Pazar, Nisan 30, 2006

Ankaradayiz:))


Eveeet tatilimizin ilk duragi olan Ankaraya dun ogleden sonra vardik. Istanbulda 3 saat ucak bekleyince havaalanindan da birseyler yazma firsatimiz olmustu. Laptop iyi oluyormus boyle durumlar icin, kablosuz internet baglantisi da var havaalaninda, vakit daha kolay geciyor boylece. Havaalaninda annemler karsiladi bizi. Eve donus yolunda o aksam kuzenim Zerenin kina gecesi oldugunu ogrendim. Ben kina gecesini pazar aksami saniyordum megersem cumartesi aksamiymis. Eve geldik, anlatacak cok sey birikmis tabi, sohbet muhabbet derken gitme vakti geliverdi birden. Enginle Adil bizi teyzemlere birakip gittiler.

Hayatimdaki ikinci kina gecesine katilmis oldum boylece. Ilki cocukluk ve genclik yillarimizin uzun bir doneminde beraber buyudugumuz 30 yillik canim arkadasim Elifinkiydi (boyle soyleyince de kendimi cok yasli hissettim birden, bunu silip kendimi 20lerimde sanmaya devam mi etsem acep:))) Bayagi kalabalikti icerisi. Once ufak tefek birseyler yenip kina isine ondan sonra girisilecekti ama planlar biraz degisti, kina biraz daha one alindi. Bebegime bindalli cok yakisti, boyle seyler giydirmek lazim ona arada bence:))

Basta ufak bir telas yasandi, biz de tecrubesiziz tabi bu isler konusunda, neyse ki yoluna girdi hersey. Hem geline hem damada kina yakildi ama hic renk falan cikmadi ellerine, kinayi karanlar kinanin iyi olmadigi konusunda birlesti - dedim ya anlamam zaten, oyle diyorlarsa oyledir:)) Sonra gelindi gelinin aglatilmasi faslina. Ben bunu da anlamis degilim. Insanlar karar vermisler, cok onemli bir sayfa aciyorlar, mutlular coskulular, niye illa aglamasi gerekiyor gelinin?? Niye bak sen evini aileni terkediyorsun mesaji gozune gozune sokuluyor yahu. Hakkaten bilmiyorum bu gelenegin cikis noktasini, biri anlatabilir mi - Ne kadar acikli sarki varsa birbiri ardina soylediler, basariya da ulastilar:)

Sonrasinda eglenceye devam edildi, canimcigimin gozlerinin ici gulmeye basladi yeniden. Gecenin sonunda evin haylaz yaramaz oglu Camur da geldi, biraz da onunla hasret giderdik. Biraz fazla havlayip ustlerine atilip bilmeyeneleri oldukca korkuttugu icin boyle kalabalik organizasyonlarda disarida tutuluyor genis ailemizin biricik kopegi:)

Bugune de oldukca hizli basladik. Ankaraya her gelisimde kardesimle pazar sabahi kardesimle bruncha gidiyoruz mutlaka. Bu sefer Adil ve Balkir Unur de bize katildi. Balkirla son bir aydir gorusemiyorduk onun is yogunlugundan, kismet Ankarayaymis:) Klasik mekanimiz Budakalti ama bu sefer brunch menusu hayal kirikligina ugratti bizi, cesitleri daha oncekilere gore oldukca az bulduk. Budakalti benim cok sevdigim kafelerden biri, yesillikler icinde olmasi ve rahat atmosferi hosuma gidiyor.

Ordan bizim Visnelikteki mezunlar dernegimize gittik, gruba Ilker Eken de dahil oldu bu sefer. Eski anilar yeni olaylar derken aksami da orda ettik nerdeyse. Zerenle Hakanin yeni evlerini gezdik sonrasinda. Aylarca ugrastilar esya secimi ve dekorasyon icin ama cok cici, cok guzel olmus evleri. Hep gulerek hep mutlu oturun orda canlarim, sadece guzel anilariniz olsun. Gecenin son duragi Tunali tarafi oldu. Biz gormeyeli bayagi bir restaurant/cafe acilmis. Nargile icmeye hep Misira gidiyorduk, bu sefer Cafe Kafayı denedik ve cok begendik, tam not verdik.

Bayagi resim de cektik ama Adil onlari nereye aktardi bilmiyorum. Biz iki laptopla geldik, burda da kardesimin bilgisayari var, secenek fazla yani. Bu saatte de hepsini tek tek acip arayamayacagim, Trabzon donusu koyarim resimleri artik.

Yarin sabah (daha dogrusu 6 saat sonra:)) Trabzona hareket ediyor ucagimiz, Cuma gunu donene kadar internet baglantimiz olmayacak. Trabzon izlenimleri haftaya:)

2 yorum:

Yildiz dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adil Hindistan dedi ki...

Ankara'ya donunce seni arayacagiz, Yildiz.