Cumartesi, Haziran 11, 2005

Tulin ve Coskun'la Barbeku

Mezeler


Malum yaz geldi! New York, New Jersey'deki Turk kominitesi hareketlendi. Her hafta birileri barbeku yapiyor. Tulin ve Coskun, Clifton'da oturan arkadaslarimiz. Bu Cumartesi onlara davetli idik. Yukarida goruldugu uzere hatunlar iyi calisti :)

Adana - Tavuk


Bize et pisirme kismi kaldi. Aslinda o isin de cogunu resimde gorulen Osman Agbi halletti. Kendisi, Staten Island'da oturuyor ama NJ'deki Mortgage isi ile ugrastigi icin NJ'de ozellikle ev alan Turk ahalisinin yakindan tanidigi biri.

Hava kapali ve 33 derece civarinda idi. 2 kez yagmur yagdi da biraz ferahladik :)

Film: Decline of American Empire & The Sea Inside

Decline of American Empire (Déclin de l'empire américain, Le)

Film 1986 Kanada yapimi bir 'komedi' filmi. Insani gulduren komiklikle var ama mesela 'The Dinner's Game' ya da 'Out of Closet' gibi guzel komedilerle karsilastirinca pek komik sayilmaz... 4 entellektuel universite hocasi bir arada aksam yemegi hazirlarken sex ve kadinlari tartisirlar. Esleri (ve sevgilileri) ise bir spor klubunde ayni konuyu ve erkekleri konusmaktadir. Aksam bir araya geldiklerinde de ayni konular devam eder ama ilginc gelismeler de yasanir...7/10


The Sea Inside (Mar Adentro)

1972 dogumlu Alejandro Amenabar dan yasanmis bir hikaye uzerine kurulu, harika bir film daha! Film'de Javier Bardem 19 yasinda dunyaya gezmeye baslayan bir denizcinin bir gun sig bir denize dalmasi sonucu boyundan asagi felc olmasi sonrasi 28 yil boyunca otenazi istemesi ama kanunlar yuzunden bunu yerine getirememesi etrafinda yasanan bir dram konu ediliyor. Cok cok duygu yuklu, izlerken goz yaslarinizi tutamayacaginiz bir film... 9/10

Cin Eglencesi

Karsidan Karsiya Gecme Oyunu

Arkadaslar yukaridaki oyunu gondermisler, eglenceli bir sey. Resme tiklayinca oyunun sitesine gidebiliyorsunuz (gidemezseniz linki su: http://freeweb.siol.net/danej/riverIQGame.swf)

Ilk sayfa sanirim Cince. Baslamak icin sagdaki buyuk yuvarlak dugmeye basmak gerek.
Amac herkesi karsiya gecirmek.

Kurallar soyle:
Sala ayni anda en cok 2 kisi binebilir.
Sali anne, baba veya polis kullanabilir.
Baba, anneleri yokken kiz cocuklarla yalniz kalmamali
Anne, babalari yanlarinda yokken oglan cocuklarla kalmamali
Mahkum, yaninda polis yoksa digerlerine saldiriyor

Oynamak icin, herhangi birinin uzerine tikladiginizda sala biniyor ve kirmizi dugmelerle sali hareket ettiriyorsunuz. Hadi bakalim. Cozumu simdilik postalamiyorum, merak eden not biraksin :)

Perşembe, Haziran 09, 2005

Iguana i Margarita

8 Haziran 2005 aksami saat 5'te benim eski isyerim Morgan Stanley'deki ekiple Iguana'da bulustuk. Margarita'lar su gibi akti, her zaman ki gibi cok keyifli bir muhabbet oldu. Son sirket dedikodularini dinledim. MS bu aralar zor gunler geciriyor, cok etkili pek cok insan ayrildi. Benim calisitigim equity bolumunun basi (John Havens) ve etrafindaki ekip de dahil %10'u ayrilmis. Genel Mudur Philip Purcell yerinde ama ciddi yara aldi. Borsada sirketin kagidi tepetaklak oldu. Amma ben gene de duzelecegini dusundugumden girdim kagida, bakalim n'olcek.

Birlikte calistigim 5 kisilik ekipten 3u ayrilmisti. Bu aksam da geri kalan 2 cinliden biri (Will Ching) Merrill Lynch'e gecisini kutladik. Will 3 sene once inanilmaz ince, kicindan pantolan dusen bir tipken agirlik calismaya basladi. Kendi deyimi ile 'against the genes - genlere karsi' savasti ve adaleli, yapili harika bir vucuda sahip oldu. Netekim, tam ben 6 ay aradan sonra gecen Cumartesi gym'e gidip 185 poundlik 3 set yaptigimi anlatiyordum ki, ayicik "245 pound bench press yaptim" dedi :( Sadece 1 kere kaldirabilmis ama kaldirmis yani, aferin valla!

Bunun uzerine klasik bilek guresi iddialari basladi ama Will ortaya koyulan iddia parasina bakip "gecen sefer 3 gun kolumu kaldiramadim" bu paraya degmez deyip reddetti :)

Terfi edip Siemens'den MS'e gecen ekibin Irlanda'lisi Scott acaip matrak bir adamdir Epeydir gorusmuyorduk, arada kiz arkadasi ile aralari bozusmus; ustune bir de aldatilinca kizi tekmeleyip, kizin oda arkadasi ile cikmaya baslamis. Yesil gozlu, esprili tipi yerinde daha 26 yasinda genc bir cocuk. Olaylarin uzerine tam 60 pound verdigi Atkins dietini birakip gyme baslamis ve hayli sismis.

Ekibin krali (soyadi King) Paul ise tam tersi Miami'ye tatile gidip yedigi yemeklerden zehirlenince, cocuk 3 hafta dogru durust bir sey yiyememis, muma donmus yazik. Paul, Clinton gibi Amerikanin Guneyinden ve onun gibi 'southern-charm' sahibi, insanlara sempatik gelen biri. Gulundu eglenildi, sonra yavas yavas millet kacti. Ikimiz saat 10a kadar takildik, margarita ustune teknoloji muhabbeti yaptik. Velhasil, gusel bir aksam oldu, maalesef fotograf makinamin sarji bittigi icin resim cekemedim. Neyse, saat yarim olmus; yatiim gari.

Salı, Haziran 07, 2005

Danny'e Gule Gule Partisi

Ritz Carlton, NYC


Aksam (7 Haziran 2005), sirketten bir arkadasa veda icin Ritz Carlton'in 'cati'sina gittik. Resimde gorulen mavi binanin on tarafindaki (14.kat) cati'dan gunesin batisini izledik (artik yaz vakti, gunes batmak bilmiyor). Ayrilan arkadas, Amerika'li bir yahudi ve 1 yilligina Israil'li esi ve cocuklari ile Israil'de yasama karari almislar. Bizim bolum icin degerli biri ve onemli biriydi. Sirket'le anlasmis ve aslinda sirketten ayrilmiyor, uzaktan calisacak. Dusundum de soole 1 yil mesela Fethiye'de oturup uzaktan calismak hic fena olmazmis...

Karaesmen'lerle The Marmara Bulusmasi

The Marmara'nin Catisindan Bir Goruntu


Engin ve Erhan Karaesmen Hocalarla 3 Haziran Cuma aksami, 34. cadde 206 no.daki Alibaba restoranindaki aksam yemeginden ayrilirken, Erhan Hoca, "Esini de al yarin gec te olsa mutlaka The Marmara'ya gel" dedi.

Hoca'nin sozunden cikmak olmaz diyip Cumartesi aksami bulusmaya gittik. Bir onceki aksam ki gibi 40 kusur kisilik bir ODTU'lu toplulugu vardi The Marmara'nin catisinda (34.kat).

ODTU Insaat buraya!


Amerika'nin 4 bir tarafindan gelen ODTU'lulerin cogunlugu Insaat Muhendisligi mezunu idi. Gunduz, Dervis restoranda Turkiye - Yunanistan macini (0-0) izlemis grubun cogunlugu. Aksam ustu de Erhan Hoca Mimar, Muhendis ve Bilim Adamlari Dernegi Seminerinde konusmus; biz o bolume dahil olamadik.

Erhan Hoca'yi Dinlerken...


Erhan Hoca galiba 67 yasinda ama masaallahi var, hala dinc. Yillarin hocasi yaklasik 1 saat ayakta, Turkiye'den, ODTU'den haberler verdi bize; o kendine ozgu uslubu ile izlenimlerini, gelecek konusundaki dusuncelerini aktardi.

Ben Erhan Hoca'dan ders almamistim, o yuzden kendisini pek tanimiyordum. Bu bulusmada ogrendim ki hafizasi cok kuvvetli imis. Soyledigine gore bu ozellik gore aileden geliyormus. Yine AliBaba restoranda aktardigina gore Esmen simdilerde pek kulanilmayan ama kelimelere Turkce karsilik bulundugu donemlerde hafizasi kuvvetli, hafiz anlaminda bilinen bir kelime imis...

Cumartesi, Haziran 04, 2005

BBC Yuz Tanima Testi

Hafiza Testi Sonuclari

Hafizaniz iyi midir? BBC'nin Bilim sayfasinda, bir yuz hatirlama testi var. Size 12 tane resim gosteriyorlar, sonra 5 dk ara veriyorsunuz, ardindan 12 tane daha resim gosteriyorlar. Sonra yine 5 dk ara veriyorsunuz. Daha sonra 48 tane resim gosteriyorlar ve bu resimleri gorduysenin ilk bolumde mi ikinci bolumde mi gordugunuzu seciyorsunuz.

Yukaridaki sonuclar benim icin tam bir felaket. Yillar yili balik burcu diye Bezen hanima 'balik hafizali' dedikten sonra gorduk ki hafizasi benimkinden daha iyi imis! Tuh tuh tuh...

