Çarşamba, Mayıs 31, 2006

Kitap: Terror of History

Kitabin adi "Terror of History: Mystics, Heretics, and Witches in the Western Tradition", kotu bir sekilde cevirisem "Tarihin Teroru: Bati tarihinde Tasavvuf, Heretikler ve Cadilar". Kaliforniya Universitesi tarih profesoru Teofilo F. Ruiz, bugun akilcilik ve bilimselligi ile one cikan batinin gecmisini inceliyor bu kitapta... "Gectigimiz yuzyila bir bakin, basindan sonuna soykirimlar ile dolu bir yuzyil gorecekseniz. Peki neden?" diye soruyor profesor ve M.S. 1000-1100lerden baslayarak, Hristiyanlik ve Yahudiligin bati toplumundaki yerini, degisimini inceliyor.

Kitap adindan da anlasilacagi uzere 3 bolumden olusuyor. 1. bolumde, 1000-1100 lerden baslayan tasavvuf (mistisizim) akimlari ile azizler ve azizelerin cikisi, katolik kilisesinin, feodal yapi/kral ile catismasi (ve galibiyetini) gibi konularin yanisira dindeki degisimi, protestanligin cikisini, Ispanya basta olmak uzere Yahudilerin dislanmalarini konu ediyor.

Tasavvuf, kendini dinlemekle baslayan bir sey. Tum buyuk dinlerde var, ornegin Islam tarihinden ogrendigimiz Hz. Muhammed'in magaraya cekilmesi, kendini dinlemesi ve ardindan vahiy gelmesini dusunun (Profesor bu ornegi de veriyor). Tarih boyunca diger dinlerde de boyle bir "aydinlama" yasayanlara rastliyoruz.

Profesor, ilk konuyu anlatirken "tasavvuf ile dinden cikma arasindaki cizgi cok incedir" diyor ve heretikleri (kendi dininin inanclarina karsi cikan kisiler) anlatiyor 2. bolumde. "Dogma"nin, dinde yerlesen inanislar oldugunu, bunlarin disina cikilmasinin ve bu davranista israr edilmesinin sonucunun "heretik" olarak ilan edilmek oldugunu anlatiyor (Ornek: Pazarlari kiliseye gidenlere ayin sonunda bir parca ekmek ve sarap verilirken, "Isa'nin kani ve eti" deniliyor. Donemin katolik inancina gore bunlar temsili degil. Yani ciddi ciddi yediginizin Isa'nin eti, ictiginizin de onun kani olduguna inanmaniz gerekiyor. Aksi takdirde heretik tanimina giriyorsunuz. Ayni sekilde, dunyanin duz olduguna inaniliyorken hayir demeniz sizi heretik sinifina sokuyor).

Son konu ise Engizisyon (Inquisition) mahkemeleri ve cadi avi donemini, neden genellikle sehrin kenarinda yasayan yasli kadinlarin hedef alindigini vs. anlatiyor.

1453'de Istanbul'un dusmesi ile taa klasik Yunan doneminden kalma kitaplarin kacirilarak Italya'ya getirilmesi ve papa tarafindan tercume ettirilmesi ile Ronesansa katkisindan bahsediyor Profesor. Ayni zamanda, gazetelerde insanlarin "Yildiz Fali" koselerine bakip gulup gecmesine atifta bulunarak, "Istanbul'dan kacirilan kitaplardan ilk tercume edilen Corpus Hermeticum idi, o zamanlar falcilik ciddi bir muessese idi ve bilim ve akilcilik karsisinda gerileyip bugunku duruma gelinceye degin 200 yil boyunca hukum surdu" diyor.

Benim en cok ilgimi ceken bolumlerden biri Sabetaycilik ile ilgili bolum oldu. Ispanya'dan dislanan, Avrupa'nin hemen her yerinde eziyet goren Yahudiler, kendilerini vaat edilen topraklara dondurecek bir kurtarici, bir Mesih beklentisindedirler ve bu kurtaricinin Hristiyanlarin hesabina gore 1666 yilinda gelecegini hesaplamislardir (yalniz Hristiyanlardan farkli olarak Yahudiler 1626 diye hesaplamislar bu yili). Amma ve lakin simdi bir de Yahudi inanislarina ve nerden bu kaniya vardiklarina filan girersem bitmeyecek bu yazi :)

Neyse, olay cok kisaca soyle, Sabetay Sevi (soldaki resmi wikipedia'dan), 1626'da Izmir'de dogmus. Babasi, tipik dindar bir yahudi olarak yetismesi icin ugrasmis. Yahudi tasavvufuna ve Kabbala'ya merak salmis, genc yasta ogrenmis. Sabetay Sevi'nin yaz kis demeden denize girmek, bazen cok coskulu bazense depresif davranmasi gibi egzotik, anlasilamayan yonleri varmis.

1648 yilina geldiginde, kendini Mesih ilan edivermis. Bu garip davranislari, karizmasi ve Kabbala bilgisi ile etkiledigi bir cevre olusmus ve git gide kendisine inananlar artmis. Bunun uzerine Koprulu Ahmet Pasa, Sabetay Sevi'yi yakalatip hapse attirmis ama kotu davranilmamis. Icerde kaldig surece unu de artmis. Ciktiktan sonra Osmanli icindeki vilayetlerde, Misir'da, Suriye'de ve Filistin'de epey bir dolasmis ve kendi propogandasini yapmaya devam etmis.

Cok uzatmayayim, 1666 yaklasirken ona inananlar, malini mulkunu satip Filistin'e goc etmeye baslamis. Beklenti son raddede imis! Gel gor ki 1666 geldiginde soylentiler 4. Mehmed'in kulagina gitmis ve Edirne'de Sabetay Sevi yeniden tutuklanmis. Padisahin huzuruna cikmis ve... Musluman olmus! Padisah, durumdan cok memnun olmus ve yeni adini Mehmet Efendi olarak koymus. Yahudi cemaatindeki hayal kirikligini tahmin edebiliyorsunuzdur...

Ancak bir sure sonra Sabetay Sevi ikili oynamaya baslamis. Padisaha, "yahudileri muslumanliga dondurecegim" diyerek yine yahudi seremonilerine katilmaya baslamis. Yahudilere de muslumanlari yahudilige dondurdugu iddiasinda imis. Sonucta ortaya Sabetay Sevi'ye inanan, musluman-yahudi karisimi bir grup cikmis ("donme").

Turkiye'de Soner Yalcin'in "Efendi" diye bir kitabi cikmisti, orda detayli bir sekilde bu konu anlatiliyormus, merak ediyorsaniz okuyabilirsiniz.

2 yorum:

Papatya dedi ki...

Sabetay Sevi ve Türkiye'deki dönme cemaati hakkında Türkçede yazılmış en güzel kaynak Ilgaz Zorlu'nun Evet, ben Selanikliyim kitabı, bence... konu ilginizi çektiyse onu okumanızı tavsiye ederim... sevgiler...

Mislina dedi ki...

Mehmet Şevket Eyginin Yahudi TÜrkler -Sabetaycılar isimli kitabını da öneririm.Olayları daha iyi anlama fırsatı bulacaksınız.