mumkun oldugunca az geldigimizi yeniden hatirladik: Manhattan'dan cikis trafigi. Buralara gitmemek icin 10 takla atmamizin tek suclusu bu trafiktir efem. Holland tuneline girebilmemiz 1 saat falan surdu, insanin arabayi oracikta birakip imdaat diye bagirarak kacasi geliyor. Iki tunel yetmiyor iste Manhattandan New Jersey'e gecmek icin.