Film: Maria Full Of Grace & Boogeyman

Maria Full Of Grace

Maria Full of Grace duygusal, surukleyici, harika bir drama! Bas rol oyuncusu Catalina Sandino Moreno henuz 24 yasinda ama bu filmdeki oyunculugu ile en iyi kadin oyuncu dalinda Oscar'a aday gosterildi.

Filmde Kolombiya'daki fabrika'da calisip ailesine bakan fakir bir kizin hamile kalip isten cikmasi ve ardindan bu guc durumdan kurtulmak icin uyusturucu kacakciligi yapmayi kabul etmesi ve akabinde ile gelisen olaylar konu ediliyor. Guzel bir film - 8/10

Boogeyman


Boogeyman, Bezen'in Netflix listesinden cikan bir gerilim filmi. Iki turlu degerlendirmek mumkun. Filmin yapimcisi olan Sam Raimi'nin 6. his haric izledigim tum filmlerindeki genel ozellik film boyunca suren gerilim hep kotu sonuclandiriliyor ve 'bu mu?' diyor insan. Eger film iyi baglanmali diyorsaniz olmamis, beklemeyin. Yok eger onemli olan filmi seyrederken yasanan gerilim diyorsaniz filmi sevebilirsiniz.

Film'de cocuklugunda evinde babasini korkunc bir sekilde kaybetmesinin getirdigi soku ve korkuyu bir turlu uzerinden atamayan bir gencin (Tim) annesinin olumu ile tekrar ayni eve donmesi etrafindaki insanlarin 'boogeyman' tarafindan teker teker 'alinmasi' anlatiliyor...6/10

Perşembe, Haziran 02, 2005

Karaesmen Cumbusu

Yarin (3 Haziran 2005) ODTU Insaat'tan Erhan Karaesmen ve esi New York'ta olacak. 3 gun icin ogrencileri cesitli aktiviteler duzenlediler. Amerika'nin 4 bir yanindan Insaat muhendisi arkadaslar New York'a gelecek. Yarin aksam Ali Baba Restaurant'ta (206 East 34th St. (Bet. 2nd & 3rd Ave. New York, NY 10016 ,Tel: 212-683-9206) bulusuluyor. Karaesmenlerden ders almadim ama bahaneyle sevgili dostum Ayhan Irfanoglu ve belki de baska tanidik arkadaslari gorecegim.

Karaesmen Cumbusu adi verilen organizasyonun tam plani asagida:
1) 3 Haziran 2005, Cuma 19:00 Aksam Yemegi
Yer: Ali Baba Restoran - 206 East 34th St. (Bet. 2nd & 3rd Ave.) New York, NY 10016
Tel: 212-683-9206

2) 4 Haziran 2005, Cumartesi 13:00-15:00 Ogle Yemegi
Yer: Dervish Turkish Restaurant – 146 West 47th Street New York, NY 10036
(www.dervishrestaurant.com)
Tel: 212-997-0070

3) 4 Haziran 2005, Cumartesi 16:30-17:30 Mimar, Muhendis ve Bilim Adamlari Dernegi Semineri
Konu: New Horizons in Turkish Construction Sector at eve of EU
Konusmaci: Erhan Karaesmen
Yer: Marmara Manhattan Roof - 301 East 94th Street New York, NY 10128
(http://www.marmara-manhattan.com)

4) 4 Haziran 2005, Cumartesi 17:30 Kokteyl 19:00 Ayakta Yemek
Yer: Marmara Manhattan Roof - 301 East 94th Street New York, NY 10128
Tel: 212-427-3100
(http://www.marmara-manhattan.com)

5) 5 Haziran 2005, Pazar 10:30 Kahvalti
Yer: Zeytinia Gourmet Market (2nd Ave & 94 Street, New York)

6) 5 Haziran 2005, Pazar 12:30 Erhan Hoca esliginde bir muze gezintisi
Yer: The Metropolitan Museum of Art - 1000 Fifth Avenue New York, New York 10028-0198
Tel: 212-535-7710
(http://www.metmuseum.org)

Sibel'in Birlesmis Milletler'e Kabulu

Yine kosusturmaca dolu bir gunun ardindan eve varmis e-mailleri okuyordum ki Bezen aradi ve cok guzel bir haber verdi: Sibel, Birlesmis Milletler'e kabul edilmis! Birlesmis Millertlere girmek cidden cok zor bir sey, sinavlari, gorusmeleri aradiklari ozellikler su bu goz onune alindiginda uzun suren acili bir surec ama sagladigi olanaklar da bir o kadar guzel.

Bunu kutlayalim dedik ve aksam yemegi icin Rutherford Village Gourmet'ye gittik. Yemekler her zamanki gibi cok lezzetliydi. Arada 2 sise kirmizi sarabi da goturmusuz. Bezen haberi alir alimaz, tatli almis. Yemek sonrasi Ilkay sampanyamizi patlatti ve Miami maci esliginde (Miami, Detroiti yendi ve seride durumu 3-2'ye getirdi) tatlimizi yedik. Guzel bir aksam oldu...

Pazartesi, Mayıs 30, 2005

Film: Blade II & Red October

Blade II


Wesley Snipes sevdigim bir aktor. genelde Vampir filmlerini severim, ilk Blade'i de sevmistim. Blade II, ilk filmin devami ama maalesef ilk filmdeki gibi iyi bir kurgu yok. Son zamanlarda izledigim en iyi vampir filmi ise Underworld! Blade 2'ye Wesley Snipes'in hatirina 6/10

The Hunt For Red October


Film biraz eski (1990) ve adini cok duymama ragmen daha once gorme firsatim olmamisti. IMDB'de denizalti filmlerinin kaynagi, ozellikle 5.1 surround effect, denizaltiyi evinizin icinde gibi hissettiriyor vs. denmis ama bence abarti. Red October kesinlikle kotu bir film degil, hos bir film ama bir kere Das Boot (The Boat) filmini gormusseniz, begeni seviyeniz cok yukseliyor! Cok daha iyi ses effectleri Das Boot filminde de vardi. O filmde ciddi ciddi 3 saat denizaltinin icinde o gerilimi yasiyorsunuz. Hele o final...

Ha bir de dipnot (gicik bir durum) : filmde adamlar kah rusca kah ingilizce konusuyor - 6/10

Memorial Day Parade

Sabah davul, zil sesleriyle uyandim. Bugun 30 Mayis 2005 Pazartesi, ve Mayisin son Pazartesisi oldugu icin bugun Memorial Day, yani Amerikalilarin tum savaslarinda kaybettikleri askerlerini anma gunu (ve tatiliz :)

Memorial day, ayni zamanda yazin baslangici demek. Amerika'da Memorial Day ile Labor Day (Isci Bayrami) arasi yaz kabul ediliyor. Bugunle baslayan baska seyler de var. Ornek: Barbeku sezonu aciliyor! :)

Baska bir ornek bundan sonra her Cuma, 'Casual Friday': Her gun kravat takan insanlar icin artik Cuma gunleri kot, t-shirtle ise gelecekler. Ben pek kot giymiyorum ama IT'de calismanin verdigi rahatlikla zaten mevsimine gore t-shirt giyiyorum.

Memorial Day Parade - Rutherford, NJ


Neyse, hemen fotograf makinamizi alip disari ciktik. Memorial Day Parade (gecit toreni) resimleri cektik. Cektigimiz resimlerden bir kismini http://spaces.msn.com/members/sc0ri0n adresine koydum.

Greenwich Gezisi

Greenwich'den bir goruntu...


Cumartesi gunu, Ilkay ve Sibel'le sozlestigimiz gibi Greenwich, Connecticut'a gidip evlere bakacaktik. Greenwich gayet kalbur ustu bir yer. Rutherford'dan yaklasik 1 saatlik mesafede.

Balkir (Unur) kardes Greenwich'in hemen yanindaki Stamford'ta oturuyor. Once ona ugradik, bize kahvalti hazirladi (sucuklu yumurta pek guzeldi).

Sonra, Greenwich'e yollandik. GPS'e haritanin tamamini indirmemisim ama kayboluruz korkumuz yoktu. Zaten etrafi gormek istiyorduk, 1 saate yakin arabayla gezindik. Cok hos bir yer. Tipik orman ici, kimisi kucuk gollerin civarinda, kocaman araziler icinde buyukce evlerle dolu bir yer.

Kasabanin merkezinde arabayi parkedip etrafi gezdik. Sahilde okyanusu seyrettik vs. vs. Cektigim resimlerin bazilarini http://spaces.msn.com/members/sc0ri0n/ adresine koydum...

Pazar, Mayıs 29, 2005

Miami Heat 2 - Detroit Pistons 1

Sezonda %46m Playofflarda %47 faul yuzdesi ile oynayan Shaq, dedigini - "gerektiginde atarim" - yapti ve macin sonunda 7/8 faul atti. Dwane Wade gecen mac 38 degil 40 sayi atmis. Defansi ile unlu Detroit'e tarihinde 40 sayi atan ender oyuncular listesine (Michael Jordan 3 kez yapti bunu) girdi.

Dwane yine yuzdeli oynadi (12/21) ve 36 sayi atti. Miami'de Detriot'teki maci 113 - 104 alarak seride durumu 2-1 yapti. Eger Detroit'teki bir sonraki maci da alirlarsa 5. maci Miami'de oynayacaklari icin seriyi kapatmali soz konusu. Spurs gun aksam super bir oyunla Phoenix'i tekrar yenip 3-0 yapti. Henuz finali konusmak icin erken ama Spurs - Miami yakisli olur :)

Çarşamba, Mayıs 25, 2005

Miamiiiiiiii

Bu sene Miami Heat sampiyon olsun istiyorum! Sezon basinda Fantasy Basketball'da 3. sirada Dwane Wade'i secmistim. Dwane tam da bekledigim patlamayi gerceklestirdi ve harika bir sezon gecirdi. Orta mesafeli sutlarini duzeltir ve top kayiplarini indirebilirse 4/4luk bir adam olacak.

