Cumartesi, Mayıs 13, 2006

Fethiye ve Kas Izlenimleri


Sozde sik araliklarla guncelleyecektik blogu ama Fethiye gunleri oldukca yogun gecince guncelleme de bugune kaldi. Ilk gun biraz dinlenip otobus yorgunlugunu attiktan sonra Gocek'e gittik. Can arkadasimiz Hatice Askar su anda Gocek'te bir site insaatinda calisiyor. Mart 2007'de bitmesi planlanan yazliklar yapiyorlar. Iki haftada bir pazar gunu tatil oluyorlarmis sadece, aksamlari da gec saatlere kadar calisiyorlar, pek fazla goremedik o yuzden onu. Ama ilk gunumuzde bizim icin erken cikti. Tolga ve Hatice ile beraber ilceyi gezdik, sahilde yemek yedik. Yemege Hatice'nin is arkadaslari da katildi, en son bolge ve santiye dedikodularini ogrendik:))

Ertesi sabah kahvalti icin Kaya koyune gittik. Acik hava, yayildigimiz sedirler, gozleme ve ayran! Iste tatil bu:)) Tam karsimizda eski Rum evlerinin kalintilari duruyordu. Adille Tolga gazete ve cay ile kahvalti sonrasi keyfi yaparken, fazla yerinde oturamayan ben kalintilarin arasina attim kendimi. Anlatildigina gore cok eskiden tepenin arka tarafindaki koyun orda bulunan deniz feneri kapatilip, gemiler karaya oturtulup soyulurmus.

Oralara kadar gidip de Saklikent'i gormemek olur mu? Bizce de olmazdi. Ama evdeki hesap pek carsiya uymadi ne yazik ki. Saklikent'e ilk kez gidecektik. Tolga da daha once hep yaz aylarindan gitmis, dolayisiyla su seviyesinin az olacagini dusunuyorduk. Ustumuzde bermudalarla gittik. Surpriiizzz, su seviyesi yuksekmis:))) Yukari sivamaya calistigimiz sortlar biraz komik gozukecek ama eh olur o kadar artik dedik, cahilligimize verir biraz gulerler bize:) Biraz da islaniriz olmadi. O kadarla bitmedi ama. Hani bizim gibi baska Saklikent cahilleri varsa diye yaziyorum mutlaka denizde giyilen ayakkabilardan olsun yaninizda. Yerdeki o ufak ufak taslar acaip can yakiyor. Inatla devam etmeye calistik ama cok canimiz yandi, baktik ki boyle ilerlemenin anlami yok, vazgectik. Geri donelim dedik, ah uf sesleri arasinda geri donmeye calisirken benim ayagim kaydi, dengemi kaybettim. Dustum dusecegim diye debelenirken Adil gelip kurtardi beni:) Saklikent'e ayak basmis ama yuruyememis olarak geri donduk, bir dahaki sefere artik.

Sali aksamlari Tolganin hali saha maci varmis. Adil de oynamaya niyetlenince futbolcularimizi vaktinde maca yetistirmek icin biraz acele etmemiz gerekti. Donus yolunda Tlos'a cevresinden dolanip soyle bir goz attik. Oraya gitmisken Yaka koyunde bir alabalik ciftliginde o anda tutulmus baliklar ve yine nerdeyse gozumuzun onunde toplanan yesilliklerle aksam yemegimizi yiyip futbol macina yetistik. Bizimkiler iyi ter attiar ama yenildiler ne yazik ki.

Bu tatilde yine ilk kez Kas'a gittik. Yolda Kaputas'da mola verip biraz resim cektik, o masmavi denizi seyrettik bir sure. Gunubirlik Kas gezimizde oncelik tabi ki guneslenmek ve denize girmekti. Kucukcakil plajina gidip gunes goreninden iki sezlong bulduk kendimize. Orasi ayni zamanda Cinarlar Kafe/Bar'a aitmis. Genelde bu tur isletmelere ait olan yerlerde gordugumuz uygulamanin aksine, orda kaldigimiz birkac saat boyunca garsonlar bir kez olsun gelip de e hadi artik birseyler yiyip icmeniz lazim ne alacaksiniz falan demedi. Sadece siz cagirirsaniz geliyorlar yoksa kesinlikle gelip basiniza dikilmiyorlar. Cok hosumuza gitti. Kas'i cok sevdik. Sakin, huzurlu, temiz bir yer.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

fethiye güzel biryer yerolmasinada.oradaki insanlar tam bir turist avcilari.resmen insanlarin canina malina kasdediyorlar.
bunu bizzat ben kendi gözlerimle gördüm.bir türk olaraktan da utandim.malesef türk gelenek ve görenekleri yok olmus.tam bir havvani duygular yerini almis ve buda insanlari tabi hayvanlastirmis.yazik cok yazik.
ve ben burda yurt disinda hic bir arkadasima tavsiye etmiyecem türkiyeye gidin diye aksine uyaracam gidenleri.gercekten cok yazik.
az kalsin canim dan oluyordum orda allahima sükür, yoksa orda ölmüstüm.hala kabusumdur ordaki gecirdigim gün.