Ilk macindaki tutulugu uzerinden atti ve bu aksam muhtesem basketbol oynadi ve 38 sayi atti (15/28) Detroit'e! Maci smacla bitirdi ve Miami'de evindeki maci 92-86 kazanarak seriye esitlik getirdi.

Detroit cok iyi bir takim, Miaminin arkasindan Dogu grubunu 2.bitirdiler. 6'11" civarinda 3 tane adamlari var, degiserek savunma yapabiliyorlar. Cok keyifli bir play-off serisi oluyor...

Salı, Mayıs 24, 2005

Kisa Kisa...

Sali gunleri sabah 8'de 'global' toplantimiz var iste. Japonya'daki arkadas icin aksamin 9una geliyor. Yetismek icin 6:30'da cikmam gerekiyor. Yogun bir gundu ve saat 9:30'da ancak isten cikabildim.

Dun Miami, Detroit'e yenildi. Su anda SA Spurs 107 - 102 onde Phoenix'e karsi, cekismeli bir mac oluyor. Spurs alirsa 2-0 olacak. Bu senenin finali Detroit - Spurs gibi gorunuyor ama Phoenix Suns, Dallas Maverics gibi her an her seyi yapabilecek bir takim. Maverics demisken, Mark Cuban'in da bir blog'u var. Daha cok finans konuslarinda ama kafasina gore her konuda yaziyor. Play-off lardan elenmeleri uzerine yazisini cok icten buldum.

Bugun ABD'de borsa bir karisik gitti. Benim kucuk portfoyumden gordugum kadariyla Enerji sektoru petrol fiyatlarini artmasi ile yeniden hareketlenmis gibi gorunuyor. Bu arada hisse senetlerini takip etmek icin en guzel yapilmis sitelerden biri sanirim MSN'in MoneyCentral sitesi. Microsoft Money ile de guzel entegre etmisler ama ben kisisel para hesabi icin yillardir Quicken kullaniyorum; degismem.

Bu arada Metu-geyik listesine gonderilen "Turkce Vindovz" linkine bir goz atin. Eglenceli bir sey....

Velhasil Spurs 111-108 aldi maci ve seriyi 2-0'a getirdi. Su Tim Duncan cok buyuk adam!

Pazar, Mayıs 22, 2005

Hmmm, bunu nasil cevirmeli

Bugun Bezen, Sibel kizimiz icin "Bridal Shower" yapti bizim evde. Simdi bu "Bridal Shower" i "Gelin Dusu" diye ceviren arkadaslarimiz var ama desifre edip cumle aleme rezil etmeyecegim :) Velhasil, bu lafi nasil Turkce'ye cevirmek lazim bilemiyorum. Bizim adetlerimizde bir Kina gecesi falan vardir ama bu oyle bir sey degil.

N'oluyor piki? Efenim, anladigim kadariyla evlenecek olan kizimizin, hatun arkadaslari toplaniyor. Geline cesitli hediyeler veriliyor, yeniliyor iciliyor vs. vs. Asagida "B" nin Portakal Agaci Sitesinden buldugu bir tarifle yarattigi harika pasta!

"B" nin hazirladigi ozel pasta



Bizi ilgilendiren kismi su: Kabilenin hatunlari toplaninca, kabilenin erkeklerine de bir araya gelebilme firsati doguyor, heheh. Velhasil, hemen arabaya atlayip telefona sarildim. Ilkay'la Murat'i alip kendimizi Best Buy'a attik.

Epey DVD yazmisim bu aralar. Dunu Linux dagitimlarini denemeye adamistim ama Mandrive 2005 Limited Edition'i indirince farkettim ki evde bos DVD kalmamis. Best Buy 16 hizli 50lik Memorex DVD+R paketi 20$ a satiyormus, 2-3 paket kaptik.

Sonra Murat'a gidip bir yandan projectorde San Antonio Spurs - Phoenix Sun (121 - 114) macini izlerken bir yandanda gelmeden aldigimiz bol acili tavuk kanatlarini goturduk...

Hafta sonu sinemalarda Star Wars oldugu gibi TV'lerde eski bolumler veriliyor. Bilmem kacinci kere Star Wars II'yi izledik Fox'da. Ama high definition'da verildigi icin goruntuler gayet guzeldi:

Masada kekler, Fox'da High Definition Star Wars II...

Film: Star Wars III - Revenge Of The Sith

Dun gece 11:30 seansina cok yakinimizdaki Clifton Commons'daki sinemaya, Star Wars 3 "Revenge Of The Sith" filmini gormeye gittik. Film, tam bekledigimiz gibi muhtesem bir gorsel solen! Bu George Lucas nasil bir adamdir hayret etmemek elde degil! 1977'deki ilk Star Wars "A New Hope" filminden tam 28 yil sonra tum baglantilar eksiksiz yerine oturuyor bu filmde. Filmin sonundaki bir konusma, yillarca suren Darth Vader Obi-Wan Kenobi'yi oldurdu mu olduremedi mi sorusunu da "bence" cevapliyor.

Persembe gecesi 12'de gosterime giren filmin ilk gun cirosu 50 Milyon $. Hafta sonu rakami 159 Milyon $ deniyor. Umuyorum Titanic'i tahtindan eder. IMDB'ye bakilirsa yakinina bile gelen yok ki anlamak mumkun degil. Titanic guzel bir filmdi ama hem Amerika hem dunyada 1 numara olmayi hak ettigini dusunmuyorum.

Cumartesi, Mayıs 21, 2005

El Fedora

Gecen hafta, Unix Sistem Yoneticisi Cinli hatun'dan aldigim Red Hat diskleri ile is yerinde yedek makineme linux kurmustum. Maalesef sirket sadece belli makinelere linux server kurulmasina izin veriyor su anda, desktop versiyonu ve destegi yok. Evde ki bilgisayarlardan birinde Mandrake 10.2 ve Red Hat 9.0 yuklu ama simdi Fedora 4.0 test 3 surumunun DVD'sini indiriyorum, bir deneyecegim.

Bu arada ilginc bir sey dikkatimi cekti. Internet Explorer DVD'yi indiremedi ve asagidaki gibi bir hata verdi:
Warning: ftp_quit() expects parameter 1 to be resource, boolean given in /home/linuxiso/public_html/download.php on line 84Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/linuxiso/public_html/download.php:84) in /home/linuxiso/public_html/download.php on line 93

Ama ayni site ve ayni linkten FireFox indiriyor simdi DVD'yi, n'aber?

Yoruldum!

11'de uyanip, parkta bagel arasi omlet ile klasik bir Cumartesi baslangici yaptiktan sonra, bir gym aktivitesi iyi gider dedim. Bezen beni spor salonuna birakip alisverise gitti.

12:40'da eliptik ile basladim. TV'de NY Yankees - NY Metz macini seyrederken 1 saat doldu. 900 Kalori kesmez diyip bir yarim saat daha devam ettim. Toplamda 1360 kalori, 7 mil (~11 Km) yaptiktan sonra agirlik bolumune gectim.

Cumartesileri gym genelde sakin oluyor. Koskoca agirlik salonunda sadece 2 kisi vardi. 1 saat kadar calistim. Sonra makinelerin oldugu salona gectim. Artik omuzlar kollarimi tasirken zorlanir hale geldigi icin bacaklara yukleneyim dedim. Velhasil ilk setten sonra baktim vucud yeter diyor, basim doner gibi oldu, yoruldum, biraktim ciktim temiz havaya.

"B" yi aradim, o gelirken nehrin kenarindan North Arlington Parkina dogru yurudum. Guya 4 gibi yagmur bekleniyordu ama hava hala piril piril :) Velhasil, 2 x protein shake + steak sonrasi kendime geldim :)

Perşembe, Mayıs 19, 2005

Bilmece bildirmece...

Aksam is cikisi, hava guzel bir bira icelim dedi millet. Toplantik ciktik isten. Fletcher ile FDR'in kosesindeki bara gittik. User Interface grubunda calisan uzakdogulu hatunlardan biri MIT mezunu. Laf lafi acti ve ise alinirken kendisine neler soruldugunu anlatmaya basladi.

Yanindaki yazilim grubu mudurlerinden biri de (Chris) iyi bir soru sorayim o zaman dedi ve sort algoritmalari ile ilgili bir soru sordu. Masadakilerin cogu yazilimci oldugu icin konu ilgi cekti tabii. Derken Chris, "peki 6 kisiyiz, diyelim ki ortalama maasimiz kac $ bulmak istiyoruz, elimizde bir kagit ve kalem var. Kimsenin maasini aciga cikartmadan bunu nasil yapariz?" diye sordu.

Asagida sorunun masada bulunan cozumu var...

Ilk once yanimdaki Danimarkali arkadas, Martin, soyle bir oneri getirdi: ilk kisi maasina rastgele bir sayi ekler ve yanindakine verir. O da aynisini yapar ve sonucta hepsi toplanir. Sonrasini getiremedi. O uzerinde dusunurken, java uzmani diger arkadas Martin'in yolunun dogru oldugunu dusundugunu soyledi ve topladiktan sonra tekrar kagidi dolastirip herkesin kendi rakamini dusmesi halinde dogru toplama ulasacagimizi soyledi. Martin'de kagidin ilk dolastirildiginin tersine dolastirilmasi gerektigini soyleyerek cozumu tamamladi...

Pazar, Mayıs 15, 2005

Hafta Sonu (14-15 Mayis 2005)

Hafta ici insan cok yorulmussa hafta sonu ne yapar? Hayir efendim, dinlenmez! Cumartesi kahvalti sonrasi kendimi spor salonuna attim. Hafta ici her gun Japonya ve Londra'dan gelen takim arkadaslarimizla yemege ciktigimizdan ekstra kalorileri harcamak lazim dedim. Eliptikte ~ 9 km katedip 1000 kalori harcadiktan sonra birazda agirlik calistim.

Gecen hafta Cumartesi cok uzun bir sureden sonra ilk defa bench press yapmaya kalkinca 3x155 pound yeter demistim, bu sefer 3 set 165 yaptim. Amma ve lakin Triceps falan kalmamis; gecen Eylul'de 3x190 pound standart iken simdi 3x140 bile canimi cikartti :(

Bezen hanim 20 dk. eliptikte calistiktan sonra hava cok guzel oldugu icin eve yurumeyi tercih etti: 4 km'yi 40 dk.da yurumus.

Aksam, Sibel - Ilkay Kazakci ciftinin davetlisiydik. Eda - Murat Kilic ve haliyle Elif'le (Elif'in dogum gununu kutluyorduk) Simon geldiler. Cocuklar harika yemekler yapmis, guzel bir aksam oldu. Sabah, Ilkay'la telefonlasip North Arlington parkinda kahvalti ettik (bkz.asagidaki resim).

Ilkay - Sibel Kazakci, North Arlington Parki, New Jersey 05/15/2005


Ardindan da yeni evli ciftimize NY manzarali (bakiniz asagidaki resimler) evler bakindik. West New York'ta Galaxy apartmanlarina baktik ama begenmedik. Ama oraya gitmisken, bolgenin 'Dayi' gibi unlu diger bir restorani olan Beyti ye gittik. Yemekler guzeldi, doneri cok begendim!

Weehawken - 05/15/2005

West New York - 05/15/2005


Son iki uc haftadir borsaya merak sarmis durumdayim. Dolayisiyla konu ila ilgili web sitelerini takip ediyor ve konuyu ogrenmeye calisiyorum. Gorunuse gore dusecek stoklari bulmakta basariliyim, bu aralar GS hisseleri serbest dususe gecti (Cuma gunu ~97$), alsam mi diyorum ama daha bir yolu var galiba. Du bakalim n'olcek...

Cumartesi, Mayıs 14, 2005

Goz Ameliyati Sonrasi (3. Hafta)

Oldukca yogun bir hafta gecirdigim icin yazmaya vakit bulamadim. Simdi bir yandan Phonix Suns - Dallas Maverics playoff 2.tur 3. macina bakarken (Suns 114-98 onde ve 1 dk kaldi) bir yandan da merakla goz ameliyatinin etkilerini yazmami bekleyenler icin bir ozet geceyim.

Ilk haftanin sonunda doktora gittigimde ozellikle sol gozumde dikkat cekici bir bicimde gorunen kanlanma icin 'gececek merak etme' demisti. Gercekten de kanlanma cok cok azaldi.

Ameliyat oncesi de gozlerim isiga karsi hassasti ama ameliyat sonrasi bu cok daha belirgin bir hale gelmisti; oyleki cok isikli bir ortamda (piril piril bir oglen gunesinde) gozlerimi acmam zor oluyordu. 2 haftadir nemledirici (lubricant) damla kullaniyorum.

Her gun ortalama 10-12 saat bilgisayar basinda oldugum icin ister istemez gozlerim kuruyor, aciyor ve ekrana bakamaz hale geliyordum. Bu durumda damlanin ardindan 2-3 dakika sonra sorun kalmiyordu. Baslarda gunde 3-4 kez kullaniyordum. Gittikce daha az gozlerim rahatsiz olmaya basladigi icin damlalari once gunde 2 ye sonra 1 e indirdim.

Son iki gundur kullanma ihtiyaci hissetmedim ama hala isiga karsi ameliyat oncesinde gore daha fazla duyarlilik var baska da bir sikayetim yok.

Pazar, Mayıs 08, 2005

Film: Dolores Clairborne ve Amistad

Dolores

Dolores Claiborne 1995 yapimi, Stephen King'in bir kitabindan uyarlanmis iyi bir gerilim filmi. Kathy Bates (Dolores) bakiciligini yaptigi kadini oldurmekle suclanir ve durumu haber alan NY Times yazari kizi Jennifer Jason Leigh 15 yil sonra kasabaya geri doner. Sorusturmayi yuruten dedektif, Dolores'in sucu islediginden emindir cunku daha once de Dolores'in kocasini oldurdugunu dusunmektedir ve o sorusturmada Dolores'i elinden kurtulmasini bir turlu kabullenemez. Olayla gelistikce yavas yavas gizem cozumlenir...8/10

Amistad

Amistad 1997 yapimi ve guclu bir kadrosu var: Morgan Freeman, Nigel Hawthorne, Anthony Hopkins bilinen isimler ama filmdeki en guclu karakterlerden biri suphesiz Cinque karakterini canlandiran Djimon Hounsou. Acilisindan itibaren sizi surekluyor ve 2.5 saat boyunca hic sikilmadan izliyorsunuz.

Film, afrikali bir kolenin zincirlerinden kurtulup diger kolelerle birlikte esir tutulduklari La Amistad gemisini ele gecirmeleri ile basliyor. Daha sonra Afrika'ya donmeye calisirlar ama kendilerini Kuzey Amerika'da bulur ve tutuklanirlar. Olaylar 1860larda gecmektedir ve Amerika'da halen ozellikle Guney'de kolelik yaygindir.

Genc bir avukat, kolelige karsitlari ile birlikte bu insanlarin kole dogmadiklarini ve dolayisiyla serbest birakilmalari gerektigini savunur ama olaylar ise politikanin karismasi ile buyur.

Film'den aklimda kalan laflardan biri Anthony Hopkins'in Morgan Freeman'a ne yapmasi gerektigini ogutlerken soyledigi su laf: "Siz, bu insanlarin Afrikali oldugunu kanitladiginiz ama kim olduklarini anlatmadiniz. Mahkemeyi hikayesi daha iyi olan kazanir. Bu insanlarin hikayesi nedir?"...9/10

Çarşamba, Mayıs 04, 2005

Iyi ki dogdun Ilkaaay!

Village Gourmet, Rutherford, NJ (2005/05/04)Posted by Hello

Soldan Saga: Ilkay - Sibel Kazakci, Bezen - Adil Hindistan

Salı, Mayıs 03, 2005

Gorus: 20/20

Empire State, New York Posted by Hello


Laserle goz tedavisi yaptirali bir hafta oldu. Bugun doktoru gormeye gittim. Stahl Goz Merkezi 34. Cadde ile Madison'in kosesinde. Tam oraya geldigimde kafami kaldirinca Empire State'i gordum. Fotograf makinem yanimdaydi, yukaridaki fotografi cektim.

Beni ameliyat eden doktor degil de Mark Werner gozlerimi kontrol etti ve "gorusun 20/20" dedi. Astimat ve miyopluk gitmis. Sol gozumde biraz kanlanma vardi, ben daha sormadan "merak etme vakit alir ama kaybolacak" dedi. Ameliyat sonrasi isiga karsi gozlerimin daha hassaslastigini soyledigimde de bunun normal oldugunu ve nemlendirici kullanmami (refresh plus, cellufresh ya da systane) onerdi. Velhasil, durum simdilik iyi. 1.5 ay sonraki kontrolde durumu daha net gorecegiz.

Bir sonraki randevuyu alirken tum dosyamin bir kopyasini istedigimi soyledim. Bir kagit imzalatiyorlar, doktorumun da onay vermesi lazimmis - niye bilemedim...

Glory to the Turks! - By Gary Brecher

eXile - Issue #212 - War Nerd - Glory to the Turks! - By Gary Brecher

Bu yazi Amerika'daki ODTU Insaat Mezunlari Listesine geldi. Bir iki tarihsel hata var (Istanbul'un fethinde Osmanli'lar ile Selcuk'lulari karistirmis) ama eglenceli tarzi ile okumasi keyifli bir yazi.

Cumartesi, Nisan 30, 2005

Brezilya Usulu Barbeku

Etler piserken

Servis Yapilirken

Iki hafta once Manhattan'da bir Brezilya restoranina gitmis ve cok begenmistik. Bu hafta etraftaki Turk nufusunu toplayip, Newark'taki baska bir Brezilya restoranina gittik (99 Monroe Str., Newark - NJ).

Restoranin oldugu mahalle, Latin Amerika ve Portekiz'lilerin cogunlukta oldugu bir yer. Oldukca buyuk bir restoran. Kucuk bir bari var ve TV'de tabii ki Brezilya'dan futbol maclari veriliyor.

Daha once gittigimiz yerdeki gibi, istediginiz kadar salata ve et cesitleri icin kisi basi sabit bir ucret var (23$). Icecekler ve tatlilar dahil degil. Salata cesitleri Manhattan'daki restorana gore daha azdi ama et cesitlerinde hic bir eksikleri yoktu. Iki saatlik maraton sonunda kabilenin benim gibi cok et sevenleri bile artik yeter dedi. Epeydir spor salonuna adimimi da atmadim, nasil harcanacak bu kaloriler bilmem...

Perşembe, Nisan 28, 2005

Musteri Hizmetleri

Gicik Musteri Hizmetleri...
1 yil once Hindistan.Net adresini godaddy.com'a transfer etmistim. GoDaddy (~ 9$) pek gozde bir servis, oyle ki gecenlerde NetworkSolutions.com'u (~34$) gectiler alan adi kayitlarinda. amma velakin ben Yahoo SmallBiz 'i daha cok tuttum ve gecen hafta adresi onlara transfer etmis ve www.hindistan.net yazanlarin buraya erismesi icin ayarlamistim.

Gel gor ki gecenlerde godaddy benim alan adimi 'parl' etmeye karar vermis ve benim tanimladigim yns1.yahoo.com sunucusu yerine kendi sunucularini yazmislar. 5 gundur musteri hizmetleri ile yazisiyorum, isi yokusa suruyorlar, ugrastiracaklar illa.

Adi Musteri Hizmetleri...
Kablo ve Internetimiz Comcast'te. Turkiye'deki gibi burda da birden fazla servis saglayici ayni yere hizmet vermiyor. Dolayisiyla kablo alacaksan elin bir sirkete mahkum (Bunu degistirmek icin ugrasiyor bazi tuketici kuruluslari). Normalde 90$ gelen aylik fatura gecenlerde 190$ gelince bir guzel atistik Comcast musteri hizmetleri ile. Efendim bizim paket promosyonmus, bitmis. Promosyon oldugunu biliyorduk ama suresi bitince "iade ediyoruz" dedik, onlar da gerek yok kalsin, ayni fiyati odemeye devam edin demislerdi. 3 ay sonra boyle pat diye fatura gonderince "bize soylemediniz" diye itiraz ettik. Mirin kirin edene, "mudurunu ver" diye diye bir kac kat cikip sonunda paramizi geri aldik tabii.

O konu kapandi ama Comcast'le dert bitmiyor. Yil basinda 52" (132 ekran) Toshiba Yuksek Cozunurluklu (High Definition, kisaca HD) TV almistik. HD yayinin kalitesini ve gorunce normal TV izleyemez oluyor insan. Dolayisiyla, ekstra 10$ verip HD kanallari tuttuk. Bugun farkettik ki aslinda tum HD kanallari tutmamisiz, Discovery Kanali dahil degilmis, ekstra 15$ istiyorlar onun oldugu gereksiz bir paket icin. Yuh diyip almadik tabii. Yazik oldu, guzel belgeseller oluyordu...

Musteri Hizmetleri dedigin...
6-7 ay once bir arkadas tavsiye etti, internet uzerinde ING Direct'te hatunla ortak hesap actik. Cek hesabimizi baglamak icin hesabimiza 2 kucuk cek gondermisler, bende o rakamlari web sitelerine girerek cek hesabinin bana ait oldugunu gostermistim. Simdiye kadar hep cek hesabindan oraya para aktariyordum. Bugun tersini yapmam gerektiginde baktim oyle bir secenek yok.

Musteri hizmetlerini aradim. Hemen biri cevapladi ve musteri numarami aldiktan sonra pin numarami tuslamami sagladi. Kontrol bu kadar! Sonra hemen problemi tespit etti ve ortak hesap actirdigimizi, esimin benim yaptigim cek hesabi baglantisini yapmadigi icin sorun yasadigimizi soyledi. Kayitlarimizda o iki ceki bulduk, tekrar aradik ve 2 sn'de baglantiyi kurdular. Musteri Hizmeti dedigin boyle olur, netekim...

Çarşamba, Nisan 27, 2005

Film: Sin City


Dun Manhattan'da doktorla gorusup herseyin yolunda gittigini ogrendikten sonra, biraz alisveris yapalim diye Seacacus Mall'a gittik. Aslinda tam gidecegimizi de bilmiyorduk ama GPS marifetiyle sorunu hallettik.

Nautica'da bizden baska sadece 2 kisi vardi. Biraz sonra farkettik ki onlarda Turk'mus! Bir sey begenemeyip ciktik, oglen oldugu icin ne yiyelim hesabina giristik ve Paterson'daki Eski Toros'a gitmeye karar verdik.

Humus, Arnavut Cigeri, Doner, Yogutlu Adana... velhasil kilo almak icin ideal ne varsa yedik. Cikista da Sutlac ve Kazandibi aldik. Yetmezmis gibi Paterson'a gelip Ay Coregi almadan donulmez diyip pastaneleri dolasmaya basladik.

Hepsi bitti eve dondugumuzde saat 3'tu. Hadi bari sinemaya gidelim dedik. Sin City'de karar kildik. Sali 4:45 matinesi olunca, bizden baska topu topu 2 kisi vardi salonda...

Filmi anlatmasi zor, cizgi film, siyah beyaz cekimler vs. hayal ile gercek birbirine gecmis bir sekilde 3 kisinin bir yerlerde kesisen ayri oykulerini anlatiyor. Cok, cok hosuma gitti! Filmi yonetenler Frank Miller ve Robert Rodriguez ama Ziyaretci yonetmen
Quentin Tarantino - 9/10

Salı, Nisan 26, 2005

Goz Ameliyati ve Sonraki Gun

Efendiim, ameliyati atlattik. Ben doktorumu Alman saniyordum ama galiba Fransiz'mis. Ameliyat sirasinda biriyle Fransizca konusunca suphelendim. Dusununce daha mantikli geliyor; tamam Hufnagel Alman soyadi cagrisimi yapiyor ama Thierry diye Alman adi mi olurmus. Ne alaka? Alakasi su, bana Stahl Eye Center a git diyen Cinli arkadas, ordaki Alman doktora git, cok iyi demisti. Ben de doktorlarin isimlerine bakip "Marc Werner" yerine, tiplere ve resumelerine bakip en kalifiye gorunen Thierry J. Hufnagel in Alman olduguna kanaat getirmistim :)

Neyse, 3pm gibi NY - Garden City'deki Stahl Goz Merkezine geldik. Operasyon oncesi kagit isleri vardi. Kisaca isler yolunda gitmezse kendilerini garantiye almak icin her turlu seyi yazmislar, imzalatiyorlar. Tabii bir suru mirin kirin ettim. Zaten bugun kontrole gittigimde bu konudaki rahatsizligi yazdim ne dusundugumu sorduklarinda.

Sonra iceride, tekrar CustomVue icin gozlerimi olctuler. Daha once yaptiklari olcumlerle karsilastirdilar. Olcumleri yapan cocuk, bir yandan da sorular sordu. Beni rahatlatmak icinmis. Ben farkinda degildim ama goz kaslarimi kasiyormusum basta. Dosyamda daha once doktor hatasi yuzunden hem babamin hem de eskimin babasinin bir gozlerinin gorme yetenegini kaybettigi yaziyordu. Okumus, o yuzden de sakinlestirmeye calisiyormus.

Turk oldugumu ogrenince, "hafta sonu TV'de gordum, Ermeni meselesi konusuluyordu" dedi. "Evet, her yil bu zamanlarda konusulur" dedim. "Ne zaman oldu bu olaylar" diye sordu. "1. Dunya savasi esnasinda" dedim. Sonra bekledigim soru geldi, "Peki sen ne dusunuyorsun?". Tam olarak gercek ne bilmiyorum, tam bir fikrim yok bu konuda dedim. O da "Bilmiyorum, sadece TV'de duydugum icin sordum" diyince, "Iste sorun da o, kimse bilmiyor ki tam olarak ne oldugunu; karsilikli iddialar var." dedim.

Sonra cocuk yaptigi olcumleri ve bilgisayarda gozumun nasil gorundugunu gosterdi. Renkli ciktiyi aldi ve doktora goturdu. Doktor geldi, 10 dk. sonra beni operasyon odasina aldilar. Odanin disinda bir ekrandan da Bezen operasyonu izledi.

Once bir suru damlalar damlattilar. Sonra sag gozume sertce bir lens turu seffaf bir sey koydular. Sonra havayi cekip iyice bastirdilar. En cok canimi yakan kismi burasi oldu. Bu kisimda aslinda goz bebeginin uzerindeki tabakayi aciyorlar. Ayni seyi sol gozum icinde yaptilar.

Sonra gozlerimi iyice acmami saglayacak metal cisimler yerlestirdiler. Sonunda 5-10 saniye kadar sanirim kirmizi bir lazer gozumun uzerinden gecti. Catapatin cikardigi turden bir ses geldi lazer calisirken. Doktor surekli benimle konusup, sakin olmami ve islemin bitmesine ne kadar kaldigini soyluyordu. Lazerin isi bittiginde gozumun uzerinde kucucuk donen bir pervane varmis gibi geldi bana...

Sonra ayni seyi sol gozum icin yapti. Yanlis gozumu kasmaya baslamisim, doktor bir iki kere uyarip sakin olmami soyledi. O anda sanirim gozumu kirpmak istiyordum bu da kasma etkisi yapiyor.

Velhasil hepi topu 10dk. falan surdu hersey. Sonra yine gozume bakteriye karsi damlalar damlattilar. Doktor mikroskopla bakti sonra da harflerin oldugu levhayi gosterip okumami istedi. En altin bir ustundekilerini okuyabilmisim. Ameliyat sonrasi icin cok iyi dedi! Sevindik.

Gunes gozluklerini taktim ama isik cok rahatsiz ettigi icin hic gozlerimi acmak istemiyordum. Bezen'in yardimi ile arabaya binebildim. On taraf fazla gunesli geldi. Jipin arkasindaki camlar daha karanlik oldugu icin arka koltukta yatarak rahatca geldik. Eve vardigimizda saat 7'ye geliyordu. Oda yeterince karanlik degildi. Bezen, careyi pencerelere battaniye asmakta buldu. Uyurken takmam icin plastik, seffaf gozu koruyacak kapakciklar vermislerdi. Onlari gozumun uzerine koyup bantladik. Dayanilmayacak gibi degildi ama gozlerimde hala hafif yanma hissi vardi. 2 tane Advil yutup sabah 8'e kadar uyudum.

Kalkip ilk defa gozlerimi actigimda, sol gozumun uzerinde hafif bir perde varmis gibi geldi. Su anda saat ogleden sonra 3:33 ve artik oyle bir sey hissetmiyorum.

Sabah otobusu beklemek yerine arabayla Manhattan'a inmeye karar verdik. Otobus duraginda bekleyen diger hatun bizim yan komsu imis. Ona da soyledik, o da geldi. Koreli bir manikurcu imis, 18. cadde'de 10am-7pm calistigini soyledi. Muhabbet ettik yol boyunca...

Gozlerimi Marc Werner kontrol etti. Sorun gorunmedigini soyledi. Bir seyler okuttu. Sonuncu da zorlaninca, "onemli degil, sadece zorlamak istedim, gozlerin 20/20'den daha iyi 20/15 olmali onu zorlanmadan okuman icin" dedi. Ilk gun icin sonuclarin cok iyi oldugunu soyledi ve bir hafta sonrasina randevulastik.

Velhasil, hala gunes gozlugu kullaniyorum ama bilgisayar ekranina bakarken sorun yok. Agri sizi falan da yok. Sadece fazla isik hala bir parca rahatsiz ediyor. Iyilesme suresi kisiden kisiye degisirmis. Aksam nasil olacak merak ediyorum; bakalim gorelim :)

E-mail atan, arayan soran tum arkadaslara tesekkurler.

Pazartesi, Nisan 25, 2005

Buyuk Gun Bugun

Lasik ameliyati bugun saat 3:30'da. Birazdan cikip ameliyat olacagim yere Garden City, New York'a gidecegiz. Her sey yolunda giderse, yarin bu saatlerde buraya yazi yazabilecegim. Bakalim, bakalim...

Cumartesi, Nisan 23, 2005

Kitap: Longitudes and Attitudes

Thomas L Friedman, 3 kez Pulitzer odulu kazanmis bir New York Times (NYT) yazari. Son 2 haftadir, 2001'den beri gazetede cikan yazilarini derledigi Longitudes and Attitudes kitabini okuyorum.

Kendi deyimiyle, sinirsiz butcesi ve ozgurce yazdigi yazilariyla, dunyanin dort bir tarafina ama en cok Orta Dogu'yu gezip izlenimlerini aktarmis. Kendisi de bir Yahudi olan Friedman'in aldigi odullerde 'tarafsizligi' vurgulanmis. Henuz kitabi bitirmedim ama yazilar hosuma gitti.

Gercekten de kitabi okurken katilir ya da katilmazsiniz ama hep olaylara iki taraftan baktigini goruyorsunuz. Yaser Arafat'in, Clinton'in destekledigi baris planini reddetmesi ve 2. Intifadayi baslatmasini affedilmez bir hata olarak vurgularken, diger taraftan Ariel Sharon'un doymaz bir sekilde yeni yeni gocmenleri Arap topraklarina yerlestirme calismalarini kiyasiya elestiriyor.

Bush'un Saddam'la ugrasmasini dogru bir hareket olarak degerlendirirken, bu savasin ABD icin Afganistan'in tersine, secimlik bir savas oldugunu vurguluyor. Yine, ABD yonetimlerinin baskici Suudi Rejimi ve digerlerini desteklemesinin yanlis oldugu ve bunun arap genclerinin ABD dusmanligini besledigini aktariyor.

Her seyine katiliyor muyum, Hayir! Her ne kadar gocmenler konusunda Israil'in yanlis yaptigini siddetli bir sekilde vurgulamasina ve Oslo sonrasi baris doneminde Israil'in anlasmalari hice sayip gocmenlere ev yapimina devam ettigini yazmasina ragmen, 'tarafsizlik' adina olaylarin kimin baslattigi konusuna hic bakmiyor.

Ayni sekilde, Arafat'in baris tekliflerinden ve 1988 sonrasi Arafat'in o zamana kadar suregelen Israil devletinin ortadan kaldirilmasi anlayisindan vazgecip Yahudilerin var olma hakkini tanimasindan bahsetmiyor.

Ancak unutmamak lazim ki ABD hukumeti Israil'i kayitsiz sartsiz desteklerken, Friedman'in bunu elestirmesi buyuk bir olay!

Iki Eglenceli Film...

House Of Flying Daggers


Bugun seyrettigimiz iki filmden birincisi Crouching Tiger, Hidden Dragon ve Hero ile meshur olan bir akimdan: House Of Flying Daggers . Film tam bir gorsel festival! Duygularla degisen mevsimler ve olaganustu guzel doga cekimleri var.

Artik iyice asina oldugumuz ucan savascilar burda da var. Sahsen, biraz abartiya tamam ama boyle acik secik ucma sahnelerinin kattigi bir guzellik yok filme gibi geliyor bana. Yine 'gaddar' cin hanedani ve karsi koyan ozel yetenekli yigit savascilar, kiralik katiller (aslinda kiralik katil lafi tam karsilamiyor 'assassin' kelimesini burda) ve elbette ask bu filmle diger 2 filmle ortak ogeler ama askin islenisi daha farkli ve cok daha guzel: 8/10.

Moscow Does Not Believe In Tears Posted by Hello


Ikinci film, 1979 Sovyetler doneminde yapilan "Moscow does not believe in tears" adinda bir 'komedi/drama/ask' filmi. Once, Moskova'ya gelip daha iyi bir hayata sahip olmak isteyen 3 genc kizin secimleri, arkadasliklari anlatiliyor. Daha sonra bunlarin uzerinden 20 yil geciyor ve ayni insanlari yaptiklari secimlerin sonuclarini yasarken goruyoruz.

Film 140 dakika. Baslarda bizim yesilcam filmlerini andirdi bana biraz ama sonra zekice tasarlanmis diyaloglar ve gelismeler ile koptu ve bizi de pesinden surukledi. Cok begendik: 9/10!

Kolesterol Meselesi

Dun gece 2'ye kadar surdu is. Yetmezmis gibi, sabahin kor kokunde Londra'dan gelen telefonla erkenden uyandi(rildi)m. Gecen hafta yaptirdigim testlerin sonuclarini almak icin hemen yan binadaki doktoru ziyarete gittim. 1 yildir hemen her sabah 2-3 yumurta ile kahvalti ettigim icin kolestrol seviyesi ne oldu merak ediyordum.

Haberler iyi. Gecen yil Mayis ayinda ayni testi yaptirdigimda
LDL (kotu kolesterol) 101, Toplam 156 cikmisti (olmasi gereken <200).>=40)
Toplam: 157 (Ha evet, toplam kolesterol sadece HDL+LDL degil)

Burda onemli olan bir diger deger de (Toplam Kolesterol)/HDL orani (2.9). Bu rakamin 5'den dusuk olmasi gerekiyor. Kotu kolesterol damarlari tikarken, iyi kolesterol, damari tikamaya calisan kotu kolesterolu sokuyor damar ceperlerinden. Eger (Toplam Kolesterol)/HDL orani 5'den buyuk olursa, yeterince iyi kolesterol olmadigi icin damar tikanikligi riski doguyor.

Velhasil, yumurta kolesterolu azdirir diye adi kotuye cikmis ama galiba asli astari yok, en azindan benim icin gecen yildan daha iyi bu yilki sonuclar...

Perşembe, Nisan 21, 2005

Irak'tan Resimler

Photogallery
Bu linki Orkut'ta Amerikan Politikalarinin tartisildigi bir grupta gordum. Biri 2003 yilina ait fotograflar oldugunu soyledi ama nerde ne zaman cekildigine dair fazla bir ipucu yok, sadece resimlerin isimleri bir seyler soyluyor.

Yine bugun, ODTU-MD listesine Amerikan askerlerinin Irak'tan cekilmesini isteyenlerin doldurabilecegi bir dilekceyi iceren bir sitenin haberi geldi. Geri kalmadim, doldurdum tabii...

Çarşamba, Nisan 20, 2005

Kitap: Deception Point

Deception Point, Dan Brown'in gerilim romanlarindan biri. Gecen hafta bitirdim okumayi. Daha once yazarin Angels & Demons ve Digital Fortress kitaplarini okumustum. Ilk okudugum kitabi buyuleyici gelmisti. Hatta gecen yaz Dominican Republic'te tatil yaparken donup bir kismini tekrar okumustum.

Digital Fortress'in sonuna geldigimde, "bir dakika yaa, nasil yani" diyip geri gitmem ve aradaki baglantilarin dogru kurulup kurulmadigina bakmam gerekti. Bir sekilde yazar okuyucuyu sasirtmak icin daha once soylediklerinin tersini soyluyor gibi gelmisti.

Deception Point'i okurken konu farkli da olsa kahramanlarin kurgulanisinin daha onceki romanlara cok cok benzedigini farkettim:

- Bir katil (Deception Point'te ekip olarak varlar) ve o katille haberlesen bir yoneticisi var. Bu her 3 kitapta da ayni,
- Hatun kahramanimiz gizli bir devlet orgutunde calisiyor (Digital Fortress le ayni),
- Kahramanlarimiz, daha once hic hata yapmamis, profesyonel katillerden akla hayale gelmeyecek, bir kere degil bir kac kere kurtuluyorlar.
- Her 3 kitapta da ilk iki sayfada biri oldurulur.
- Kotu gorunen kisi sucsuz, iyi gorunen kisi katilleri yoneten. hic beklenmedik kisi cikiveriyor. Katil usakmis misali. Gerci ben onceki kitaplarla baglanti kurup, daha kitabin 1/3unu okumadan kimin organizator oldugunu cikartmistim.

Daha sayabilirim ama anlasildi herhalde. Haa peki bunlar kitabi okunmaz mi yapiyor? Hayir yapmiyor. Dean Koont'un romanlari da boyle degil mi? Hep bir vietnam veteran'i, olaganustu bir yaratik, guzel bir hatun vs. yok mudur? Vardir ama daha acilis sayfasindan oyle bir baglar ki sizi kitabi birakamazsiniz. Dan Brown'in kitaplari da oyle. Supriz kalmiyor ama okumasi yine de zevkli.

Sirada Da Vinci Code var. Du bakalim...

Salı, Nisan 19, 2005

Film: Spanglish


Spanglish 2004 yapimi bir komedi filmi. Ingilizce bilmeyen Meksika'li yalniz bir anne (Paz Vega), kizinin gelecegi icin Amerika'ya goc eder ve uzun sure Ispanyolca konusulan bolgelerde calisir. Ancak para yetismeyince, 'diger dunyaya' - Ingilizce konusulan tarafa gecmeye karar verir ve bir ailenin yaninda calismaya baslar.

Film boyunca bir yandan kendi kizi bir yandan da yaninda yasadigi ailenin bireyleri ile iliskileri cok guzel isleniyor. Adam Sandler, biraz cilgin karisinin (Téa Leoni) tersine sakin, cocuklarini anlamaya calisan duyarli baba rolune yakismis. Komedyen olarak pek sevemedigim bir tiptir am a burdaki rolunde hic siritmamis.

Amerika'da yasayan ve cocuklarini burada yetistirmeye calisan gocmenlerin sempati duyacagi pek cok konu geciyor filmde. Ayrica Téa Leoni niyi cok begendim, beni en cok eglendiren karakter o oldu :) Izlenebilecek bir film: 7/10

Pazar, Nisan 17, 2005

Bedava "Vakit" Programi

MS TimeZone Utility Posted by Hello

Brooklyn Koprusu Ustunde

Cumartesi gunesli bir gundu. Balkir, Fulya ve Bezen'le Manhattan'a inip Brooklyn Koprusunu yuruyerek karsiya gecelim dedik...

Sea Port'ta bir kac sokak gosterisine rastladik. Akrobasi gosterisi gayet etkileyici idi. Gosterinin sonunda adam kendini cok cok 50x50x50cm lik cam bir kupun icine girdi!

SeaPort Sokak gosterisi


Bir seyler atistiralim dedik. Balkir abartip cilekli krep uzerine bir ton dondurma koydurdu. Dondurmaci bir sure bizimkinin ne istedigini anlamaya calisti, anlayinca da kendisinden ilk defa boyle bir sey istendigini soyledi :)

Kopruden sehrin goruntusu guzeldi. Kopru ustu kalabalikti; pek cok insan ve bisikletli gunesli havayi degerlendirmek istemis bizim gibi. Hava gunesli olmasina gunesliydi ama soguktu!

Bezen'le Brooklyn Koprusu Ustunde


Bol bol resim cektigimiz icin kopruyu gecmek yaklasik yarim saat surdu. Sonra Brooklyn tarafinda sahile yuruduk. Kopru, alttan da gayet guzel gorunuyordu.

Brooklyn Koprusu


Sahilde bir rus dugunune rastladik. Nedimeler vs. gelinle damatin etrafinda donuyorlardi. Hava iyice sogudugu icin geriye yurumeye gozumuz kesmedi; Manhattan'a taksiyle donduk :)

Perşembe, Nisan 14, 2005

Film: Osama

Osama 2003 yili yapimi cok etkileyici bir drama. Film, Taliban yonetiminin Afganistan'a kan kusturdugu bir donemde kardesini ic savasta, esini ise Ruslarla savasta kaybetmis, herkes gibi yoksul ve yasam savasi veren bir aile etrafinda kurgulanmis.

Annenin calistigi hastane Taliban tarafindan kapatilinca, ailenin hic bir gecim kaynagi kalmaz. 12 yasindaki kizinin saclarini kesip erkek elbiseleri giydirirler. Cocuk (Osama) calismaya baslar ama Taliban yakalarini birakmaz.

Cocugun hapishanede ip atladigi sahnede, yasanan dramin buyuklugune karsin cocugun masumiyeti ve daha sadece bir cocuk oldugu cok guzel vurgulanmis.

Pazartesi, Nisan 11, 2005

Film: The Final Cut ve Before Sunset

Pazar Sinemamizda bu hafat Bezen'in secimi The Final Cut ve benim Ethan Hawk kolleksiyonundan sectigim Before Sunset filmlerini izledik.

The Final Cut, 2004 yapimi bir gerilim filmi. Eminim Robin Williams'dan daha iyi bir gerilim yuzu secilebilirdi ama o da cok siritmadi. Hollywood'un 'hafiza' takintisi - Memento, Eternal Sunshine of the Spotless mind, The Butterfly Effect, The Forgotton - bu filmde de suruyor. Digerlerini oldugu gibi bunu da severek izledim.

Konusu ilginc. Insanlarin dogmadan vucutlarina yerlestirilen bir cihaz sayesinden dogrumdan itibaren tum hayatlari kendi gozlerinden gordukleri sekliyle kaydediliyor ve olduklerinde bu cihaz cikartilip 'editor'lere veriliyor. Onlar da kesip bicerek 2-3 saatlik genelde herkesin hatirlamak istedigi guzel anilardan olusan bir film olusturuyorlar. Film'de Robin Williams boyle bir editor iste. Ama gerisini anlatip tadini kacirmayalim... Ailece 7/10 verdik.

Before Sunset'te Ethan Hawke 34-35 yaslarinda, 9 yil once birlikte bir gece yasadigi genc bir Fransiz kadin - Julie Delpy - hakkinda yazdigi kitabin tanitimi icin Paris'tedir ve ucaginin kalkmasina kisa bir sure varken unutmadigi kadin cikagelir. Aslinda 2side birbirini unutamamistir ve film boyunca hayati, mutlulugu, aski sorgularlar...

Hareket bekliyorsaniz uzun diyaloglar sikici gelebilir -netekim Bezen hanimi cok acmadi - ama ben gayet eglenceli buldum. Bezen 6/10 verdi, ben 7/10 verdim...

Cumartesi, Nisan 09, 2005

hindistan.net & yahoo domains

Gecenlerde bir e-mail geldi godaddy.com'dan, hindistan.net in suresi doluyormus.... Bir iki sene once yenilikci ve ucuz bir domain kayit sirketi idiler amma ne zaman ki e-mail su bu veriyoruz ama eski uyelere degil, yeni kayit yaptiranlara (Amerika'da sikca rastlanan bir durumdur) cizdim herifleri...

Bugun Yahoo'da bir ilan gozume carpti. Yahoo domains yillik 4.98$'a basic domain kaydi yapiyor. Baktim, makul geldi ve hindistan.net adresini Yahoo'ya tasidim. Oldukca basit bir islem. 20 dk sonra transfer bitti ve forwarding e-mail/web adresleri ayarlari vs. aktif hale geldi. Yahoo'yu takdir ettim, Yahoo Domains' i oneriyorum, deneyin.

Cuma, Nisan 08, 2005

Gozlugumu Kaybettim, Hukumsuzdur!

Gecen hafta gozlugumu kaybettim. Akli basinda adamin gozluk kaybetmesi kolay is degil, ne durumdaydiysam artik... (Yuruyen) Merdivenden dustugum icin biraz kolum bacagim cizilmis ama fazla hasar yok.

Gozlerin 2 side 1.5'a yaklasiyor ama 0.50, 0.75 astimat var. Zaten sene basindan Laserle tedavi olmayi aklima koymustum ama nerde yaptiracagima karar veremiyordum.

Bir kac ay once Dello Russo ile gorustum, LadarVision cihazini kullaniyor. Yaygin olarak kullanilan VisX'in gelistiricilerinden biri. VisX'in surekli upgrade edildigini ve su anda 4. jenerasyon (S4)'un yaygin oldugunu ama yine de LadarVision'in daha iyi oldugu kanaatinde oldugunu soyluyordu.

Uygulamasi VisX'den daha zor ve hasta icin iyilesme sureci bir parca daha uzun ve acili gibi geldi bana. Operasyon sonrasi goze lens takiyor, 1 gun sonra da cikartiyor lensi. DavisVision sigortam oldugu icin 1400$ indirimden sonra 2 goz icin 4100$ talep ediyorlardi.

Morgan Stanley'de calistigim ekipten 2 arkadas gozlerini yaptirmisti. Her ikisi de farkli yerlerden bahsettiler ama daha cok guvendigim William (Ching) Stahl Goz Merkezindeki Alman doktoru (Thierry J Hufnagel) onermisti.

Bugun gittim gorustum. Dello Russo ile gorusmemden aklima takilan sorulari sordum. Mesela, ameliyat sirasinda goz hareket ettiginde Active LadarVision cihazi bunu farkedip yeniden kendini ayarliyor, S4 VisX'de bunu farkediyor ve duruyor ama sonra otomatik kendini ayarlayamiyor...

Bir suru olcumden sonra, benim durumum icin ameliyat sonrasi isiklardan dolayi gece 'hale' olusmasi gibi yaygin problemlerde dahil %99 ihtimalle hic bir sorun olmayacagini soyledi. Gunde ortalama 12 saat bilgisayar basinda gecirdigim icin yine yaygin bir problem olan goz kurulugunun bir problem olmasi endisem var hala...

Velhasil, 'gozum' tuttu. 25 Nisan'da ameliyat olacagim.

Salı, Nisan 05, 2005

Google'a Uydu Destegi

Google Harita servicine uydu resimlerini de ekledi. Posted by Hello

Resimde U seklinde gorunen apartman blogunun arkasinda gorulen yesil saha 1 yildir yok. Demek ki resimler biraz eski :)

Mozilla'da Guvenlik Aciklari

Epey bir suredir, Internet Explorer'in (IE) yanisira FireFox (FF) kullaniyorum. Bookmarklari senkronize etmek sorun oldu. Arasitrdim, AM-DeadLink programini denemeye karar verdim. Guzel de bir program, gerci bir bug kesfettim ama cozumunu de buldum ve yazarina durumu bildirdim.

Dolayisiyla artik daha cok FF, daha az IE kullanir oldum. Gel gor ki bunu yapan bir tek ben degilim. Yazilimin populerligi arttikca, onun aciklarini bulmaya calisanlarin sayisi da artiyor ve gun gecmiyor ki onun da bir acigi bulunmasin.

Daha guvenli oldugu icin FF'e gecenlerde biraz hayal kirikligi goruyorum. Olayin bana gore diger bir bir ilginc yani da Open Source (Acik Kaynak) yazilimin daha guvenli oldugunu savunanlarin (ben henuz karar verebilmis degilim) hakli olup olmadiklarini gorme firsati bulabilecek olmamiz.

IE, uzun suredir piyasada, haliyle son bir kac ayda FF'dan daha az acigi ortaya cikti. Ancak ilginc bir diger durum da Acik Yazilimcilarin FF'a ortalama 23 gunde yama bulmasina karsin bu surenin Microsoft'ta 40 kusur gunu bulmasi.

Bence henuz bir sonuca varmak icin erken ama su haliyle FF, IE'den daha kullanisli. Zaten Microsoft'a kalsa, Netscape'i ortadan kaldirdiklari icin hic mi hic guncelleme girisimleri olmayacakti. Ne zamanki FF 2 ayda pazar payini %4 arttirdi, hemen MS 7.0 uzerine calistiklarini acikladi. Sirf bu yuzden FF kullanmaya devam edecegim...

Son cikan acigi test etmek istiyorsaniz su adrese FF ile bir goz atin. IE

Pazar, Nisan 03, 2005

Film: Stir of Echoes

Gerilim filmlerinden baslamisken bir de Stir of Echoes filmini izleyelim dedik. Kevin Bacon gerilim filmlerine iyi giden bir aktor. Her ne kadar konu klasik Hollywood konusu: oldurulen birinin evdekileri rahatsiz edip kendisini oldurenleri asikar etme derdinde olmasi. Ancak, konunun islenisini begendim, izlenir!

Primal Fear ve Saw

Bugun oturduk bu filmi izledik. Film gerilim filmi imis, o yuzden Richard Gere'yi gorunce biraz sasirdim. IMDB'ye gore 1997 yapimi imis ve 7.4 almis. Velhasil gayet surukleyici gidiyordu ama son 3 dk.ya girince isin suyu cikti.

Artik cok gerilim filmi izledigimizden midir nedir, "bence ..." dememin uzerinde 2 dk gecmeden beklenen son geliverdi. Gerilim filmlerinin sonundaki suprizlere o kadar alismisim ki supriz falan kalmadi. Surekliyici ve izlenebilir bir film ama o benim kistaslarimda gerilim degil.

Ama gecen hafta sonu cok guzel bir gerilim filmi izledik: SAW Netflix'in Top 100 listesinde yer almamasi sasirtici. Belki film yeni DVD'de dagitilmaya basladigindandir, bilemem. Ama edinebiliyorsaniz, kacirmayin.

Pazartesi, Mart 28, 2005

Pazar, Mart 27, 2005

SourTimes - Eksi Sozluk

SourTimes - adil hindistan

Fi tarihinde bir rastladiydim bu sozluge. Gecenlerde arkadaslardan biri yukaridaki linki gondermis. Gittim baktim neymis n'olmus diye. Iyi oldu. Entry'lere cevap vereyim.

1) taaa bitnet zamanından tanıdığım odtü*den bir eleman... şimdi kimbilir nerededir..
(guru, 01.06.2001 00:46 ~ 27.06.2004 21:51)

AH:
ODTU'deyken Eskisehir'deki bitnet kullanan Mainframe tayfasi ile tanismis, epey bir gidip gelmistim oraya (1991-1993 arasi). Bir suru dostluklar kurmustuk. Demir de o zamandan tanistigim bir arkadas. O girmis adimi 3-4 sene once. Sonra buldum tabii cocugu, bir iki e-maillestik Turkiye'deyken.

2.) az once googledan search ettirip sitesini bulmaya kastigim kisi,bu abi bundan iki ya da uc sene once neredeyse tum yabanci rock metal,pop sarkilardan olusan mukemmel arsivini ve animasyon filmlerini sitesinde sergilemis,odtu capinda reyting rekorlari kirmisti.sonradan bi kisi gunde doksan yuz sarki inidiriyo,site kitleniyo kendimi somuruluyo hissediyom diyerek dellenmis,sitede kapanmis gitmisti,sonra birden aklima geldi internette beles mp3 ararken,hazir sozlukte de rastlamisken ismine aramadan googleciga tiklayip yadedip geceyim dedim kendisini.
googledan anladigimiz kadariyla bilgisayarla hasir nesir,uzman hatta.
(the one, 16.07.2004 04:25 ~ 15.08.2004 21:47)

AH:
Evet dogrudur, mp3 katalogumu millete acmis idim. Universite sonrasi cebimiz para gorunce, deli gibi CD almaya basladik. 1997 de idi sanirim. Bizim Consultant Firma'da Iskoc bir eleman vardi, Bob Warrender. Bir gun dedi ki bir program getirdim Ingiltere'den (tabii yaw internet mi var Arabistan'da?) CDlerimi MP2'e cevirecem. Sonra ben de bulastim. Bir CD'yi MP3e cevirme o zamanki bilgisayarlarin hizi ile saatlerce suruyordu. Bir kac ay surdu ama birikmis bir kac yuz CDmi MP3e cevirdim.

TR'ye dondugumde sirkette bir server kurup, bu MP3leri paylasima actim. 2 Mbit LL aksam bos kalacagina ODTU'den arkadaslar indiriversin dediydim. Velhasil, laf yayilmis! Tee Hollanda'dan, Avustralya'dan, Irlanda'dan hizli hatlarla millet somuruyor hatti. IIS'in bin bir turlu numarasi ile ayni anda en fazla 2 download kisitlamasi getirdim ama bir iki ay sonra baktim milletin dinledigi yok. Bizim IIS'de vir vir etmeye basladi derken kapattim...

3)(bkz: kivilcim hindistan)
(robin, 16.07.2004 04:45)

AH:
Turkiye'de 'soyadiniz nereden geliyor' sorusundan sonra en bolca duymaya basladigim soru "Kivilcim Hindistan'i tanir misiniz?" idi. Tanimiyordum velhasil linkini koymuslar cocugun sitesine gittim baktim. Iyi, gusel efendi bir cocukmus. Bizim soyadimiz da oole her yerde insanin karsisina cikan cinsten olmadigina gore herhalde bir yerlerde akrabayizdir...

4) babylon'da ingilizce-turkce sozluklerden birini hazırlamıstır aynı zamanda.
(civilmechanic, 16.07.2004 09:52)

AH:
Babylon'daki Turkce'den Ingilizce'ye ve Ingilizce'den Turkce'ye Sozlukleri oraya ben koydum dogrudur. Ingilizce'den Turkce'ye sozlugu hala aklima estikce guncellerim. Bir cesit Robin Hood'luk iste. Millet faydalansin istedim. Gerci Babylon programi uzun sure once parali oldu. Beles verseler de millet faydalansa n'olur yani diye hayiflaniyorum arada bir ama n'apcan, onlar da ekmek yiyecek...

5) basketbolla da iliskili bi insan..hatta komik bi anısını izlemiş bulunmuştum uzaklardan...ismet badem le tbhl arasında gecen bir surtusme esnasında, ismet badem bu beyin attığı maili ciddiye almamış hatta yanlıs hatirlamiyorsam gaztesinde "bi dolu internetci coluk cocuk takma isimler alıp bana laf ediyorlar bikbikbik" demisti, daha sonra adil hindistan ın gerçek bir isim oldugunu anlayınca bi saçmalamış dağıllmış özür mü dilemişti neydi..ah eski günler...

bi de güner ümit vardı yokoldu gitti peeeeh..
(mithrandir, 25.10.2004 01:13)

AH:
Ismet Badem'le oyle bir kapistik, dogrudur. Bilkent'teki Basketbol listesi arsivlerinde hala durur o yazilar (tabii bende de)...

Olayin ozu su: Gene bir gun basket maci izliyorum, Ismet Badem yari Turkce yari Ingilizce bir seyler soyluyor televizyonda. Benim bildigim Ismet Badem Ingilizce bilmez, e o zaman niye 'adam adama savunma' yerine 'man-to-man savunma' der ki diyip oturdum efendice bir mail yazdim. Turkce'sini kullansaniz daha iyi olmaz mi felan gibilerinden.

Ismet Badem dellendi. Agzi bozuk bir cevap yazdi. Meger, ismimi takma isim sanmis ve 'dusman' belledigi her kimlerse onlarin yazdigini sanmis. Zaten Internet uzerinden elestiri yapanlara acaip bir kil, vermis veristirmis iste. Hatta Interpol'de tanidiklari varmis, gitmis adimi ordan aratmis (eh, yani). Bir iki e-mail daha gitti geldi, olay listeye tasindi, sonra verdi telefonunu ara beni dedi. Aradim konustuk, yanlis anlama icin ozur diledi vs. vs.

Velhasil, budur!

Adil Hindistan - 03/27/2005

Cuma, Mart 25, 2005

Kumdan Sanat

Kumdan sanat mi olurmus demeyin, oluyormus iste: http://extra.waag.org/users/aske/moviez/sicaf_sand.wmv

Hoperlerin sesini aciverin birascik.

Adil Hindistan - 03/25/2005

Salı, Mart 22, 2005

Tokyo / Hong Kong Gezisi

Gezi notlarini http://sc0ri0n.blogspot.com adresinde bulabilirsiniz...

Adil Hindistan - 03/22/2005

Tokyo Resimleri (1-7 Mart 2005)

Ofiste Daisuke ile... - Roppongi

Yoshinoya'da oglen yemegi - Akihabara

Turk Donerciler - Shibuya

Aksam ustu - Shinjuku Posted by Hello

Pazar, Mart 20, 2005

Sadece Turkce

Bu adresteki ilk yazim Ingilizce idi, sonra Ingilizce / Turkce karisik gitmeye basladim. Velhasil, okumasi zor oluyor diye Ingilizce yazilarimi http://sc0ri0n.blogspot.com adresine asmaya Turkce'lere ise burda devam etme karari aldim. Vatana millete hayirli ugurlu olsun. Teknoloji ile yazilarin cogu diger adreste olacak...

Not: sc0ri0n (daki "0" lar sifir ile yazilmistir. Niye diye sormayin simdi hikayesi uzun).